11 Şubat 2009 Çarşamba

ÖZAL, UNAKITAN VE SEZER

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın rahatsızlanması kamuoyunu epeyce meşgul etti. Günlerce hastaneye niçin yatırıldığı, hastalığının ne olduğu konusunda türlü haberler yayımlandı. Sonunda taburcu olan Unakıtan'ın kalp rahatsızlığı olduğu kesinleşti. Ardından da tedavi amacıyla ABD'ye gitti Sayın Bakan.

Unakıtan'a acil şifalar diliyorum. İyileşmesi en büyük dileğimdir. Hastalığının niteliğiyle ilgili değilim. Beni ilgilendiren Unakıtan'ın, tedavisi ülkemizde başarıyla yapılabilecek bir sağlık sorunu için yurtdışına gitmesidir. Eğer yurdumuzda sağlık konusunda görülen eksiklikler varsa bundan, altı yıldır iktidar olan hükümet sorumludur. Unakıtan da bu hükümetin Maliye Bakanı'dır. Yani para musluğunun başındaki kişidir. Son yıllarda tüm devlet kurumları kan kaybediyor. Kadrolaşmayla yılların deneyimli, uzman kadroları harcanıyor. Devletteki geleneksel süreklilik, yeteneğe ve bilgiye önem verme anlayışı terk ediliyor. Bizden olsun, ne olursa olsun anlayışı egemen AKP'de. Bu anlayışın sonucunda kurumsal çöküş yaşanıyor. Ayrıca devlet kurumlarını arpalık görme tavrı da bir yağma düzenini oluşturuyor. Yağmalanan ve kadrolaşan devlet güvenilirliğini yitiriyor.

Sağlık kurumları insan yaşamı için vazgeçilmezdir. Bu nedenle bilgili ve yetenekli kadroları işbaşına getirmek kamu yararınadır. Şimdi insanın aklına şu geliyor: Bakan Bey'in bir bildiği mi var? Kabine arkadaşı Sağlık Bakanı'nın atadığı bürokratlara ve "çok sevdiği" YÖK Başkanının göreve getirdiği rektörlere güvenmiyor mu Sayın Bakan? Güvenmiyorsa çok ayıp olur dava arkadaşlarına. Yine Sayın Bakan, ticari(!) üstün zekasıyla(?) idare ettiği bütçeyi nasıl kullandığını en iyi bilendir. Son yıllarda sağlık çalışanlarının ücretlerinin, çalışma koşullarının ne kadar kötüleştiğinin farkındadır. Yine sağlık sektörünün gereksinimi olan ödeneklerin yeterli olup olmadığını da en iyi Unakıtan bilir. Hastanelerin araç, gereç ve teknolojik donanımlarına gerekli paranın verilip verilmediğni de en iyi Maliye Bakanı bilir. Yüz yılın alınteriyle ve Cumhuriyet'in büyük özverisiyle kurulup geliştirilen kurumları "Babalar gibi satacağım" diyerek özelleştirmeyi savunan değil miydi kendisi? Ne yazık ki, bu yoksul halkın dişiyle tırnağıyla oluşturduğu kuruluşlar haraç mezat satılmıştır. Evet, satılmıştır hem de kimlere?.. Sağlık setöründeki olağanüstü özelliştirmenin; sağlık kurumlarının nasıl çökertilmekte olduğunu, özelleştirme sonucunda yağma düzeninden kimlerin pay aldığını herkes merak ediyor.Acaba hükümet üyelerinden kaçının yakını, mantar gibi kurulup yaygınlaşan özel hastanelerin ortağıdır? "Onlar aç kalacak değiller ya!"

Özal da kalp ameliyatı için ABD'ye gitmişti. Unakıtan da gitti. Ortak özellikleri muhafazakar olmaları. Bir de ikisi de özelleştirme bayraktarı. Az daha unutacaktım, ikisinin de çocukları ticareti çok seviyorlar. Devlet geleneklerini "ti" ye alma konusunda ikisi de maharetli. Peki bu anlayış, devlet kurumlarına güvenmeme anlayışı, hangi sonuçlara yol açar? Birileri, bir gün çıkar ve derse ki: "Ben de maliyeye güvenmiyorum, vergimi ödemek istemiyorum." o zaman ne olacak? Bu istekler böyle sürüp giderse...

Onuncu Cumhurbaşkanımız, Sayın A.Necdet Sezer de kalp ameliyatı oldu. Nerede biliyor musunuz? Ankara'da, Hacettepe Tıp Fakültesi Hastanesi'nde. Kime? Tabi ki Türk doktorlarına. Tanrı uzun ömür versin, sağlığı da yerinde. Neden Sayın A.Necdet Sezer Amerika'ya gimedi? Çünkü O, Atatürkçü, yurt sevgisinin ne olduğunu bilen, bu toprağa ve bu toprağın yetiştirdiği değerlere sahip çıkan birisi. Mütevazı bir kişiliği var, makamını üstünlük vesilesi olarak görmedi. Devletin bir kuruşunu harcarken bin kez düşündü. Kimi zaman markette kuyrukta, kimi zaman da kırmızı ışıkta makam aracıyla beklerken gördük onu. Özelleştirmeci değildi, özelleştirmelere de şiddetle karşıydı. Çocukları da baba torpilini kullanmadıkları için acından ölmediler. Çalıştılar herkes gibi.

Başta Unakıtan şunu bilmelidir ki, tüm olumsuzluklara rağmen devlet kurumlarımız dimdik ayaktadır. Yalnızca biraz hasara uğradılar o kadar. Çökertmek kolay değil. Çünkü kökler derinde ve sağlam. Bugün sağlıkta dünyayla yarışacak hekimlerimiz var. Adlarını tek tek saymayacağım. Kalp damar cerrahisinde uluslararası üne sahip birçok hekimimiz var ülkemizde. Hem de birçok ilimizde. Ülkemizin insanına güvenmeliyiz. Güvenmemek, kendimize güvensizlktir. Çünkü biz de bu toprağın insanıyız. Eğer birileri kendilerini başka yerlere ait görüyorlarsa o başka, tercih onların.

Büyük Atatürk: "Beni Türk hekimlerine emanet edin." dememiş miydi? O zaman ne değişti ükemizde? Ya da kimler. neleri değiştirmek istiyor?

Adil Hacıömeroğlu
11.02.2009

5 yorum:

  1. Cemaatçi adam başka cemaatin adamını sevmiyor, din kardeşine ağız dolusu hakaret ediyor. bu cemaatçi tipler şimdi atatürk'ün aydın doktorlarını mı sevsin de onlara gitsin.özalın ve bu şahsın olayı sonradan görmelikten başka bir şey değil. Ahmet Necdet Sezer ise sahici bir devlet adamı devletçi,halkçı ve geçmişi unutmayan cumhuriyet sevdalısı.ne diyelim insanlarımız dini bütün görünen herkesi dürüst ve onurlu sanmayı çok iyi başarıyor. işin ucunda ATATÜRK sevgisi olsa dinini ibadetini ve mezhebini hiçe sayıp hakaret etmeyi de doğruluk sayıyorlar. Bu zihniyeti başa geçirenler Hz. Muhammed (SAV) in sünnetine bana göre tabi değiller. O' esirinin elini bağlatmamış ve esiriyle sahabelerinin ekmeğini bölüşmesini istemiştir. Oysa bu tipler kendinden olmayana elinden gelse necim yaşatacaklar.
    Saygılarımla Deniz OTLU

    YanıtlaSil
  2. Tam bam teline dokundurmuşsunuz..
    Güncel konularla ilgili yazımlarınız fevkalade..
    Kutlarım kaleminizi ve büyük yüreğinizi...
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  3. hani bir laf var ya deli deliden imam ölüden hoşlanır diye işte bunlar da sevdikleri amerikaya gidiyorlar .ayrıca kendi acizliklerinden tıp alanında da hiç bir ilerleme sağlamadılar..bilime destek verilmedi..araştırmaya destek yok..ünlü doktorlarımız hep yurt dışında..neden acaba?

    YanıtlaSil
  4. Madem yurt dışına gideceklerdi ozaman Emine Erdoğan niçin Antalya'da özel bir kalp hastahanesinin sahibi oldu? Bunu sormak lazım kendilerinin Türk hekimlerine güveni yok ama aldıkları hastahanelerde TÜRK HEKİMLERİ ÇALIŞIYOR.
    Bunlarınki bence ülkeye zarar vermek.Görmemişin bir oğlu olmuş misali.

    YanıtlaSil
  5. Günümüzde , en gelişmiş tedavi cihazları aynı anda ülkemizde de bulunuyor ve dünya çapında hekimlerimiz de var. hemen hiç bir tedavi için yurt dışına çıkmak gerekmiyor. Tersine, yurt dışından hastalar geliyor...Kaleminize sağlık , teşekkür ederim..

    YanıtlaSil