4 Eylül 2010 Cumartesi

NEDEN “HAYIR!”?

Türkiye, 12 Eylül referandumunda geleceği ile ilgili önemli bir karara imza atacak. Bu nedenle de bu anayasa değişikliğiyle ilgili verilecek her oy büyük önem taşımakta. AKP anayasasına ben “Hayır!” oyu vereceğim. Peki, oyum neden kahverengi olacak?

12 Eylül 1980 askeri darbesiyle Türkiye’nin siyasal yapısı dönüştürüldü. Özgür iradesiyle toplumsal sorunlara yaklaşan siyasal gruplar tasfiye edildi. Yerine güdümlü bir siyasal anlayış yerleştirildi. Bu güdümlü, apolitik, kendi çıkarından başkasını düşünmeyen siyasal anlayışlar otuz yıldır hep küresel güçlerden beslendi. Kültürden, sanattan, bilimden, toplumsal ve çağdaş değerlerden yoksun yeni siyasal anlayışlar; toplumsal dinamizmi ortadan kaldırdı. Popüler kültür, yeni siyasal biçimlenmenin itici gücü oldu. İletişim organlarının yaygınlaşması ve bunların tek elde toplanarak güdümlü yayın yapması toplumu tek tipleştirdi. Giyimde, zevkte, konuşmada, beslenmede, günlük ve uzun vadeli sorunları çözmede tek tip, kolaycı anlayışlarda aynılık toplumsal dokumuza enjekte edildi.

1980 darbesiyle toplumsal dayanışmanın yerini, bireysel köşe dönücülük aldı. Ulusun yaşamsal sorunlarıyla ilgilenmenin suç sayıldığı bir süreç yaşadık ve yaşamaktayız. Çevre, eğitim, sağlık, adalet, güvenlik, imar sorunlarına çözüm önermek; ekonomik sıkıntıları dile getirmek suçmuş gibi bir algı yaratılmakta. Bu nedenle de toplumun önemli bir çoğunluğu sorunları yok saymaktadır. Hak aramanın yerini şükretmenin aldığı bir anlayış, nerdeyse toplumun tüm katmanlarına egemen olmakta. Çalışmanın yerine, siyasetçiden iane bekleme anlayışı kişisel kurtuluşun yolu olarak yurttaşa gösterilmektedir.

12 Eylül darbesinin asıl hedef aldığı ise toplumsal, demokratik kurumlarla Cumhuriyet kazanımlarıydı. Siyasal partiler, sendikalar, demokratik kitle örgütleri kapatılarak yöneticileri hapse gönderildi. Toplum sorunlarını tartışarak çözüme bağlama düşüncesinin yerine, yukarıdan verilecek buyruklarla işi halletme anlayışı getirildi. Halk örgütsüz yaşamaya mahkûm edildi. Çünkü örgütsüz kitleleri tek tek avlamak daha kolaydı. Örgütsüzleştirilen ulus, hakkını arayamaz duruma getirilince de bize ait ne varsa birileri tarafından gasp edildi.

AKP yöneticileri, sürekli olarak darbe anayasasına değiştireceklerini söylüyorlar. Değişen darbe anayasası mıdır? Eğer böyle bir düşüncede samimi iseler, onlara bir önerim var. Darbeden önce Türkiye, belki de dünyanın en özgürlükçü, demokratik anayasası olan 1961 anayasasıyla yönetiliyordu. Bu anayasa birkaç maddesi hariç (141, 142, 163) bir özgürlük ve demokrasi beyannamesi sayılabilir. Üstelik bu anayasa dışarıdan dayatmalarla da oluşturulmuş değil. Gelin bu anayasayı (61 anayasasını) kabul ederek 12 Eylülcülere de gereken demokratik dersi verelim. Ancak, bunu AKP kabul etmez. Niçin? Çünkü 61 anayasasında örgütlenme özgürlüğü var. Siyasal temsilde hakkaniyet var. Demek ki amaç demokratik, özgür bir toplum yaratmak değil.

12 Eylül darbecileri, özgürlük ve demokrasiden yana tüm kurumları tasfiye ederken bazı köklü kurumları ortadan kaldıramadı. Bunların başında da yargı gelmekte. İşte, bu anayasa değişikliğiyle yargı tasfiye edilerek yürütmenin emrine sokulacak. Yani, 12 Eylül darbesinin yargı alanındaki darbeci anlayışındaki eksikliği giderilecek. AKP anayasası ile bir nevi 12 Eylül darbesi, yine bir 12 Eylül günü tamamlanacak. Böylece demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığı ilkesi yok edilecek. Devletin tüm yönetim erkleri bir elde, bir kişide toplanacak. Bunun adı da demokratikleşmek olacak, öyle mi?

Şu da iyi bilinmelidir ki AKP, asıl anayasa değişikliğini önümüzdeki genel seçimlerden sonra yapacaktır. Bu değişiklik, daha kapsamlı olacak ve Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerini tamamen tasfiyeye yönelik olacaktır. Seçimlerden sonraki anayasa değişikliğinin özünü başkanlık sistemine geçiş oluşturacak. Başkanlık sistemine geçişle tüm yönetim gücü bir elde toplanacak. RTE, 12 Eylül değişiklikleriyle kendi başkanlığına gidecek yolun taşlarını döşemektedir.

Başkanlık sitemine geçişin en önemli dayanağı eyalet sistemidir. Çünkü dünyaya baktığımızda başkanlıkla yönetilen tüm ülkelerde eyalet sistemiyle ya da benzer siyasal oluşumlarla karşılaşmaktayız. Bazıları öteden beri eyalet, federasyon, demokratik özerklik gibi benzer modelleri dile getirmekte. Bunun ülkemizdeki bölücü akımları durduracağı da iddia edilmekte. Bunun gerçeklik payı nedir? Dünyada eyaletlerle yönetilen ülkeler kuruluşlarından sonra eyaletlere ayrılmadı. Bu ülkeler zaten ayrı olan eyaletlerin birleşmesiyle kuruldular. Yani, bir ulus devlet modeli bu ülkelerde baştan beri söz konusu değildir. Kısacası, ayrı olan parçalar bir araya gelerek bir bütünü, bir ülkeyi oluşturmuştur buralarda. Bizim gibi ülkelerde bunu uygulamak parçalanmanın ilk işareti sayılmalıdır. Yüzyıllardır birlikte yaşayan toplumu eyaletlerle ayrıştırdığınızda toplumsal ve yönetsel yapı bozulur. İşte, ülkemizin bölünmesine neden olacak böylesi bir anayasal sürece “Hayır!” oyu vererek karşı durmalıyız. Bu süreç, BOP kapsamında küresel güçlerin planladığı önemli bir kavşak noktasıdır.

Peki, halk oylamasına ne gerek vardı? AKP için bu çok önemlidir. Çünkü toplumdaki siyasal ayrışmanın kemikleşmesi, kalın çizgilerle belirgin olması RTE’nin asıl amacıdır. Toplumun yarısına yakın bir kitlenin AKP saflarında politize olması, RTE’nin Cumhurbaşkanlığı/başkanlığı için yaşamsaldır. Toplumdaki siyasal kutuplaşmalar ve ülkemizin sağa dayalı siyasal tablosu, RTE’ye Çankaya’nın yolunu açacak. Ordusu çökertilmiş, yargısı yürütmenin emrine sokulmuş; sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin, meslek odalarının etkisi yok edilmiş bir ülkenin rejimi diktatörlükten başka bir şey olamaz.

1980 darbesinin halk eliyle tamamlanmasına gönlüm, aklım, düşünce sistemim ve vicdanım razı olmadığı için bu referandumda “Hayır!” oyu vereceğim. Ülkemin başkanlık sistemiyle gelecek eyalet ve benzer sistemlerle parçalanmaması için, bu oyuna gelmeyerek “Hayır!” diyeceğim. Cumhuriyet’le kazandığım özgür ve eşit yurttaş hakkımı savunmak için, bu topraklarda binlerce yıldır yaşadığımız kardeşliğin bozulmaması için kahverengi oy vereceğim. Ben, 12 Eylül’de ülkem ve yaşadığım coğrafya üzerindeki emperyalist oyunları bozmak ve kendi yazgımı kendi irademle belirlemek, 12 Eylül darbecilerinin küresel güçlerle kurguladığı toplumsal, siyasal oluşuma “Dur!” demek için “Hayır!” demek zorundayım. Bu benim hem insanlık hem de yurttaşlık ödevimdir.

Adil Hacıömeroğlu
2 Eylül 2010
Not: 6 Eylül 2010 tarihli Ulus Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Yazılarımı http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

12 yorum:

  1. Uluslar,
    egemenliklerini,geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi,gereğinden
    fazla inanmamalı ve güvenmemelidir.Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir.Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına,giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.Ulu Önder Mustafa KemaL ATATÜRK .....SENİN SÖYLEDİKLERİN UZUN YILLAR SONRA ORTA ÇIKTI SEVGİLİ ATAM....

    YanıtlaSil
  2. yabancılarla elele kolkola bir akpaport gibi ülkemizi sarmış ülkeyi bölmeye o kadar heveslidirlerki agızlarındaki salyalarından belli ama bu cumhurriyet evlatları buna asla izin vermeyecektir özgürlük adına insanlık adına yaşama özgürlükleri dünyanın her yerinden fazla olan özgürlükleri var ona ramen başlattıkları bu saldırının altında özgürlük talepleri asla yoktur kurtuluş savaşındaki hayınlıklarına devam etmektedirler bunada kanımız bagsına asla izin vermeyecegiz yazılarınızdan dolayı sizleri samimi duygularınla gerçekten kutlar AYDINLATMA mücadeleniz hep HAYIR lı olmuştur kutlarım sizi.

    YanıtlaSil
  3. Benim yorumum ilk başta PKK'yla aynı oyu vermemek ve de RTE' nin dahil olduğu cemaatin isteklerine göre hareket etmemek. Bu yüzden de ınadına "HAYIR" diyeceğim. MUZO

    YanıtlaSil
  4. Neden hayır? Çünkü özgürlüklerimin olduğundan daha fazla kısıtlanmasını istemiyorum. En haklı sebebim bu. Diğerlerini saymaya gerek yok. Zaten RTE'de her nedense o değişiklikleri dile getiremiyor, kaçamak cevaplarla geçiştiriyor. MADEN İŞÇİSİ.

    YanıtlaSil
  5. AYAS
    Küresel sermayenin denetimsiz biçimde ülkemize girerek, ulusal çıkarlar gözetilmeksizin istediği gibi kaynaklarımızı kullanması, sömürmesi, talan etmesinin önü açılmaktadır. İstenilen petrollerimiz, madenlerimiz, arazilerimiz, bugüne dek milletin birikimleri ile oluşan TÜPRAŞ gibi ulusal servetlerimizin talan edilmesi ve bu yapılırken de yargının denetiminin devre dışı bırakılmasıdır. Bu, çokuluslu küresel sermaye tekellerinin Türkiye’yi sömürmesinin altyapısını oluşturacak bir anayasal değişikliktir. Bu değişiklikte gözetilen Ulusun çıkarı değil, küresel sermayenin çıkarıdır ve bu husus açıkça ikrar edilmektedir. Türk Ulusu’nun çıkarı, küresel sermayeye feda edilmektedir.
    · İddia edildiğinin aksine bu paketin, 12 Eylül ve onun anayasası ile hesaplaşma gibi bir amacı ve hedefi yoktur.

    YanıtlaSil
  6. Önümüze bir dolu madde koyup ya EVET de ya HAYIR de diyerek, bizleri aptal yerine koyan veya icazeti ile milletvekili olmuş emir kullarından biri gibi gören zihniyete HAYIR diyoruz.
    Bu tavıra boyun eğerek EVET demek, insanlığımız, özgürlüğümüzü, kişiliğimizi yadsımak demektir.
    Açıkçası, sadece bu gerçekliğe rağmen (düzenlemelerin bir çoğunun baskıcı bir düzen, yargı bağımsızlığın yok edilmesi ve kendi bekaları için getirilmiş olması bir yana) EVET diyenleri anlamakta güçlük çekiyorum.

    YanıtlaSil
  7. Oyum hayır olacak. Çünkü RTE ve yandaşlarının hazırladığı anayasaya evet diyemem. Hayır, çünkü hazırlanan anayasa yargı bağımsızlığını ortadan kaldıracak. Hayır oyu vereceğim çünkü bu anayasayı demokratik bulmuyorum. Hayır oyu vereceğim çünkü hazırlanan anayasa ABD ye gitti onay için. Mertçe açıklama yapılsın. Hayır, hayır hayır. Evet demeyi mantık dışı buluyorum. Duygu

    YanıtlaSil
  8. saçma sapan bir yazı.61 anayasasını mı demokratik? askerler mi yapmıi bu en demokratik anayasayı? vaybe.neymiş bu askerler.

    YanıtlaSil
  9. Hukukçu değilim. Ancak 61 anayasasını da okumadan eleştiri de yapılamaz. Okumayan bir toplum olduğumuz için bilip bilmeden eleştiri yapmak alışkanlık olmuş. Ama şu da bir gerçek ki hazırlanan bu anayasayı kimler hazırlamış ve de yargı bağımsızlığıyla ilgili içinde ne var. Yargının bağımsızlığına herkes destek olmalı çünkü gün gelir yasalar hepimize lazım olabilir. Dilerim oy bu duyarlılıkla verilir. MUZO.

    YanıtlaSil
  10. Hocam ağzına sağlık çok iyi analiz etmişsin bizede ışık tuttuğun için teşekkür ediyorum. Saygılar.

    YanıtlaSil
  11. İnadınıza evet dedik ve kazandık...

    YanıtlaSil
  12. Şu en son yorumu yapana dayanamadım yazıdan önce onun ne kazandığını çok merak ettim. Aradan 1 seneyi aşkın zaman geçmiş. Ne kazanıp neleri kaybettiğinin farkına varabilmiş mi acaba. Hiç sanmıyorum. Varmış olsa da biat ferdi olduğu çok belli. Yazınıza gelince, hatırlarsınız Hocam geçmiş yazılarınıza bir tarih güncellemesi yapıp yeniden yayınlamanız çok olası demiştim. Alın size işte bu yazı da güzel bir örnek. Ne dğişmiş o günlerden bu günlere. Koskocaman bir hiç. Yazık işte bu ülkenin zamanına, yıllarına. Hunharca katlediliyor ülkenin enerjisi. Ama hep diyoruz ya. Adamın görevi bu. Bu iş için ABD tarafından görevlendirilmiş memur. Zaten kendi de itiraf ediyor bunu. Ben BOP un eşbaşkanıyım demekle. Ama siz hala umutlusunuz bu milletten. Bu işin bir aşısı varsa seve seve olucam hocam. Hep diyorum ya hayranım diye sizin bu umudunuza. Sevgiyle...

    YanıtlaSil