12 Ekim 2010 Salı

DEMOKRATLIK LAFLA OLMAZ

Geçen hafta biri İsveç’ten, diğeri de Avusturya’dan iki haber gazetelerimizde yer aldı. Önemsizmiş gibi gazetelerin kuytu köşelerinde yer alan bu haberle, bazı televizyonlarımızın da dikkatinden kaçmadı. Öncelikle bu haberleri anımsamakta yarar var.

“İsveç’te Başbakan Fredrik Reinfeldt tarafından dün açıklanan yeni kabinede Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na getirilen Hillevi Engström, kız kardeşi Karin Hübinette’nin devlet televizyonundaki sunuculuğu bırakmasına neden oldu. İsveç devlet televizyonu SVT’de ana haber programı ile birlikte tartışma programı ‘Agenda"nın beğenilen sunucusu Karin Hübinette’nın, ortaya çıkan son durumun ‘tarafsızlık ilkesine aykırı olduğu’ için sunuculuktan ayrılmaya zorlandığı bildirildi. Konu ile ilgili geçen hafta kendisine bilgi verildiğini bildiren Hübinette, ablası Hillevi Engström’un dün bakanlığa getirilmesinden sonra sunuculuktan ayrılmak durumunda kaldığını kaydetti. Sunuculuktan ayrılmasına karar verilmesi nedeniyle çok üzgün olduğunu açıklayan Hübinette, sorunu çözmenin başka yolu bulunmadığını, bakanlığa getirilen kardeşinin görevi gereği televizyon programları ile ilişkisinin fazla olacağını ve kendisinin de aynı ortamda bulunmasının ‘sakıncalı bulunduğunu’ kaydetti. Tarafsızlık ilkesine aykırı bulduğu için televizyon kanalının da bu riske girmesine izin vermek istemediğini kaydeden Karin Hübinette, televizyondaki sunuculuk görevini bıraktığını açıkladı.”

İsveç, dünyanın en gelişmiş demokrasine sahip bir ülke. Kişi başına düşen ulusal geliri ve halkına sağladığı yaşam standardıyla göz kamaştırıyor. Zenginlik sıralamasında üst sıralarda. Bir kişi bakan olarak görevlendiriyor ve kız kardeşi devlet televizyonundaki görevinden ayrılıyor. Gerekçesi; tarafsızlığını koruyamamak. Çünkü bakanlık orunu siyasal bir görev. Devlet televizyonunda çalışmak ise bir kamu görevi. Her siyasal gruba aynı uzaklıkta olmayı gerektiriyor.

Biz de böyle mi? Bizim de bir devlet televizyonumuz var. Adı, TRT. Hem de birçok kanalı var. İktidarlar değiştiğinde öncelikle “arpalık” tabir edilen bu tür kurumlara eş, dost, akraba, yandaşlar atanır. Hele TRT gibi ücretleri, diğer kurumlara göre biraz daha yüksek olan yerler, partizanlıkta asıl hedeftir. Buralar, ideolojik propaganda için kullanılır. Çok seslilik hak getire, tek seslilik neyimize yetmiyor? Kurumun dışarıdan satın aldığı hizmetlerde yakınlara verilmeli ki tablo tamamlansın.

Bu İsveçliler de bir âlem! Tarafsızlık da ne demek? “Taraf olmayanın bertaraf olacağını” bilmiyorlar sanırım.

Gelelim, ikinci habere: Avusturya Başbakan Yardımcısı, Maliye Bakanı ve Koalisyon Ortağı Halk Partisi'nin Genel Başkanı Jozef Pröll, Viyana'da, Avusturya İçişleri ve Maliye bakanlıklarından diplomatların da hazır bulunduğu yemekli bir sohbet toplantısında yaptığı açıklamadan bir bölümü çok ilginç. "Ben kilolarım nedeniyle rejim yapıyorum. Ama mercimek çorbası ve Adana kebabına dayanamadım. Mükemmeldi. Zaten devamlı tattığım yemekler bunlar. Benim oğlum iki aydır Türkiye'de işçi olarak çalışıyordu. Bu hafta geri döndü. Belek'te bir tatil köyünde animatörlük yapıyor. Tatil sezonu açıldığında tekrar gidecek. Burada Türk işçileri var ama Türkiye'de bir Başbakan Yardımcısının oğlu çalışıyor. Bunlar güzel şeyler."

Avusturya ulusal geliri otuz bin doların üzerinde bir ülke. Demokrasisi oturmuş. Dünya’nın zengin ülkelerinden birisi. Başbakan yardımcısının oğlu Antalya’da bir tatil köyünde çalışıyor. Bize ne kadar acayip geliyor değil mi?

Bir de bizimkilere bakalım. Cumhurbaşkanımızın on sekiz yaşını doldurmamış, yani reşit olmamış, oğlunun ticari yaşamı tam gaz gidiyor. Başbakanın oğlunun gemisi deryalarda yüzüyor. Damadının yönetici olduğu holding, kamu ihalelerinin baş aktörü. Hele eski maliye bakanının çocukları birer ticaret dehası(!). İş yaşamındaki yaratıcılıkları(!) sınır tanımıyor. Bu listeyi uzatırsak sayfalar yetmez. Devlet kuruluşlarında, belediyelerde eğer yandaş değilseniz, vay oldu halinize! Burada parti ayrımı yapmıyorum. Çünkü bizde demokrasinin en büyük nimeti, devlet olanaklarını adil(!)olarak yandaşa peşkeş çekmektir.

Bu Avusturyalı politikacı bizim ülkemizde olsa bir daha hiçbir yere seçilemez. “Kendi oğluna hayrı dokunmayanın bize ne hayrı dokunur.” diyerek ona oy vermeyiz. Adamı beceriksizlikle suçlayıp bir de “enayi” damgasını vurduk mu işi tamamdır.

İsveç ve Avusturya iki AB ülkesi. Biz de yıllardır AB’ye girmek için bir taraflarımızı yırtıp halkımıza umut dağıtıyoruz. Bu ülkelerde “Bal tutan parmağını yalar. Devlet malı deniz, yemeyen domuz.” atasözlerinin olmadığını biliyor muyuz acaba?

Demokrasiyi, yalnızca türban özgürlüğü ve cumhuriyet kurumlarının çökertilmesi olarak algılayan/algılatan kafaların bu önekleri anlayıp kavraması zordur. Çok partili yaşama geçtiğimizden bu yana, demokrasi dendiğinde hep aklımıza devlet olanaklarını nasıl hortumlanacağının hesabı yapılamadı mı?

Demokrasinin temel koşullarından biri ekonomik açıklıktır. Yolsuzluğun, adaletsizliğin ve yoksulluğun olduğu bir yerde demokrasi olur mu?

Adil Hacıömeroğlu
12 Ekim 2010

12 yorum:

  1. Onurunu ve kimligini yitiren bir millet, yok olmaya mahkumdur. Maaalesef, biz genel çıkarları bir tarafa koyup, kişisel çıkarların peşinde siyasi tercihker yaptıgımız sürece, onurumuzu kaybetmeye mahkumuz. Toplum sadaka kültürüne alıştırılmakta ve dilendirilmekte. Toplumsal hafızamız erezyona ugramış.Toplumda hak arama bilinci yok omuş, ne kendi yoksullugunu nede açıkça haketmeyenlerin zenginliğini sorgulamamakta. sorgulama yetisini kaybetmiş bir toplum olmaktayız. Toplumun başını sıkıca sarmak lazım ki, başka bir şey düşünmesin.
    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  2. mustafa temiz13 Ekim 2010 00:28

    onurunu kimligini yitirmek için yıllarca emperyalizimle birlikte el ele çıkarları dogrultusunda bizi yönetenler bilerek veya bilmiyerek hep çalışmadılarmıki ,işte geldigimiz nokta burda yine ikinci kurtuluş savaşı görünüyor başkada seçenekler tükenmiştir kanımca şartlar ne olursa olsun karamsarlık yok içimizde asla yinede cumhurriyet kazanacak buna adım gibi inanıyorum . elinize dilinize saglık adil arkadaş kolay gelsin eksik olmayın mucadelenin en güzelini veriyorsun kutlarım sizi.

    YanıtlaSil
  3. ne diyelim .bir tek demokratı olmayan ülkede demokrsi ile idare edliyoruzya. avustralyada bir çocukluk arkadaşım var. bir gün avstralyalı arkadaşının evinde oturuyolarmış eve bir kadın bir erkek gelmiş 2 saat sonra çıkıp gitmişler bizimki sormuş arkadaşına kimdi bunlar arkadaşı bayan annem yandaki arkadaşı demiş. biz,mki nasıl olur seburdayken annen erkek arkadaşyla gelir yalnız odaya girer demiş. arkadaşı sizde olmazmı diye sorunca bizimki aa bizde bu iş ölüme kadar gider demiş, arkadaşı hayretle bakıp nasıl olur sizin annenize ve verdigi kararlara saygınız olmaz çok kötü bir durum demiş. birgün demkrasi adlı bir plakforma katılmıştım bir prof demkrasi dersi veriyodu ders bitti sorunuz varsa sorun dedi bende arkadaşımın bana anlattıgı durumu anlattım sizin anneniz böyle bir şey yapsa ne dersiniz dedim . ne dese begenirsiniz senin ananı avradını.... nasıl böyle bir soru sorarsın ben pe.....miyim. işte bizim dekrasi hoçamı bu olunca dekratımız ı siz tasavvur ediin.

    YanıtlaSil
  4. Bundan sonra da hiç olmayacak gibi gözüküyor Adil bey . Verdiğiniz örnekler çok güzel .Her alanda bir eksen kayması yaşıyoruz . Muhalif sesler işinden olduğu gibi , başına neler gelebileceğinin endişesi içinde . Kullanacağım oy üzerinde bile baskı varsa Demokrasiden söz edemeyiz değil mi ..
    Teşekkür ederim , kaleminize sağlık .

    YanıtlaSil
  5. DEMOKRASİYLE,TARAFSIZLIK,İNSANLIK,KÜLTÜREL DEĞERLER AYRI AYRI ŞEYLERDİR.HERKES HERŞEYİN DEMOKRASİDEN GELDİĞİNİ SANIYOR.DEMOS VE CRATOS KELİMELERİ ÇALIŞAN ESHABLA, GÜÇ ERKİ YANİ İKTİDARIDIR.ÜLKERDEKİ SİYASAL REJİMDE BENİM İŞCİM,KÖYLÜM,MEMURUM,ESNAFIM,TÜCCARIM,BANKACIM-SERBEST MESLEK ERBABIM-DOKTORUM-ÖĞRETMENİM İŞİNİ BİLİR DERSEN VE BENİM EMEKLİM ,DULUM,YETİMİM,GARİBİM,GUREBAM DERSEN Kİ BİR TEMSİL HERKESİ KUCAKLIYORMUŞ GİBİ YAPIP KANDIRIYORSA.ÖNCE DEMOKRASİ YOKTUR VE KANDIRMACADIR.PARTİLER DE İSTİKRAR ADINA ÇOĞULCU AVANTA TEMSİLİ SAVUNUYORSA.NEDENEK TARAFSIZLIK,İNSANLIK,ZENGİNLİK ZATEN OLMAZ.SADAKA VE YARDIM KÜLTÜRÜNE ALIŞTIRILAN AHALİ OKUMAZ,YAZMAZ,DÜŞÜNMEZ,ÇALIŞMAZ,BALIK DA TUTAMAZ,HAYVAN DA YETİŞTİREMEZ,İNSAN DA.VARSA YOKSA TÜRBAN,BAŞÖRTÜSÜ,ALLAH,İMAN VAYAMAN VAY.ALLAHA ŞÜKÜR ,ESTAĞFURULLAH,MÜŞTERİ VELİNİMETİMİZDİR POLİTİKASI.

    YanıtlaSil
  6. Başımıza gelenlerin bilincindeyiz bu tür ahlaksızlıklara (yolsuzluk sömürü ahlaksızlıktır ve bir ülkenin başına gelebilecek en kötü yıkımdır) tepki de veriyoruz ama gelin görün ki bunlarla başa çıkmanın formulünü hala bulabilmiş değiliz...Kirlenen bataklığa dönen politika hayatına dürüst insanlar giremiyor..girsede yaşayamıyor kaba tabirle bir şekilde ayağı kaydırılıyor...Politikacıların...En büyük oyunlardan biride seçim sistemimiz...Tam bir Vatandaş bilmez ben bilirim tavrı kimi aday gösterirlerse onu seçeceksiniz nerede kaldı Demokrasi nerede kaldı Vekilini seçmek...Çıkar çarkı döndükçe arasında ezilen her zaman vatandaş olacaktır...Saygılarımla... Başak Öztürk

    YanıtlaSil
  7. Kuzey'in Kızı14 Ekim 2010 02:06

    Böylesine yağmanın ,kayırmanın,sömürünün olduğu bir ülkede demokrasiden söz etmek mümkün değil tabii ki Adil Bey.Ancak Büyük şairimiz Tevrik Fikret2in de dediği gibi bu devran böyle gitmez elbet bu kan içicileri bu millet sofrasından kovmayı bilecektir:

    Nasıl olsa bu yoksul,bu fukara halk
    Verir nesi var nesi yoksa,
    Verir malını, canını, ümidini,tüm güzelliğini,
    Servetini,istikbalini,sağlığını,rahatını,
    İçinde kaynayan mahşeri...
    Verir bu memleket verir,hiç tasalanmayın,
    Hiç düşünmeyin haram mıdır yoksa helal mi,

    Yiyin efendiler, yiyin ama biraz çabuk yiyin,
    Bu harmanın gelir sonu,kapıştırın giderayak,
    Yarın bi bakarsınız sönmüş bugün çıtırdayan ocak,
    Bugün mideniz hazırken ,bugün çorbalar sıcak,
    Atıştırın,tıkıştırın,kapış kapış,kucak kucak.

    Götürün efendiler,götürün,bu yağma sizin,
    Bu ihanet sizin,bu hıyanet sizin,
    Gün sizin efendiler,şölenler,törenler sizin.

    Gelin görün ki ne yapsanız,ne etseniz de,
    Çare yok efendiler,siz de gelir ve geçersiniz,
    Gelmiş ve geçmiş efendileriniz gibi,
    Çün bu memleket bizim efendiler,bu memleket bizim,
    Söylemek zorunda kaldığım için özür dilerim.

    Siz yine de yiyin efendiler,yiyin,
    Bu iştah açan sofra sizin;yiyin,yiyin,yiyin...

    YanıtlaSil
  8. Bizde devlet malı denizdir, O yüzden o makama veya iktidara gelmiş olanlar o denizden kendi keselerini doldurmazlarsa olmaz. Bu yıllardır böyle gelmiş böyle gidecek. Kim gelirse gelsin kendi yandaşlarınıda bu nimetten faydalandıracaklardır. Bu neredeyse bir kural haline gelmiş. Ama Bu Müslüman bir devlete yakışmayan bir durum. İşin kötü tarafı ılımlı islam söylemleri ile iktidara gelen AKP ve yandaşlarınında bu geleneği devam ettirmesidir.

    YanıtlaSil
  9. DEMOKRATLIK LAFLA OLUYORKİ BAŞBAKAN REFERANDUM MİTİNGLERİNDE HEP DEMOKRASİDEN BAHSETTİ. DOLAYISIYLA LAFLA PEYNİR GEMİCİĞİ YÜZÜYOR. BİZİM HALKIMIZDA OY VEREREK BU GÜZEL DEMOKRASİYİ DESTEKLİYOR. DÜN GECE (13.10.2010) SAMANYOLU TV HABERLERİNE BAKTIĞIMDA TAMAMEN YANDAŞLARA MİKROFON UZATIP EMEKLİ MAAŞ ZAMMINI SORUYORLAR YANDAŞ KESİMDE ÇOK İYİ BİR ZAM OLDUĞUNU MEMNUN OLDUKLARINI SÖYLÜYORLAR. DEMEK Kİ DEVEYE DİKEN, HALKA AÇLIK ÇEKTİREN YARANIYOR. AKP ZENGİNLERİ ARTTIKÇA EZİLEN HALK ÇOĞALDIKÇA F TİPİ ÖRGÜT GÜÇLENDİKÇE DEMOKRASİMİZ GÜÇLENEREK ARTMAKTADIR. SİZ NEYİ TARTIŞIYORSUNUZ. ÜLKE ELDEN GİTMİŞ DİYE FERYAT ETTİKÇE BAKANLAR NE DİYOR "TOPRAKLAR YERİNDE DURUYOR. BİRYERE GİTTİĞİ YOK " DİYORLAR. ÜLKEMİZİN TOPRAKLARINI TORBAYA KOYUP SIRTLAYIP GÖTÜRMEK SANIYORLAR FERYATLARIMIZI. NEYSE SEÇİMLER YAKLAŞIYOR, RAMAZANDA DAĞITILAN GIDA KOLİLERİ BİTMEYE BAŞLAMIŞTI. ŞİMDİ TEKRAR TAKVİYE SADAKALAR DAĞITILIR. SEÇİMLERDEN SONRA NEYSEKİ RAMAZAN VE ŞEKER BAYRAMI ÇOK YAKIN BU GİDİŞLE AÇ KALMAYACAĞIZ. KRİZ FALAN BİZİ ETKİLEMEZ. DEMOKRASİ DE NEYMİŞ, İKTİDAR VE ÇEVRESİ HAKSIZ ZENGİN OLUYORMUŞ BİZE NE, ÜLKE TALAN EDİLMİŞ KİME NE, CUMHURİYET YOK OLUYORMUŞ, REJİM DEĞİŞECEKMİŞ, GELEN AĞAM GİDEN PAŞAM, "DAĞDAKİ ÇOBANLA OYUM BİR Mİ?" DİYEN AYDIN BİR TÜRK KIZINI YERDEN YERE VURAN ZİHNİYETLER ÇOĞUNLUKTA OLDUĞU SÜRECE OYLAR FAZLASIYLA YETER İKTİDAR OLMAYA.

    YanıtlaSil
  10. bizdeki siyasetçilerle AB birliğinde yer alan siyasetçilerin farkını cok güzel bır sekılde yansıttınız..tebrıkler...

    YanıtlaSil
  11. Ülkemizin o düzeye gelmesi biraz zor daha çok ilerleme kaydetmemiz gerekiyorken daha da kötüye gidiyoruz.Köklü değişimler gerekir yeniden Atataürk gibi bir devrimci gelirse o düzeye geliriz yoksa bu şartlarda zor.Hiç olmazsa çocuklarımızı politikacı yetiştirmeye özen göstermeliyiz yobazlara kalmaması için.

    YanıtlaSil
  12. YAN GELİP YATMAK yok dememiş miydi RTE? Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil