17 Ekim 2011 Pazartesi

KÖLECİ DÜZENE DOĞRU

Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi ile ilgili önerileri ilginç. Sekiz saatlik çalışma süresi neredeyse terk edildi ülkemizde. Asgari ücrete mahkûm edilen milyonlarca insan, şimdi de haftanın altı günü çalıştırılmak istenmekte.
“Bazı ülkeler gün ışığına bakarak çalışıyor. Biz de böyle çalışsak yaz saati ayarlamasına gerek kalmayacaktı. Yaz saatiyle 600 milyon kilovatsaat tasarruf sağlıyoruz. İnsanların üzerinde bıraktığı psikolojik etki ve verimlilik açısından mesai saatlerinin erkene alınmasından yanayım. Bu dönem gün ağarması 06.20’de ise saat 07.30’da mesai başlamalı. Amerikalı aynı saatte işe başlıyor da bizde neden olmasın? Kültürümüzde de bu tür şeyler var; bakkal 06.00’da dükkânı açar. Ağrı’da seçimlerde sandığı bir saat erken açıyorsam, niye işyerini de açmayayım. Bunu Bakanlar Kurulu’na önereceğim. Yılda üç milyar kilovatsaat, altı yüz milyon lira tasarrufumuz olur.” Her fırsatta AB değerlerinden söz eden iktidar partisi, çalışma saatleri söz konusu olunca ABD’yi örnek alıyor. Eskiyle kavga etmeyi, önceki iktidarların yaptıklarını kötülemeyi şiar edinen AKP sözcüleri, nedense bu konuda eski uygulamaları savunmaktalar.
Günlük çalışma sürelerinin sekiz saate düşürülmesi çalışanların demokratik kazanımıdır; insanca yaşamak için hakkıdır. Köleci, feodal toplumlar ile kapitalizmin vahşi sömürü ağını ördüğü yıllarda çalışma sürelerinin bir standardı yoktu. Gün doğumuyla başlayan günlük çalışma, gün batımıyla sona ererdi. Çalışanların sosyal ve insani gereksinmeleri göz önüne alınmazdı. Çünkü çalışan; bedeniyle, ruhuyla, emeğiyle işverenin malıydı. Gelenek denilen de budur. Gelenekler demokratik bir yaşamın ölçüsü olamaz. Toplumların modernleşmesi, insanın çağdaş bir yaşam düzeyine ulaşması geleneksel toplum yapısının değişmesiyle olur.
Çalışanların, iş yaşamları dışında da bir yaşamlarının olduğu kabul edilmeli. İnsanın sosyal bir varlık olarak gezme, eğlenme, dinlenme, okuma, sosyal etkinliklere katılma haklarının olduğu yok sayılamaz. Yaşamı iş ve ev arasına hapsetmek despotik bir düzenin işaretidir.
Dört yılda bir yapılan seçimlerde erken oy kullanmayı örnek olarak göstermek de tam bir bilgisizlik örneğidir. Erken mesai, büyük kentlerde büyük sorunlar yaratır. Hem çalışanlar hem de hizmetten yararlananlar açısından zorluklar ortaya çıkar. Bir kişinin gün doğumundaki mesaisine yetişmesi için neredeyse gece yarısı kalkması gerekecektir. Uyandıktan sonra yapılacak bir kahvaltı, alınacak bir duş işin verimi açısından önemlidir. İnsanları yatağından kalktığı gibi işe göndermek ilkelliktir.

Sözlerini şöyle sürdürüyor Sayın Bakan: “70’lerde cumartesi çalışma uygulaması vardı, sonra kaldırıldı ve Türkiye hak etmediği refah seviyesini peşin satın almış oldu. Bu doğru bir yaklaşım değil. Biz niye daha çok çalışmayalım?” 1970’lerdeki uygulamayı örnek gösteriyor Hazret. Türkiye, Cumhuriyet’in kuruluşuyla başlayan bir süreçte yurttaşına insanca yaşam hakları tanıdı. Giderek daha iyi bir çalışma ortamı sağlandı. 1970’lerdeki refahı biz neden hak etmemişiz? Bu refahı halkımız, Cumhuriyet’le başlayan sanayiye dayalı kalkınmayla sağlamıştı. Üstelik biz o günlerde dışarıdan tarım ürünü alan değil, dışarıya tarım ürünlerimizi satan bir ülkeydik. Üstelik dünyanın en demokratik anayasasıyla da yönetiliyorduk. Hani kimi sağcı siyasetçilerin yurttaşımıza bol geldiğini söylediği 61 anayasası. Kalkınmadaki gerçeği görmek istemeyenlerin aklına hemen halkını köle gibi çalıştırmak geliyor.
Taşeron sistemiyle çalışma süreleri zaten uzatılmış ve emek ucuzlamış durumda. Bu sistemle toplumun örgütlenmesi de rafa kalktı.
Bakan Bey’in bu söyledikleri, AKP yönetiminin asıl ne istediğini de ortaya koymakta. Güneş doğarken kalk, işe git; gün batımında eve dön. Yemeğini ye, televizyonun karşısına geç, yalan rüzgârlarını izle, sonrasında uyu. Tüm yaşamın böylesine bir kısır döngü içinde geçiversin. Düşünme, yorum yapma, katılımcı ve sorgulayıcı olma, dayanışmayı, yardımlaşmayı unut. Tiyatroya, sinemaya gitme; gazete, dergi, kitap okuma. Okusan da okumak için değil, bakılmak için gazeteleri seç; çünkü zamanın ancak buna yeter. Eşi, dostu, akrabayı, arkadaşı görme. Ülkende ne olup bittiği de seni ilgilendirmez, nasıl olsa küresel tekellerle onların işbirlikçileri gerekeni yapıyorlar. Kendini özgür hisseden kafese kapatılmış evcil bir kuş gibi yaşamını sürdür. Çünkü sen, artık köleci bir düzenin esamisi okunmayan emek makinesisin.
Adil Hacıömeroğlu
15 Ekim 2011
Not: 17 Ekim 2011 tarihli Kent Yaşam Gazetesi’nde yayımlanmıştr.
Yazılarımı http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

7 yorum:

  1. 1972 yılında cumartesi saat 13 00 çalışma sisteminin içerisinde bulundum.antalyada arazide çalışıyorduk.Yaz mesaisi vardı vede saat 14 ten sonra çalışma yoktu.Hepimiz hoşnuttuk.Şimdi sabah erken uyanıp sabah ezanıyla camiye git ve sonra mesaiye uyarısı var sanki.Kırsalda zatenen erken 07 de kalkan dolmuş ve belediye otobüsleri 8-9 gibi ilçe merkezlerine kamusal hizmet alacakları getirir.Kamu binaları saat 6.30 da açık olsa neyazar?müşterisi olmayan kamusal erkencilik.Hadi fabrikalar özel sektördesiniz :kentiçi ulaşım hizmetlerini aşarak işyerine gelebilmek 1-2 saati bulur.ben 5.30 da mahallemden kalkar servis noktasına elimde simitle gelir beklerdim sonra ver elini menemen.Saat 08 de mesaiye kılpayı yetişirdik.akşam da 5.00 çıkış.15 MİLYONLUK 5 MİLYONLUK YADA 1 MİLYONLUK 15 TANE BÜYÜKŞEHRE DÖNİŞEN KENT VE SANAYİ-HİZMET YAŞAMINDA TRAFİK,ULAŞIM ZATEN KİLİTLENMİŞ DURUMDA ÇÖZÜM DAHA ERKEN GÜNIŞIĞINDA İŞE GİTMEKMİDİR?ADINI KOYMUŞSUNUZ KÖLECİ DÜZEN.EMEĞİN DAHA DA UCUZLAMASI,KOLAY İŞTEN ATMALAR,SENDİKASIZLIK.İŞSİZLİK DİZBOYUYKEN,HAZIR İŞ SAHİPLERİNİN YILDIRILMASINDAN MEDET UMANLAR KAZANILMIŞ HAKLARI YOK ETMESİNLER.CUMARTESİ DE ÇALIŞILABİLİR AMA 40 SAATLIK KAZANILMIŞ ÇALIŞMA SAATİNİN UZATILMASI DOĞRU OLMAZ,ŞIK OLMAZ.YÖRÜK.

    YanıtlaSil
  2. Yazınıza katılmamak mümkün değil Adil Bey , kaleminize sağlık... Sevgiler, saygılar

    YanıtlaSil
  3. Adil bey her zaman ki gibi yazınız doğrularla dolu....mükemmel.....çalışırken ne zaman emeğimizin karşılığını alabiliyoruz....daha fazla iş,daha az para ve bunu alırken sadaka gibi alıyorsun,genellikle özel hep böyle, sağlık merkezleride ,çünkü bunu çok iyi biliyorum mesleğim gereği üstelik öyle nöbetler varki 38 saat çalışıyorsun.....ya izinler çok az kesim bütçesinden arttırdığı veya kartlara borçlanarak tatil yapıyor...emekli olanlar tekrar iş arıyor yetiremiyor çünkü evine bakmak zorunda....ülkemizde dürüst,çalışan olmak çok zor.....insanca yaşamak bu bir şans......!fatma öztürk......

    YanıtlaSil
  4. Celal KURUHASANOGLU/FR
    Su bir gecek,ulkemizde orgutlu isci sayisi 9 (dokuz) ylda iki bucuk milyondan besyuz binlere dusmusse,egemen guclerin korkmadan,cekinmeden her seyi onerebileceklerini dusunuyorum.Enerji Bakani onun icin tepki almayacagini biliyor.Goruyoruz meydanlarda kimse yok!Fransa'da calisma saatleri haftada 35 saat.Ama sendikalar bu saatleri 28 saate cekmek istiyor.
    Ne diyor Basbakan zamlar icin "sigara icmeyin ,alkolu azaltin,ve porch'a binmeyin."Ses cikaran var mi?
    Birisi kalkar "guncelleme"yaptik der.
    Sayin AdilBey,ses cikaracak sendika,STK,univesite kaldi mi?Ben simdiden soyleyeyim gun gelecek yy once Ingiliz kiralicesinin soyledigi " ekmek bulamayan pasta yesin" sozunu basbakan 2011 de soyleyecek.Kimsede tepki gosteremiyecek.
    Insanca yasamak istiyorsak,Orgutlulugumuzu yukseltmeliyiz.Herkese orgutlu bir yasam dilerim...

    YanıtlaSil
  5. Aydın CİVCİK18 Ekim 2011 23:27

    MERHABA ADİL BEY ,KAPİTALİZMİN SON AŞAMASI EMPERYALİZİ İÇİN İNSAN HAYATI ,ONA YARARLI OLDUĞUN SÜRE ÖNEM TAŞIR.
    EMPERYALİZMİN İSLAMİ GÖRÜŞLÜ PARTİSİ AKP İÇİNDE AYNIDIR. ÇÜNKÜ HERNEŞSKİLDE GÖRÜNÜRSE GÖRÜNSÜN TEMEL İLKESİ İNSAN EMEĞİNİ SÖMÜRME,ARTI DEĞERİ DAHA ÇOK ARTIRMADIR. İNSAN HAYATI DİYE BİR OLĞU VE DÜŞÜNCESİ YOKTUR.
    ALACAĞINA (SÖMÜRÜYE) ŞAHİN VERECEĞİNE (İNSAN HAYATINA ) GELİNCE KARGADIR.
    ÇÖZÜM İSE TOPLUMUN KENDİ HAKLARINI SAVUNACA BİLİNCE , BİLĞİYE KAVUŞMASIDIR. BUDA OKUMAK VE AYDINLANMAKLA OLUR. ŞİMDİ İSE SÖZDE OKUYAN OKUDUĞUNU YORUMLAYAMAYAN BİR NESİL YETİŞTİRİLMEKTEDİR . BUDA EMPERYALİZMİN İSTEDİĞİ TÜR EĞİTİMDİR. EMPERYALİZM İNSAN OĞLUNU HER YÖNDEN YEDİ KOLLU MASAL EJDERHASI GİBİ SARMALAMAKTADIR. KURTULUŞ İSE ÇALIŞANALRIN VE EZİLENLERİN ,HALKIN SINIF BİLİNCİNE ERİŞMESİ İLE BAŞARILACAKTIR. GELİŞME DAİMA İLERİYEDİR. SAYGILARIMLA

    YanıtlaSil
  6. Merhabalar
    gün ışığından daha çok yararlanabilmek için mesai saatlerinde değişikliğe gidilebilir.Ancak cumartesi günlerini de çalışmak çok saçmalık.Kalkınmış ülkeler sanki cumartesileri de çalışarak kalkınmışlar..bence gündemi değiştirmek adına yapılmış talihsiz bir konuşma..

    YanıtlaSil
  7. Hepimizin söylemek istediklerine tercüman olmuşsunuz.Az ye,az düşün çok çalış.Çok çalışması istenen varlığın,insan olduğu,yaşamıını idame ettirebilmek için gereksinimleri olduğu unutulmamalı.Köle gibi çalışıp köle gibi ölmemiz bekleniyor.Hiçkimsenin ikinci bir yaşam şansı yok.Çok çalışmak birilerine,bişeyler katmaktan,öteye gitmez.Birileri çalış derken,çalışanın,neleri ,kimleri,nasıl yaralayıp,üzdüğünü bilmemekte.Millet evine biraz daha para getirmek uğruna,yaşamından ödün vermekten aileler birbirine yabancı,içten içe düşman olmak yolunda.Yaşarken,evlatlarımız anne baba,eşler karı koca özlemi çekmekte.Birarada olduğumuz süreçte ise ya çok bitkin,ya da emeklilik döneminde oluyoruz.o zaman ise, ne çocuklar yanımızda oluyor,nede eşler.Vatandaş yeterince çalışmakta,daha fazlasını çalışacak gücümüz kalmadı.Gerçekten talihsiz bir istem.

    YanıtlaSil