21 Ocak 2012 Cumartesi

DENKTAŞ BEY


     Dünyada bazı insanlar vardır yalnızca önadlarıyla ünlenirler. “Bey” unvanı da hep önadlardan sonra kullanılır. Bir tek Rauf Denktaş’tır ki soyadından sonra gelen “bey” unvanıyla tanınmıştır. Tüm dünya “Denktaş Bey”i büyük bir davanın öncüsü olarak bildi.

     “Denktaş” adını ilk işittiğim zamanı tam olarak anımsamıyorum; çünkü çok küçüktüm. Kıbrıs, ilkokul sıralarından beri ilgi duyduğum bir konuydu. Kıbrıs’ta Türklere karşı uygulanan baskı ve katliamı büyüklerimiz hep konuşurlardı, biz de dinlerdik. Radyonun l9.00 ajansında Kıbrıs’la ilgili haberleri dinlerken herkes sesini, soluğunu keserdi. Nefes almadan büyük küçük herkes haberlere odaklanırdı. Önceleri Doktor Fazıl Küçük adı belleklerimize kazındı, ardından Rauf Denktaş. Şehit Pilot Cengiz Topel’in efsaneleştiği yıllardı. Aile çevremizde ve komşularımızda hep bir inanç seslendirilirdi: “Bir gün Kıbrıs’ı alıp soydaşlarımızı kurtaracağız.” Zaten orası “Yavru Vatan” değil miydi? Bu inançtır ki bizi, 1974’te ulusça tek yumruk halinde Kıbrıs semalarına götüren.

     Sayın Denktaş’a hep hayranlıkla karışık bir saygı duydum. Onunla kişisel tanışıklığım 2000’li yılların başıydı. Bakırköy’de Hilmi Nakipoğlu Fotoğraf Makineleri Müzesini ziyaret etmekteydi. Ben de davet üzerine erkenden gitmiştim oraya. Hilmi Nakipoğlu’nun sabır, inat, emek ve özveriyle bir araya getirdiği fotoğraf makineleri müzesi, ülkemizde bir ilkti. Makinelerin yanı sıra eski fotoğraflar da var bu müzede. Denktaş Bey’i bekliyoruz. Heyecanlıydım, çünkü çocukluğumdan beri hayranlık duyduğum büyük bir dava adamıyla tanışacaktım. Bekletmeden, gecikmeden, zamanında geldi müzeye. El sıkışıp tanıştık. Müze gezisi başladı. En küçük ayrıntılar dikkatini çekiyor, oradakilerle konuşmaktan keyif alıyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarında çekilmiş fotoğraflar ilgisini çekmişti. Bunlarla ilgili duygulu konuşmalar oldu. İçten, sıcak, insanı saran bizim için kısa sayılabilecek bir ziyaret. Çok yönlü, bilgili, yürekli, açık sözlü, alçak gönüllü, ulusuna âşık biriyle tanışmanın mutluluğu bütün yüzlerde görülmekteydi.

     İkinci buluşup söyleşmemiz, başkanlığını yaptığı Talat Paşa Komitesinin bir toplantısıydı. Yılların eskitemediği bir bellek, zor mücadelelerin bilediği cesaret, ulusu ve vatanı için çarpan bir yürek… Türk’ün uluslararası planda çözümsüz iki büyük davasına yorulmadan koşan bir millet neferi, bir vatan evladı. Bu iki davadan biri Kıbrıs, diğeri de Ermeni sorunu. Kahramanlar, ulusun çetin savaşımlarında ortaya çıkar. İşte, Denktaş da bir kahramandı. Zorluklardan kaçamaz, ulusuna açılan bir savaşı da görmezden gelemezdi.

     O, yalnızca Kıbrıs’ın değil, tüm Türk dünyasının önemli bir kahramanı, devlet adamıdır. Kıbrıs davasını Türkiye’den soyutlamaya çalışan siyasetçinin anlayabileceği biri değildir Denktaş. Kıbrıs’ın, Türkiye’nin jeopolitiği için ne anlam ifade ettiğini sığ siyasetçinin anlaması olanaksızdır. Bu nedenle 2004 sonrası Ankara, Denktaş’a sırtını döndü. O, Kıbrıs’taki çözümsüzlüğün nedeni olarak gösterildi. Onun nezdinde Kıbrıs davamız, önemsizleştirilmeye çalışıldı, Annan planına, büyük bir dava ve onun öncüsü feda edildi. Denktaş’a karşı üzücü bir kampanya başlattı Ankara’da tarih bilmeyen siyasetçilerle Kıbrıs’taki “Yes be annem!”ciler. Uzağı göremeyen siyaset anlayışı, AB masalarında şirin görünmek adına anıtlaşan bir mücadele yok sayıldı. Hatta kötülendi. Sorumsuz siyasetçiler, sorumsuz sözler ettiler hakkında. O, bunlardan etkilenmeyip hak bildiği yolda yürüdü.

     Ölüm haberini duyduğumda içim burkuldu, yüreğim yandı. Yaşamının son yıllarında karalayıcı kampanyaların hedefi oldu. Bu kampanyalarda uğradığı haksız, düzeysiz saldırılara karşı dimdik durdu, geri adım atıp ödün vermedi ülkülerinden. Büyük kahraman olduğunu bu saldırılar karşısında da kanıtladı. Denktaş’a karşı bu kampanyanın en ilginç tarafı Rum tarafından değil de Ankara’dan başlatılmış olmasıdır. “O adam bitmiştir.” Sözü ne yazık ki Türkiye’nin başbakanınca söylenmişti. “O adam” dedikleri zulme karşı bir ömür boyu savaşım veren Denktaş’tı. Üsluptaki düzey yoruma gerek bırakmıyor. Saldırı fişeği Ankara’dan başbakanca ateşlendi. İmam “O adam!” derse, cemaat durur mu? Yandaş ve liberal kalemşorlar, televizyon ekranlarının gedikli yorumcuları(?) büyük bir karalama kampanyasına giriştiler. Taşlar; AB ülkeleri başkentlerinden, ABD’den gelse anlaşılır, normal kabul edilebilir; ancak Ankara’nın egemenlerinden, İstanbul’un efendilerinden gelmekteydi saldırı. Kurt, ağacın içindeydi.

       Tüm haksız saldırılara karşın o yılmadı, küsmedi. Zamanın haklıdan yana olduğunu bilerek doğruları savundu. RTE’nin de Talat’ın da savunduğu tezler, gerçeğin kayalarına toslayıp paramparça oldu. AB ve BM temsilcilerinden “Aferin!” alma uğruna elli yıllık haklı davaya sırt çevirenler, Türk dünyasının son dönemdeki en büyük kahramanına hücum edenlere tarih dersini vermiştir. Dün kötüledikleri kahramanın ardından boynu bükük yürümek, onu övgü dolu sözlerle uğurlamak onların acı gerçekle yüzleşmesidir.

     Hem Anavatan’ın hem de Yavru Vatan’ın bayraklarına sarılmış tabutuyla milyonların alkışlarıyla uğurlandı büyük kahraman. Herkese nasip olur mu bu? Gülümseyen yüzün, sıcak bakışların gözlerimizde: içten, kararlı sesin kulaklarımızda hep kalacak. Hele ölüm döşeğinde söylediğin son sözler, bin derse bedel anlayana: “Hristofyas! Burası bağımsız bir cumhuriyettir.” Son nefesine kadar davasına inanan bir kahraman söyleyebilir bu sözleri. Değişen rüzgârlarla sağa sola savrulanların, mevsime göre renk ve gömlek değiştirenlerin anlayacağı bir şey değildir bu sözler.

     Gökkuşağının yedi rengiyle yedi iklimin saygısı ve övgüsüyle uçmak’tasın artık. Rahat uyu DENKTAŞ BEY! “Toros” dağları durdukça bu ulusun yüreğinde hep yaşayacaksın!

Adil Hacıömeroğlu
17 Ağustos 2012
Twitter.com@ AdilHaciomerogl
Not: 23 Ocak 2012 tarihli Ulus Gazetesi’nde yayımlanmıştır.
Yazılarımın tümünü http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

5 yorum:

  1. DENKTAŞ BEY...BİR VATANSEVERDİ...KIBRIS için bir ömür harcadı...gittiği yer, Vatanları için mücadele edenlerin yanıdır...!!!

    YanıtlaSil
  2. Ruhu şad olsun.Kıbrıs'ın Castro'suydu o. Onun ne anlama geldiğini böyle kara cahil bir hükümetin anlayabilmesi olanaklı değil. Her konuda olduğu gibi Kıbrıs konusunda da bilgi ve beceri eksiklerini sergilediler ve ne yazık ki, Kıbrıs halkının dostluğunu yarı yarıya yitirttiler bize. Ülkeyi deneme tahtasına çevirdiler. Akıllarının ermesinin mümkün olamayacağı konuları çokbilmişlikle değiştirmeye çalışıyorlar. Gerçeğin ne olduğunu çok sonra anlıyorlar ama olan ülkenin enerjisine oluyor. Bunlar ülke yönetmenin ne olduğunu anlayana kadar iktidarda kalırlarsa vay haline bu ülkenin. Ellerine sağlık her iki kişiden birinin.

    YanıtlaSil
  3. Eline,diline,bilgine sağlık arkadaşım.
    Gerçekten Denktaşı dava adamları anlayabilir.20-21 yy'ın önemli liderlerindendir ve bizimde önemli bir Milli kahramanımızdır.Türkiye ve Kuzey Kıbrıs;Emperyalizmin bu topraklardan sökemediği TÜRK MİLLETİNİN varlığını,tüm entrikalara,Siyaset oyunlarına karşı Hukuk,diplomasi ve müzakere başarısında gedik açmayarak göstermiştir.Birkaç yerde onun geçmişine yönelik irdelemeler yapılıyor. Yanlışları,eksikleri nehirde yıkanarak köklerini nehrin tabanına ulaştıran ulu bir çınar gibi gövdesinin yükselmesine engel olamazdı.
    Devlet adamının alnından çıkmayacak kara leke;Vatanına ve Milletine ihanet,emperyalizmin anahtarı ile hareket etmek,Ülke kaynaklarını yabancı sermaye ve güçlere peşkeş çekmek gibi ihanet politikalarıyla oluşmaktadır.
    DENKTAŞ yıllardır Sayın Fazıl Küçük ve diğer TMT'ciler yurtseverler direndiyse TÜRKİYE,KUZEY KIBRIS ve Türm Türk Dünyasının varlığı,bu topraklardan sökülüp atılamaması için,hepimiz için direndi.Bunu kimse unutmasın.
    Ver kurtul ve emperyalistlere şirin görünmek sorun çözmek değildir. İHANETTİR.Hainler ÖVGÜYÜ AĞABALARINDAN ALIR AMA BİRGÜN DEFTERİ DÜRÜLÜR BİNBİR ŞAİBE İLE KAYALIKLARDAN AŞAĞIYA NASIL YOKOLUŞA KAYDIĞI,"ALİAĞANIN kayığına nasıl bindiğini kendileri de bilemeyeceği ZAMANI GELİNCE GÖRÜLÜR.
    DENKTAŞ'tan bir parça taş kopartamadığınız nasılda görüldü değil mi?
    DERKTAŞ'ı TOROS'u-Atatürk hayranı bu değerli Yurtsever'i tekrar saygıyla andığımı belirtirim...
    Av. Uğur Efil

    YanıtlaSil
  4. Yazı tamamiyele güzeldi.

    "Di" eki geçmiş zaman ekidir. Ama "Denktaş Bey" ve "Denktaş" olanlar hiç bir zaman geçmiş zaman olmayacaklar. Evet Türkiye halki üç beş zibidinin yani kendini aydın diye ayırıp bir sınıf oluşturmaya çalışanların ülkesi olmaya hızla devam etsede tarih gerçekleri herzaman gözler önüne servemeye devam edecektir. Kıbrıs Türk'tür ve daima Türk kalması için kendini ve tarihini bilenler elinden geleni mutlaka yapacaktır. Belkide Kıbrıs harbinde olduğu gibi elinden gelenin fazlasını yapacaktır.

    Kıbrıs belki Türkiye'nin kamburudur. Nasıl bir anne çoçuğunu sırtında taşırken ortaya çıkan görüntüde bir kamburluk varsa o da öledir. Kıbrıs Türkiye üzerinde bir yüktür. Nasıl ki bir anne çoçuğunu büyütmek için ne mükellefiyetler altına giriyorsa, ne şartlar altında onun mutluluğunu istiyorsa ve bunu yapmaktan gocunmuyorsa, Türkiye'de bu yükten gocunmayacaktır. Kıbrıs bizim "YAVRU VATAN"ımız, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'DE" Kıbrıs için "ANA VATAN"'DIR.

    Bir evlat annesine hatalar yapar, kalbini kırar elbette ve anne düşünmeden hep affedicidir. Çünkü çoçuktur, küçüktür yaşı kaç olursa olsun annesinin gözünde.

    Sayın!!! (bu kelime hak etmeyenler için bile kullanılsada sen hak edensin) Rauf DENTAŞ saygıyla seni anıp yüreğimizde daima yaşatacağımıza ve hatıranı daima korumak için çabalayacağımıza kendi adıma söz veriyorum.

    YanıtlaSil
  5. mehmet sezer:BAŞKA SÖZE GEREK YOK.O, yalnızca Kıbrıs’ın değil, tüm Türk dünyasının önemli bir kahramanı, devlet adamıdır. Kıbrıs davasını Türkiye’den soyutlamaya çalışan siyasetçinin anlayabileceği biri değildir Denktaş. Kıbrıs’ın, Türkiye’nin jeopolitiği için ne anlam ifade ettiğini sığ siyasetçinin anlaması olanaksızdır. Bu nedenle 2004 sonrası Ankara, Denktaş’a sırtını döndü. O, Kıbrıs’taki çözümsüzlüğün nedeni olarak gösterildi. Onun nezdinde Kıbrıs davamız, önemsizleştirilmeye çalışıldı, Annan planına, büyük bir dava ve onun öncüsü feda edildi. Denktaş’a karşı üzücü bir kampanya başlattı Ankara’da tarih bilmeyen siyasetçilerle Kıbrıs’taki “Yes be annem!”ciler. Uzağı göremeyen siyaset anlayışı, AB masalarında şirin görünmek adına anıtlaşan bir mücadele yok sayıldı. Hatta kötülendi. Sorumsuz siyasetçiler, sorumsuz sözler ettiler hakkında. O, bunlardan etkilenmeyip hak bildiği yolda yürüdü.

    YanıtlaSil