21 Haziran 2010 Pazartesi

SICAK BİR YAZ

19 Haziran gece yarısı, Hakkâri’nin Şemdinli ilçesine on beş kilometre uzaklıktaki Günyazı Köyü'nün Tanyolu Mezrası Mezargediği Bölgesi'nde bulunan Tekeli Jandarma Sınır Taburuna bağlı sınır bölüğünün üs bölgesi, PKK'lı teröristlerin saldırısına uğradı. Ne yazık ki askerlerimizden sekizi şehit oldu, on dördü de yaralandı. Ayrıca kaçan teröristlerin peşine düşen askerlerimizden iki şehit, iki de yaralımız var. Şehitlerimize Tanrı’dan rahmet, yaralılarımıza acil şifa diliyorum.

“Açılım” denilen ne olduğunu kimsenin bilmediği, yalnızca terör örgütünün iyi anladığı bir AKP mucizesinden sonra terör olayları tırmanmaya başladı. Hükümet, Türkiye’nin yaşamsal bir konusunu TBMM’de görüşmek yerine popçu ve topçularla konuştu. Muhalefet partileri ve kamuoyu günlerce bekledi, “Kürt Açılımı” paketinden ne çıkacak diye. Çıka çıka Habur rezaleti çıktı. Habur’da kahramanlar gibi karşılanan PKK’lı teröristler, günlerce otobüslerle gezdirilip mitinglerde endam ettirildiler. Böylesi bir tutumla birçok Kürt gencinin terör örgütüne sempati ile yaklaşmasına zemin hazırlandı. Çünkü Habur’dan gelen teröristlere muzaffer bir kimlik kazandıran, bizzat hükümet yetkilileriydi. Ayrıca PKK’nın meclisteki sözcülerinin her fırsatta devleti tehdit etmesine, demokrasi adı altında yaklaşan açılımcılar değil miydi? Dünyanın neresinde hapiste bulunan bir terör örgütü lideri, avukatları aracılığıyla örgütünü yönetir. Bölücübaşı, tarih vererek eylemlerin, saldırıların artacağını söylüyor ve dedikleri de oluyor. Böyle bir durumda Adalet Bakanı’mız ne yapıyor acaba?

Başbakanın “açılım” tartışmaları sürecinde, eleştirenleri sürekli suçlayıcı bir tavır içinde olması ise anlaşılır gibi değildi. Lisede okurken münazara birinciliği alan RTE, o dönemden kalan alışkanlığından olacak siyasal muarızlarıyla tartışmasından galip gelme duygusuyla her türlü yolu deniyor. Bunun başında da duygu sömürüsü geliyor. “Analar ağlamasın.” Sözünü diline doladı açılım sürecinde. Kim ister ki anaların ağlamasını? Ancak aylardır verdiğimiz şehitlerimizin anaları ağlıyor. Bu analarımızın feryatlarını, ağıtlarını işitmeye, üzüntülerinin derinliğini görmeye cesaretleri var mı AKP’li yöneticilerin. Bir annenin, yirmi yaşını henüz devirmiş aslan gibi gencecik bir evladını toprağa vermesinin ne demek olduğunu bilir mi bu beyler?

Son saldırılardan anlaşılacağı üzere terör örgütü, eylemlerini ülkemizin her yerine yaymak istiyor. Amacı halkı canından bezdirerek korku ve yılgınlık psikolojisi yaratmak. Bu yaz bölücü terörün eylemleriyle geçecek gibi. Ulus olarak sıcak bir yaza hazır olmalıyız.

PKK’lı teröristlere “kahramanlık” payesi verenler, gerçek kahramanlara karşı nasıl davranıyorlar? Deniz kuvvetlerinin kuzey ve güney deniz saha komutanları, darbeci diye mahkemelerde süründürülürken terör, İskenderun’da yedi denizcimizi bizden alıp götürüyor. Terörle mücadele eden 3.Ordu komutanına akıl almaz suçlamalarda bulunarak hapse atmak istiyorlar. Emekli ordu komutanları, değişik görevlerde bulunmuş ordu mensupları, özellikle de teröre karşı mücadelede kahramanlaşmış subaylar darbeci diye hapislere atılıyor. Adeta bölücü teröre karşı mücadele edenler cezalandırılırken, terör örgütü mensupları ödüllendiriliyor. Gün geçmiyor ki TSK mensuplarıyla ilgili bir eleştiri, tutuklama, saldırı olmasın. Maalesef ülkemizdeki birtakım siyasal odaklar TSK’yı düşman olarak görüyorlar. 1923’ün rövanşını alma istekleri, onları kendi ulusuna zarar verme noktasına getiriyor. Çünkü ideolojik saplantıları kulaklarını sağır, gözlerini kör, beyinlerini düşünmez yapmış; yüreklerini ise taşlaştırmıştır.

Hükümet kanadının ilk açıklaması TBMM başkanı M. Ali Şahin’den geldi. “Bugün verdiğimiz sekiz şehidimizle ilgili Genelkurmay’dan tatmin edici bir açıklama bekliyorum.” diyor. Açıklama ilginçtir ve suçluları koruma izlenimi vardır. Kendi hükümet sorumluluklarını unutarak TSK’yı işaret etmek anlaşılır gibi değil. Sanki Türkiye’yi başkaları yönetiyor.

TSK’ya yönelik psikolojik savaş sona erdirilmelidir. Komutanları tutuklanan bir ordu savaşma isteğini yitirir. Geçmişte teröre karşı kahramanca savaşmış komutanların tutuklanması ve görevleri nedeniyle suçlanmaları ise teröristlere cesaret verirken ordu mensuplarının görev şevkini kırar.

Şimdi birçoğumuzun anlamadığı bir şey var. Aktütün, Dağlıca, Tekeli… Bu üç saldırı da çok kalabalık terörist gruplarca yapılıyor. Gece vakti bu kişiler, silah ve teçhizatlarıyla yürüyerek gelip karakolları basıyorlar, sonra da ayrılıp gidiyorlar (Gerçi son saldırıda on iki terörist öldürüldü.) Bu iş, geniş kapsamlı teknik ve lojistik destek olmadan olamaz. Terör örgütünün böyle bir olanağının bulunduğunu da sanmıyorum. Bu baskınlar, uluslararası bir operasyon mudur yoksa? Sakın ola, Irak’ın kuzeyindeki yeni küresel komşumuz ve müttefikimizin bu işlerde bir parmağı olmasın! Bu saldırıların uluslararası boyutları araştırılmalı, gerçekler kamuoyuyla paylaşılmalı ki Türk Ulusu, dostunu düşmanını tanısın.

Bölücü terör konusunda basın yayın organlarımız da duyarlı v sorumlu davranmalıdır. Bazı basın yayın organları ve mensuplarının gerek iktidara yaranma gerekse “demokrasicilik” modasına uyarak ulusumuzun değerlerini yıpratıcı, aşındırıcı, yok edici yayınları ülkemize ve demokrasimize zarar vermektedir. Bazı basın yayın organları ise bu işi planlı ve bilinçli olarak yapmaktadırlar. Bu yayınlar öylesi bir hal aldı ki akılla, mantıkla izahları olanaksızdır. Karakol baskınlarının bizzat TSK tarafından yapıldığını yazıp söyleyen densizlere bile rastladık. Şu iyi bilinmelidir ki Türkiye olmazsa Türk basını da olmaz.

Hükümetin son aylarda izlediği yanlış dış politika da terör saldırılarının bir başka nedenidir. Hamas ve benzeri örgütleri muhatap alarak İran’ın molla rejiminin avukatlığına soyunan RTE, ülkemizi uluslararası arenada yalnızlaştırmıştır. İsrail’le ilişkilerin gerilmesi, İran konusunda ABD ile ters düşülmesi, Türkiye’nin teröre karşı elini zayıflatmıştır. Gazze uğruna Mehmetçiklerimizi feda etmenin anlamı ve mantığı yoktur. RTE ve arkadaşları şunu iyi bilmelilerdir ki, iktidara geldikleri 2002’den bu yana Gazze’de ölen Filistinliden çok, teröre karşı mücadelede şehit olan Mehmetçiğimiz var. Başkalarının yangınını söndürmek için beyhude ve hamasi çabalar göstereceğinize, önce kendi evinizdeki yangını söndürün.

Mavi Marmara gemisi baskını sonrası efelenip kükreyen RTE, yazımızın yazıldığı akşam saatlerine kadar sesini çıkarmadı. Gazze’ye yardım konvoyu baskınında ta Şili’den kalkıp gelen RTE, İstanbul’da FİFA icra komitesi üyesini kabul ediyor. Acaba bu görüşmede terör mü konuşuldu? Her şeyi oya tahvil etmeye ve gündemi değiştirme konusunda maharetli olan iktidar partisi ve RTE, bakalım bu kanlı oyundan ne sonuç çıkaracak?

Yağma, soygun ve ortaçağ düzenini sürdürmek isteyenler; kişisel çıkarları uğruna popülizm yaparak uluslararası bir komplonun yardımcı oyuncusu olarak rollerini çok kötü oynuyorlar. Türk Ulusu böyle yönetilmeyi hiç, ama hiç hak etmiyor.

Adil Hacıömeroğlu
19 Haziran 2010

5 yorum:

  1. ABD.+İSRAİL+RTE.+ MİZANSEL BİRER OYUNUN PARÇASI ..
    TERÖR SALDIRILARI ABD.+ İSRAİL + PKK+
    İŞBİRLİĞİNİN SONUCU
    ORTADOĞU PROŞESİNİN EŞ BAŞKANI RECEP BEY EKSEN KAYMASI İLE YÖNÜNÜ DOĞUYA DÖNEREK ÜLKEYİ İÇ CATIŞMAYA GÖTÜRÜREK PARÇALANMASINA İSRAİL İLE DANIŞIKLI DÖVÜŞLÜ SAVAŞ TANTANLARI ÇALDIRMASI ABD.BİÇİLMİŞ ELÇİSİ MUHTAR BİLE OLAMAZSIN DİYENLERİ NE KADAR HAKLI ÇIKARIYOR..VERİLMİŞ ROLÜ OYNUYOR..UYUYORMUŞ GİBİ YAPMA EY HALKIM..

    YanıtlaSil
  2. Onlar askerimize kelle gözüyle baktıklarını zaten açıkça söylemişledi,şaşılacak birşey yok bence,sadece laf salatası yapıyorlar. Onlar haritada Filistinin yerini bilmezlerken bizlerde filistine özgürlük mücadelesi veriyorduk. Onlar için ise sebepleri malumdan dolayı gazze önemlidir....

    YanıtlaSil
  3. Ağzınıza sağlık. Artık bazı konuları o kadar tekrarlıyoruz ki, hiçbir gelişme olmamasından elimizde bir başka seçenek bulunmamasından ötürü sanki bir kısırdöngüde debeleniyor gibiyiz.

    YanıtlaSil
  4. Terörist başına adeta bir karargah kurup , oradan talimatlar vermesine izin vermek , terörü kontrolü altında tuttuğu artık herkesçe bilinen abd ile bilhassa yaşanan son olaylar sonucunda hala istihbarat paylaşımı yapmak , kuzey Iraktan bilgi beklemek ,ab nin verdiği destek , uzun yıllarını bu mücadeleyle geçirmiş deneyimli komutanları içeride tutmak ve bu suretle askerin moral değerlerini zayıf düşürmek terörün neden arttığı hakkında haklı kuşkularımıza sebep oluyor. Güvenilmez bilgi desteğine hiç ihtiyacımız yok , bizim teşkilatlarımız bize yeter . Terörist başının elindeki haberleşme olanaklarına öncelikle son verilmeli dışarıyla her türlü irtibatına son verilmelidir .
    Önemli tesbitleriniz için çok teşekkür ederim .

    YanıtlaSil
  5. Hocam Ülkemiz üzerinde oynanan emperyalist güclerın oyunlarına gelıyoruz bizler gecmışımızı vede gelecegımızı asla unutmuyacagız ama dıyorsunuzkı hıç bır köse yazarı vede hıç bır medya organı amasya genelgesınden sözetmıyorlar sizin gibi vatanını mılletını seven yurtaşlar varken bızler hiç birseyı unutmayız Saygılar ...

    YanıtlaSil