8 Mayıs 2011 Pazar

USAME BİN LADİN’İN ÖLDÜRÜLMESİ

Yıllardır ABD’nin düşman ilan ettiği ve yakalamak için uğraş verdiği Usame Bin Ladin nihayet ele geçirildi. Hem de ölü olarak. Çeşitli kaynakların verdiği haberlere göre Usame’nin kaldığı ev bir yılı aşkındır ABD’lilerce izleniyordu. Uzun süredir yeri belirlenen ve Amerika’nın baş düşmanı gösterilen bir teröristin öldürülmesindeki zamanlamanın altı çizilmelidir.

Bin Ladin’in liderliğini yaptığı El Kaide örgütü, adını 11 Eylül saldırılarıyla tüm dünyaya duyurdu. Gerçi bu saldırıdan önce de bazı eylemleri olmuştu bu örgütün; ancak ABD’yi içten vurması önemliydi. Örgütün, saldırılarda intihar komandolarını kullanması ilgi çekici. 11 Eylül saldırıları, birçok kişinin ölümüne neden olması ve ABD’nin iç güvenlik zayıflıklarının ortaya çıkması açısından önemlidir. Bu saldırılara destek verdiği varsayılan Irak işgal edildi. Yine El Kaide’nin üslendiği Afganistan’a da ABD ordusu yerleşti. Bu saldırılar, dünyanın süper küresel gücüne enerji kaynaklarını fiili olarak kontrol etme olanağı sağladı. ABD’nin işgal projeleri için nedenler oluşturdu. Afganistan ve Irak’ta yıllardır akan kanın, çekilen sıkıntıların, gittikçe derinleşen bölünmüşlüğün nedeni, terör eylemleriyle yaratılmış oldu.

Soğuk savaş döneminin bitmesiyle tek kutuplu olan dünyada en büyük zararı Müslüman ülkeler görmekte. Çünkü dünyadaki enerji kaynaklarının büyük bölümü bu ülkelerde. ABD-SSCB karşıtlığının, çekişmesinin, rekabetinin ortadan kalkmasıyla yeni düşmanlar yaratıldı adeta. SSCB’nin yerini İslamcı radikal örgütler almaya başladı. İşin ilginç yanı ise bu grupların, Soğuk Savaş döneminde ABD’nin müttefikleri olmalarıdır. Dün komünizme karşı yol arkadaşlığı yapanlar, bugün düşman kardeşler olarak birbirlerine silah çekiyorlar. Bugün, İslam coğrafyasında sol muhalefet yok denecek durumda. Amerika’nın Soğuk Savaş döneminde uyguladığı “Yeşil Kuşak” ve sonradan devreye soktuğu “Ilımlı İslam” projeleriyle sol yükselişin önü kesildi. Müslüman halklar; ılımlı-radikal İslamcılık ikilemine mahkûm edilmiş durumda. Böylece de çağdışı yönetimlere karşı devrimci hareketlerin önü kesilmiş, bölge kısır çekişmelerin egemenliğinde ve küresel güçlerin kontrolünde bir siyasal biçime sokulmuştur.

İslam coğrafyasında muhalif seslerin yükseldiği günümüzde yeni işgaller ve buna dayalı olarak yeni bölünmeler gündemdedir. Bunun için de bahaneler gerekli. Usame’nin öldürülme biçimi ve sonrası El Kaide’nin öfkesini kabartacak cinstendir. Özellikle cesedin denize atıldığının söylenmesi bu öfkeyi daha da artıracak. El Kaide’nin yeni eylemlere girişmesi için bir nevi davetiye çıkarıyor ABD. Örgüt, terör eylemleri yapsın ki onlar da yeni işgal senaryolarını devreye soksun. Önümüzdeki günlerde Bin Ladin’in intikamını almak için bir dizi terör eylemi olabilir. Bu da ABD’nin yeni işgal hareketlerini tetikler.

Peki, işgal ve bölünme tehlikesi hangi ülkeleri hedef alır? Libya ve Suriye kaynamakta. Önümüzdeki günlerde buralar daha da ısınacak. İran konusunda ise fırtına öncesi sessizlik hâkim. ABD’nin İran’la hesaplaşması kaçınılmaz. Ancak burada dikkat edilmesi gereken asıl ülke Pakistan’dır. Yoksulluk, yolsuzluk, siyasal istikrarsızlık, feodal geriliğin egemen olduğu bu dost ülkeyi kara günler bekliyor. Radikal örgütlerin yerleştiği ve taraftar da bulduğu Pakistan iki arada, bir derede kalmış durumda. Bin Ladin’in bu topraklarda öldürülmesi, Pakistan’ı terör örgütlerinin hedefi durumuna getirmekte. Yıllardır süren Afganistan savaşının en çok zarar verdiği ülke burası. Farklı etnik kökenlerden oluşan halkın uluslaşamadığı Pakistan, Güney Asya’nın zayıf halkası. ABD’nin Rusya, Çin ve Hindistan’la giriştiği enerji kaynaklarının egemenliği kavgasının stratejik merkezi.

Türkiye’nin çok eski, vefakâr ve sadık dostu olan Pakistan’a bu zor dönemde destek vermemiz, yanında olmamız çok önemli. Ülkemizin önümüzdeki günlerde bölge ile ilgili takınacağı tutum, izleyeceği politikalar çok belirleyici olacak. Bu, hem bölgenin hem de Türkiye’nin siyasal kaderini belirleyecek. Önümüzde iki yol var: Ya dost ve kardeş bölge halklarının yanında yer alacağız ya da küresel güçlerin. ABD’nin yanında yer almamız hem bizi hem de bulunduğumuz coğrafyayı içinden çıkılmaz bir bataklığa dönüştürebilir. Aman dikkat!

Adil Hacıömeroğlu
5 Mayıs 2011
Not: 9 Mayıs 2011 tarihli Ulus Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

2 yorum:

  1. bence pakıstan coktan safını belırledi..

    YanıtlaSil
  2. GARİP DEĞİL Mİ?ÇOKAZ GELİŞMİŞ ÜLKELER FORUMU VE KONFERANSI İSTANBULDA SÜRÜYOR.BM GENEL SEKRETERİ SİVİL TOPLUMU OLMAYAN ÜLKELER KALKINAMAZ DEMİŞ.EN KATILIMLI TOPLANTI .ANLIYAMIYORUM SAF TUTMADA TABAN HAREKETİ Mİ?HANİ SİZİN DEDİĞİNİZ PAKİSTANIN YANINDA MI,ABD YANINDAMI OLUNACAĞININ İLGİNÇ KONUMU?AVRASYA DİYENLER,ILIMLI İSLAM BOP ÇULAR AB CİLER,?SİYASET VE SİYASETÇİLİKTE BAŞARI EĞER DÜRÜSTÇE YAPILMIŞSA AKILSIZ İNSANLARLA MI BAŞARILIYOR Kİ?

    YanıtlaSil