7 Eylül 2010 Salı

BOYKOTÇU “AYDIN(!)”LAR

Son günlerde televizyonlarda referandum tartışmaları hızlandı. TV’ler genellikle anayasa değişikliği referandumuna “Evet!” diyecek gazeteci ve öğretim üyelerinin yer aldığı tartışma programlarına ağırlık veriyorlar.

Tartışmalara çıkarılan konuklar, farklı kesimleri temsil ediyorlarmış gibi bir hava yaratılsa da çoğunluğu AKP’yi destekliyor. Bu kişilerden bazıları topluma tanıtılırken de 12 Eylül darbesinin mağdurları oldukları da vurgulanıyor. Peki 12 Eylül’ün gerçek mağdurları kimlerdir?

12 Eylül’ün başlıca mağdurları sendikalar, demokratik kitle örgütleri, siyasal partiler, gençlik örgütleri, üniversiteler… kısacası halkın tümüdür. Askeri darbe öncesi sendika yöneticiliği yapanların ve sıkıyönetim mahkemelerinde yargılananların hemen hemen hepsi halk oyuna sunulacak anayasa değişiklikleriyle 12 Eylülcülerinden hesap sorulamayacağını düşünerek “Hayır!”oyu kullanacaklarını söylüyorlar.

1970’li yılların neredeyse tüm gençlik önderleri, ki çoğunluğu sıkıyönetim mahkemelerinde yıllarca yargılanıp 12 Eylül’ün işkence hanelerinden geçmiş kişilerdir, anayasa değişikliğinin bir aldatmaca olduğunu kamuoyuyla paylaşarak bu kandırmacaya “Hayır” diyeceklerini haykırıyorlar.

Evren Paşa’nın üniversitelerden 1402 ile uzaklaştırdığı öğretim üyelerinin neredeyse tamamı, anayasa değişikliğinin sivil bir diktaya yol açacağını kısıtlı olanaklarıyla halka anlatmaya çalışıyorlar.

12 Eylül’ün diğer bir mağdur kesimi olan ülkücü kesimin büyük bir bölümü, RTE aldatmacasının bir diktatörlüğe gideceğini, bu nedenle de halk oylamasında “Hayır!” diyeceklerini halkımıza duyuruyorlar.

RTE ve yandaşlarının neden evetçi olduklarını anlıyoruz. Çünkü onlar siyaseten 12 Eylül’ün ürünüdürler. Darbenin yarattığı apolitik ortamda gelişip palazlandılar. Her halde kendilerini var eden darbecilere karşı çıkacak halleri yok. Ayrıca, asıl amaçları Cumhuriyet’ten kurtulmak. Bu, onların yüzyıllık rüyası.

Bölücüler boykot ediyor halk oylamasını. Amaçları, AKP ile daha çok pazarlık ederek taviz koparmak. Daha sonra yapılacak asıl anayasa değişikliğinde bölücü taleplerinin yer almasını sağlamak. Boykot, AKP’ye örtülü bir destek.

Liberallerin bir kesimi evetçi. Bu, çok doğal. Çünkü liberallerin oldum olası sorunu, ulus devletle Cumhuriyet’ledir. Böylece irticacı, bölücü ve liberallerden oluşan Cumhuriyet’e karşı ittifaktaki yerlerini alıyorlar. 1919’ daki emperyalist işbirlikçilik, hiçbir kırılma göstermeden sürüyor.

Bu referandumda en acınacak durumda olanlarsa liberallerin bir bölümüyle dönek solcular. Bunlar da boykotçu. Hatta bir bayan yazar, demokrasinin, Güneydoğu’dan gelecek boş sandıklarla hayat bulacağını söyleyecek kadar gerçeklerden uzak. Kurt, kuzuyu herkesin gözü önünde yemeye çalışırken tarafsız davranmak kurda mı, kuzuya mı yarar? Elbete kurda… Boykotçuların bu tavrı sivil dikta kurma yolunda olan AKP zihniyetine destektir. Bu kesimin tüm gerçekleri bilmesine karşın, iktidara hoş görünme adına anayasa değişikliklerine “Hayır!” diyememeleri sözde aydın kaypaklığının tipik bir örneğidir. Bu davranış son derece tehlikelidir. Yani gerçeği, doğruyu bilip yanında tavır koyamamak. Korkak, çıkarcı, ilkesiz, özgürce düşüncesini açıklayamayan kişiden kendisine, içinde yaşadığı topluma ve insanlığa ne yarar gelir ki?

12 eylül darbesinin her türlü eziyetinden geçmiş, mağdur olmuş, ancak mağrurluğundan hiçbir şey yitirmemiş; mağduriyetin altında bir masumiyet yaratarak ağlayıp sızlamamış ve bunu da bir siyaset amacı, ayrıcalığı olarak kullanmamış olanlar anayasa değişikliğine “Hayır!” diyorlar. 1980 darbesinin ürünü olan irticacı, bölücü, işbirlikçi liberaller “Darbecilerden hesap soracağız.” diyerek “Evet”çi oluyorlar. Ne yaman çelişki değil mi?

Türkiye, bu anayasa değişikliğine “Hayır!” diyerek göz göre göre gelen sivil bir darbenin önünü kesmelidir. Çünkü RTE’nin sivil darbesinin geriye dönüşü yoktur. Böylesi bir darbe, hem ülkemize hem de bölgemize tarif edilemez zararlar verecektir. Buna karşı çıkmak da her yurttaşın, özellikle de aydının başlıca görevidir.

Adil Hacıömeroğlu
5 Eylül 2010

Not: 7 Eylül 2010 tarihli Kent Yaşam Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

9 yorum:

  1. l Sayın Hacıömeroğlu elinize sağlık çok teşekkür ederim..12 Eylülde CUMHURİYETİMİZ kazanacaktır...Cumhuriyetimiz ve ATATÜRKLE hesaplaşamayacaklardır...Kin nefret le oluşturulan ANA..YASA olamaz...Toplumda demokrasi oluşturamayanların eşit ve özgür düşüncelere karşı olanların Anayasası nasıldır...Vatana ihanet edenlerin Ana yasa sı nasıldır!!! Şiddetin...baskının sivil darbenin Anayasasıdır...bu...Bu Anayasaları başların da paralanacaktır...

    YanıtlaSil
  2. Elinize sağlık.Aynen katılıyorum.

    YanıtlaSil
  3. CUMHURİYET VAR OLMAKLA YOK OLMAK ARASINDAKİ SEÇİMİNİ YAPACAKTIR..!!!YAA İSTİKLALL YAA ÖLÜMM..!!

    YanıtlaSil
  4. Seçim öncesi seçmeni kirli bilgi bombardumanıyla sersemlettiler.
    Halka doğruyu eğri eğriyi dogru tanıtan güdümlü medya suç ortağıdır.
    Trilyonlar aktı reklamlara, muhaliflere baskı ve saldırı en üst safaya ulaştı.
    Başta bu seçim demokratik değil
    Sonucu da demokratik olmaz
    Az farklarla çıkacak bir sonuçla değişecek Anayasa halkı bölen bir Anayasa olur.
    Hayır az yada çok çıksa da halkı kamplara ayırarak isteklerine böylelikle ulaşacaklar

    Tüm bu kurgular dış odaklı yönlendirmedir.

    Anayasa Mahkemesince suçu sabit Cumhuriyeti ve laik düzeni yıkmanın odağı olmuş bir partinin Anayasayı değiştirmesini istemiyoruz..

    BOP eş başkanının bizi Amerikanın çıkarlarına alet etmesini istemiyoruz.

    4. maddeye yeni yorum getirilmesini istemiyoruz.

    Bölünmeye ve hukuksuzluğa karşı
    HAYIR doğru seçim olacak

    HAYIR HAYIR HAYIR

    YanıtlaSil
  5. Kim bu aydınlar aklım almıyor. Veya nasıl aydın bunlar? Hep güdüle güdüle bugünlere geldik. Abd istedi tütünler yokedildi. Abd istedi asker ezildi yıpratıldı. Abd istedi PKK ya dokunulmadı. Dokunulmadığı gibi Cumhuriyet Savcılarımız ayaklarına gidip karşıladı teröristleri. Abd istedi yozlaştık. Kültür mültür, gelenek melenek yokoldu. Bunlar yokolunca da yüreklerde saygı sevgi kalmadı. Adeta devşirme bir toplum olduk. Onur yok gurur yok. Abd ne derse yaptık. Peki soralım kendimize bu ABD' nin söylediklerini 50'lerden beri yapıyoruz. Ne kadar ilerledik veya bundan sonra ne kadar ilerleyeceğiz? Yoksa doğu ve güneydoğu PKK ya verilip sırada bekleyen Ermeni ve de Rumlara da yer ayrılıp yaşamımıza devam etmemiz gelişme mi sayılacak? Bir de başka toprak isteyen var mı diye sorarsak bak o zaman halimize. Orta halli bir insanım aydın maydın değilim açıkçası. Ama oyum bin kere de HAYIR olacak. Çünkü ben ABD ye gidip gelmiş devşirme bir ANAYASA istemiyorum. Benim aklım bana yeter diyorum ve de "TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE" sloganıyla yola devam. Bu yazdıklarıma itirazı olan varsa evet versin. BEYAZ SAYFA

    YanıtlaSil
  6. Sayın Hacıömeroğlu önemli yerlere vurgu yaptı. Hepsinden önemlisi de Sayın hocamın kaynaksız okumadan asla örnek vermeyeceğini biliyorum. O yüzden ne derse doğrudur ve de mutlaka yazılı kaynakları, örnekleri vardır. Sevgili hocam oyum HAYIR olacak. Tüm bilinçli insanların da hayır oyu vereceğinden eminim. Bu saatten sonra söylenecek pek birşey yok gibi. Biz de "her toplum hakettiği gibi yaşar" deyip avuturuz kendimizi. ERDAL

    YanıtlaSil
  7. Benim merak ettiğim bir nokta da "Cumhuriyet Savcısı" adı değişecekmi? Çünkü çok anlamlı ve derinliği olan bir ad. Değişirse ne olur "RTE Savcıları" mı? Yoksa "Cemaat Savcıları" mı? Yeni unvanları bilmeliyiz. Madem yargı tam anlamıyla bağımlı hale gelecek ve de bu Anayasa Abd'ye gitti onay alıp gelindi. Tüm gerçekleri bilmeliyiz. Ha bir de PKK'yla anlaşıp topluma da PKK'yla birlikte evet oyu verdirmek çok acı. Yenilir yutulur şeyler değil. Nasıl vicdan bu? AHMET KARA

    YanıtlaSil
  8. Benim ülkemde onca şehit kanı döküldü. PKK'yla aynı oyu veremem. O sözde aydınlar da silkinip kendilerine gelsinler bence. Sokakta ve de evde demokratik olamayan insanlar anayasayı nasıl demokratik düşünüp yazdırabilirlerki? Yazdırma diyorum çünkü bu bir ısmarlama anayasadır. Bizim hukukçular mı hazırladı? Tabii ki HAYIR. ÖMER KALKANCI

    YanıtlaSil
  9. Bölücüler pazarlık masasında ne istedilerse almışlardır mutlaka. Neden gıkları çıkmıyor dersiniz. Eminim buna teröristbaşının her dediği olmuştur. Seçimden sonra tek tek ortaya çıkacaktır bu gizli kapaklı konular. Acı duyduğum nokta toplum saf durumuna sokulup her şey kabul ettiriliyor. Bir sabah bir bakmışsın PKK yı da kabul etmiştir teröristbaşını da. Ne istemişlerdir bilemiyorum ama istedikleri topraklarda verilir bir süre sonra. MURAT KAZMACI

    YanıtlaSil