27 Aralık 2011 Salı

GÜBRE KOKULU KADINLAR

   Dersim isyanı, Ermeni tehciri söz konusu olunca televizyon ekranlarını işgal eden zevat, olayları yaşayan büyüklerinden dinlediklerini söyledikleri birçok acıklı öykü anlatmaktalar. Bizler de işgal yıllarına ait göç anılarındaki eziyetleri, hüzünleri, ayrılıkları, ölümleri dinleyerek büyüdük. Ulusumuzun tarihi, başta savaşların neden olduğu iç ve dış göçlerle doludur. Göçlerde insanlarımız denklerinde acı, üzüntü ve ölümleri taşıdılar hep.

    Doğduğum, çocukluğumu ve gençliğimin önemli bir bölümünü yaşadığım, fırsat buldukça da havasını solumaktan keyif aldığım memleketim Of, 15 Mart 1916’da Ruslarca işgal edildi. Ofluların işgale karşı direnişleri ve yarattıkları destanlar ayrı bir yazı konusu. Burada anlatacaklarımız işgal yıllarıyla ilgili.

     Rusların Of ve çevresini işgal etmesinden sonra halk, işgalcilerin olumsuz davranış ve tazyikleriyle karşılaşmamak için batıya doğru göç etmek zorunda kalmış. Eli silah tutan erkeklerin büyük bölümü, işgale karşı direnmek için göçe katılmamış. Yaşlı erkekler, kadınlar, çocuklar ve göç kafilelerini korumak için çok az sayıda genç; yükte hafif, pahada ağır eşyalarını yüklenerek yollara düştüler. Bu göçe halk, “muhacirlik” adını verir. “Muhacirlik”, iki yolla yapıldı: Birincisi deniz yoluyla Karadeniz’e özgü takalarla; ikincisi ise yolsuz, izsiz dağları, tepeleri aşarak karadan. Denizden gidenlerin büyük çoğunluğu Rus savaş gemilerinin bombardımanı ya da Karadeniz’in azgın dalgalarına yenik düşerek yaşamlarını yitirdiler.

        Karadan yayan yapıldak yollara düşenlerin durumları ise daha zordu. Göç edenler, kendileri için çok gerekli buldukları eşyalarını sepetlere koyarak ve yanlarına hayvanlarını da alarak evlerini, köylerini, topraklarını terk etmek zorunda kaldılar. Sabah ezanıyla başlayan yürüyüşleri akşam ezanıyla sona ermekteydi. Saatlerce aç, susuz yürümek zorunda kalan kafilelerde yer alanlar yorgunlukları arttıkça sırtlarındaki yükleri taşıyamaz durumdaydılar. Yorgunluk arttıkça sırttaki yükler de ağırlaşmaktaydı. Yüklerinin ağırlığını hafifletmek için sepetlerinin içinden işlerine en az yarayabilecek bir eşyayı yolun kenarına bırakırlardı. Arkadan gelenler, yol kenarına bırakılmış eşyayı, işine yarar diye sepetine atar, bir süre sonra ağırlaşan yükü hafifletmek için o da bulduğuyla birlikte sepetinden birkaç parça eşyadan kurtulmak zorunda kalırdı. Bu durum kilometrelerce süren göç kervanlarında tekrarlanırdı. Kıtlık, sefalet, savaş dönemlerinde en küçük eşyanın, bir iğnenin bile ne kadar değerli ve gerekli olduğunu ancak yaşayanlar bilir.

      Karadan yürüyenler; açlığa, yoksulluğa, zorlu doğa koşullarına, zaman zaman Rus savaş gemilerinin ateşine karşı yolarına devam ettiler. Ancak onları yollarda bekleyen asıl tehlike çetelerdi. Rum, Ermeni ve az da olsa asker kaçağı Türklerden oluşmaktaydı bu çeteler. Bunlar cana, mala kastettikleri gibi kadınların namuslarına da el uzatmaktaydılar. Savaşların en acı, üzücü ve onur kırıcı yönü kadınlara yapılan tecavüzlerdir. Göç eden kadınlar, çetelerin tecavüzünden kurtulmak için taze inek gübresini yüzlerine, vücutlarına sürerek kendilerince önlemler alırlardı. Gübrenin pis kokusunun, çetecilerin hayvanca cinsel şehvetini, şiddetini durduracağı düşünülürdü. Yollarda çekilen bunca eziyete karşın bir de gübre kokusu… Günlerce gübre kokusuyla yürümek, nasıl bir işkencedir acaba?

     “Muhacirlik” sırasında çekilen sıkıntıları, olayları bu göçe katılmış babaannemden dinledim yıllarca. Yalnızca ondan mı? Tabi ki hayır! Savaş yıllarını yaşamış çevremizdeki her kişiden gözyaşları içinde yaşadıklarını anlatmalarına hep tanık oldum. Bu göç sırasında çetelerce katledilenlerin hikâyeleri savaşın vahşetinin en berbat yüzü. Sivil insanların, işgal güçlerinden cesaret ve destek alan çetelerce katledilmesi, kadınların tecavüze uğraması hangi hukukla açıklanabilir?

    “Muhacirlik”, Rus işgalinin bitmesiyle sona erdi. Genellikle Samsun ve çevresine gidenlerin bir bölümü, birkaç yıl sonra topraklarına geri döndüler. Dönen ailelerin hemen hepsi ailelerinin, yüreklerinin bir parçalarını yollarda bıraktılar. Dönemeyenlerin büyük çoğunluğunun mezarları dahi belli değil. Muhacirlerin bazıları ise gittikleri yerlere yerleştiler. Bu olay sonucunda parçalanan aileler hiçbir zaman bir araya gelmedi. Yollarda çete kurşunları, açlık ve salgın hastalıklardan ölenlerin sayısı meçhul. Savaşın ölüme sürüklediği bu kişiler için bir tek anıt bile yok!

    “Muhacirlik”, Doğu Karadeniz’de milattır. Doğum, ölüm, evlenme, sel, heyelan gibi olaylar anlatılırken söze hep “muhacirlikten önce ya da sonra” diye başlanırdı.

      Savaşların sıkça yaşandığı coğrafyalarda üzüntü ve acı dolu birçok hikâye var. “Muhacirlik” anılarını dinlediğim büyüklerimin hiçbirinde kin, intikam ve biz çocukları, gençleri kışkırtıcılık yoktu. Önemli olan bu hikâyeleri intikam yeminlerine, araçlarına döndürmemek değil mi?

Adil Hacıömeroğlu
26 Aralık 2011
Twitter.com@AdilHaciomeroğl
Not: 28 Aralık 2011 tarihli Kent Yaşam Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Yazılarımın tümünü http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

18 yorum:

  1. savaşın her türlüsünde cezayı sadece çocuklarımız ve kadınlarımız çekmektedir yıllar önceside böyleydi şimdide böyle işin en acı yönü birde bu işkencelere özgürlük adı altında kılıf uydurulmasıydı cehaletten öteye gidemeyen sömürgecilik Belman Aydoğan....

    YanıtlaSil
  2. Emperyalist ülkelerin...demokrasi adı altında işgal ettikleri ülkelerde...işledikleri insanlık suçlarına,gözlerini kapayanlar...gün gelecek aynı sonuca katlanmak zoruna kalacaklardır...bu gün arap baharı,diye adlandırılan işgaller...aslında sonbahardır...yakında buzlu kış mevsimi yaşanacaktır...bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın...demek!!! en büyük hatadır...gün gelecek o yılan ...sizi de sokacaktır...!!!

    YanıtlaSil
  3. Savaşların sıkça yaşandığı coğrafyalarda üzüntü ve acı dolu birçok hikâye var. “Muhacirlik” anılarını dinlediğim büyüklerimin hiçbirinde kin, intikam ve biz çocukları, gençleri kışkırtıcılık yoktu. Önemli olan bu hikâyeleri intikam yeminlerine, araçlarına döndürmemek değil mi?

    EVET DEĞERLİ KARDEŞİM EVET...EN SON BU MISRALARINIZDA Kİ MESAJINIZ HARİKA OLMUŞ..yAZILARINIZI TAKİP EDİYORUM BÜYÜK BİR BEĞENİYLE OKUYORUM..YÜREĞİNİZE SAĞLIK..KALEMİNİZ DAİM OLSUN..SELAM VE SEVGİLERİMLE..

    YanıtlaSil
  4. Savaşların sıkça yaşandığı coğrafyalarda üzüntü ve acı dolu birçok hikâye var. “Muhacirlik” anılarını dinlediğim büyüklerimin hiçbirinde kin, intikam ve biz çocukları, gençleri kışkırtıcılık yoktu. Önemli olan bu hikâyeleri intikam yeminlerine, araçlarına döndürmemek değil mi?
    çOK ÖNEMLİ BİR SORU...

    YanıtlaSil
  5. Bu konuları okuyunca insanın yüreği acıyor. Neden yaşadık biz bunları diye isyan etmeli. Bugüne kadar okuduğum kitaplarda sık sık tanık olduğum Orta Doğu’nun yazmakla bitirilemeyecek alimleri. Geçmişte Orta Doğu'nun çok önemli olan bu alimleri bugün yok. En başta Ömer Hayyam ve de İbni Sina'yı örnek vermek istiyorum. Hayyam matematik, felsefe, astronomi ve de şiirle ilgilenmiş.. Bugün hala rubailer ilgiyle okunmakta. İbni Sina ise kısaca tıp ve felsefe diyeceğim ama okudukça da her konunun içinden de çıktığı bir gerçek. Mevlana'nın “mevnevi” adlı eserinde “aşkın teşhis ve tedavisi”yle ilgili bölümlerde İbni Sina'nın “şifa” adlı kitabından alıntılar yaptığı da yazılıyor. Bu kitabı bulmak zordur mutlaka. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama biz kısa geçelim.
    Günümüze baktığımız zaman ne Orta Doğu’da ne de ülkemizde yakın geçmişte gerçekleştirilmiş bilimsel buluş, ekonomik başarı, başka ülkelerin hayranlığını kazanmış kültürel ilişki veya askeri bir başarı var mı? Yok. Bizler güzel olanı çirkinleştirmek, var olan zengin kültürü yokedip yozlaştırma, değerli üniversite hocalarımızı tehlikeli görüp bir kısmını içeri tıkma ve de askerimizi yerle bir etme derdindeyiz. Yani kısaca ileri gitmek şöyle dursun geri gidiyoruz. Yakında kendi kendimizin tarihini de yargılayacağız belkide. Sırada bu var çünkü.
    Dış ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda akılları yalan yanlış 1915’lerde kalmış bir kere. Ülkemizde yaşanan gerçekleri bugüne kadar anlatamadık, yazamadık. Sesimizi çok çıkarmamız gerekirken, sessiz kaldık. Son yıllarda bunun acısını yaşıyor ve de hiçbir adım atmayı düşünmüyoruz.??? Kısacası bu kadar duyarsızlıkta kendi kendimize hakaret etmek istemiyorum. Ve burada susuyorum. Saygılarımla. MUZO

    YanıtlaSil
  6. Dramatik bir yazı. İnsan okuyunca duygusallaşıyor. Bu adı geçen çetelerden her bölge hemen hemen nasibini almış gibi. Kürsüye çıkıp Fransız malları alınmasın demek ne derece etkili. Önce buna bakılmalı. Toplumda Fransız malı alan kimler? Tabii ki parası olanlar. Çoğunluğun geçim derdi çekmekten Fransız mallarının varlığından haberi bile yoktur. Kaldıki bu eylemin kısa yoldan çözümü de var. Sattırmazsın olur biter. Fransa krizi tam gündeme oturmuşken TBMM'dekilerin maaşlarına % 100 zam yapma gibi acil bir mağduriyetleri vardı. Kısacası din iman para olmuş. Ülke kimin umurunda. Keşke mendil açıp para toplasaydık.

    Bu krize karşılık vermek ancak yazılı ve de canlarını çok acıtacak şekilde olmalı. Bu da en güzel ekonomik yollardan olur diyorum. Veya aynı acıyı verecek çıkartılacak bir yasayla. "Kurtuluş Savaşı'nda ne işin vardı ülkemizde" gibi...

    YanıtlaSil
  7. Bizi aydınlattığınız için Teşekkürler,,,Aydınlık bir Türkiye istiyorsak bu tür yazıları okuyup,yayınlamak ve paylaşmak bizim görevimiz olsun,Sayın Ağbimiz, Emeğinize ve yüreğinize sağlık ,Size yazmak bize paylaşmak düşer,,Saygılar ...Emine Zararsız
    Not:Facede paylaştım..

    YanıtlaSil
  8. Ülke insanlarının çektiği eziyetleri daha güzel dillendirilemezdi ,Ülke işgal altındayken veya etnik kökenler kullanılmak kaydıyla Aynı Ülkenin insanları karşı karşıya getirilerek Doğusuyla ,Batısıyla,Kuzeyi ve güneyiyle tüm Ülke insanlarının üç aşağı beş yukarı karşılaştığı konular,Yüreğinize sağlık sayın ADİLOĞLU,Sevgiler selamlar.

    YanıtlaSil
  9. YOLU SAPAĞI OLMAYAN,ORMAN İÇİNDEKİ YERLERE BALKAN DENİRMİŞ. HAYVANCILIKLA GEÇİNEN BABAANNEM ANLATIRDI.YUNAN İZMİRİ İŞGAL ETMİŞ ÇADIRLARI TOPLAYIP DAĞLARA ÇIKTIK.HİÇ YUNAN ASKERİ GÖRMEDİK.BURALARDAN KURTULUŞ SAVAŞLARINA KATILAN BİRKAÇ YİĞİT VARDI AMMA ONLARA DELİ DENİRDİ HEP.İSTİKLAL MADALYASI BİLE ALAMADILAR DA KİMLER ALMADI Kİ?MUSTAFA KEMAL İZMİRİ ALDIKTAN SONRA EŞKİYALAR ONDAN YANA GÖZÜKÜP YENİ DEVLET ADINA ZORLA YARDIM TOPLAYANLAR ARDINDAN FABRİKALAR KURDULAR.AÇIKGÖZLER HERDEVİRDE VAR OĞUL.HALKIN %80 İ GÖÇEBEYDİ BELKİ MUHACİR OLMADILAR AMMA YUNAN İŞGALİNE DİRENEN YAZIBAŞILI HAMİT EFELER YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİN MUHBİRLİĞİYLE KATLEDİLİNCE YERLEŞİK HALKA İBRET OLSUN DİYE ÖKÜZ ARABASI DİREKLERİNE BAĞLANIP İŞTE SONUNUZ BU OLACAK DİYE KORKU SALARKEN HALK ENÇOK MUSTAFA KEMALİN O DİK DURUŞUNDAKİ ASALETİ TUTMUŞTU.KÖYÜMDE 3 GÜN 3 GECE EĞLENCEYLE CUMHURİYET BAYRAMLARI KUTLANIRDI.1937 YILINDAN SONRA YERLEŞİK TARIMA DÖNÜŞEN KÖYLÜLER ARTIK MÜLKİYETİN FARKINA VARDIKLARINDA HAKSIZ MÜLKİYET TABİİ O GÜZELİM BALKANIN İÇİNDEN HERYANI YAKIP TARLALAR AÇIYORLARDI.ÖYLESİNE ALIŞILDI KKİ ARTIK %80 KENTLİ YAPILAN İNSANLARIN HERKARIŞI RANTİYE KOKAN EKONOMİDE TÜM GEÇİMİNİ BUNA BAĞLAYARAK BİR TERCİH YAPARAK,ÖZGÜRLÜK ADINA DONUNU BİLE SATABİLECEK KONUMA DÖNÜŞTÜRÜLDÜLER.HALA DİRENİŞÇİ HAMİT EFENİN HEYKELİ VE EFSANİSİ BİLE YOK İMGE VE SİMGE OLARAK.TOKATTA VALİLİK KONAĞINDA ATATÜRK RESMİ KALDIRILMIŞ GAZETELERDE GÖRDÜM.3 YILDAN FAZLA ORADA ÇALIŞMIŞTIM.BİR GEÇE EŞİMİ VE KÜÇÜK OĞLUMU ALIP SÜMER PASTAHANESİNE GÖTÜRMÜŞTÜM ORADA GARSONLAR GELİP AYIP DEDİLER HANIMLAR BURAYA GİREMEZ DEDİKLERİNDE BİRDE ROMA DONDURMACISINDA İZMİRLİ HEMŞERİM KÖYLÜ HAYRETTİN REŞADİYEYE ELEKTRİK MALZEMESİ GÖTÜRÜRKEN TESADÜFEN KARŞILSAŞMIŞTIK OTURDU VE BİR SİGARA YAKTI ROMA DONDURMACISINDA.GARSON GELDİ SİGARAYİ AVUCUNUN İÇİNDE SIKARAK AVCUNU YAKMIŞTI.HEMŞERİM DEDİ Kİ YAHU BURASI ŞEHİR Mİ SEFERİ HALSEYİM BENİM İZMİRŞİMDEKİ EN GERİ KÖYÜMDE BİLE BÖYLE YAPILMAZ.HAYRET.İŞTE SAHİL PARTİSİ ZİHNİYETİYLE ANADOLU FARKI.İSLAMIN TEMELİNİ TÜRKLER HOŞGÖRÜ VE TEVAZUYU EKLEMLEMİŞLERDİR.BUNU BECEREBİLENLER E AŞKOLSUN.YÖRÜK.

    YanıtlaSil
  10. BABAANNEM BİR MUHACİRDİ..1914 DE SELANİĞİN DOYRAN KAZASINDAN,BULGAR İŞGALİ YÜZÜNDEN ÖNCE İSTANBUL'A,SONRADA ANADOLUNUN ÇEŞİTLİ YERLERİNE GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALMIŞLARDI..ONUN HİKAYESİNİ,KIŞ AKŞAMLARI IŞIKLARI SÖNDÜRÜR,PENCERENİN ÖNÜNDEKİ DİVANA OTURUR HEM DIŞARIYI İZLER HEM DE DİNLERDİK..ANLATIR DURURDU..O ANLATTIKÇA,ONA DAHA DA SOKULUR,HÜZNÜNÜ GİDERMEYE ÇALIŞIRDIK..BİR DAHA NE DOĞDUĞU EVİNİ,BAĞINI BAHÇESİNİ,AĞIL DOLUSU KOYUNLARINI,KİLERDEKİ PEKMEZ FIÇILARINI NE DE TEPESİNDE OTURUP İNCİR YEDİĞİ AĞACINI GÖREMEDEN ÖLDÜ..HAREKET ORDUSUNU ,ATATÜRK'Ü ,KURTULUŞ SAVAŞINI ANLATIRDI HEP..KAÇIŞLARINI,12 YAŞINDAKİ ERKEK KARDEŞİNİN BOĞAZINA BIÇAK DAYADIKLARI İÇİN VERDİKLERİ BİR TENEKE ALTINI,SELANİK GARINDAN BİNDİKLERİ TERENİN KOMPARTIMANININ ÜSTLERİNE KİLİTLENDİĞİNİ,ANNESİNİN KÖY EKMEĞİNİ YARIP,İÇİNE BİR SIRA KÖFTE VE HER BİR KÖFTENİN ALTINA BİR SARI LİRA KOYDUĞUNU HER DEFASINDA MERAKLA BİR KEZ DAHA DİNLERDİK...SAVAŞIN ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLDUĞUNU O ZAMAN ÖĞRENMİŞTİK...

    YanıtlaSil
  11. İyi eğitilmeyen ve okumayan toplumlar rüzgarın önündeki yapraklar gibi emperyalizmin oyuncağı oluyorlar.Ermeni soykırımı gibi Arap Baharı da bir emperyalist yalandır.Yazılı kültürü gereği gibi özümseyemeden atladık. Darwin'in "Türlerin Kökeni" yayımlanalı 152 yıl oluyor ama biz evrim yokmuş da sanki bir şarlatanın uydurmasıymış gibi davranıyoruz. Başımızdaki asıl şarlatanları göremediğimiz için olaylara ve Dünya'ya şaşı bakıyoruz.
    Korkarım Kurtuluş Savaşı gibi bir savaş ya da daha beteri bir iç savaş yaşamadan kör kuyulardan çıkamayacağız.

    YanıtlaSil
  12. "Önemli olan bu hikâyeleri intikam yeminlerine, araçlarına döndürmemek değil mi?" diye yazıyı tamamlamak yüce gönüllülüktür. Bunu Sarkozy duymalı. Ama iş işten geçti galiba! Neden mi?
    Düşünün Fransa Parlamentosu Türkiye aleyhine bir yasa çıkartıyor. Bunu takiben Türkiye de TBMM toplanıyor. Ve tek yaptıkları milletvekillerinin emekli maaşlarına yüzde yüz zam yapıp oylamaya sunmak. Tabii eller havaya kabul deyip geçti bu yüzde yüz zam. Düşünün bu esnada Fransa yetkilileri ekran başında kendileriyle ilgili ne konuşulacağını merakla beklerken bizim TBMM yüzde yüz zammı çıkartıyor. Ne geçti Fransızların aklından bilemem ama benim aklımdan çok şey geçti.

    Kamu çalışanına haftalardır yüzde 2 mi 3 mü versek diye hala düşünülüyor. Yüzdeyüz ve yüzdeiki. Adalet, hak, hukuk bu işte. MUSTİ

    YanıtlaSil
  13. Kuzey'in Kızı28 Aralık 2011 21:49

    Gerçekten de "Muhacirlik”, Doğu Karadeniz’de milattır Adil Bey.Yazıyı okurken burnumun direği sızladı;çocukluk yıllarıma gittim,rahmetli babaannemi anımsadım,onu çok özlediğimi hissettim.O da hep söz ederdi muhacirlikten.Sizin de söylediğiniz gibi büyük bir tevekkülle anlatırdı anılarını;ne bir kin ne bir öfke ne de bir kışkırtma vardı sözlerinde.
    AYNI YÖRENİN İNSANIYIZ YA YAŞANANLAR NE KADAR DA BENZİYOR.ANILARIMI CANLARDIRDINIZ,ÇOK TEŞEKKÜRLER...:)

    YanıtlaSil
  14. İnsan dışkısı yemektense, hayvan pisliğine bulanmak daha yeğdir.

    YanıtlaSil
  15. Hocam bu tetiğin çekileli yaklaşık 2 ay kadar oldu. Tetiği çekenlerin hangi amaca hizmet ettiklerini anlamak çok da güç olmasa gerek. Ancak benim anlamadığım, aradan 2 ay geçmesine rağmen bu konunun hala gündemde tutulup, bu konu hakkında hala yazılar yazanların kısaca konuyu kaşıyanların hangi amaca hizmet etmek istedikleridir. Sizin yazdığınız gibi de bilinen ya da bilinmeyen nice olay yaşanmıştır gerekli ya da gereksiz. Ben bir gün de bir karadenizliden bu yazdıklarınızı dillendiren görmedim. O halde bu hataları zulümleri yaşayanlar yalnızca aleviler değilken bu konuyu hala kaşımakta ısrar eden alevilerin beyinlerinin bir köşesinde PKK ile ortak amacın varlığı duygusu uyanıyor bende. Yani Pkk başarılı olsun, bağımsız kürdistan kurulsun, biz de bu arada suya sabuna dokunmadan kendi bağımsızlığımızı ilan edelim. Bu ısrarda başkada bir amaç göremiyorum ben. Saygılarımla... ADNAN YİĞİTER

    YanıtlaSil
  16. Alevilerin hiçbirşey yaptığı yok. Alevilerin hepsinin Türk olduğu bir gerçek. Kaldıki geçmişten günümüze Kürtlerle kardeş olmuş ve de kültür kaynaşması içinde bütünleşmiş bir toplum olarak yaşadık. PKK yı besleyen ve de kullanan dış mihraklardır, bu mihrakların ülkemizde bulunan piyonlarıdır. Alevilik konusu ise tam da bu sözünü ettiğim mihraklar tarafından zaman zaman kaşıtılıp durur. Çünkü ülkemizi bölmek, karıştırıp zayıf düşürmek, kitleleri karşı karşıya getirip kan dökülmesini sağlamak amaç. Bunu başardıklarında NATO Birlikleri postu serecektir ülkemize. Lütfen bu oyunlara gelmeyelim. Hepimiz kardeşiz bu unutulmamalı.

    YanıtlaSil
  17. benim ailemde böyle iğrençliklere tanık olmuş çocuklarının babalarının kardeşlerinin karşısında tecavüz edieln kızlar kadınlar ve tecavüz sonrası işkenceyle öldürülmeleri kazığa geçirilen bebekler saklanabilenler günlerce tezek ve saman yığınları içinde açlık korku içinde yaşamışlar.insanın rengi dili dini olmaz diyerek kınıyorum .

    YanıtlaSil
  18. Dunya kuruldugu gunden beri Hak Teala,insanlara ,bu yasayacaginiz karatoprak parcasinda uzerinize her gun iki defa gelecek ,sureligi olan,aydinlik ve karanlik taktir ettim..Vede siz insanlari ,Topraktan yarattim vede ruh verdim sinanasiniz diye de, bu dedigim aleme sizlere bir sureligine yasama hakki verdim demis..
    Insan topraktan yaratilan camur,dusunsenizya..
    Sonra Hak Teala,bu camurdan yaratilan fitneleri,uyarmak ve yasamda dogru ve egriyi yasam bicimi yapsinlar diyerek Peygamberler yollamis..Rabbimiz bu insan ogluna nefis verip vede ruh ile nefsin savasinda namagluplar olmasini taktir ettigi icin..Bir sureligine karanlik ve aydinligi olan Dunyada yasayin diye sure vermisliginde..
    Camurdan yaratilan ve sadece Rabbimizin IN--SAN muammasinin, nedenlerini, nicinlerini, ben anlayamadim hic ,ne ister vede birbirini niye yer, buinsanlar, bolumundeki tuafligi..
    Yaratanima sonsuz inancim nedeniyle,bu yarisi aydinlik,yarisi karanlik olan bu yaratilmislardan cok korkuyorum vede bazen ve cogu kes nefret ediyorum..Sadece Yaratilani hos gor yaratandan oturu,sozunden yola cikarak,sabrediyorum elimden geldigince insanoglunun tuafligina..
    Bir cok dusunurler IN--SAN denen muammayi cok aramislar ama onlarda pes etmisler,sadece ellerindeki varsayimlardan yola cikarak,bir insani tanimaya ugrasmayin,tanidiginiz anda,kaybedersiniz..
    Bir diger dusunur ise, IN--SAN denen muamma bir cukurdur,in,in bu-la-maz-sin da kalakalmis..
    Demek ki IN-SAN,I sadece yine insan anlayacak veya anlayamayacak,boyle birbirlerini yiyip duracak ve de aglatacaklar..
    Cozumu olmayan ikilemler..
    Adil Haciomeroglu,arastirman,gazeteci,arkadasim, yazilarinizi ibretle okuyorum,surekli insanlarin cikmazinda kendi kendilerine ne kadarda acimadiklarini goruyorum, es gecip unuttuklarimizi bizlere ,titiz calismalarinizla tekraren sunusunuzda yuregim sizlayarak okuyorum. emeginize ,yureginize cok tesekkur ediyorum..

    Meral tice

    YanıtlaSil