1 Kasım 2010 Pazartesi

REFAH OLMADAN DEMOKRASİ OLUR MU?

Merkezi Londra’da bulunan uluslararası düşünce kuruluşu Legatum Institute tarafından yapılan yüz on ülkenin yer aldığı refah listesinde Türkiye ortalamada sekseninci sırada yer aldı. Her gün televizyonlarda pembe tablolar çizen hükümet yetkililerimiz, bu araştırma karşısında sessiz. Legatum Institute, listeyi ekonomi, fırsat eşitliği ve girişimcilik, yönetim, eğitim, sağlık, kişisel ve ulusal güvenlik, kişisel özgürlük, sosyal sermaye kriterlerini dikkate alarak hazırladı. Legatum, ülkeleri bu sekiz kategorinin her biri için ayrı ayrı değerlendirip sıraladı. Kategoriler sıralamasındaki yerimizse daha da ilginç.
Devlet kurumlarında güvende elli birinci sıradayız. AKP hükümetinin yerden yere vurduğu devlet kurumlarından yargıya güvende yirmi üçüncü, orduya güvende ise yirmi dokuzuncu sıradayız. İktidar partisinin tüm eleştiri ve karalama kampanyalarına karşın yine de bu iki kuruma güven çok fazla sarsılmamış.
Fırsat eşitliği ve girişimcilikte elli üçüncü sıradayız. Bu ülkemizde fırsat eşitliğinin olmadığının bir kanıtı. Zenginleşmenin, iş kurmanın iktidar yanlısı olmakla eşdeğer olduğu bir ülkede bundan iyisi de beklenmez zaten. Çok partili yaşama geçtiğimizden bu yana yerden pıtrak gibi biten “yetenekli(!)” zenginlerimizin neredeyse tamamına yakını iktidar gücünü arkasına alanlardan çıkıyor. Son yıllarda ise bu durum daha da belirgin hale geldi. İşte, biz de demokrasinin(?) en çok bu yönünü seviyoruz. Nasıl olsa bir gün ben de iktidar yanlısı olurum, benim partim kazanır düşüncesiyle sıramızı bekleyip fırsat kollamaktayız.
Sağlıkta elli yedinciyiz. Bu hiç de şaşırtıcı değil. Gelir dağılımının son derece adaletsiz, sosyal güvencenin yetersiz olduğu ülkemizde sağlık alanındaki hızlı özelleşme dikkat çekici. Özel sektöre terk edilen sağlık sistemi, cebinde parası olanların hizmetine amade.

Eğitim alanında ise ortalamanın gerisinde, seksen ikinciyiz. Yani dünya ülkeleri arasında alt sıralarda. Eğitimi, kendi ideolojik, siyasal hedefleri için düşünüp planlayan; ülke çıkarlarını, çağdaş gelişmeleri ıskalayan, böylesine yaşamsal bir alanı cemaatlere terk eden bir ülkenin bu durumu şaşırtıcı olmasa gerek. Eğitim, ülkelerin kalkınmasında, modernleşmesinde, çağdaş ölçüleri yakalamasında, kulun birey haline gelmesinde en önemli güçtür. Biz, bu gücü cemaatlerin ve ideolojik siyasetin emrine sokarsak dünyada lider ülke olmamız da olanaksız hale gelir.

Kişisel ve ulusal güvenlikte seksen üçüncüyüz. Yani ülkemizde yaşayan kişiler kendilerini güvende hissetmiyor, kişisel ve ulusal güvenliklerini tehlikede görüyorlar. Bu içler acısıdır. Kendi güvenliğini tehlikede gören kişi, umutsuzluğa kapılır. Umutsuz ve güvensiz kişi, kendi güvenliğini kendisi sağlamaya kalkışır ki bu son derece olumsuz sonuçlara yol açar.

Kişisel özgürlükte doksan beş, sosyal sermayede ise yüz sekizinciyiz. Her geçen gün kişisel özgürlüklerin kısıtlandığı, muhalif söylemlerin baskı altına alındığı, basının tek sesli duruma getirildiği, eleştiri ve ifade hakkının gasp edildiği bir ülke durumuna gelmekteyiz. İktidarı eleştirenlerin, haksız uygulamalarına karşı çıkanların hapishanelere doldurulduğu bir ülkenin sıralamadaki bu derecesi şaşırtıcı değil. Hükümet yetkililerinin hakkını arayan, derdini dile getiren yurttaşlara karşı davranışları ise kabul edilemez düzeydedir. Yurttaşı azarlamayı, kovmayı, ona hakaret etmeyi marifet sayanlarca yönetilmekteyiz.

Sosyal sermayedeki rekorumuzsa ülkemiz gerçeklerinin aynası. Sosyal devletin ortadan kalktığının bir göstergesi. Kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet’imizin ne hale getirildiğini bize en iyi anlatan veri bu işte. Sosyal devletin, sadakacıların insafına terk edilmesi bu acıklı durumu yaratmış. Sosyal devlet, ihtiyaç sahiplerine belli kriterlere, yasalara göre yardım edip sahip çıkar. Sadaka ise tamamen kişilerin vicdanına, keyfine bağlı bir yardım mekanizması. Hele bu sadaka dağıtımını, cemaatlerin inisiyatifine bırakmak son derece yanlış. Bu durum, toplumun ayrışmasına, bireyin kişi ve cemaatler karşısında boynu bükük kalmasına neden olur.

Refah listesinde Cezayir, Ürdün, Endonezya Türkiye’nin üstünde. Alttakiler mi? Bilmem söylememe gerek var mı? Onları da siz tahmin edin.

Fırsat eşitliğinin, kişisel özgürlüğün, sosyal devletin olmadığı; eğitim, sağlık, güvenlik hizmetlerinin yetersiz olduğu bir yerde demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla düzgün bir biçimde işlediği söylenebilir mi?


Adil Hacıömeroğlu
30 Ekim 2010

Not: 1 Kasım 2010 tarihli Kent Yaşam Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Yazılarımın tümüne http://adiladalet.com dan ulaşabilirisiniz.

9 yorum:

  1. Arkadaşım ne diyorsunuz siz? Bu Akepe herşeyi kendi istediğince çarpıtıyor zaten..Onlara inanan cahil halkı da elbette!!! Pekiyi sosyal devletin(Anayasamızda öyle yazıyor) görevi ne ki??Eğitim,sağlık ve güvenliğimiz değil mi? Eğitim birtakım gericilere,sağlık ÇUŞ lere,güvenliğimiz ise Özel güvenlik ve F tipi emniyete bırakılmışken,ne bekliyoruz ki başka??? Toptan ayağa kalkmadıkça gitti gidiyor Ülkem..Çok üzgünüm çooookkk...

    YanıtlaSil
  2. Yapılan araştırma her şeyi apaçık gösteriyor . Böyle bir ortamda elbette ki demokrasinin sözü bile edilemez . Önemli olan bu gerçeği halkın görebilmesini sağlamaktır . Burada görev muhalefete düşmektedir . Önemle üzerinde durulmalıdır .
    Kaleminize sağlık , teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  3. Sosyal adalet dağılımında eşitsizlik var,kapitalizmin bütün özelliklerini taşıyor şuandaki uygulamalar,usülsüz vergiler,belli bir tesim yani üst tabaka dediğimiz kesim,zenginleştikçe sıradan vatandaşın yşam koşulları standardın altına düştükçe düştü.Bu durumda demokrasiden söz edilmesi olanaksızdır.Sosyal demokraside gelir dağılımı eşit olmalıdır.....Teşekkürler hocam...
    ----

    YanıtlaSil
  4. Türk Milleti tüm bunlara tarihler boyunca dayanıp yine sığrılmasını bilmiştir yeter ki artık milli devlet politikasını benimseyip buna göre son bir hamle yapılmasıdır.Büyük bir halk ihtilali ile bu yolu açabiliriz yoksa gerilemede ilerleme devam eder.Tüm bu güçlüklere katlanan en sabırlı ve en her şeyin üstesinden gelen Türk Halkıda Dünya'da birincidir.

    YanıtlaSil
  5. REFAH SIRALAMASI MI?REFAH KRİTERLERİ OLARAK GEÇMİŞ REFAH İDEOLOJİLERİ,AĞIR SANAYİİ,ADIL YARGI VE ADİL DÜZENLE ÖLÇTÜLER.AĞIRI BIRAKIN SANAYİİ ,TARIM KALMADI.FABRİKALARIN ÇOĞU KAPANIP DEPO ANTREPOYA DÖNÜŞÜP ,KİRALIK LEVHALARINI KOYDULAR.ADİL YARGIYI GETİRİP YANDAŞ YARGI AYAĞINA ÇEKTİLER.ORDU PASİFİZE EDİLDİ HATTA EMRE İTAATSİZLİKLE SUÇLAMAYA KADAR. ADİL DÜZEN VAHŞİ KAPİTALİZME DÖNÜŞTÜ.ŞİMDİ GELENEKSEL MUHAFAZAKARLARIN O KUL HAKLI TEVEKKEL TAALALLAH YETİNMECİLİĞİYLE,MUDERN MUHAFAZAKAR PROTESTANLAR ARASINDA MÜTEDEYYİNLER KALDI.NEYMİŞ O EĞİTİMDE YÜZÜNCÜ,SAĞLIKTA FEŞMEKAN,ORDU YARGIDA ELLİNCİ FİLAN.REFAH-KALKINMA PARASI OLANA VE YENİ MODERN MUHAFAZAKAR ABADOLU KAPLANLARINA GERİSİ HİKAYE.

    YanıtlaSil
  6. Kuzey'in Kızı2 Kasım 2010 21:38

    Hiç şaşırmadım Adil Bey.Ülkemizde kişisel özgürlükler,sosyal devlet anlayışı hak getire!..Sondaki ülkeler tahminimce Afrika gibi ülkelerdir.
    Teşekkürler bilgilendirdiğiniz için...

    YanıtlaSil
  7. dışarda dolaşıp birkaç insana bunlardan herhangi birini soru olarak yöneltseniz kimse bilmez.cünkü bu zamanda insanlar düşüncelerini ifade edemiyor, etse bile iktidara zıt görüşte ise susturuluyor. bu yüzden halk okuyup bilgilenemiyor,medya iktidar yanlısı,konular çarptılıyor. türban sorundan önce bu yazdıklarınız çözüme kavuşturulmaya çalışılsa su anda ülke böyle sıralamalarda yer almaz.

    YanıtlaSil
  8. Gerçekten de Ülkemizin bu durumunu sihirbazlık yaparak çok iyi olarak gösterebiliyorlar ya bu sihirbazlara helal olsun. Bu durum Ülkenin kötü durum sıralaması gerçeğinden daha feci bir durum aslında.Bir zamanlar sirklerde gerçek ip canbazı vardı lakabını BONCUK olarak hatırlıyorum. Hayranlık ve korku içinde onu izler ama onun ipten düşmemesinide dilerdim.Şimdikilerin işi bu kadar zor değil öyle numaralar geliştiki insanı ayakta uyutup ... geçmiş olsun diyecek kadar habersiz kalabiliyoruz kendimize. Allah uyutulmuşların sayısını azaltsın ne diyeyim son çare olarak.Çare olarak başka önerim olacaktı ama onlar birbirlerini yemekle meşguller bildiğimiz klasik işlerine devam ediveriyorlar...Uyutulmuş rüyalar içinde yönetileceğimizin belli olduğu NİCE NİCE yıllara.. Av. Uğur Efil

    YanıtlaSil
  9. Her şeyin başı eğitim.EĞER BİR ÜLKEDE EĞİTİM SİYASETE ALET EDİLİYORSA O ÜLKEDE REFAHTAN BAHSETMEK HAYAL OLUR.YUKARIDAKİ İSTATİSTİKLERDE GERÇEKLERİ GÖZ ÖNÜNE KOYUYOR.SONUÇLARDA KİŞİSEL VEULUSAL GÜVENLİKTE 83. SIRADAYIZ YANİ KENDİMİZİ GÜVENDE HİSSETMİYORUZ AMA YARGIYA GÜVENDE 27. SIRADAYIZ BİRAZ TUHAF GELDİ.BUNLARA PEK TAKILMAYALIM,SOSYAL ADALET DAĞILIMINDAKİ EŞİTSİZLİK HER GEÇEN ARTARAK BÜYÜYORSA,İNSANLAR ÜÇ KURUŞLUK YARDIM ADINA İKTİDARLARIN KUKLASI OLUYORLARSA,HELE HELE 74MİLYONİNSAN BİR MİLYON İNSANIN CEBİNİ DOLDURMAK İÇİN GECESİNİ GÜNDÜZÜNE KATUYORSA O ÜLKEDE REFAHTAN BAHSETMEK GERÇEKTEN HAYAL OLUR.BİZLERİN ÜZERİNE SANKİ ÖLÜ TOPRAĞI SERPİLMİŞ ARTIK SİLKİNİP KENDİMİZE GELMEMİZİN ZAMANI GELDİ GEÇİYOR.SEVGİLERİMLE...

    YanıtlaSil