12 Eylül 2010 Pazar

SOY, BOY

Hükümetin ağlak bakanı, Kılıçdaroğlu için: “Ya, şu kadar boyuyla bir şeyler söylüyor.” diyerek ilginç bir polemik yarattı. Söyleyecek sözü olmayanlar, böylesine akıldışı, saçma konular ortaya atarak kamuoyunun kafasını karıştırmakta üstün maharet göstermekteler. Böylesi konular, halktan gerçekleri saklamanın kurnazca bir yolu olsa gerek.

İnsanları boyuna, kilosuna, kaşına, gözüne, rengine, cinsiyetine… göre değerlendirmek son derece ayıp ve insanlık dışıdır. Bu tür değerlendirmeler ilkel kafaların çağdışı anlayışına da güzel bir örnektir. Allah’ın yarattığını, kulun küçük görmesi, ancak bilgisiz ve düşüncesiz kişilerin yapacağı iştir. Akıl, zekâ, bilgi, görgü, saygı, dürüstlük, adamlık, insanlık, merhamet kişinin boyunda değil; kafasında ve yüreğindedir. Eğer bu dediklerimiz anlaşılmadıysa konuyla ilgili birçok atasözümüz var, anımsamak yararlı olur.

Tam “boy” konusu kapandı derken bu kez başbakan tartışmayı farklı bir alana taşıdı. RTE halk oylaması için yaptığı bir konuşmada: “Ben buradan muhaliflere sesleniyorum; önemli olan boy değil, önemli olan soy, soy.” diyerek işi, soy sop konusuna getirdi. Bu anlayış da ağlak bakanın anlayışından farksızdır. Burada soy kast edilerek inançsal bir ayrımcılık yapılmıştır. Kısacası mezhep ayrımı yapılmaktadır. Demokrasi, özgürlük naraları atan sahte demokratların gerçek yüzü de ortaya çıkmış oluyor böylece. İnançlara saygı diye bağıranlar, kendi inançları dışındakileri hakir görme gafletindeler. Bu söylemle içlerindeki fanatizmi, diktatörlük özlemini, toplumu tek tipleştirme isteğini nasıl da açığa vurmuş oldular.

Soy demişken halkımızın soyluluk anlayışına da değinmeden geçemeyeceğim. “Soylu” sözcüğünün TDK sözlüğündeki karşılıklarını anımsamakta yarar var. “1. Doğuştan veya hükümdar buyruğuyla, bazı ayrıcalıklara sahip olan ve özel unvanlar taşıyan (kimse), asaletli, asil, kerim. 2. İyi tanınmış, köklü bir aileden gelen (kimse), necip, kişizade, asil. 3. Saygı uyandıran, yücelik taşıyan. 4. Soyu iyi nitelikli olan, iyi cins soydan gelen.”

Sözcüğün birinci anlamı, ülkemizde yaşayan cumhuriyet yurttaşları için geçerli değildir. Çünkü anayasamıza göre ülkemizde kimse doğuştan ayrıcalık taşımaz. Üstelik İslam dinine göre de kimse doğuştan farklılık taşımaz. Ayrıca hükümdarlıkla yönetilmediğimizi, unvanların ve lakapların kaldırıldığını da bilmem söylememe gerek var mı?

“Soylu” sözcüğünün ikinci anlamı biraz, üçüncü anlam ise konumuzla ilgili düşünülebilir. Haram yemeyen; kimsenin malında, namusunda gözü olmayan; haktan, doğrudan ayrılmayan; yasadışı yollara sapmayan; zayıfı, güçsüzü, kimsesizi, yoksulu koruyan; çevresindeki olaylara adaletli yaklaşım gösteren; yalan söylemeyip iftira atmayan; kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarından üstün görmeyen; sosyal ilişkilerinde saygı, görgü kurallarına uyan kişi için halkımız “soylu kişi” der.

Soyluluğun içinde görgüsüzlüğün, açgözlülüğün yeri olamaz. Soylu kişi ulusal çıkarları, her şeyin üstünde tutar. İçinde yaşadığı toplumu, başkasına ezdirmez, sömürülmesine neden olmaz.

Soylu kişi; ırk, din, mezhep, renk, cinsiyet, sınıf, meslek ayrımı gözetmez. İnsana, insan olduğu için değer verir.

Soylu kişinin ağzından kötü söz, küfür çıkmaz. Kimseye hakaret etmez. Durup dururken insanların kalbini kırmaz. Kişilerin özel yaşamına saygı duyar. Özel yaşamın mahremiyetine karışmaz. İnsanları yasadışı olarak gizlice dinletmez.

“Soy” çağrıştırmasıyla aile geçmişi anlatılmak istenmişse bu da son derece ayıptır. Çağdaş bir toplumda böylesi yaklaşımları düşünmek bile abestir.

İnsanın güzel bir ayna olduğu düşünüldüğünde, kişi baktığında kendi görüntüsüyle karşılaşır. Ne kadar yazık değil mi?

Yüzyıllar önce bir bilgemizin söylediği, “Yaratılanı severim Yaradan’dan ötürü.” sözü her şeyi ne kadar da güzel anlatıyor.

Adil Hacıömeroğlu
9 Eylül 2010
Not: 13 Eylül 2010 tarihli Ulus Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Yazılarımı http://adiladalet.blogspot.com dan okyabilirsiniz.

5 yorum:

  1. O tür insan ağlayarak duygu sömürüsü yapıyorlar.
    Bunlar ağlayarak dikkatleri başka yönlere çekerler ve deniz feneri gibi birçok alanda soygun peşindelerdir.Kırsal kesimdeki insanları nasıl sömüreceklerini nasıl kandıracakları çok iyi biliyor ve uyguluyorlar. Şiirler okuyarak ağlayarak ve göstermelik ibadetlerle hep bunlar yapıyorlar...

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Adil Bey,
    Soy sop tartışmasına kadar giren Sayın Başbakan'ın tahammülsüzlüğü aslında onun demokratlığının ne denli çağdaş olduğunun göstergesidir. Baskı, tehdit, şantaj, yıldırma taktikleriyle insanların yüreğine korku salan AKP'nin oluşturduğu bu sindirme havası sayesinde hiçkimse, hiçbir güç hem AKP'lilerin hem de Başbakanın canının istediğini canının istediğine söylemesi karşısında hiçbir şey yapamamaktadır.

    YanıtlaSil
  3. Aslında bu yazıyı "Yaratılanı severim Yaradan’dan ötürü." sözü ile bitirmek çok şey ifade ediyor. Bir tek söyleyeceğim şey, kendisini sözle ifade edemeyen insanların hareketidir bu soy sop, boy pos. Deve de de boy var ama karınca kadar çalışkan değil.

    YanıtlaSil
  4. İşte böyle boş boş konuşup, ortaya hiçbir önemli bir çalışma süremeyen ve de olanı kapatıp toplumu işsiz ve üretimden yoksun bırakıp çalıştığını zanneden siyasiler bayağı bir prim yapıyor. Bunu bir kez daha anladık. Kendi hayır oyumu düşündüm. Şehit ailesi değilim. Tütün üreticisi ve işçisi de değilim. Ailemde asker de yok, kpss sınavına giren de yok? Serbest çalışmadığım için iflas ta etmedim. AKP'den önce nasıl yaşıyorsam aynı şekilde yaşıyorum. Ancak son yıllarda yaşanan tek fark Türk olduğum için doğup büyüdüğüm ve de yaşadığım hatta yaşamaya devam edeceğim bu ülkede azınlığa düşmüş olmam. Oyumu hayır vermemdeki tek neden ülkemizin basit ama çok basit yönetilmesiydi. Ben görevimi yaptım. Ama evet diyenlerden de asla şikayet dinlemek istemiyorum. Çünkü onlar hakettikleri gibi yönetiliyorlar.

    YanıtlaSil
  5. Bugün işyerimde çalışan evetçileri kutladım. Yarısı evet verdiğini sakladı. Oysa ben gayet rahat güleryüzlü bir şekilde kutlamıştık. Yargılayıcı veya başka türlü en küçük bir olumsuz davranışım olmamasına rağmen kutlamam bu arkadaşlarımı rahatsız etti. Yazarımızın yukarıda yazdığı "Soyluluğun içinde görgüsüzlüğün, açgözlülüğün yeri olamaz. Soylu kişi ulusal çıkarları, her şeyin üstünde tutar. İçinde yaşadığı toplumu, başkasına ezdirmez, sömürülmesine neden olmaz." kısmında anlatılmak istenen miydi onları rahatsız eden anlamadım. Hayırcı olarak onların yerinde ben olsaydım sevincimi doyasıya yaşardım. Bulamadım rahatsızlıklarını. Ama aklıma, cemaatten emir almak veya ABD'nin istekleri doğrultusunda hareket etmek miydi gibi şeyler geliyor. Kısacası evetçi olduklarını saklama psikolojilerini anlayamadım. Mete KARAGÖZ

    YanıtlaSil