29 Kasım 2010 Pazartesi

HAYDARPAŞA YANARKEN

Cumartesi gecesi Kadıköy’den Karaköy’e 21.00 vapuruyla dönmüştüm. Her zaman olduğu gibi güvertedeydim, sert lodosa rağmen. Yine elimde vapur yolculuklarımın olmazsa olmazı çay. Bir yandan çayımı yudumlarken bir yandan da Haydarpaşa’yı hayranlıkla izliyorum. Bir başka güzeldi o gece. Selimiye Kışlası'nın vakarıyla birleşen bir tılsım vardı üstünde. Kız kulesi, sanki onların deniz bekçisi, ışıl ışıl. Denizde parıldayan, yansıyan ışıklar… Vapur, düdük sesiyle selam duruyor bu tarih anıtlarına. Sarayburnu’na yaklaşırken içimdeki bir ses, Haydarpaşa’ya, Selimiye’ye onlara yukarıdan gözcülük yapan Haydarpaşa Lisesi’ne de denizde parıldayan Kız Kulesi’ne de “Elveda!” diyor. Kendimi Sultanahmet’in, Ayasofya’nın, Topkapı Sarayı’nın, Galata Köprüsü’nün ve Kulesi’nin büyüsüne kaptırarak yolculuğumu sürdürüyorum. İstanbul ışıl ışıl, Marmara ve Boğaz ikinci bir kent gibi. Birden iskele sesleriyle lokanta önlerinde müşteri kapmaya çalışan garsonların sesleri birbirine karışıyor. Ben dalmışım. Düşümden uyanıp vapurdan iniyorum.

28 Kasım, ılık bir pazar günü. Sabah yürüyüşünü yaptıktan sonra kitap okumak için evde kalmaya karar verdim. Bir ara kitap okumaya bırakıp televizyonu açtım. Birden alt yazılara gözüm takıldı. Ardından canlı bağlantılarla görüntüler… Haydarpaşa’nın çatısından alevler gökyüzüne yükseliyor. Koyu bir duman her yanı kaplamış. Benim içimden de dumanlar çıkıyor, terlemeye başlıyorum. İçim yanıyor. Bir ara izlemek istemedim, ancak yangının söndüğü haberini işitmek için dikkat kesiliyorum. Haber bir buçuk saat sonra veriliyor. Sonrasında resmi ağızlardan bildik açıklamalar: “Soruşturma başlatıldı, ihmal varsa…, sorumlular…, itfaiyemizin zamanında müdahalesi…” Bu açıklamaları son yıllarda o kadar çok duyduk ki bu sözleri, yinelenmesi bir anlam ifade etmiyor.

Eğer bir yangın varsa bir nedeni de olmalı. Yetkililerin ilk açıklamalarından çatıda yalıtım çalışmaları yapıldığı söylendi. Böylesi bir tarihsel yapının onarımı büyük dikkat ve ustalık gerektirir. Onarım, bu işin ehli olanlarca mı, yoksa eş dost tarafından mı yapılıyordu? Onarım sırasında yangına karşı gerekli önlemlerin alınmadığı da ortada. Burada çalışan işçiler, bu iş konusunda eğitimli miydiler? Yoksa “Ne iş olsa yaparım.” diyen, asgari ücretle çalışmaya razı olan “garibanlar” mıydı? Bu işi yapan firma; bu tür önemli yapıtların onarımını yapacak bilgi, deneyim, donanım ve teknolojiye sahip midir? Yine birinci derecede tarihsel yapı olan ve bu nedenle de korunması gereken Haydarpaşa’da yangın önleyici bir sistemin olmaması ihmal değil midir? Böylesi bir yapının tehlikelerden korunması için hangi önlemler alınmıştır? Çatı onarımı için ilgili kurumlardan gerekli izinleri alınmış mıdır? Bu soruların yanıtlarını halkımız merakla beklemektedir.

Binadaki yangın önlemleri kâğıt üzerinde yasak savmak için midir? Birçok kurumda çalışmayan yangın tüplerine, alarm sistemlerine rastlamak mümkün. Burada da böylesi bir sistem mi var yoksa?

Dünyanın en büyük kentlerinden biri ve tarihsel bir hazine olan İstanbul’da yangınlara havadan müdahale edilememesi üzüntü vericidir. Büyükşehir Belediyesi’nin laf üretme yerine, hizmet üretme zamanı gelmiştir. Çağdaş bir kenti yönetenler, çağın gereklerine uygun olarak önlemler almalı. Başarısızlığa neden üretmek kolaydır, ancak iş üretmek zordur.

Yapılacak soruşturmalar sonucunda yangına karşı tüm önlemlerin alındığı ve kimsenin ihmali olmadığı açıklanırsa şaşmam. Suçlu olarak yangın, rüzgar, malzeme, bilemediniz bir gariban bir çalışan ilan edilirse yanılmam.

Bu yangında asıl araştırılması gereken ise sabotaj olasılığıdır. Burası kentin en değerli ve güzel yeridir. Bu nedenle de öteden beri buralara göz diken bazı açgözlüler, imar değişikleriyle tarihsel görünümü yok etme amacındadırlar. Öncelikle bu kenti yönetenler ve hükümet yetkilileri tarihsel dokuyu değiştirmeye, yok etmeye dayalı bir yapılaşmanın olmayacağı konusunda kamuoyuna güvence vermelidirler.

Haydarpaşa hem İstanbulluların hem de İstanbul hayaliyle yaşayanların düşüdür. Üzerinde bu kadar çok şiir, öykü yazılan, şarkı söylenen, filmler çekilen bir yapı dünyada var mıdır? İstanbul rüyasının başladığı ve bittiği yerdir burası. Ayrılıkların ve kavuşmaların hüzünlü, umutsuz, mutlu, sevinçli, acı dolu mekânıdır Haydarpaşa. Ayrıca İstanbul’u Anadolu’ya bağlayan soluk borusu. Uygarlığı tren raylarıyla Anadolu’ya ulaştıran simgedir bu tarihsel yapı.

Tarihe sahip çıkmak, hamasi söylemlerle olmaz; onun bize emanet ettiği yapıları, değerleri, ayak izlerini, kültürü, sanatı korumakla olur. Haydarpaşalar toplumumuzun ruhu, belleği, yüreğidir. Yanarsa, yok edilirseler ruhsuz, belleksiz, yüreksiz nasıl yaşarız?


Adil Hacıömeroğlu
29 Kasım 2010

10 yorum:

  1. KESİN BİR PLAN VARDIR BU İŞİN İÇİNDE. OTEL YAPILACAK ŞÜPHESİNİN DOĞRU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM. SIK SIK YAKILAN TARİHİ EVLER NE OLDU? BU KONU BİR SORGULANMALI. BOŞA MI YAKILMAYA DEVAM EDİLİYOR? HİÇ SANMAM. TOPBAŞ BİR DE ÖDÜL ALIYOR. İNSANLARI KANDIRMAK NE DE KOLAY. MUZO

    YanıtlaSil
  2. YAK - İŞLET - DEVRET !
    MESELA Bakınız;
    http://www.atelier-art-urbain.com/en/achievements/urbanization/haydarpasa/index.php

    YanıtlaSil
  3. çok üzüldüm. Tarihi değerler yakılarak, yerine yeni gökdelenler inşa edilmek isteniyor diye düşünüyorum. Bu yangın olmayacak bir şey. Şehirlerimizin tarihi dokuları adeta yok ediliyor kanımca.

    YanıtlaSil
  4. Tarihi yerleri koruma altına almamak bir milletin ayıbıdır.Uluslar tarihleriyle vardırlar ve görsel tarihi yerler de bunların vazgeçilmez kültür hazineleridir.Tarihi yerleri bilerek bir takım maddi çıkarlar uğruna sabotaj yaparak yok etmeye çalışmak aynı zamanda o ulusun o milletin geçmişini yok etmek demektir.Eski yerler tarihi eser ismini taşımasa dahi yollar yapmak için geçmiş kültür şevkini yaralamak,beton yığını haline dönüştürmak tarihi eserlerden yerlerden çok az nasibini almış ülkelerde ki yeknesak sıkıntı veren bir durum arz eder.Tüm her yerin birbirine benzemesi kadar sıkıntı veren bir durum olamaz.Günümüzde tarihi eser mimarisini taşıyacak yapılar hiç yapılmamaktadır.Hep aynı model aynı düz çalışmalar işleme nakış yok bu bir eksikliktir.Estetik diye bir şey yok,çirkinleştirmek için her şeyi yapıyorlar.Merak etmesin kimse, tamir için bir rant kapısı çoktan açılmış oldu bile,mecburen restore edeceklerdir kime kimlere ne kadar harcanacak bunu sorgulamak gerekecektir.

    YanıtlaSil
  5. Yedi yaşındaydım trenden inip babammın elinden tutarak o görkemli binanın çıkışında güzel İstanbul'la tanışmam...
    Söylediğiniz gibi Adil bey , tarihimizdir o bina bizim , Anadoluya açılan kapımızdır.
    Böyle olmamalıydı , denizin kıyısındaki bina , suyla kucaklaşıyor ama yeterli müdahale yapılamıyor . Sorularınızın cevabını merak etmekteyiz ...Umarız tatmin edici cevap alırız...teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  6. ADİL BEY NE TESADÜF Kİ HAYDARPAŞANIN YANIŞINI CANLI İZLEDİM.TAM O SAATTE DENİZ OTOBÜSÜNÜ BEKLİYORDUM, BİR ANDA DUMANLARLA BERABER ALEV ALMAYA BAŞLADI VE HAVADAN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN SÖNDÜRME HELİKOPTERİ SÖNDÜRME YAPMADI NEDEN ONUDA ANLAMIŞ DEĞİLİM; İTFAİYE ÇOK GEÇ MÜDAHALEDE BULUNDU ALEVLER YÜKSELDİKÇE İÇİMDEN BİRŞEYLER KOPTUĞUNU HİSSETTİM. BU BİR TESADÜF DEĞİLDİ NE YAZIK Kİ YABANCILARA İHALE İLE SATILACAKTI FAKAT BU SATIŞ DURDURULDU HALKIN TEPKİSİYLE BENCE SABOTAJ OLDUĞUNA İNANIYORUM BU YANGINI.

    AYŞE TÜLAY ŞANLI

    YanıtlaSil
  7. tarihi değerlerine sahip çıkmak hernedense birilerine komik geliyor ama bu millet tarihine sahio çıkmanın gelecek demek olduğunuda biliyor onların bilmedikleri ve hesaba katmadıkları budur

    YanıtlaSil
  8. Çok acıklı , içim yandı diyebilirim... Bu durum
    değerlerimize, tarihimize ve eserlerine daha çok sahip çıkmamız gerektiğini ve Haydarpaşa Garının tarihi özelliğinin korunması gerektiğini ve bu konuda ona sahip çıkmamız gerektiğinin olmazsa olamz olacağını doğurur..Umarım el birliği ile bu varlığı sonsuza dek koruruz...Kaleminize , ve yüreğinize sağlık Adil Bey ,duygulu ve bir okadarda vefalı yazınız için teşekkürler..

    YanıtlaSil
  9. Mehmet Sezer BİR ZAMANLARIN DUYUNU UMUMİYE MERKEZİ,KAPİTÜLASYONLARIN ABİDESİ HEİDER PAŞANIN ABİDESİ BİZİM HAYDARPAŞA .ÖZELLİKLE SİMGE OLARAK KALMALIDIR.1965 YILINDA İSTANBULA İLK GELİŞİMDİ GİTTİM HAYRANLIKLA SEYRETMİŞTİM.ETRAFI BOMBOŞTU YOLLAR DAHA YENİ... AÇILIYORDU.2009 DA TEKRAR GİTTİM ARADAN 45 YIL GEÇTİ.AYNI İHTİŞAMIYLA DURUYORDU,GURURLANDIM.HEP MERAK ETMİŞİMDİR:NEDEN BİR İSKELEYLE BAĞLANTISI YOK BU DEMİRYOLU ŞEBEKESİNİN DİYE?TA KADIKÖYE KADAR YÜRÜMEK ADINA KIYIDA BALIK EKMEK YEDİM.ARADA BİR CAMİİ VAR AMA SOSYAL ALANI TIKALI,BATAKLIK İÇİNDE VE ÇEVRESİ KAPALI ,GEÇİŞ OLMAYAN BİR SAHİL ŞERİDİ DAHA SONRA DOLMUŞ OTOBÜS DURAKLARI TARLA GİBİ GENİŞ.ANADOLUDAN GELENE EZİYETLİ BİR YOLCULUK.EĞER KADIKÖY İSKELESİNE GİDECEKSEN SIRTINDAKİ YÜKLE BİRAZ DAHA YÜRÜ BE KULUM.HALBUKİ HAYDARPAŞANIN HEMEN SOL YANI DERELERİN ARASI İSKELEYE UYGUN HEMEN ATLA GİT KARŞIYA BOĞAZA NEYSE.TARİHİ YAKMIŞLAR.ÇOK ÜZÜLDÜM.RESTARASYON KOMEDİSİ YADA İHALE BEKLENTİSİ OYNANACAK BUNDAN SONRA .TÜM İSTANBULLULARA VE TÜRKİYEYE GEÇMİŞ OLSUN.GÖZÜMÜZÜ DÖRT AÇALIM ,YENİDEN BU ABİDEYİ YUKARIDA ANLATTIĞIM ŞEKLİYLE REKREASYONU VE ÇEVRE PLANLAMASI DAHİL DÜŞÜNELİM.SAYGILAR.

    YanıtlaSil
  10. Ağzınıza sağlık...Tam da söylemek istediklerimi yazmışsınız...Teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil