25 Temmuz 2010 Pazar

ŞEHİTLERE SAYGI

Çocukluğumun anımsayabildiğim ilk anılarından biriyle sözlerime başlamak istiyorum. Çocukluğum, geniş ve kalabalık bir ailede geçti. Amcam, eve ilk kez radyo almıştı. Büyükler haberlerin, gençler ve çocuklar ise müzik programlarının müptelasıydı. Tabi bu dönemin belleklerde kalan en önemli radyo yayını ise hemen hemen her gün yayımlanan “arkası yarın”lardı.

Bir gün yakın komşularımızdan biri trafik kazasında yaşamını yitirdi. Ailesinin feryatları hala kulaklarımdadır. Büyüklerimiz evimizdeki tüm çocuk ve gençleri ısrarlı, şefkat dolu, biraz da tehditkâr bir tavırla radyonun uzun süre açılmaması gerektiği konusunda uyardılar. Evde, sokakta ıslık çalınmaması, kahkaha atılmaması konusunda da tembihlerde bulundular. Yaşamımıza yeni giren teknolojik bir harika olan radyo, bu uyarılardan sonra açılmadı. Evde hiç kimse de bu konudan şikâyetçi olmadı. Komşumuzun yasını biz de paylaştık. Acıyı, köyümüzün tümü yüreğinde hissetti. Yıllar geçtikçe ölümler konusundaki tutum değişmedi. Dost düşman bu toplumsal kurala saygıyla uydu.

Havaların ısınmasıyla birlikte bölücü terör örgütünün saldırıları yoğunlaştı. Bu saldırılarda birçok Mehmetçiğimiz şehit oluyor. Ülkemizin her köşesine ateşler düşüyor. Çoğu zaman da bu saldırılarda birden çok askerimizi yitiriyoruz. Ateş, şehitlerimizin ailelerinin yüreklerini paramparça ederken acaba toplumumuz, bu acıya yeterince ortak oluyor mu? Şehitlerimiz için toplumsal, ulusal bir yas tutabiliyor muyuz?

Yaz sıcağının insanları kavurduğu bir gecede televizyonlardan şehit haberlerini izlerken yüreğim bin parça oluyor. Serinlemek için pencerelerim açık. Patır patır havai fişekler patlıyor. Sahildeki barlarda müzik gümbür gümbür. Vur patlasın, çal oynasın. Gazetelerdeki duyurularda gözüm belediyelerin festival ilanlarına ilişiyor. Birçok şarkıcının bu etkinliklere katılacaklarını okuyorum. Gözümün önünde feryat figan ağlayan şehit anneleri…

Tüm yerel yöneticilere bir çağrım var. Büyük bir toplumsal dayanışma örneği göstererek bu festivalleri iptal ediniz. Bu etkinliklere harcayacağınız paraları da şehit ailelerine ve gazilerimize bağışlayınız. Böylesi bir tavır, bölücülüğe karşı en büyük ulusal tepki olur. Toplumsal duyarlılığımız açısından buna o kadar gereksinmemiz var ki…

Bir gazetemizin haberine takılıyorum. “Van'da önceki gün şehit düşen Serdar Yeşilyurt'un Kozan'daki evine başsağlığına gidenler yoksulluğun acı yüzüyle karşılaştı. Aileyi belediye tepeden tırnağa giydirdi.” Yoksullukla savaşarak yaşama tutunmaya çalışan aileler, bir de terörün can pazarında vatanı savunurken evlatlarını şehit veriyorlar. Bir yanda eğlence yerlerinin loş ışıklarında harcanan deste deste paralar, bir yanda sırtında gömleği olmayan şehit babası.

Terörü ancak ulusal ortak bir tavırla dize getirebiliriz. Ulusal bütünlük tüm ulusun özverisiyle sağlanır. Ulusal kahramanlarına gerekli saygıyı göstermeyen, onlara hak ettikleri değeri vermeyen toplumlar ayakta duramaz.

Profesyonel ordu söylemi altında, paralı askerlik için adeta bir kampanya başlatıldı. Amaç, askerliği ulusal bir ödev olmaktan çıkarmak. Toplumsal dokumuza zarar verecek böylesi bir durumu anlamak olanaksız. Elbette ki ordumuz modernleşmeli, hareket kabiliyeti artırılmalı. Ama bu, “milletin ordusu”nu yok etmeye dönüştürülmemeli. Ulustan kopan ordu önemini yitirir.

Askerlik ödevini yerine getirirken toplumsal eşitlik ilkesinden uzaklaşılmamalı. Her yurttaş eşit koşullarda bu ödevini yerine getirmeli. Yoksa Osmanlı’nın çöküş dönemini anlatan Ali Asker’in aşağıdaki türküsünü sıkça söylemek zorunda kalabiliriz.

“Kara çadır is mi tutar/ Martin tüfek pas mı tutar/ Ağlayalım anam bacım/ Elin kızı yas mı tutar.
Gitme Yemen'e Yemen'e/ Yemen sıcak dayanaman/ Tan borusu er vurulur/ Sen küçüksün uyanaman.
Yemen yolu çukurdandır/ Karavana bakırdandır/ Zenginimiz bedel verir/ Askerimiz fakirdendir.
Gitme Yemen'e Yemen'e/ Karışı'n toza dumana/ Mektubunu sal kardaşım/ Bacını koyma gümana.
Tarlalarda biter kamış/ Uzar gider vermez yemiş / Şol Yemen'de can verenler/ Biri Memet biri Memiş.”

Adil Hacıömeroğlu
22 Temmuz 2010
Not: 26 Temmuz 2010 tarihli Ulus Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Yazılarımı http://adiladalet.blogspot.com adresinden okuyabilirsiniz.

10 yorum:

  1. Yazınız çok güzel olmuş. Elinize, yüreğinize sağlık. Ordumuzu yok edip, başka ordu kurmak için; Türk ordusunun önemli komutanlarının tümü hapse atılacak. Bunun için birşeyler yapılmalı. Bu ordu Türk milletinin ordusudur. Şehitler de Türk milletinin evlatlarıdır. Toplumumuz daha duyarlı olmalıdır.

    YanıtlaSil
  2. Bütün dünya biliyor ki: "Türk toplumu asker millettir".
    Buna politik olarak da katılıyorum.
    politik bir değerlendirme olmasına rağmen bir kere daha belirtmekte yarar görüyorum..

    YanıtlaSil
  3. elinize sağlık.teşekkürler

    YanıtlaSil
  4. AYAZ ESİN
    Şehit cenazeleri,şehit ailleri açılımlarla gündemden uzak tutuluyor.Ulusal bütünlük için şehit annelerin acılarına ortak olmak için yas tutulmasınını yürekten kim istemez toplum oarak değiştirildik, değiştik değerlerimiz ve geleneklerimizden uzak tutulduk "ABD.AB."leştik.. Türk geleneklerinden soyulaştırıldık ekonomi olarakta zengin ,fakir arasın da uçurumlar oluştu ,bençillik ruhları sardı paranın ,şöhretin esiri olundu hiç kimse için vazgegeçilmez oldu ..Toplum olarak hayallerimizi süsleyen iki şıktan paronayak olduk ""ZENGİN OLMAK, ŞÖHRET OLMAK" esiri olduk insan olmayı insancıl duyguları unuttuk,model buydu! Gözümüzü açıp çevremizde neler olduğua bakmalı ,el atmalı ,eller kenetlenmeli emperyalizme karşı, tam bağımsız TÜRKİYE için
    ""Ard arda dizili ay yıldızlı bayraklara bürünmüş, hayatının baharında soldurulmuş, kefenlerine kan bulaştırılmış cennet bekçileri, uğurlanıyor analarının feryatlarıyla mekanların en yücesine
    Hain pusularla söndürülen yaşamlara her geçen gün yenileri ekleniyorAcımadan namertçe arkadan uzanıyor katillerin eli gencecik bedenlereKıydıkları canların hesabı bu dünyada sorulmasa bile, mahşer de yakalarına yapışacak koskoca bir millet var bu topraklar üzerinde""""""""""

    YanıtlaSil
  5. Çok teşekkür ederim yine hiç aklımıza gelmiyen uygulamalardan dolayı hepimizi uyarmışşınız.Dilerim yetkili merciler bu uyarı ve hassasiyetinizden en az benim kadar etkilenebilir ve gerekli önlemleri en kısa sürede alırlar.Evet ulusça yas tutmalıyız. tepkıler sadece bir gurup ve zümreye ait olmamalı daha geniş tabana yayılabilmeli. Milletçe hassasiyetimizin hissettirecek eylemler geliştirmeliyiz.. Dr Nilgün Özkahraman

    YanıtlaSil
  6. Sizi saygı ile selamlıyorum hocam.. Söylediğiniz her bir kelimenin altına gözüm kapalı imzamı atarım bir Türkiye Cumhuriyetinin öğretmeni olarak..
    Teşekkürlerimle.

    gülsen Varol

    YanıtlaSil
  7. Sonuna kadar haklısınız, 30 yıldır dünyamız kayıyor ayaklarımızın altından. benliğimiz hızla yok oluyor. bu biz değiliz diyorum ama her sabah aynı yaşadığımız dünyaya uyanıyoruz. Ne oluyor bize?

    YanıtlaSil
  8. AB yıllar önce :" bir gün bu topluluğa girecek olsanız bile artık siz ,siz olmayacaksınız " .
    Yazınız bana bunu hatırlattı . AB uyum yasaları adı altında kültürümüzü de ordumuzu da bütünlüğümüzü de istedikleri gibi değiştirmeye çalışıyorlar , çok ama çok tehlikeli işlere el uzatılmakta . Binlerce yıllık bir geçmişe ve disipline sahip dünyanın en güzide ordusuna sahibiz . İşte bu durum Sevr'i geri getirmek isteyenlerin hiç de hoşuna gitmeyen bir durum . Özel birlik bizim devlet anlayışımıza uymayan ancak emperyalistlerin işine yarayacak bir durum , yıllar önce çekiç güç adı altında nelerin kotarıldığını düşününce . Bütün şehitlerimizi saygıyla anıyorum.Teşekkür ederim .

    YanıtlaSil
  9. Profesyonel ordu düşüncesinde aynı düşünmesek de yazının geneline katılıyorum. Osman Pamukoğlunu dinleyenler, takip edenler bu profesyonel ordu konusunda beni haklı bulacaklardır. Dağlarda gezici bir timin olması terör örgütünü rahatsız edecek, hareket kabiliyetlerini en aza indirecektir. Bu işi yapabilecek asker tipi de 3 ay silah taşıma eğitimi alıp dağa gönderilen , vatani görev için orada bulunan askerler olamaz. Bu görev tıpkı Bordo Bereliler gibi işinin en iyisi olacak, yıllarca bölgede yaşayacak , bir avuç toprağını bile çok iyi tanıyacak profesyoneller tarafından yapılmalıdır.

    Bu timlerinde K.K.K'ya bağlı olması esastır.

    Elbette şuan ki aciz hükumet bu işi başarabilir mi ? Cevabı belirsiz. Daha en baştan bakanları çıkıp " sarkık bıyıklılar olmayacak" diyerek bu şerefli ve önemli görevin daha en başında ayrımcılık ile başladığını gösterdi. Yıllarca bölgede görev yapmış , canını vermiş askeri polisi jandarmalarımıza saygısızlığın en büyüğünü yaptılar. Milliyetçi olmanın suç olduğu bir dönem de , bu tarz bir görevin ya da projenin başarıya ulaşması pek bir güç.

    Teşekkür eder saygılarımı sunarım...

    Burak Özaktaç

    YanıtlaSil
  10. Canan Sanlıer31 Temmuz 2010 00:26

    Bu umursamazlık beni de deli ediyor,yas ilan edilmesi gerekirken insanların duyarsızlıgı anlasılır gibi degil..
    Yukarıda yazdıgınız yazıdaki o yas tutmayı aynı sekilde ben de yasadım cocuklugumda..Yok oldu geleneklerimiz,zaten Türk toplumunu güclü kılan,birbirine baglı tutan bu geleneklerdi,emperyalist gücler bunu bildiği icin bu gelenekleri yok etmek icin ugrasıyorlar..Tesekkürler..

    YanıtlaSil