20 Kasım 2010 Cumartesi

PARTİ İÇİ DEMOKRASİ NASIL OLMALIDIR?

12 Eylül’ün demokrasiye ve örgütlenme özgürlüğüne karşı yürüttüğü baskıcı politikalar ülkemizin demokratik geleneklerini alt üst etti. Partilerin, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin, meslek odalarının demokratik işlerlikleri neredeyse ortadan kalktı. Üyelerin örgütsel etkinliklere katılımları, yönetimleri belirlemede katkıları en alt düzeye indi. Demokrasi konusundaki bu zemin kayması, toplumsal dinamikleri engelledi. Dinamizmi yok edilen toplum, üretim sürecinden hızlı bir tüketin aşamasına sürüklendi.

12 Eylül anayasasının toplumsal örgütlenmeyi yasaklayan tutumu, bir kısım siyasetçinin ve kitle örgütü yöneticisinin de işine geldi. Bu kişilerin içlerinde sakladıkları kral/padişah olma isteği ortaya çıktı. Kraldan daha çok kralcı kesilerek 12 Eylülcüleri bile (!) aratacak antidemokratik bir ortamın oluşmasına neden oldular. Otuz yıl geçmesine karşın 12 Eylül yasalarını değiştirmekteki duyarsızlık anlaşılır gibi değil. Tersine bu süreçte seçim ve siyasal partiler yasası daha da antidemokratikleştirildi. Bunu halkın oyuyla meclise seçilenlerin yapması ise işin ilginç yanı. Halkın oyuyla merkezi ve yerel yönetimlere seçileceksiniz; seçildikten sonra da buraları halka kapatacaksınız. Böylesi bir demokrasi (?) anlaşılamaz, anlatılamaz.

Bu tür bir parti ve örgütlenme anlayışının demokratik sistemi araç olarak gören, otoriter, benmerkezci bir düşünceye sahip siyasal kuruluşlara uygun olduğu muhakkaktır. Ancak demokrasiyi kuran, geçmişinde güçlü bir demokratik gelenek bulunan CHP’nin böylesine demokrasi dışı bir iç işlerliğe sahip olması yakışıksızdır. CHP’nin kurucuları, işgal yıllarının en bunalımlı günlerinde dahi demokratik işlerliğin göstergesi olan Meclis’i açık tuttular. Ülkemizde demokrasinin, düşünme ve örgütlenme özgürlüğünün yerleşip kökleşmesi için olağanüstü çabalar gösterdiler. En büyük demokratik atılımların CHP iktidarları döneminde olması dikkat çekicidir. Bunlar arasında çok partili siyasal yaşama geçilmesi; işçilere sendikalaşma, grev ve toplu sözleşme haklarının tanınması sayılabilir.

Ülkemizde demokrasinin yerleşmesi için elinden gelen çabayı gösteren CHP’nin, en antidemokratik tüzüğe sahip olması ise trajiktir. Parti içi iktidarı bir kişinin (Bu kişi zamana ve döneme göre değişebilir.) geleceğini kurtarmak, garanti altına almak için düzenlemek hiçbir gerekçeyle haklılık kazanamaz. Yasalar, tüzükler kişilerin değil; toplumun çıkarını korumak için düzenlenir. Parti içindeki demokratik yarışın ortadan kaldırılması sağlıksız örgütlenmenin yerleşmesine neden oldu. Yetenekli, bilgili, düşünen ve düşündüğünü söyleyen, üretken, özgüvenli, yaşamın sosyoekonomik risklerini göğüsleyen yurttaşların partiden uzaklaşmalarına neden oldu. Partide “bir yerlere gelmenin” kıstası yetenek değil, lider ve çevresindekilerle “iyi” ilişkiler kurmak oldu. Bu iyi ilişkilerin eşit düzeyde gelişmediği de açıktır. Çünkü burada bir kısım yeteneksizler, partinin özgür üyesi olmak yerine, liderin kapıkulu olmayı yeğlediler. Kapıkullarından eleştiri, özeleştiri, düşünce üretme gibi tavırlar beklemek olanaksızdır. Bunları, efendinin kimin olacağı ilgilendirir. Demokratik bir partinin lideri olur, efendisi olmaz. Dün baş tacı edilen, övgülerle göklere çıkarılan eski lider, bugün yine bu kapıkulları tarafından en ağır saldırılara uğruyor. Çünkü yeni liderden, yeni bir efendi çıkarmanın yolu bu.

Tüzük ivedilikle demokratik hale getirilmeli. Buna paralel olarak üyelik ve delege yapısı değiştirilmeli. Bu üye sistemiyle yapılacak önseçimler, Parti’yi tarihsel bir kırılmanın eşiğine getirebilir. Çünkü üyeliklerin birçoğu şişirmedir. Parti örgütlerinde etkin olmak isteyen birtakım yerel siyasetçiler, kişilerin siyasal görüşlerine bakmadan kendilerini destekleyeceklerin üyeliğinin önünü açmışlardır. Bu tür kişilerin partinin örgütüyle de düşüncesiyle de ilgisi yoktur. Sadece yerel efendilerin parti içi gücünün desteğidirler. Birçok parti örgütünde bunların oluşturduğu delegeler var. Yeni CHP yönetimi, tepeden başlayarak yerel siyaset efendilerinin beslendiği “delege ağalığı”nı yok edecek demokratik ortamı oluşturmalıdır. Özgür bireylerin olmadığı bir yerde demokrasiden söz edilemez.

Demokratik süzgeçlerden geçmeyen seçilmişleri denetlemek, bu kişilerin işlerindeki keyfiyetleri önlemek olanaksızdır. Bu işlerlik, halkla seçilmiş arasındaki bağları koparıyor. Seçilmişlerin, halk denizinden beslenmeleri engelleniyor. Denizin dışındaki balık gibi soluklanamıyor, düşünsel gelişimleri yavaşlıyor. Halktan kopan siyasetçinin, halk için politikalar üretmesi de zorlaşıyor. Bugün CHP yönetiminin politik bir doğrultu tutturamaması bundandır. Son birkaç ay içinde politik zikzakların olması hiç de şaşırtıcı değil. Yeni bir politik arayış var. Ancak bu arayış, yerini bulmuyor. Çünkü iyi niyetli liderin çevresi halkın, seçmenin gündemini yakalayabilecek kişilerden yoksun. Bunun için hem siyasal bakımdan donanımlı hem de halkla iyi ilişkiler kurabilecek insanlara ihtiyaç var. Bu dönemde en zarar vericiler ise politikayı popülizm olarak algılayanlardır. Çünkü sayasal, kültürel, sanatsal ve düşünsel birikimi olmayan siyasetçinin en kestirme yoldan başvuracağı yöntem popülizmdir.

“İş insanın aynasıdır.” sözü unutulmamalıdır. Kendi partisinde demokratik bir tüzükle çalışamayan bir parti, iktidar olduğunda ülkenin demokrasisini geliştirebilir mi? Çağdaşlaşmanın da gelişmenin de yolu demokrasidir. Demokrasiyi içselleştiremeyenlerin, büyük işlere imza atmaları olanaksızdır. Dünyanın hiçbir yerinde ortak aklın kullanılmadığı bir işin başarıya ulaşması olanaksızdır. Cumhuriyeti korumak, yükseltmek için de yoksulluk, yolsuzluk, terör mikrobundan kurtulmak için de demokrasiye büyük gereksinmemiz var.

Eğer CHP iktidar olmak, ülkemizin geleceğine yön vermek istiyorsa bu demokrasi ayıbından kurtulmalıdır. Böylesine demokrasi dışı bir tüzük, CHP’ye yakışmıyor, yakıştırılamaz. Halkın denetiminin olmadığı bir yerde demokrasiden söz edilemez. Yöneticilerin hesap vermediği bir yerde demokrasi var denilebilir mi? Lider despotizmine dayalı bir yönetim anlayışı, parti örgütlerinde cüce kralların egemenliğine yol açıyor. Bu da halkı partiden uzak tutmakta.

Türkiye’nin çağdaşlaşma sürecinin mimarı ve öncüsü olan CHP’nin yapacağı çok daha önemli işler bulunmakta. Bu parti, halkın partisidir. Cumhuriyetle halkın CHP’de buluşmasının önünde hiçbir engel olmamalı. Cumhuriyet mitinglerinde meydanlara sığmayan, anayasa değişikliği ile ilgili halkoylamasında kendiliğinden örgütlenen sorumlu yurttaşların CHP’ye sahip çıkması zorunluluktur. CHP’ye üye olmayan işinde, gücünde yurttaşlarımızın siyaset yaşamına etkin olarak katılmaları gerekir.

Adil Hacıömeroğlu
17 Kasım 2010

Not: 22 Kasım 2010 tarihli Ulus Gazetesinde yayımlanmıştır.
23 Kasım 2010 tarihli Haber Doğu Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Yazılarımın tümünü http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

16 yorum:

  1. Degerli dostum Adil Bey,düşüncenizle,chp kanayan yarasına,tam teşhis koymuşsunuz.Ama yıllardır,
    kronikleşmiş,bu durum nasıl düzeltilir,bilemi-
    miyom.Hele seçimlere ramak kalmışken...
    Temennimiz düzelmesi,Kolayı olanı degil zoru
    başarmaktır,diyelim..
    emekli ögretmen
    Dursun Tatar

    YanıtlaSil
  2. Sayin Adil Bey,

    Atatürk'ün kurmus oldugu partinin bugünkü hali icler acisidir. Hayati boyunca CHP ye oy vermis 30 yasinda biri olarak beni cok üzmektedir. Teshisinize tam anlamiyla katilmakla beraber, bir genc olarak CHP deki kokusmus düzenin degismesi umudunu tasimamakta oldugumu belirtirim. Yeni lider iyi bir insan olmakla beraber bir lider degildir. Genc nesilin bu konuda hic umudu yoktur. Buradayiz, vazgecmiyoruz ama uzatmalari oynuyoruz...
    Saygilarimla,

    YanıtlaSil
  3. Bence ''ben''ciliği bırakıp artk ''biz''ciliğe geçmenin zamanı gelmiştir.Yani herşeyi parti yönetiminden beklememeli herkes tepkisini ve mücadelesini bulunduğu zeminde yapmalıdır.Zaten parti yönetimleri seçimlerden önce bir sürü vaatte bulunuyor sonra da yapmıyorlar.Çünkü işlerine gelmiyor.Saygılarımı sunarım.Refik Şenol

    YanıtlaSil
  4. ben antalyanın gündogmuş ilçesindenim yıllardır c.h.p beni kayıtlı üye yapmıyor.suçum mu *ilçe başkanı ilkokul mezunu bense üniversite mezunuyum.ama ilçe başkanı atatürk ve c.h.p düşmanı 85 yaşındaki amcasını delege yapıyor.c.h.p.nin bir cok kayıtlı üyesi seçimlerde ilgenel meclisi üyesi oyunu iş anlaşmalarıyla akp gibi partilere veriyor.gerekçe ilgenel meclisine üye seçme sansı yok hiç olmazsa oy pazarlıkta işe yarasın.c.h.p açilen aktifleşmeli

    YanıtlaSil
  5. YAZINIZ MÜKEMMEL.ÇOK ÖNEMLİ ANTİDEMOKRATİK DURUMU ÖZETLİYOR.YORUMLARI DA BİRAZ OKUDUM HEPSİ İYİNİYETLİ VE SORUNU GÖRÜYOR.BENDE CHP NİN REİS MAHALLESİNDE KONGRE DELEGESİ OLDUM GEÇEN SEÇİMLERDE.12.000 NÜFUSLU BİR MAHALLE.31 ÜYESİ VARCHP NİN DEĞİŞMEYEN BABADAN OĞULA ,NİNEYE DEDEYE TORUNA UZANAN.YER İZMİR MUHTARLIK KAYITLARINI İNCELEDİM:6.000 İZMİRLİ VE EGELİ,2.000 GÖÇMEN-MUHACİR.500 KONYALI,500 MALATYALI,500 URFALI,500 ELAZIĞLI DİĞER İLLERDEN 50-100 KİŞİLİK KÜMELER.31 KİŞİYE BAKIN, YARISI 15.5 EDEN:7 ÜYE ELAZIĞLI,8 ÜYE DİYARBAKIRLI,4 ÜYE GÜMÜŞHANE,4 ÜYE ANKARALI,1-3 ÜYE İZMİRLİ.KONYALI DA OLSUN DEDİK OLMAZ, ONLARDAN ADAM ÇIKMAZ DEDİLER.250 YENİ ÜYE GÖTÜRDÜK KABUL ETMEDİLER.YAHU BÖYLESİNE KENDİSİNİ REDDEDEN BİR YAPI OLUR MU?İŞTE POLKİTİKA BU KOŞULLARDA YAPILIYOR, BİR AVUÇ HEMŞEHRİ VE AVANTA TAKIMI ,İHALE,ÇIKAR,KENDİ AVANESİNE İŞ.DEĞİŞMELİ HEMEN ŞİMDİ ACİLEN CHP.BU HALK PARTİSİ OLAMAZ.HALKÇI PARTİ BİLE %37 OY ALABİLİYORDU.ÖYLE BİR YAPIDAN BÖYLE BİR TİYATRAL TRAJİ KOMİK OYUNDA ROL ALMAK ZULDÜR.MEHMET SEZER

    YanıtlaSil
  6. Bir de son zamanlarda yönetimdeki kişiler arasında bir kopukluk görülüyor ki , bu da halkta bir güvensizlik yaratıyor . Kendi aralarında bir görüşme , ittifak yapmadan biri çıkıp bir şey söyleyiveriyor , ertesi gün sözlerini düzeltmeye çalışıyor . Bir konu hakkında ortak bir karar alınır , görevlendirilmiş biri bunu açıklar , herkes o kararın arkasında durur . Bu husus çok önemli.
    Yazınızı ilgiyle okudum , çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  7. Değerli Yazarımız; Mükemmel,Objektif ve yararlı değerlendirmelerine devam ediyorsun.CHP ve diğer Partiler yapısını toplumu algılayacak şekilde örğütlenip Halka hizmeti 1. dereceye oturtan kadrolar oluşturup çalışılırsa Toplumun ufku açılır.Aksi durumda ona değer vererek olumluya yönlendirmek yerine fırsatçı parti ve yapılanmalar Toplumu aşağılayarak, dilendirerek, uyuşturarak sürü haline getirir. Toplum içten içe farkında olsa da olmasa da adeta bir devrimi gerçekleştirip üst basamaklara atlamak istiyor aslında. Arayışlar var,kafalar karışık,herkes birşeyler söylüyor eleştiriyor vs.Aydınlarımız ciddi olarak tehlikenin varlığını hissetti ve uyarıyor,uzun yılların içinden gelen biriken sorunları irdeleyip çıkış yollarını anlatıyor toplumumuza...CHP bu çıkışı yakalayabilirse gerçek anlamda hep birlikte Cumhuriyet ve demokrasi sahiplenilir.Gerisi kuyu etrafında dönmeye benzer sanırım... Av. Uğur Efil

    YanıtlaSil
  8. Türkan Çakar Aslında parti içi demokrasinin nasıl olması gerektiğini bütün siyasiler biliyor ama uygulamak işlerine gelmez, eskiden olduğu gibi şimdide biat siyaseti devam ediyor. Kendi gücünden emin olmayan ve siyaset yaptığını düşünen kişilerde, başarılı olanları ''yerlerinden olmak'' korkusuyla saf dışı bırakmak için türlü entrikaların içine çekmeye çalışıyorlar. GERÇEKDEN BAŞARILI OLAN İNSANLAR BU KORKULARI YAŞAMAZ!!!!anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az misali.

    YanıtlaSil
  9. CHP'ye destek diyorsunuz hangi CHP'ye destek?Kılıçdaroğlu partiye seçildiğinde önce herkes sevindi zira CHP'yi ileriye götürecek ve Atatürk'ün çizgisinden ayrılmayacak dinamik,kültürlü,halkın her kesimini kucaklayan masa başında kalmayan lider olarak destekledi ama ya sonra ne oldu.Kılıçdaroğlu yaptığı söylem ve hareketlerle gideni aratır duruma geldi.Hiç bir Kemalist "Türkler ve köpekler giremez" diyen bir sözde sanatçının mezarını ziyaret eden bir kimseyi ne lider ister ne de o partiye bağlı kalır.Bu çirkinliği asla hazmedemez.Nitekim çevremdeki çok CHP'li artık asla oyumuzu CHP'ye vermeyiz diyorlar ve yerden göğe kadar haklılar.Amaç emperyalist devletlerin CHP'yi Kılıçdaroğlu ile bitirmekleri idiyse bitirdiler.Buna en iyi hizmet edenler de parti içindeki sizin tabirinizle kapıkullarıdır.Hatta sayılarıda epey artmıştır bu kapıkullarının.Zannediyorlar mı ki AB'ye hizmetle partileri iktidar olacak asla daha şimdiden yıllarca CHP'ye oy vermiş kişiler elini eteğini CHP'den çektiler.CHP iktidar olamayacak yeni kesimlerden alacakları oylarda aleviler ve bazı kürtler olabilir eski sadık oyları yok edeceğinden aynı yerinde sayacaktır.Şimdiye kadar oylar bölünmesin aman ya CHP'ye ya MHP'ye oy vereyim diye düşünenler her iki partiye de oy vermeyecek akepe de kaybedecek oylar gerçek değerlerini bulmasa bile seçsis net sistemi kaldığı sürece akepe hile ile yine önlere çıkacaktır.Bunu umursamayan o kapıkulları bunların içinde tüm satılmış sendikalar,medya,tüsiad,müsiad hepsi ülkemizi karanlığa sürüklerken kendileri de o karanlığın içinde yok olacaklardır.İş halka düşüyor ama hangi halka;halk koyun sürüsü Cevizoğlu'nun tabiriyle düşünen koyun durumuna gelmiş.Düşüncelerin icraate dönüşmeyen durumlarda bu karanlıkta uçurumdan herkes atlayacak yok olacaktır.Aydınlık aşağıda değil yukarıda olur önce gökten yayılır adına Güneş derler onun.O Güneşi de gören bakan çok az sayıda çaresiz kişiler kaldı.

    YanıtlaSil
  10. Yazınız yerinde ve tam zamanında kaleme alınmış,ellerinize yüreğinize sağlık.Umarım bundan sonra CHP'yi yönetenler daha aklı başında davranıp,ağızlarından çıkan lafları önce tartıp biçip sonra dışarı verirler,aksi halde yıllardır büyük sabır ve özveriyle oy vermeye devam eden taban kitleyi kaybedebilirler...Yazık olur gerçekten,geleceğimizin sis-pus içindeki görüntüsüne birde CHP kabusu eklenmesin,saygılar.

    YanıtlaSil
  11. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yaşamının sona ermesini ertesi gününden itibaren 11.11.Kasım.1938 1950 yılı Mayıs ayına kadar, 12 yıl bizi yöneten CHP’de bugünün Siyasi,Askeri, Ekonomik tablosuna gelinmesinde kusurları, affedilemeyen hataları olduğunu unutmadan;
    Askeri gücü Nato, ekonomik büyümesini IMF-Dünya Bankası merkezli küresel sermayeye dayandıran, siyasi kararları ile AB’liği kararlarına bağıtlanan bir ülkede yaşamakta olduğumuzu da unutmadan;
    Bundan önceki sahte kahraman eski genel Başkan Deniz Baykal’ın belden yukarı çalışması gereken yapısı ne yazık ki, bunu belden aşağı çalıştırması bana göre esef vericidir. 1980 askeri darbesinin darmadağın ettiğini söylediğimiz, katılımcı demokrasiyi katledilmesi bir aşama idi. Tüm siyasi parti yönetimleride bu durumdan hoşnut idiler. Bugünkü tüm parti organlarını, belediye başkanları adaylarını, milletvekili adaylarını az sayıdaki partilinin yer aldığı delege sistemli kurutaylarca, MKYK, PM güdümünde, Genel Başkan hükümdarlığında belirlemelerinin adı asla demokrasi olamaz, demokratlıkta olamaz. Bilgisayar çağına ulaşmış bugünkü olanakları doğru kullanmayıp kendi çıkarlarına helal gelir mantığı ile hareket edenlerin bu antimokratik uygulamalarına son verebilmenin yolu, partiye kayıtlı tüm üyelerin katılımı ile açık propagandanın önü tıkatılmadan, hakimler gözetiminde seçimlerin yapılarak katılımcı demokrasiye tüm sivil toplum örgütlerini yanında tutarak ulaşılmasıdır. Parti içersinde görülecek her karşı görüşün tu kaka yapılarak, parti kapısı önüne atılmasına son verilmeli, karşı görüşlerede hukuk içersinde yer verilmelidir. Demokrasi ancak böyle gelişir, güzelleşir,olgunlaşır, Demokrat olmanın olmaz sa olmazı, karşı düşüncelere, kendi düşüncelerin ile yanıt verebilme becerisinde uygun usluplar ile mucadele edilebilmesidir, sadece kurullardaki yapılan matematiksel oylama belirlemez demokratlığı, çağdaş medeni olabilmeyi de becerebilmeliyiz. Kemaliz durağan değildir ama kendini inkar aracı da olmamalı, rehber NUTUK’tur. Gerisi kütük sadece, hangi yönden okur isen oku...
    Deniz BAYKAL ne ki, tabiki ona (RTE) kucak açacaktı CHP'nin ilk vakası bu değil ki?!!! Tuncer Güney diye birini öttürdüler,yurt dışına kaçırdılar, anımsıyor musunuz? BAYKAL için dediğini, her kese siyaset de bir rol veriliyor, o da rolünü oynuyor demiş idi.
    Birşeyi dikkat ediyorum hep göz ardı ediyorsunuz, şimdi ki, hükümeti, gelecekte kurulacak olan hükümetleri ayakta tutan unsuru görmezden geliyorsunuz. Kurtuluştan sonra iyice palazlanan büyük burjuva, mason locaları, para babalarının gücünü gözardı ediyorsunuz. Onlar bilhassa 1971 den sonra daha da güçlendiler saygı duyuyorum varlıklarına ama, uluslararası sermaye ile kol kolalar,az olsun benim olsun anlaşıyışındalar, taşeron tüccar sanayiciler,teknoloji,marka, patent üretmemeyi hüner saymaktadırlar, ülkemizdeki gelir dağılımı adaletsizliğine, yetersizliğine vurdum duymazdırlar ama inanın bütün Siyasi,Ekonomik,Askeri, Demokratik biçimlenmelerde de onlar söz sahibidirler. Asıl büyük sorunun yanıtını da bunlar vermelidirler, bu ülkenin uluslararası kredi borçları neden durmadan artmaktadır, bu hedeflerle de azalması mümkünmüdür, sanmıyorum saygılarımla...
    Doğru anlamda değişim gösteremeyen, çağ'a ayak uyduramıyan, statukoyu savunan her düşünce TUTUCULUK'tur. Yani KEMALİZM'de durağan değil doğru değişkendir, bunu da doğru akıl,bilim temelinde sağlar. Ama değişimleri yaparkende kendi özbenliğinden uzaklaşmadan, çağı yakalamak, hatta var olan medeniyeti aşmaktır. Dilini ingilizcenin boyunduruğuna sokup, teknoloji, bilim,marka üretmeyenler de yozlaşmış TUTUCULARDIR. Güvenliğini gayri milli ülkelerin insafına terk edenlerden de, Türk Milletine HAYIR beklenemez...

    YanıtlaSil
  12. Aslında çok ama çok önemli bir konu kaleme alınmış. Çoklarının eleştirdiği ancak bir türlü yazmadığı bir konu. Ben ve benim gibilerin ise yüreğini acıttığı ve de düzelir umuduyla beklediği konu. Eleştiriyi kendi kendime bile itiraf etmeye cesaret edemediğim bir konu.
    Bugünlerde beni en çok rahatsız eden bir konu ise AKP'nin kullandığı konu olan türban ve de kapatılan bir partiye el atması. Bu konular AKP'yi yıpratmıyor. Ama CHP'yi ciddi bir şekilde yıpratacağı kesin. Çünkü toplum artık bu konuların tekrar tekrar kullanılmasından usanmış. Bitmiş bir konu pişirilip pişirilip tekrar gündem konusu yapmak CHP'yi kolaylıkla eksiye düşürecektir. Bundan sonra sırada ne var bilmiyorum. Dilerim CHP, gündemde olan KCK konusuna el atmaz. AKP bu tür konuları gündemi farklı konulara çekerek gerek yazılı basını, gerek görsel medyayı kullanarak dikkatleri başka tarafa çekmeyi başarıyor. AKP'ye destek olan sözünü ettiğim medya CHP'ye destek olacak mı? Tabii ki asla. Bu yüzden CHP'nin bitirilmiş konuları değil de daha önemli konuları gündeme getirip dikkat çekmesi gerekiyor. SAYGILAR. METİN

    YanıtlaSil
  13. Mehmet Sezer HERKESİN KENDİNDEN MENKUL DAVRANIŞLARI VE DAVALARI ZATEN BU BELİRSİZLİĞE SEBEP.BEN SİZ YANLIŞ BİŞEY SÖYLEDİNİZ DEMİYORUM.GENEL GEREKÇELER VAR HANGİSİ DÜZELDİ DE İNSANLAR YATAĞINI BULDU.HERKES BİR DERE AMA NEHRE ULAŞAMADAN YOKOLUYOR.HAVA SIC...AK ,BUHAR OLUYOR HERKES VEDE BİRAVUÇ OLİGARK YADA DAVA ARKADAŞI YOLDAŞ,ÇAĞDAŞLIĞI MEZHEP YAPANLA...R YAŞAM TARZLARINDAKİ TEHLİKELERE KARŞI BİR TEPKİYLEVURUŞUYOR.ESNAFIN,İŞÇİNİN,ÇİFTÇİNİN,SANAYİCİ VE İŞADAMININ UMURUNDA DEĞİL.KATALİZÖR OLARAK KALIYOR GERİYE BİR AVUÇ AYDIN,ÖĞRETMEN VS.SORUN BURDA.YOKSA SAVAŞ İŞBUĞANIN BELİRTTİĞİ GİBİ SANAL ORTAM ATATÜRKÇÜLERİ VAR VEHMİ KENDİSİNİ BAĞLAR.18 YAŞIMDAN BERİ BU MÜCADELENİN İÇİNDEYİM SAYMAKLA BİTMEZ AMA YOLLAR HEP MAYINLI,KİRALIK YADA BİR AVUÇ AZINLIK PSİKOZLARININ ELİNDEYSE,ÇOĞUNLUĞUN MÜDAHİL EDİLMEDİĞİ SİYASAL TABLOLARDAKİ BAŞARI ÖLÇÜTÜ:ARKASINDA 100 KİŞİ BULUNAN AİLE,HEMŞERİ ÖRGÜTLENMELERİNİN SORUNUDUR.BİREYSEL AMA ÇOĞULCU YAPILANMALARDA BAŞARI BİRAZ DA KURUMSAL VE ÇALIŞAN ESHABIN TEMSİLİ VE KABULÜDÜR.MACERACILIK VEYA İSYANCILIK DEĞİLDİR HALKÇILIK.BU KURULSUN SEN BEN OLMADAN BİZ OLURUZ EVVELALLAH.yörük

    YanıtlaSil
  14. son günlerde kılıçtaroglu gürsel tekin ve digerleri altı okun laiklik ve milliyetcilik kısmını budayıp yerine aşiretcilik eklemek istiyorlar izin vermeyiz çarsafliste olmazsa kurultayda ds.p orada.işte biz ulusalcılar d.sp gidersek o zaman barajı geçmek için aşiret itifakına ihtiyacınız olacak

    YanıtlaSil
  15. Adil Bey Kaleminize sağlık dilerim CHP'deki değişim siznde belirttiğiniz gibi Parti içi Demokraside ve herkesin politikaya katılımıyla olur...Sevgiler, saygılar..

    YanıtlaSil
  16. Sn.Kılıçdaroğlu Gn.Başkan olduğu günden beri uyguladığı Kürt merkezli siyasete devam ettiği müddetçe CHP kan kaybeder.......parti içi demokrasi o yozlaşmış belli bir kitle varken asla gelemez........aşiret düğünleri ile mezar kutsamaları ile gündeme gelen bir insan beklenen lider kavramını kirletmiştir.......Sn.Baykal Ata'mızın 6 okunu karaçarşaflılara taktığı gün CHP kendini belli etmiştir.......ne yapalım İkiz Yasaları beşiz mi yapalım......Kürdistan'a Apo'ya geçit vererek Dersim'lilerin yaralarını mı saralım........demokrasi bu mudur.......türban söylemi ile getirdiği nokta ortada ...........söyleyin bana bunlar Ata partisine yakışıyormu.......sahtekarlıkla oy avcılığı siyaseti güden bir parti benim için yoktur.......Füze kalkanı konusunda bugün meclis tv'de konuştu..........söylediklerini çocuklar bile biliyor artık......asıl sen ana muhalefet olarak ne yaptın........ses yok........söyleyin Adil bey.......hangi taban......nerede bu taban..........neden bu sahteliğe alet olalım.........benim için tek vazgeçilmeyen Atatürk'tür.....söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.......ya Ata'mıza yakışan ilkeli dürüst siyasetçi olacaksın.......ya da o çatıdan gideceksin........her zaman açık yüreklilikle kendi bildiğim doğruları seslendirmekten çekinmedim......üzgünüm bu gelişmelerden ayrıca......saygılarımla.........

    YanıtlaSil