26 Ekim 2010 Salı

SEÇİMLER RÜŞVETLE Mİ KAZANILIR?

Öteden beri genel ve yerel seçimleri kaybeden partiler, seçimlerde adaletsizlik yapıldığını söyler. Hep kazananın, hileyle kazandığı iddia edilir. Bugüne kadar tanık olduğum her seçim sonrası aynı itirazları farklı perdelerden hep işittim.

Peki, gerçekten durum böyle midir? Her seçimde iktidar partisinin baskısı ve devlet olanaklarını kullanması söz konusudur. Feodalizmin varlığını koruduğu küçük alanlarda egemen derebeylerin baskılarını da görmek olanaklıdır. Bugüne kadar yapılan her seçim öncesinde halka dağıtılan yiyecek, giyecek, yakacak … hatta para gibi nesnelerin yanı sıra vaat edilen hizmetler seçmene rüşvettir. Buraya, çok partili yaşama geçişimizden bu yana seçmene verilen ve vaat edilen rüşvetleri sayıp sığdırmamız olanaksızdır. Ancak seçimlerin bu rüşvetlerle kazanıldığını ya da yitirildiğini söylemek de halka haksızlıktır. Bu seçim rüşvetleri, seçmen sayısının az olduğu alanlarda kısmen etkilidir. Özellikle yerel seçimlerde küçük yerleşim yerleri, daha çok hizmet alırım düşüncesiyle iktidar partilerine yönelir. Buna, safça bir uyanıklık diyebiliriz.

Son birkaç seçimdir AKP’nin halka erzak dağıtarak seçimlerden galip çıktığı iddia edilmekte. Doğrudur, AKP halka erzak dağıtıyor. Peki, bu seçimleri kazanmanın asıl nedeni midir? Bence hayır! Her seçim öncesinde çeşitli kesimlerden yurttaşlarla siyaset konuşurum. Kime, neden oy vereceğini sorarım karşımdakine. O da kendince gerekçelerle ve bakış açısıyla sorumu yanıtlar. Bu nedenledir ki seçim tahminlerim hep doğru çıkar. AKP’ye oy vereceğini söyleyen yurttaşların birçoğuna “Neden?” sorusunu yönelttiğimde: “Başka parti mi var, kime oy vereyim ki?” yanıtını alırım. AKP hükümetinin adaletsizliklerini, yolsuzluklarını, dış politikadaki yanlışlık ve teslimiyetlerini anlattığımda ise karşımdakinin de beni desteklediğini görürüm. Burada muhalefet partilerinin düşünmesi gerekir. Halka güven verememelerinin nedenlerini cesaretle ve akılcı olarak ele almalarında yarar var. Sorunu yalnızca liderlerde aramak çözümü zorlaştırır. Parti denildiğinde liderden en küçük birimdeki yöneticiye, üyeye kadar uzanan ve bütünlük gösteren bir örgütlenmedir.. Bu zincirin halkaları birbiriyle uyumsuzsa güvensizlik ortaya çıkar.

Gerçekten birine erzak vererek oyu satın alınabilir mi? ALINAMAZ. Neden mi? Bunu söyleyenlerin çevrelerinde yoksul ve ihtiyaç sahibi birisi varsa bunu denesinler. Seçimlere epey zaman var. Bu kişiye şimdiden erzak yardımına başlasınlar ve seçim günü hayal kırıklığına uğradıklarını görecekler. Bunu neden mi söylüyorum? Benzer örnekleri görüp yaşadığım için.

Halkımız seçimi sever. Oyunu çok önemser ve bunun kendisine verilmiş bir yönetme, ülkenin geleceğine karar verme fırsatı olduğunu düşünür. Politikacıları iyi dinler, propaganda çalışmalarını kaçırmaz. Siyasetçinin diliyle yüreği arasındaki kopukluğu kolay fark eder. Politikacıda öncelikle aradığı içtenliktir. Kendisine değer verilmesini ister. Yukarıdan bakan siyasetçinin halk karşısında şansı yoktur.

Eğer muhalefet partileri gelecek seçimde iktidar olmak istiyorlarsa öncelikle seçmenle ilgili söylemlerini değiştirmeli. “Seçmen makarnaya, bulgura, kömüre oy veriyor.” diyerek iktidar olunmaz. Bu tür söylemler seçmene, halka hakaret değil midir? Hakaret ettiğiniz, bu tür söylemlerle iradesini aşağıladığınız kişi, size oy verir mi?

Bir diğer konu da HSYK seçimleri. Seçimleri iktidar yanlısı liste açık ara kazanınca “hükümet baskısından” söz edilmeye başlandı. Ancak kimse işin gerçek yanını dile getirmek istemiyor. Savcı ve yargıçlar üniversite mezunudurlar. Bu nedenle de az çok neyin, ne olduğunu kavrayacak, anlayacak düzeydedirler. Peki, işin gerçeği nedir?

Birincisi; cemaat lideri yıllardır, “mülkiye, adliye, harbiye” yi ele geçirmekten söz ediyor ve bunun kendileri için asıl amaç olduğunu belirtiyor. Son yıllarda hukuk fakültesi mezunu cemaat mensupları savcı ve yargıçlığı yeğlerken; laik cumhuriyetçi kişiler avukatlığa yöneliyor. Cemaatçiler kendi idealleri için devlet kademelerinde görev alıyorlar ve kendilerince mevzi kazanıyorlar. HSYK seçimleri ve anayasa değişiklikleriyle ilgili televizyon tartışmalarında laik kesimin sözcüleri genellikle yaşlı kesimden, cemaatçilerse gençlerden oluşuyor. Bu durum dikkat çekicidir. Cemaatlerin, kendi yurtlarında yetiştirdikleri öğrencileri iyi okullara yerleştirme gayretleri herkesçe bilinir. Bu konu iyi bir örgütlenme gerektirir. Laik kesimin her konuda olduğu gibi bu konulardaki örgütlenmesi zayıftır.

İkinci olarak bürokratlar genellikle iktidara oynar. Burada sadece mevcut iktidarı mı kastettik? Tabi ki hayır! Muhalefette iktidar olma ışığı gören bürokrat, cesur davranarak mevcut iktidara karşı tavır alabilir. Muhalefet partilerinde iktidar ışığı göremeyen bürokrat, kendini yalnızlaşmış görür. Bu nedenle de mücadele azmi zayıflar. Bu da teslimiyete varır. İşin gerçeğini kabul etmekte yarar var. Devlet çalışanları, muhalefet partilerinin iktidara geleceğine inanmıyorlar. O zaman yapılacak şey muhalefetin kısır çekişmeleri bırakarak iktidar olma mücadelesini vermesidir.

Seçimler karşısındaki tavrımız, yaşamın diğer alanlarında da aynıdır. Tuttuğumuz takım yenildiğinde suç hakemindir. Hakem taraf tutmasaydı biz kazanırdık, deriz. Kurallar apaçık belli olmasına karşın, rakibine bilerek tekme atarak oyundan atılan oyuncumuza değil de kuralları uygulayan hakeme kızarız.

Başarısızlığının nedenlerini hep kendi dışındaki etkenlere bağlayan kişi ve kurumlar hiçbir zaman başarılı olamaz. Özeleştiri, kişilerin ve kurumların doğruyu arayıp bulmaları için en güzel yoldur. Önce aynadaki görüntümüzü iyi görmeli. “İğneyi kendine, çuvaldızı ele batır.” sözünü sık sık anımsamakta yarar var.

Adil Hacıömeroğlu
23 Ekim 2010
Not: 25 Ekim 2010 tarihli Kent Yaşam Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Yazılarımı http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

8 yorum:

  1. DÜN BİR DEVRİMCİ OLDUĞUNU SAYAN GAZETECİ Kİ BU YOLDA KARINCA KADERİNCE MÜCADELEYİ SEÇMİŞ:BANA DEDİ Kİ,HERKES KOLAYCILIĞI SEÇMİŞ,SUÇU YADA SORUMLULUĞU BAŞKASINA ATARAK KURTULMAĞA YADA BEKLEYEREK KENDİMİZİ YADA VİCDANIMIZI RAHATLATMAĞA ÇALIŞIYORMUŞUZ.ÖZELLİKLE LAİKLER ,YARDIMLAŞMA,VEFA,SADAKAT,FERAGAT,FEDAKARLIK,GÖNÜLDEN DİLEYİŞ,SAHİPLENME,DOSTLUK,İŞ AHLAKI YADA ETİK RAJON KESME,ARKASINDA DURMA,BAŞKALARINI DA KENDİ YERİNE KOYABİLME,KENETLENME Kİ ÇIKARSIZ BİROLABİLME GÜDÜSÜ ZAYIF OLDUĞUNDAN TOPLUMSALLIĞI İDDİA EDİP,TOPLUMSALLIKTA YALNIZLIĞI OYNAYARAK;HERŞEYİ DEVLETTEN,BAŞKASINDAN BEKLEME ALIŞKANLIĞI MUHALEFETTE İKTİDARSIZLIĞI YARATTIĞINDAN BİREYSELYADA TOPLUMSAL TARAF OLARAK HALKA -SEÇMENE GÜVEN VEREMEMEKTEDİR.YA BÜROKRATİK DEMİR PERDE OLURLAR YADA KENDİNE MENKUL DÜNYAYI BEN YARATTIM RUHUNA.HALKIN SORUNLARINI DİNLEMEZLER,KAYDA VE KAALE ALMAZLAR Kİ ,İKTİDAR OLMADIKLARINI SAVLARLARKEN,SONUCUN DEVRİMSEL VE GENEL SORUNLARDAN AYIRDEDİLEMİYECEĞİNİ SIK SIK SAVLARLAR VE BÖYLECE GENELİN SORUNLARINDAN KURTULARAK,OLIGARŞİK HEMŞEHRİ,DOST AHBAP,CEMAAT,KLİK MENFAATLERİNİ ÖNE ÇIKARIRLAR.TEKNOLOJİYİ ÇOK İYİ KULLANAMAZLAR ÇÜNKÜ ÇOÜUNA SAHİP DEĞİLLERDİR .ÜRETİM ARAÇLARI GİBİ.BİR DE KENTSOYLULUĞU AŞAĞILAYIP KENTSOYLU KİBAR ZENGİNLER GİBİ YAŞAMAYI BİLİRLER Kİ,KALİTELİ YAŞAM HER İNSANIN HAKKIDIR DİYEREK.AŞAĞI TABAKA VE ORTA SINIF AHLAKINI VE YAŞAMINI SORGULAMADAN:PARTİ ORGANLARI ZATEN ÜST GRUP SERMAYEDARLAR VE BÜROKRATLARCA DOLDURULMUŞSA,RANTI PAYLAŞACAKLARIN TABANI İKTİDAR YAPMAK GİBİ KİMSESİZLERİN KİMSESİ İDDİASI ZATEN YOKTUR.SEÇMENE NE KADAR ŞİRİN GÖZÜKSE DE GELECEK VE İŞ VAADİ HATTA TAKİBİ YAPILAMADIĞINDAN MUHALEFETİN ORTAYA KOYDUĞU İDEOLOJİK FREKANSI YATAY MODDA SIFIRA YAKINDIR.VATANDAŞ TA ÖZELLİKLE KÜÇÜK DAR ÇEVRE ÇIKARLARINI KOLLAMADA İYİ BİR CANBAZI ARATMAYACAĞINDAN ÇOĞU KEZ KENDİNİ ADAM YERİNE KOYAN MUHAFAZAKAR İKTİDAR ADAYLARINI TERCİH EDER VE EDİYOR.MESELE RESMEN GÜVEN BUNALIMI VE AÇIK PERSPEKTİF VE DÜZEN ARAYIŞIDIR.KİMSESİZ,YOKSUL,GARİP GUREBA KESİMLERİ ADAM YERİNE KOYAN, EŞİT PAYLAŞAN,ÜRETENİN YÖNETİME ERK OLABİLECEĞİ,YARIN HESAPLARININ UZUN VADEDE AMA SOSYAL GÜVENLİKTE DOYUMLU ,RAHATLATICI,GENÇLERİN ÖNÜNÜ AÇICI,YAŞLILARIN GEÇİM SIKINTISINDA BOĞULMAYACAĞI,EŞKİYANIN HÜKÜMDAR YAPILMAYACAĞI GELECEĞİ VAAT EDEN YADA GÖSTERENİN ARKASINDAN GİTMEMESİ DİYE BİR ŞART YOKTUR.HERKES İĞNEYİ KENDİNE BATIRIRKEN MUHALİF GÜÇLERİN NİYE KURUMSALLAŞAMADIĞINI DA GÖRMEK GEREKİR.KİŞİLERİN AYİNESİ İŞTİR ,LAFA BAKILMAZ.EYLEM VE GÜVEN VE ÖRNEKLER HANİ ESKİŞEHİR BELEDİYESİ ÖRNEĞİ GİBİ AMA 7 YILLIK İZMİRDE YAPILAMIYAN METRO DEVRİMCİLİĞİ GİBİ DE SIRALANABİLİR.YAŞAM BİÇİMİ VE ÖZGÜRLÜK ANLAYIŞI TERCİHİ BAZI YÖRELER VE BÖLGELERDE ZARARINA DA OLSAİNADINADIR.AMA NEREYE KADAR İNAT BİLİNMEZ?

    YanıtlaSil
  2. Adil bey kaleminize ,yüreğinize sağlık gene güncel bir konuyu gündeme getirmişsiniz.Sizin görüşlerinize önem veriyorum ve ilgi ile takip ediyorum.Ama bu yazınızdaki görüşler cevremle kıyasladığım zamanlar örtüşmüyor.Bu görüşüm sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez.Mesala Melih Gökçek İlk belediye başkanı olduğunda varoşları rüşvetle kazanmaya başladı.Yani ilk önce A.O.Ç sütü vererek.Sonr ekmek,daha sonra,futbol topu v.b gibi şeyler verdi.Hala vermeye devam ediyor.Ve bu başkan yıllardır koltuğundan düşmüyor.Elinde kayıt altına aldığı yani fişlediği bir sürü insan var.Ben bunları görünce bu ülke insanının 2 paket makarnaya oy vereceği düşüncesini-doğru bulmasamda-taşıyorum.Saygılarımla.REFİK ŞENOL

    YanıtlaSil
  3. Kuzey'in Kızı27 Ekim 2010 14:07

    Faturayı topluma çıkarmanın doğru olmadığını düşünüyorum.İktidar her bakımdan gücünü kullanıyor.Bu güçler arasında "medya"ön planda bence.Muhalefet ise kısır çekişmelerden fırsat bulup da güçlü bir cephe oluşturamadı henüz.Kılıçdaroğlu'nun nerede durduğunu,CHP'nin kurumsal kimliğini dahi henüz anlayabilmiş değiliz.Bugün gençliğin önemli bir kısmının AKP'nin arkasından gittiğini görüyorum üzülerek.Bu çocukların bir kısmına bazı gerçekleri anlattığınızda ,"Haklısın ama başka kim var ki oy verebileceğimiz?"diyorlar.Tayyip'i karizmatik,dik duruşlu bulanlar dahi azımsanmayacak sayıda.Hal böyleyken her zamanki gibi "Haklısınız!"diyorum.Halk AKP'yi terk etmeye çoktan hazırdır yeter ki ona ulaşılabilsin ve ışık tutulabilsin.Atatürk bunu başarmıştı;çünkü önce kendisi inanmış ve başını bu yola koyduğuna halkı inandırmıştı.Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  4. Akepe başa geldiğinden beri seçimler secsis denilen internet sisteminin hilesiyle kazanılıyor.Önümüzdeki bu seçimde bu net sistemi kalkmazsa yine başa gelmeleri muhtemeldir.ABD'den ithal edilen bu sisteme güvenmek "bu sistemin tüm olumsuzlukları uzmanlar tarafından saptanmış ve bu sistemin güvenlik sertifikası olmamasına rağmen" bu sisteme destek vermek akepeye yandaşlık yapmaktan başka bir şey değildir.Akepenin arkasından giden kişilere üzülmeyiniz zira "ananı da al git ulan" diyen bir lidere karizmetik yönüyle tapmak diye düşünmüyorum.Başka parti mi var diyen bir kişi bilki o yolun yolcudur.

    YanıtlaSil
  5. Seçim rüşvetle kazanılır tabii. Neden kazanılmasın ki? Genellikle olaylara önyargılı yaklaşmamaya çalışırım. Çevreden söylenenlere kulaklarımı tıkar kendim karar vermeye çalışırım. Bir de mağdur edilene son tekmeyi vurma olayı sıkça yaşanan bir durumdur. Asla bu tür duruma destek olmadım ve olmamda. Ama herkes te bu şekilde düşünecek diye bir kıstas olamaz. Verilen erzaklara alışıp yan gelip yatan kitleler neden vermesin oyunu? Bal gibi de verir. Derinine düşünmez ki. DERYA

    YanıtlaSil
  6. Yardım gelsin AKP de iktidarda dursun herzaman aynı hikaye ülkemize bişey olmaz diyen milyonlar var bunu kimse inkar edemez...MUHALEFET ÖNCE KENDİ İNANACAK ÜLKEMİZİN NE KADAR KÖTÜYE GİTTİĞİNE VE GERİCİLERE YANAŞIP YUMUŞAMAYACAK ÜLKEMİZİN LAİK SOSYAL VE HUKUK DEVLETİ KONUMUNU ÖLÜMÜNE KORUYACAK VE ÖZELLİKLE HALKIMIZA AKP NİN ABD İLE BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ EŞ BAŞKANLIĞINI ANLATACAK...SAYIN HACIÖMEROĞLU BOP EŞ BAŞKANLIĞINI YAZILARINIZA TAŞIMANIZI DİLİYORUM...MUHALEFET DİK DURACAK HAİNLERİN GERÇEK YÜZÜNÜ CESURCA DELİLLERİYLE HALKINA HAYKIRACAK....BİR DAHA BİR DAHA ......

    YanıtlaSil
  7. Tek tek konuştuğunda çok akıllı konuşan bireyler bakıyorsun, kitle psikojisine uyup sürüleşiveriyor. Ben demiyorum Napolyon diyor; "İnsanlar, hakları ve vazifeleri için değil, daha çok çıkarları için mücadele ederler."
    Toplum çok çıkarcı. Hem de çok küçük şeyleri dert eder, çok küçük şeylere kendini satar... Her özel günde kendine mektup gönderdi diye, yıllarca Demirel'e oy verenler var.

    YanıtlaSil
  8. Sizin yazınıda Halk önemsenmek ister, o yüzden çime ve oyuna önem verir ...İşte.....Halk önemsenmek ister dirayetli yöneticiler ister, söylevlerde kendini tatmin etmek ister icraat ister...eğer birazda güç durumdaysa yardımda ister en azından dinlenmek ister onu yönetene elini sürmek ister yüzlerce korumayla yanından geçen halkından korkan lider istemez....O zaman Kılıçtaroğlu başbakan ....Belman Aydoğan....

    YanıtlaSil