3 Ekim 2009 Cumartesi

IRKÇILIK, AYRIMCILIK KİMLERİN İŞİDİR?

Son yıllarda bir “ayrımcılık” sözüdür aldı gidiyor. Türkiye’ye, dolayısıyla Cumhuriyet’e en önemli suçlama da bu noktada geliyor. Cumhuriyet’in kuruluşu sırasında bazı etnik kökenlilerin dışlandığı savı öne sürülüyor. Ayrıca bu savları desteklemek amacıyla Cumhuriyet öncesi dönemlerdeki birtakım olaylar da örnek olarak gösteriliyor. Böylece de “ayrımcılığa” tarihsel kökler de bulunmuş oluyor.

Gerçekten Cumhuriyet’in kuruluşunda ve sonrasında ırkçılık, ayrımcılık yapılmış mıdır? Bu topraklarda, söylendiği gibi, ırkçılığın tarihsel kökleri var mıdır? Bu soruları yanıtlamak için biraz eskilere gitmek gerekir. Anadolu’nun tarihine baktığımızda etnik ayrımcılıklar değil, etnik kaynaşma ve birliktelikler göze çarpar. Tarihin bilinen en eski zamanlarından beri Anadolu, birçok uygarlığın, kültürün, topluluğun yaşadığı, geliştiği, dünyaya ışık tuttuğu önemli bir coğrafya olmuştur. Farklılıklara saygı göstermek, bu toprakların en belirgin karakteridir. Her uygarlık, kendinden önceki uygarlıklara ait tarihsel kalıtı yaşatmış, sahiplenmiştir. Bu nedenledir ki ülkemizin her köşesinde tarih öncesinden başlayarak türlü uygarlığa ait tarihsel, kültürel yapıtlara rastlamaktayız.

Türklerin Anadolu’ya yerleşmelerinden itibaren farklı kültürlerin, ırkların, inançların birlikte yaşaması; çatışmacılığın yerine uzlaşmacılığın gelmesi açısından önemlidir. Anadolu Selçuklularıyla birlikte gelişen ticari etkinlikler, bu uzlaşma kültürünün belirgin örneğidir. Çünkü ticaretin yapılması için istikrar şarttır. Hoşgörünün, farklı kültür ve inançlara saygının, güvenliğin olmadığı yerlerde ticaret yapılamaz. Tacir, kendini güvende hissetmelidir, yoksa ticaret yapmaz.

1492’de İspanyol engizisyonundan kaçan Yahudileri Osmanlı Devleti’nin kabul etmesi, ırkçı bakış açılarını yok etmektedir. Cumhuriyet döneminde Nazilerden kaçan çeşitli etnik ve dinsel kökenden Alman yurttaşlarının kabulü ırkçı bir anlayışın yapabileceği bir davranış değildir. Yine Cumhuriyet dönemi boyunca birçok ülkeden farklı etnik kökenlerden insanların baskılardan kaçarak ülkemize sığınması ve ulusumuzun bu konuklarına kucak açması önemlidir.

Avrupa’da ve Avrupa’nın kültürel ardılı Amerika’da ırk ve sınıf ayrımcılığı hep kalın çizgilerle olmuştur. Tarihsel süreç içinde bakıldığında milyonlarca insanın yaşamını bu yüzden kaybettiğini görürüz. Avrupa’da cüzamlıların dışlanması, hatta yakılması ayrımcılığın ne boyutta olduğunu göstermektedir. Yine Katoliklerin, Protestanlara uyguladıkları kıyım Avrupa kıtasının kara lekesidir. Bu da farklı inançlara tahammülsüzlüğün göstergesidir. Haçlı seferleri sırasında İstanbul’un (O dönemde Bizans’ın başkentiydi.) yağmalanması, farklı mezheplerdeki Ortadoğu Hıristiyanlarına baskılar, ırkçılığın ve dinsel şovenizmin kanıtıdır.

Sınıfsal ayrımcılığa gelince: Siz, Avrupa’nın geçmişinde efendiyle uşağın, marabanın aynı sofrada oturup yemek yediğini, aynı sosyal ortamlarda bulunduğunu hiç duydunuz mu? Ya da farklı sınıflardan evliliklerin ne kadar kötü karşılandığını biliyor musunuz? Oysa Anadolu’da efendiyle marabanın aynı sofrayı paylaştığını gören Avrupalı gezginler, şaşkınlıklarını gizleyememişlerdir. Hatta bir bey, yanında çalışanın kendi çocuklarıyla evlilik yapmasını yanlış bulmamıştır.

Daha düne kadar ABD’de zencilerle beyazların aynı ortamlarda bulunması bile söz konusu değildi. Zencilerle beyazların evlilik yapması düşünülmeyecek bir durumdu. Amerikan toplumu yıllarca kaynaşmadan, birlikte olmadan varlığını sürdürmüştür. Bu da Amerika’yı kuran Avrupalılardaki ırkçı genlerin ne kadar belirgin olduğunun göstergesidir. Oysa Ege yöresine Osmanlı döneminde yerleşen Afrika kökenli yurttaşlarımızın, evlilikler yoluyla bölge insanıyla kaynaşmaları takdir edilecek bir durumdur.

Irkçılık suçlamasının en çok yöneldiği Kürtlerle Türkler arasındaki evlilik ve kültürel, sosyal alış veriş toplumsal bütünleşmenin güzel bir örneğidir. Siyasal, toplumsal, ekonomik alanların her kademesinde Kürtlerin Türkler kadar yer alması, ayrımcılık suçlamalarını çürütmektedir. Sorun ırksal, inançsal köklerde değil; feodalizmin tasfiye edilememesindedir. Ayrıca geçmişe baktığımızda gayrimüslimlerle, Müslümanlar arasındaki toplumsal ilişkilerin ayrışma, çatışma temelinde olmadığını ve toplumsal birlikteliğin öne çıktığını görmekteyiz.

Batı tarihi, soykırımların tarihidir. İspanyolların Müslüman ve Yahudilere karşı etnik temizliği unutulmamıştır. Fransa’nın; dili, dini ve rengi ayrı olduğu için katlettiği bir milyonu aşkın Cezayirlinin acısı hala yürekleri yakmaktadır. Nazilerin Alman olmayanlara uyguladıkları soykırım ise insanlık ayıbı olarak tarihe geçmiştir. İskandinav yarımadasında Eskimolara uygulanan bilinçli soykırım hareketi ise kuzey Avrupa’nın büyük bir utancıdır. Amerika kıtasında Kızılderililere karşı uygulanan yok etme savaşı ise Avrupa barbarlığının ulaştığı önemi bir zirvedir. Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.

Irkçılığın, faşizmin, ayrımcılığın kaynağı olan ve her şeyi paradan ibaret gören batılı emperyalistler, kendi genlerindeki ırkçılık, ayrımcılık mikrobunu insanlığın binlerce yıldır vatanı olan Anadolu topraklarına bulaştırmak istiyorlar. Şu bilinmelidir ki onların ırkçılık mikrobuna karşı bizim insanlık aşımız vardır. Bizim insanlığımız onların bu topraklara ekmeye çalıştığı ırkçı tohumlara yeşerme fırsatı vermeyecektir. Yunus’un, Mevlana’nın, Yesevi’nin, Hacı Bek taş’ın torunları ve Mustafa Kemal’in ulusu bu tuzaklara düşmeyecektir.



Adil Hacıömeroğlu
3 Ekim 2009

5 yorum:

  1. Mozaik bir insan toluluğunun uzun yıllar boyu bu vatan içinde kardeşçe yaşamış ve vatan savunmasında sırt sırta vuruşmuş bu toplumu asla bölemiyeceklerdir...

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Hocam, tarih birikiminizle fikir yarıştırabilmek olası değil. Sadece saygıyla eğilirim birikiminizin önünde. Günümüze gelirsek. Direk söylemek gerekirse malesef emperyal güçler kendi benliklerindeki bu ırkçı zehri kürt toplumunun kanına enjekte etmeyi başardılar. Bu zehrin etkisiyle de bu toplum üç deört neslini feda etmiş durumda. Üç dört nesil demek de bizim mozaik olarak nereden baksanız bir elli sene geriye gitmemiz demektir. Şimdi artık bu zehir ne tankla topla temizlenebilir, ne de sevgi saygıyla. Artık öyle bir panzehir lazım ki bize adeta üretimi imkansız. Nasıl temizlenebilir bu zehir sorusuna benim aklıma gelen bir imkansız var. Toplumun tüm katmanlarına refahın yayılabilmesi. Gelir dağılımının düzeltilebilmesi.Bunu sadece o bölgeyle sınırlı tutarsanız toplumun diğer katmanları bu sefer rahatsızlık duymaya başlar. Topyekün bir düzelme şart. Ama bu da malum bu kapital sistemde ve de bu yönetimlerle olacak şey değil. Dedim ya imkansız diye...
    Saygılar
    Adnan Yiğiter

    YanıtlaSil
  3. sevgili hocam. Bu güzel yazınız için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  4. Aydın CiVCİK2 Mayıs 2013 23:35

    Adil bey yüreğinize kaleminize sağlık. Anadolu birçok uyğarlıkların karışıp harman olduğu ,insanlarınında bu kaynaşmayı kabullenip birlikte yaşamayı seçtikleri ülkedir ,vatandır.
    Ne yazzık ki son yıllarda iktidar partisi bundan çok rahatsız olmuş ki ikide bir ,insanların etnik kökenlerini,orjinlerini gündemde tutmaya çalışmaktadır.
    Hele şu günlerde bunu gündeme getirmek , ayrışmayı körüklemek kime hizmettir bilirmisiniz, EMPERYALİSTLERE !İnsan sosyal bir varlıktır ,birlikte dayanışma ,yardımlaşma ,paylaşma ile daha mutlu olmakta olandır.

    YanıtlaSil
  5. HOLLANDALI bir bayanlaFethiyede tanış oldum kızımın arkadaşıydı.Bana TÜRKLERİN KÜRTLERİ asimile ettiğinden dem vurdu.bende biraz TÜRKÇE biraaz İNGİLİZCE bilgimle dedim ki:Sizin Hollandada DAŞA DİL GRUBU VAR PEKİ ÜLKENİZİN FRİZİEN bölgesindeki o sığırlarıyla ünlü EAST FRİZ toplumsallığının frizce yerel dilini korudunuzmu ki oralar da DUÇHE dili kullanır oldular madem bukadar antik soylarla ilgileniyorsunuz FRİZCEYE ve FRİZİENLERE ÖZGÜRLÜK diye niye bağırmıyorssunuz deyince kıpkırmızı oldu o sarı suratı ve saçları dedi ki AVRUPALILAR DAHİ BİLMEZ O FRİZİENLERİ siz nerden biliyorsunuz dedi şaşakaldı?Evet AVRUPALI EMPERYALİZMİN ANASI VE MAŞASIDIR AMA ÖZGÜRLÜKLERİN DE ZENGİNLİKLERİN HATTA İYİ YAŞAMIN DİKALASIDIR AMA ORYANTALİZMİN TAKINTISINDA BİZİ HEP HASTA OLARAK GÖRMÜŞLERDLR AMA BİLMEZLER Kİ AYAKLARINDA AVRUPA MODASI OLAN O PANTOLONU DA TÜRKLERDEN ALMIŞLARDIR??????????????YÖRÜK MEMED

    YanıtlaSil