11 Kasım 2010 Perşembe

CHP’DE NELER OLUYOR?

Çocukluğumdan beri siyasetin içinde oldum hep. Ancak ilk heyecanlı ve bizzat etkin olarak kampanyasına katıldığım seçim, 1973’tür. O yıllarda lise birdeydim. Karaoğlan efsanesinin, ülkenin dört bir tarafını sardığı yıllardı o zamanlar. İlk kez CHP’nin birinci parti olma fırsatını yakaladığı bu seçimlerde yediden yetmişe herkes elinden geldiğince çalışıp çabalıyordu. Seçimler, geniş bir halk imecesiyle yürütülüyor ve Ecevit hareketine, halk katılarak sahip çıkıyordu.

1973’te CHP’nin milletvekili adayları arasında genç politikacılar çoğunluktaydı. Bunlardan bugün de milletvekili olan Deniz Baykal, Önder Sav, Ali Topuz ve Kemal Anadol’u sayabilirim. Aradan yıllar geçti ve ömrümüzün yarı asrını devirdik. Siyasal yaşamımızda ise neredeyse bir değişiklik yok. Aynı yüzler, aynı isimler… Yıllardır politikacılıktan başka bir iş yapmayan, hep siyasetten geçinen (kısa süreli istisnai durum hariç) profesyonel politikacıların yaratıcı, üretken olması olanaklı mıdır? Ülkemizdeki siyasetçilerin birçoğu ne acıdır ki giderek halktan kopmaktalar. Yıllardır yaşamın ekonomik, sosyal sorunlarıyla uğraşmayan, riskini almayan kişilerin, bu sorunlara çözüm üretmeleri mümkün müdür? Siyasal yaşamını sürdürmek için parti içinde bir grup insanın desteğini alarak ve sadece onlarla ilişkili bir sosyal yaşam sürdürmek, politikacıyı geliştirir mi?

Yaşamının hedefine yalnızca politikayı oturtmuş, onu meslek edinmiş kişilerin ulus adına siyasete katacakları bir şey yoktur. Çünkü onlar, halkın kendilerine geçici bir süreyle verdiği bir görevi değil, “mesleklerini” icra ediyorlar. Kimse işini yitirmek, mesleğinden olmak istemez. Politika, meslek olmaktan çıkmalıdır. Yıllardır siyaset yapanların başarı hanelerinde acaba ne var? Torunlarına anlatacakları, halkın takdirle anacağı, yıllar sonra ders kitaplarında okutulacak hangi başarı öyküsüne sahipler? Yaşadıkları, en güzel olanaklarından yararlandıkları topraklara hangi maddi ve manevi kalıtı bıraktılar? Eğer bıraktılarsa bu kalıt; olumlu, gurur duyulacak bir şey midir, yoksa olumsuzluklarla yüklü beyhude işler midir?

Yıllardır seçim yitire yitire, ülkeyi gittikçe sağa çekilmesine neden olanların inatla koltuklarında oturmalarının nedenini anlamak olanaklı mı? Türkiye’nin iç ve dış itibarı zedelenirken, ulusal çıkarlarımız küresel güçlerin kurdukları masalarda yok edilirken, Atatürk ve arkadaşlarının bin bir emekle kurdukları Cumhuriyet’in kaleleri ele geçirilirken, ulusal sanayimiz çökertilirken, tarım ve hayvancılığımız mahvedilirken, madenlerimiz el âleme peşkeş çekilirken koltuğa yapışmaları hangi siyasal anlayışla açıklanabilir? Siyasetçinin amacı iktidara gelip ülkeyi yönetmektir. Bunu yapamıyorsa başarısızdır. Dünyanın her demokratik ülkesinde bu çark böyle işler. Hiçbir işletmede başarısız olmuş kişiler, işlerini sürdürmezler. Kısacası işten çıkarılırlar. Şimdi yıllardır başarısızlıklarına, başarısızlık ekleyen bu politikacıların çoktan işten çıkarılmaları gerekmiyor mu?

Politika işsize iş kapısı olmuş ülkemizde. Mesleğinde başarısız olanların, işini yürütemeyenlerin sığındıkları ballı(!) bir liman. Bunun son bulması gerek. Yetenekli, mesleğinde başarılı, çevresinde sevilen, saygın kişiler siyasette yerlerini almalı. Amaç siyasetten almak olmamalı, siyasete bir şeyler katmak olmalı. Siyasetten geçinen değil, siyaseti halka hizmet aracı olarak gören kişilere o kadar gereksinmemiz var ki…

CHP’de, 3 Kasım’da başlayan kavganın hep kişiler üzerinden sürdürülmesi içler acısı. Dostluk, söylenen sözlerin, paylaşılan sırların mahremiyeti, aynı çatı altında yol arkadaşlığı sevgisi, kişiye saygının esamisi okunmuyor. En kötü kavgalarda bile söylenmeyecek sözler havalarda uçuşuyor. İnsanın düşmanına bile söyleyemeyeceği sözler, düşüncesizce sarf ediliyor. Yarın yüz yüze bakmaları gerektiği unutularak televizyon kanalları bir bir gezilerek her türlü suçlama fütursuzca yapılıyor. Her iki tarafta da keskin militanlar, sözcüler var. Tartışma yok, kin kusma var. Eğer bir düşünsel ayrışma olsaydı, tartışma olurdu.

Düşünsel temelde bir ayrışma çekişme olmadığından kişisel suçlamalar ön plana çıkıyor. Parti kaybediyor, seçmen üzülüyor, halk umudunu tüketiyor kimin umurunda?

“Zavallı adam kardeşiyle kavga eder.” Sözü unutulmamalı. Eğer sen karşıtınla kavga edemiyorsan, bu konuda cesaretin ve donanımın yoksa yol arkadaşınla kavga edersin.

CHP’de eksik olan bir şey var: Sevgi. Partililer arasında sevgi bağları çok zayıf. İç çekişmeler, sevgiyi yok etmiş. Eleştiri yapanlara karşı düşmanca davranışın temelinde yatan bu sevgisizlik. Hizipçilik, bölgecilik dostluğu yok etmiş; etnik kimliğe, inanca ve kişilere odaklı örgütlenme anlayışı kardeşlik köprülerini yıkmış.

Bu kavga son hız sürerken RTE ve arkadaşları da ellerini ovuşturuyorlardır. Tüm başarısızlıklarına karşın, yollarına sert bir muhalifin çıkmaması nedeniyle tabi ki.

En çok üzüldüğüm de Kılıçdaroğlu. Neden mi? Siyasetin kirinden, pasından, ayak oyunlarından, vefasızlığından korunmak için çırpınıyor. “Yağmurdan kaçarken doluya tutulma” olasılığı yüksek bir yolda halkın “Kemal”i olmaya çalışıyor. Çevresini kuşatan siyaset bezirgânlarından kurtulursa halkla buluşup bütünleşecek. En büyük tehlike ise popülizm bataklığına sokulması. Bu dönemde iyi niyetli yeni siyasetçilere o kadar ihtiyaç var ki…

CHP’de ortalık toz dumanken ve kamuoyu da bununla meşgulken iktidar bundan yararlanmaz mı? Tabi ki böylesi bir fırsat kaçmaz. Taksimdeki bombalı saldırıyı PKK’nın yaptığını söylemeye bir türlü dili varmayan iktidar, konuyu unutturdu. Bölücü terör, gündemden düştü. Yine ABD’nin isteği üzerine Türkiye’de füze kalkanı kurulması sessiz sedasız kabul edildi. Sırada AKP’li bir milletvekilinin yolsuzluk yapanlara verilen cezaların azaltılmasını isteyen kanun teklifi var. O da bu toz dumanda TBMM’den geçer mi dersiniz?

Adil Hacıömeroğlu
6 Kasım 2010

Not: 11 Kasım 2010 tarihli KENT YAŞAM Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
13 Kasım 2010 tarihli Haber Doğu Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Yazılarımı http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

4 yorum:

  1. TAM İSABET BİR TEŞHİS,SORUN POLİTİKAYI MESLEK EDİNMİŞ POLİTİKACILAR VE KADROLU ÜYELER.BİR DE YAŞAMDA İŞİ OLANLARIN YANİ ÇALIŞANLARININ TEMSİLİ OLAYI.TAZE KAN.POLİTİKA SADECE TEMSİL OLMALI AMA ÇALIŞAN ESHAP GEREKLİ OLANI ORAYA TAŞIMALI,TAŞIYABİLMELİDİR.SORUN DA BURADA İŞTE HAYATIN GERÇEĞİ. MEHMET SEZER

    YanıtlaSil
  2. ZAVALLI GAZETECİ DE, ANA MUHALEFETİ ELEŞTİRİR...

    CHP, BUGÜN 30 YILIN EN YÜKSEK OY ORANINA ERİŞMİŞ, SİZ HALA CHP ALEYHİNE DERİN ANALİZLER ATTIRMA PEŞİNDESİNİZ...

    DIŞTAN CHP'Lİ, İÇTE İSE İÇİN İÇİN REİS'ÇİLER PADİŞAHÇILAR, BAZEN FRENE BASMADAN DİREK, BAZEN DE CHP'Yİ ÇOK DÜŞÜNÜYORMUŞ POZLARINDA, DOLAYLI
    YERDEN YERE VURMAYA DOYAMIYORLAR...

    KANA KANA İÇİYORSUNUZ CHP'NİN, BEZİRGAN DEDİKLERİNİZİN O SONSUZ HOŞGÖRÜSÜNDEN...
    BUGÜN GİDENLERE BEZİRGAN DEDİNİZ, YARIN DA GELENLERE BEZİRGAN DİYECEKSİNİZ...

    SIRA AKP'YE GELDİ Mİ ? ŞÖYLE UCUNDAN ACCIK... AMAN DEVLETLU BİR ESTİ MU, ALİMALLAH NE YER BIRAKIR NE MEVKİİ... BU İŞTEN EKMEK YEMEK HAYAL OLUR...

    TATLI SULARDA ÖLÜM YOK SİZE...

    HARBİ GAZETECİ OLMAK, ENİ BOYU ANALİZ YAPMAK İLE OLMUYOR. GEÇTİ O TATLI SU GAZETECİLİĞİ, YA O TARAFTASIN YA BU TARAFTA..
    RECEP, DOĞRU SÖYLÜYOR, TARAFSIZ OLAN BERTARAF OLACAK.
    HERKES BİR DEVRİMCİ, BİR EMİN ÇÖLAŞAN OLAMIYOR İŞTE...

    POLİTİKA'NIN BİR MESLEK OLMADIĞINI SÖYLÜYORSUNUZ. POLİTİKA, BİR HOBİ MİDİR ?
    YAN UĞRAŞ MIDIR ? POLİTİK KARİYER, UYDURMA BİR KELİME MİDİR ? 30 YILDIR PROFESYONEL POLİTİKACI RECEP'İ BIRAKTINIZ, CHPLİ VEKİLLERİ Mİ ELEŞTİRİYORSUNUZ...

    BENCE EN BÜYÜK BEZİRGANLAR, AKP'NİN BÜTÜN BU KARŞI-DEVRİMCİ YAPISINA RAĞMEN, CHP'DE YİNE DE ELEŞTİRECEK ŞEYLER BULUP, TATLI SULARDAN ÇIKAMAYAN GAZETECİLERDİR.

    YanıtlaSil
  3. AĞYARE DOKUNMUŞSUNUZ,ADİL BEY.BAKINIZ POLİTİK KARİYERDEN BAHSEDİYORLAR.GİDİN DOKTORANIZI VERİN O ZAMAN OKULLU OLURSUNUZ BELKİ AMA HAYAT OKULUNDAN OLAMAZSINIZ.HAYATIN DİNAMİKLERİDİR ASIL POLİTİKA.MESLEK HALİNE GELMİŞ POLİTİKACI AVANESİYLE BİRLİKTE ÇIKAR ODAKLI OLUR.OLAN DA ODUR.BELEDİYE MECLİSLER VE ÜST YAPILARDA GÖREV ALANLARIN ÇOĞU MEMLEKET ADINA YAHUT BABASININ HAYRINA MI ,GÖREV ÜSTLENMEK İSTERLER.AÇIK SÖYEYELİM %10 BELKİ AMA GERİSİ TARTIŞILIR.CHP Yİ ELEŞTİRMEK OLARAK ALGILAMAYIN TEŞHİSİ VE TESBİTİ.CHP DE BİR DÜZEN PARTİSİDİR.POLİTİKAYI EMPATİ VE İŞ TAKİBİ VAADİ OLARAK ALGILAMAYIN DOĞRU SİYASETİ VE KADROLARI BULMAK ADINADIR ELEŞTİRİ.HERŞEY DÖRT DÖRTLÜK TE BİZLER Mİ APTALIZ GÖREMİYORUZ? MEHMET SEZER

    YanıtlaSil
  4. Atatürk'ün yolunda gitmeyenler politikayı rant kapısı yaptılar zira iktidarın içindekiler bu rant kapısını önce kendilerine sonra yandaşlarına açıyorlar.ABD bunu diğer ülkelere rant kapısı aralıyarak yapıyor çünki kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez hesabı.Al gülüm ver gülüm hesabı dönüyor.İçinde vatan sevgisi olmayan bireyler bir araya gelerek örgütlenip kin ve nefretle büyütülen sapkınlar bu gün,geçmişinde itelenmiş kakalanmış,horlanmış,sindirilmiş zavallılar itaatla bir kariyer verilerek kullanılıyorlar.Sevgi hiç bir partinin içinde yoktur.Tüm topluluklarda,gruplarda hırs ve kıskançlık vardır hep öne çıkmak vardır.CHP de ki eksiklik itaatsizliktir disiplin yok.

    YanıtlaSil