27 Kasım 2010 Cumartesi

FÜZE KALKANI

Kamuoyunda uzun süredir düşük tonda tartışılan ve sonucu merak edilen füze kalkanı konusundaki hükümetin tavrı, nihayet belli oldu. Kamuoyunun gündemine o kadar gereksiz, ilgisiz konular gelip yerleşiyor ki ülkemizin geleceğini doğrudan ilgilendiren bir uluslararası ve bölgesel sorun gözden kaçıyor, kaçırılıyor. Böylesine önemli bir konunun adeta halktan saklanarak halledilmesindeki amaç nedir? Demokratik(!) ülkelerde ulusun, ülkenin kaderinde etkili olabilecek kararlar tartışılarak verilmez mi?

Bu karar özellikle, bilinçli olarak tartışılmadı. Üstelik “füze kalkanı” işi kotarılırken yapay gündemler yaratılarak konu, ikinci plana itilmiştir. Bu konuda hükümetin tavrı çelişkiler ve tutarsızlıklarla dolu olduğu içindir ki kamuoyunun konuyu öğrenmesi engellenmiştir.

Öncelikle “Füze kalkanı nedir?” sorusunun yanıtlanması gerek. Füze kalkanı, NATO üyesi ülkelere yapılabilecek bir balistik ya da nükleer füze saldırılarına karşı bir savunma önlemidir. Yani bizim yer aldığımız bölgede bir NATO ülkesine saldırı olur kaygısı var. Peki, kim saldırabilir? Şu anda oklar İran’ı gösteriyor. İran’a en yakın NATO üyesi biziz. Bize böyle bir silahlı tehdit söz konusu mudur? Hayır! İran’la sorun yaşayan ülkeler var mıdır? Vardır: İsrail ve ABD. İsrail bir bölge ülkesidir ve İran’ın silahlı tehdidinden zarar görebilir. ABD, Irak’ta işgalci bir güç olarak sorunun içindedir. Bölgede birçok üssü ve uçak gemisi var. Ayrıca bölgedeki enerji kaynakları ABD’nin küresel egemenliği için önemli. O zaman bize sormazlar mı: “ABD ve İsrail’e yapılabilecek bir füze saldırısı seni ne ilgilendiriyor?” diye. Evet, bizi niye ilgilendiriyor bu konu?

İran’la 1639’da imzalanan Kasrı Şirin Antlaşması’ndan sonra bugüne kadar askeri bir sorun, çatışma yaşamamışız. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana komşularımız arasında sorunumuz olmayan tek ülke. Gerçi İran’daki rejim değişikliğiyle az da olsa sıkıntılı süreç yaşanmıştır. Ancak bu durum hiçbir zaman çatışma boyutuna ulaşmamıştır. Mollaların, rejim ihracı konusundaki tutumlarının haklı bir yanı yoktur. Güneyimizde bir Şii bloğu oluşturma gayretleri göz ardı edilemez. Yine nükleer silah edinmedeki ısrarı, başta Türkiye olmak üzere tüm bölge ülkelerini de rahatsız eder. Nükleer silahlanmanın ve bunların kullanılmasının Ortadoğu’da yaratacağı felaketin boyutları korkunç olur. Bölgenin en güçlü ülkesi olan Türkiye’nin (siyasal, askeri, ekonomik alanda) böylesi bir duruma izin vermesi olanaksızdır. Ancak bu konu bölge dışı müdahalelerle değil, komşu ülkelerin diplomatik girişimleriyle halledilmeli. Ortadoğu’ya yapılan bölge dışı müdahaleler, buradaki sorunları kördüğüm haline getirmiş, üstelik yeni sorunların da ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu nedenle buradaki sorunlar, burada yaşayanlarca çözüme kavuşturulmalıdır.

AKP Hükümeti, önce füze kalkanına karşı çıktı. Sonra bizzat RTE kumandanın ülkemizde olacağını söyledi. Portekiz’de yapılan NATO zirvesinde ise olayın gerçek yönü ortaya çıktı. Ancak buna rağmen ülkemizdeki yandaş basınla yandaş olmak için can atan birtakım köşe yazarları, Portekiz’de verilen kararın bir utku olduğunu halka anlatmaya kalktılar. Neymiş efendim, alınan kararda İran adı geçmiyormuş. O zaman bu telaş niye? Kime karşı savunma yapma gereği duyuyor NATO? Belli değilse yel değirmenleriyle mi savaşacak bunca ülke? Hükümet sözcüleriyle yandaş basın en çok Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’e kızıyorlar. Niye mi? Doğruyu söylemiş de ondan. “Biz kediye kedi deriz.” Diyerek bu işin saklanacak yanının olmadığını açıklıyor. Bizimkilerse kediye tavşan diyorlar ve bunu da yutturduklarını sanıyorlar halka.

RTE, füze kalkanının kumandasının NATO’da olacağını en sonunda açıkladı. Peki, NATO’nun komutanı kim? Amerikalı bir general. NATO’nun siyasal önderi kim? Amerika. Bu füze savunma sistemi her hangi bir saldırının işaretini aldığında otomatikman devreye giriyor. Bize bir şey sormaları olanaklı mı? Değil tabi ki. Her şey ABD kontrolünde. O zaman İran, AKP hükümetinin “Tavşana kaç, tazıya tut.” politikasını anlamadı mı acaba? İşte, bu olanaksız.

AKP’nin İran sevdası da bir karasevda. Bu sevda, İran’a değil, iktidardaki mollalara. Bu yüzden İsrail düşmanlığı özellikle körükleniyor. RTE, Lübnan ziyaretinde sert konuşmalar yapıyor. İsrail’e “katil” diyerek Türkiye – İsrail gerginliğini tırmandırıyor. Bir yandan da buradaki söylemleriyle kendisini radikal İslamcı bir çizgiye oturtuyor. Bu da hem kendisini hem de ülkemizi dünyadan, tüm insanlığın ortak değerlerinden soyutluyor.

Polonya ve Çek Cumhuriyeti füze kalkanının kendi ülkelerinde kurulmasına karşı çıktılar. Gerekçeleri ise kullanılmaları durumunda yayılacak nükleer serpintilerin yurttaşlarına zarar vereceği düşüncesiydi. Bizim insanımız nükleer serpintilerden etkilenmez mi? Yoksa bir Türk’ün, Çek ve Leh kadar yöneticileri nezdinde değeri yok mudur?

AKP’nin “komşularla sıfır sorun” politikası Ortadoğu bataklığına saplanarak iflas ediyor. Sorunlar büyüyor, çözümsüzleşiyor. Hem ABD’yi hem İran’ı idare etme, radikal İslamcılara şirin görünme anlayışı duvarlara tosluyor. Diplomaside şark kurnazlığı sökmüyor. Yoksul, umarsız, seçeneksiz halkını kolayca kandıran iktidar, herkesi kandırabileceğini sanıyor. Uluslararası ilişkiler duygularla değil, akılla yürütülür. Bu akılcılık da ülke çıkarlarını işin merkezine oturtur. Halkını belalardan uzak tutar.

Türkiye’nin ulusal çıkarları ve diplomatik geleneği, RTE’nin iç politika hesaplarına kurban ediliyor. Muhalefet mi? Onlar da oturmuşlar “meleklerin cinsiyetlerini” tartışarak AKP’nin gündem saptırmasına teslim oluyorlar.

Adil Hacıömeroğlu
25 Kasım 2010

Not: 29 Kasım 2010 tarihli Ulus Gazetesinde yayımlanmıştır.
Yazılarımın tümünü http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

6 yorum:

  1. FÜZE KALKAN SİSTEMİNİN KURULMASIYLA ÜLKEMİZ HEDEF OLACAK.KİME KARŞI, KİM,NASIL KULLANACAĞI BELLİ DEĞİL.AYRICA NEDEN TÜRKİYE?İLERİDE KURULMASI DÜŞÜNÜLEN KÜRDİSTAN DEVLETİ İLE BİR BAĞLANTISI OLMASIN?REFİK ŞENOL

    YanıtlaSil
  2. Irak'a yerleşmiş bir ABD olarak ABD'nin Irak'a değil de Türkiye'ye füzeleri yerleştirmek istemesi doğrudan ülkemizi hedef alıyordur.Çok Sevgili Irak'ına niye gitmiyor.İran tehdit görülen ülke olsa da aynı tehdit gürülen diğer ülke İsraildir çünki balistik füzelere sahip.Hem ülkemize yerleştirilmek istenen füzeler 800 km'ye kadar ulaşırken İsrail'in füzeleri 1200 km'reye uzandığını öğreniyoruz.Demek ki dolaylı olarak hedef ülkemiz Türkiye'dir.Sakın ola ki bu meclisten geçmesin akepe ile muhalefetin de yanacağı kesindir.Bir diğer içerik ise ikinci butonun nato ülkesi olan Almanya'da olmasıdır.Niye Almanya bunu da irdelemek gerekir nazist bir geçmişe sahip olan Almanya'ya kullanma yetkisi verilmesi başka soruları da akla getirebilir.Olur ya bir taşla iki kuş vurmak isteyebilirler.

    YanıtlaSil
  3. Yazarımızın da dediği gibi, ne zaman gereksiz ve ilgisiz bir gündem olsa arkasındaki önemli, gündemden kaçırılmaya çalışılan konuyu merak ediyor insan. Füze kalkanı da bunlardan biri. Gerçi bu kadar önemli konunun gündem dışına atılması bizim medyanın desteğiyle oluyor. Bu medya mensupları gelecekte bu ülkede yaşamayacak anlaşılan. MUZO

    YanıtlaSil
  4. NATO ,üye olduğumuzdan beri bize ne yarar sağladı,ben hiçbir yararını bilmiyorum;sadece istedi ve aldı.Şimdi daha fazlasını istiyor.Karşı çıkabilecek kurumlar bir bir etkisizliştiriliyor.Truva atı içeri alındı,kapısı da açıldı bu arada... Oyuncuları değiştirip aynı filmi tekrar tekrar yutturuyorlar bize.Çanakkale Savaşında kaç İngiliz öldü ki,ölenler Türkler ve Anzaklardı.Emperyalistler bu işi iyi biliyor,Türk,İranlı,Yahudi birbirini kırsın ne beis,piyonlar gider ,şahlar oyuna devam eder.

    YanıtlaSil
  5. Mehmet Sezer
    NATO BİR SALDIRI ÖRGÜTÜMÜDÜR YOKSA SAVUNMA VE İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ MÜ?ABD VE AB ÇIKARLARINI ATLANTİK PAKTI ADINA SAVUNURKEN,AFGANİSTAN,IRAKTA GÜYA DEMOKRASİ SAVAŞLARI YAPMAK AMA İRANIN NÜKLEERİNİ İSRAİL SAVUNMASIYLA BERTARAF ETMEK.İSLAM ÜLKELERİNDE KADINLARIN BAŞINA TÜRBAN VE ASKERLERİMİZİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRİLMESİNİ SEYRETMEK,BU ARADA SAVUNMA KONSEPTİNİ OLUŞTURMAK.SAVAŞMA SEVİŞTİ ŞİMDİ BARIŞIRKEN SAVAŞ!PROTESTAN KAPİTALİZMİ YANİ YAHUDİLİĞİN , TEVRATIN ÖNERDİĞİ SİSTEMİN AĞA BABASI ALMANYA, YANİ MARTİN LUTHER PROTESTANLIĞININ SOSYO EKONOMİK YAYILMACILIĞININ NATO MARİFETİYLE KORUNMASI.BAZEN HİTLERE HAK VERMEMEK ELDE DEĞİL.NAZİZMİN PERDE GERİSİNDE YAHUDİ SOYKIRIMINA GİDEN SÜREÇTE PROTESTAN KAPİTALİZMİNİN MİLLİLEŞTİRİLMESİ Mİ NE YATIYORDU Kİ BU KADAR JENOTİK DAVRANILIYORDU?ŞİMDİ ABD VE İSRAİL ÇIKARLARI ADINA ALMANYA EKLEMLENEREK İRANA KARŞI FÜZE KALKANI PROJESİ KURULUYOR.ENVER PAŞANIN VE CEMAL PAŞANIN BAŞINI YEMİŞTİ PANTÜRKİST İDEOLOJİNİN FİNANS VE ORDU AĞA BABASI ALMANYA,ŞİMDİ PANİSLAMİZM GİBİ GÖRÜNTÜLENEN ILIMLI İSLAM YADA PROTESTAN İSLAM ,BOP CULUĞU AYNI MACERADA BAŞIMIZA ÇORAP ÖRECEKLER.

    YanıtlaSil
  6. Serpintilerden etkilenme düşüncesi projeden vazgeçirebiliyorsa demek ki haklılık payı var . Peki Anadolu insanının can değeri hiç mi yoktur.ABD Iraktadır , Afganistandadır , Asyadadır . Öyleyse neden Türkiye...
    ABD Bu bölgeye geleli , bölgede huzur kalmamıştır . Hiç şüphesiz daha da kötü olacaktır...

    YanıtlaSil