27 Mart 2012 Salı

4+4+4= KARŞI DEVRİM




Sekiz yıllık zorunlu, kesintisiz eğitimin ortadan kaldırılmasını biçimsel olarak tartışmak son derece yanlış. Burada iktidarca amaçlanan eğitim sürecinin tümünü kontrol altına almaktır. Tek boyutlu düşünen, aynı noktaya bakan, bilimsel düşünmeye kapalı, sanat ve kültür gelişimini hiçe sayan bir eğitim sistemi halkımızın önüne konulmakta.

Eğitim; hem günümüzün toplumsal gereksinimlerini karşılamalı hem de geleceğe ışık tutmalı. Uzun vadeli düşünülmeyen, planlanmayan, çağdaş gelişmelere uyum gösteremeyen, ülke gereksinmelerini doğru belirleyemeyen bir eğitim sisteminin topluma yararı olmaz, zararı olur.

Yaklaşık yüz yıllık eğitim birikimini bir kalemde silip atmak topluma ihanettir. Çünkü eğitim; geçmişin deneyimleri, bilgi birikimleri, çağdaş ülkelerdeki gelişmeler izlenerek gelişir. Dünyadaki gelişmeleri hiçe sayan bir eğitim anlayışı çağdışıdır.

Sekiz yıllık kesintisiz eğitimin okullaşma oranının artmasında, kız çocuklarının okumasında, bilimselliğe yönelişte önemli katkıları olmuştur. Kızların sekiz yıllık eğitime kazandırılması, çocuk gelinlerin sayılarında önemli bir düşüş sağlamıştır. Sekiz yıllık eğitimi bitiren bir öğrencinin on dört yaşında olduğu düşünülürse çocuk işçi sayısındaki düşüşün nedeni da anlaşılır. Kesintisiz eğitim, imam hatipleri çekim merkezi olmaktan çıkarmıştır. Zorunlu eğitimin uygulanmasında en önemli hata taşımalı eğitimde yapıldı. Taşımalı eğitimin uygulanmasıyla yaklaşık yirmi iki bin köy ilkokulu kapatıldı. Bu sayının içinde terör, göç ve farklı nedenlerle kapatılanlar da var. Okulların kapatılmasıyla köylerden öğretmenler ayrıldı, böylece oralarda Cumhuriyeti temsil edecek, halka model olacak kişiler kalmadı. Böylece de birçok köyümüz kara taassubun insafına terk edildi.

Neden 4+4+4’te ısrar? Niçin kesintili olmasında direnmekte hükümet? Bu soruların yanıtı asıl amacı da ortaya çıkarmakta. Erkek çocukların ergenlik dönemine kadar ezber yetenekleri en üst düzeydedir. Ergenlikten sonra ise matematiksel yetenekleri gelişirken ezberleme zayıflar. Yine ergenliğin getirdiği ruhsal ve fiziksel değişim gencin ilgi alanlarının değişip çoğalmasına neden olur. Hafızlar genellikle erkeklerden oluştuğundan dini eğitim için en uygun dönem ergenlik öncesidir. Bu nedenle ilkokul (birinci kademe) beş yıldan dörde indirilerek bir yıl kazanılmış, okula başlama yaşı da bir yıl öne çekilerek bu kazanım iki yıl olmuş. Böylece birinci kademeyi dokuz on yaşında bitirecek çocuklar. Eğitim kesintili olduğundan hafızlık eğitimi için bir sorun da kalmayacak. Ayrıca AKP’nin uyguladığı ekonomik program, ucuz ve örgütsüz işgücünü dayatmakta. Bunun için en uygun alan çocuk işçiler. Kesintili eğitim çocuk işçilerin önünü açıyor. İLO standartları on beş yaş diyor; ama kayıt dışılığın, kural tanımazlığın kural olduğu ülkemizde bu konuda da ne yazık ki ses çıkaracak demokratik kitle örgütleri yok denecek kadar az.

Türk eğitim sistemi yaklaşık altmış yıldır orasından burasından sağ iktidarlarca didiklendi. Cumhuriyet’in kuruluşuyla aydınlanmayı esas alan eğitim sistemimiz, sağ politikacıların din sömürüsü nedeniyle uyguladıkları popülist politikalara kurban edildi. Eğitimin içi boşaltılarak toplumun gereksinmelerine yanıt vermez duruma getirildi. Kendileri bozdu, şimdi de kendileri tamamen yıkarak düzeltmiş görüntüsü vermekteler. Yoksul çocuklarının eğitim kapısı olan her türlü yatılı okul sağ iktidarların para hesabına feda edildi. Buralardaki okuma olanağını yitiren halk çocuklarının bir bölümü tarikat ve cemaat yurtlarına, bir bölümü bölücü örgütün dağ kadrosuna, bir kısmı da organize suç örgütlerine terk edildi. Böylece eğitim darmadağınık bir duruma getirildi. Kim mi getirdi? Sağ iktidarlar.

Dünyanın hiçbir çağdaş ülkesinde, gelişen toplumunda eğitim, dinsel esaslara göre düzenlenmez. Kişinin dinini öğrenmesi hakkıdır, engellenemez. Ancak din eğitimini işin merkezine oturtmak yanlıştır. Farklı inançlar için seçmeli derslerin konulması öğrenciler arasında derin bir ayrışmayı yaratacağı gibi azınlıkta olan inançlara da ağır bir mahalle baskısı yapılmasına ortam hazırlayacak.

15-21 Temmuz 1921’de Eskişehir-Kütahya muharebelerinin yarattığı tüm moral bozukluklarına karşın, hatta meclisin Kayseri’ye taşınmasının düşünüldüğü bir zamanda Ankara’da Maarif Kongresini toplamıştı Atatürk. Ülkemizin geleceğinde eğitimin ne kadar önemli olduğunun bilincindeydi Ulu Önder. Zor koşullarda toplanan bu kongrede, dört yıllık ilköğretim beş yıla çıkarıldı. Ortaçağdan çağdaş dünyaya açılan ilk ışıklı kapıydı bu. Aydınlanma devrimimizin ilk işaret fişeği. Doksan iki yıl sonra o günkü devrim ve bağımsızlık ateşinin boğduğu gericilik hortlayıp intikamını almakta ilköğretimi dört yıla indirerek. Yalnız ilk Maarif Kongresi’nin mi? Tabi ki hayır! Türk Devriminin özü tam bağımsızlıktır. Bu; İnönü’nün, Sakarya’nın, Büyük Taarruz’un intikamıdır. Karşı devrimin ayak sesleridir duyulan meydan okumalar…

Ulusun geleceğini çok yakından ilgilendiren, birkaç kuşağın heba edilmesine yol açacak bu eğitim değişikliğinin önemi ne yazık ki çok iyi kavranmamış yetkisiz yetkililerce. Eğitimciler hariç herkes konuşuyor. Üniversiteler, sendikalar, meslek örgütleri, odalar, iş çevreleri suskun. Sadece politikacılar konuşuyor; destekli desteksiz. Popülist söylemelerle halk avlanıyor. Çayın taşıyla çayın kuşu vuruluyor. Hem iktidar hem de muhalefet partilerinden iki tane sağlam cümle kuramayan adamlar eğitim konusunda ahkâm kesmekteler. Kendisini eğitmekte yetersiz; kitaptan, kalemden uzak kişiler sloganist sözlerle laf salatası yapmaktalar. İşte, altmış yıllık sağ iktidarların eğitim uygulamalarının politik sonuçları. Fazla söze gerek var mı?

Adil Hacıömeroğlu

27 Mart 2012

Twitter.com@AdilHaciomerogl



11 yorum:

  1. Muhalefet daha fazlasını yapamadı malesef, tüm komisyonlardan çekilmeliydi şimdi anayasa komisyonunda da aynısı olacak.. İktidatın koltuk değnekliğini yapmaya devam ediyorlar ... Dün 10 binleri Tandoğan'a toplayanların aynı sayıda Silivrinin önüne toplamalarını diliyorum... Özel mahkemeleri kapanmadıkça ,adalet yerini bulmadıkça ülkenin sorunları bitmeyecektir...Seçilmişler hapiste ... Kaleminize sağlık,,, söz değil eylem zamanı...sevgiler, saygılar...

    YanıtlaSil
  2. DÜZENİN MEYDA AYAGINDA DÖNEN '' KAMU SPOTU'' BAŞLIKLI ALDATMA VE KANDIRMA SPOTLARINDA UTANMADAN KIZ ÇOCUKLARINI OKULA ÇAĞIRIYORLAR...HEPSİ BİR TARAFA İŞTE BU BİLE FARKINDA OLAN İNSAN İÇİN RESMEN BİR İŞGENCE...O SPOTLARIN HER DÖNÜŞÜNDE İÇİM ACIYOR RUHUM BEDENİMİ TERK ETMEK İSTİYOR...DÜNYADA HİÇ BİR HALK BÖYLE ORGANİZE VE GÖZ GÖRE GÖRE ALDATILAMAZ...LANET OLSUN !..
    Ercan Mutluan

    YanıtlaSil
  3. Herşey apaçık ortada. Yazarımız "4+4+4= KARŞI DEVRİM" yazısıyla gerçekleri ortaya döküyor. Siyasiler farklı konuşup tersini yapmayı alışkanlık haline getirdiler. Toplum da adeta her söylenene kanar gibi bir halde. Nereye çekersen oraya gitmekte. Düşünmeyi, konuşmayı, tepki verip fikir belirtmeyi unuttuk. Daha doğrusu unutturuldu yaşamın gerekleri. İnsan olmanın özellikleri de yok sayıldı. Geriye tek kalan şey korku, para, yemek.... Başka da birşey yok gibi. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  4. Eğitimde 40 yılını devirmiş biri olarak getirilmek istenen model için çok üzülüyorum.Soran,sorgulayan,olaylara bilimsel yaklaşabilen öğrenci yerine mukadderatçı,biat etmeyi marifet sanan öğrenci modeline geçiş olarak kısaca özetlenebilir.
    İşlerine gelince avrupa standartlarını örnek alanlar iş eğitime gelince neden örnek almazlar?

    YanıtlaSil
  5. EĞİTİMİ YETERİNCE ÇÖKERTTİLER...BEYİNLERİ ÇÖKMÜŞ ÜLKEYİ KOLAY KONTROL ALTINA ALMA POLİTİKALARI...EMPERYALİZMİN ÖĞRETİSİDİR...DİN KILIFI ADI ALTINDA ULUSAL BİLİNÇ KÜLTÜR DEĞERLER AHLAK SİNSİCE ÇÖKERTİLİP ;İNSANLARI BU ŞEKİLDE KONTROL ALTINA ALIYORLAR...BİLİM...ÜRETİMDEN ARAŞTIRMA OKUMADAN SORGULAMADAN UZAK TUTUP RANT KAPISI OLUŞTURMAK...TABLET EĞİTİMİ RANT ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERE PARA KAZANDIRMA EĞİTİMİ KİTAPLARI DAHİ BUNLARIN KONTROLÜ ALTINDA YAYINLANIYOR...EĞİTİMCİLER NEDEN SUSUYOR...BİR ÜLKENİN EĞİTİMİ ÇÖKTÜMÜ İŞGAL KOLAYDIR...EĞİTİM...SAĞLIK...HUKUK...BARINMA...ASKERİ GÜVENLİK EVRENSEL HAKTIR...HİÇ BİR GÜCÜN SİSTEMİN RANT KAPISI OLAMAZ...BİRİLERİNİ YAŞATMAK İÇİN BİZLERİN EVRENSEL HAKLARI ELİMİZDEN ALINIP RANTA PARAYA ÇEVRİLEMEZ...BU İNSANLIK SUÇUDUR...EMPERYALİZMİN ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERİ İÇİN BİZLERİ YOK ETME HAKKI OLAMAZ..

    YanıtlaSil
  6. Öğretim= Bilgi eksikliğini giderir
    Eğitim= Zihniyeti değiştirir...bunlar kendilerine sorgulamayan ,araştırmayan fenle ,bilimle ilgisi olmayan asıl önemlisi de sorgusuz sualsiz biat eden ,köle olmaya aday bir gençlik istiyorlar erkekler işçiliğe ,kızlar ise kocaya gitsin istiyorlar...Yazık insanların en önemli varlıkları kimlerdir çocukları peki bu yasa karşısında neden çok tepki göstermiyorlar özelliklede kız çocuğu olanlar hangi ana baba ister kızını 12-13 yaşında kocaya vermeyi ...kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
  7. Fazla söze gerek var mı? Her uygulamadan sonra kendimize bunu soruyoruz. Halkımız da anlasın istiyoruz. Ama nafile. Uygulamalar zincirin halkaları gibi birbirini tamamlıyor ama gene analayamıyor ülke insanım. Yapamıyacağız herhalde hocam. Bu halkla birşey yapamayacağız. Yılmamak gerektiğini biliyorum ama biraz da gerçeklere baktığımda hakikaten bu halkla bir yere varılamaz. Bu karamsarlığım dile geldiğinde kurtuluş savaşı ortamından daha mı kötü durumdayız sorusu soruluyor. Bence evet. Evet hocam o ortamdan daha kötü durumdayız. Ogünün insanı çok daha asil, çok daha ülkesini seven, çok daha bilinçli, çok daha özverili ...... miş. Şimdi parasal olarak olanaklar olarak çok daha iyi olabiliriz ama insan karekteri olarak o günün toplumundan fersah fersah gerilerdeyiz. İşte bunun için olmayacak herhalde diyorum hocam. Saygılar. ADNAN YİĞİTER

    YanıtlaSil
  8. Bir varmis bir yokmus Allahin cahil kulu pek cokmus? Bir zamanlar ülkenin birinde cocuklari egitmek icin sekiz yillik kesintisiz, pek cagdas olmasada bir egitim sistemi varmis. Gel zaman git zaman o ülkenin basina astigi astik kestigi kestik bir hükümdar gelmis. Bu hükümdar saltanatini saglama almak icin yeni nesil biat eden ve kesinlikle soru sormayan gencler yetistirmek icin sekiz ile dördü toplamis ve sonra üce bölmüs. Cocuklari besikten kalkip, bezlerini atip yürümeye basladiklarinda okula baslatmis, derken ilk dört yillik bölüm on yasinda sona ermis. Bu sistemle o ülkede calisan cocuk sayisi ve cocuk gelinlerin sayisini bese katlamis. Ayrica mahalle aralarinda mantar gibi türeyen Kuran kurslarini da okul kapsamina almis?? Bu sistemi getiren Hükümdarin maaarif nazirinin doktora diplomasi..........nokta noktaymis! Böyle seyler dünya üzerinde olamaz dediginizi duyar gibiyim ama bu olay zaten kaf daginin ardinda olmuskine. Onlar erdi muradina biz cekelim ceremesini... saygilarimla-irfan atik

    YanıtlaSil
  9. DEVRİM KARŞI DEVRİM.İŞTE BÜTÜN MESELE.ĞLMAK YADA OLMAMAK İKİLEMİ.YAPIYORLAR BAĞIRTA BAĞIRTA.NASIL OLSA ALIŞACAKLAR DİYORLAR.MUHALAFAT KAVGA VERİYOR AMA YOK HÜKMÜ VEREMİYOR.YERİNE DE NEYİ KOYACAĞINI VEREMEDİĞİ GİBİ ESKİYİ ARATTIRIYOR.MİLLET MEKTEPLERİNDE EĞİTMEN ORDUSUYLA 3 YILLIK İLKOKULDAN 5 YILLIK İLK VE ORTAOKUL SÜREÇLERİNİ KAÇ KUŞAK YAŞIYARAK ÖĞRENDİ.1950-60 ARASINDA İLKOKULDA AİLE BİLGİSİ,HAYAT BİLGİSİ,YURTTAŞLIK BİLGİSİ,DİN BİLGİSİ VS HEP VARDI.ŞİMDİ BUNLAR YOK.ORTAOKUYLDA İŞBİLGİSİ DERSLERİMİZ VARDI GERÇEKTEN BECERİ ÖLÇEBİLKŞİYORDU.KENDİ SPOR SALONLARINI YAPAN ÖĞRENCİLER VARDI.1980 YILINA KADAR ÜNİVERSİTE EĞİTİMİNDE ZİRAAT EĞİTİMİNDE GENEL VE ÖZEL GELİŞTİRME DERSLERİ VARDI ŞİMDİ YOK.GENEL HUKUK,TARIM HUKUKU,TARIM ALET MAKİNALARI,ATÖLYE,LİF TEKNOLOJİSİ,TEKNOLOJİ YAĞ VEEKMEKÇİLİK,ŞARAPÇILIK,EKONOMİ,ZİRAİ İNŞAAT,İŞLETME TEKNİĞİ,SULAMA,MEKANİZASYON,ZİRAİ ELEKTRİFİKASYON,PEYZAJ.İLK DE BATMIŞ ORTADA,LİSE DE ÜNİVERSİTEDE.LİSEDE FEN KOLUNDA BİLE MANTIK,SOSYOLOJİ,ASTRONOMİ OKUTULURDU DİĞERLERİBDE FELSEFE ŞİMDİ HÜKÜM YÜRÜTECEK ÖĞRETMEN BİLE KALMADI.EĞİTİM SOSYOLOJİSİ VE PEDAGOJİSİ DAHA LİSE EĞİTİMİNDE VERİLİRDİ.ŞİMDİ KAZIK KADAR ÜNİVERSİTE MEZUNUNA ÖLÇME DEĞERLENDİRMEYİ VERİP AL DİPLOMA DİYORLAR.KÖYLERDE AYDIN ÖĞRETMEN KALMADI EN AYDINI İMAMLAR VAR KÖY İHTİYAR HEYETİNDE ÜYE.HADİ ÇIK İŞİN İÇİNDEN.DÜZELTME FİLÖAN OLMAZ AZ GELİR? YÖRÜK.

    YanıtlaSil
  10. eğitimde sürelerden çok daha önemlisi muhteviyat, çocuklar, gençler ve hatta yaşlılar pekala hermen her yaşta ağaç dikebilirler. herkesin ağaç dikebildigi bir dünya, ne kadar guzel olurdu degil mi?
    herkes ağaç dikebilsin, dunyamiz guzel olsun inşaallah.

    YanıtlaSil
  11. SEVGİLİ KARDEŞİM,ÖNCE BENİM YETMİŞLİ SEKSENLİ YILLARDA ÇOK DEĞERLİ BİR ARKADAŞIM VARDI.İNŞ.MÜH.FİKRET HACIÖMEROĞLU AKRABANMI SOYADI BENZERLİĞİMİ BİLMEM.YAZINIZI BİR SOLUKTA OKUDUM EĞTİMCİ YAŞADIĞI ÜLKESİNE VE TOPLUMA KARŞI KENDİSİNİ SORUMLU HİSSEDEN AYDIN BİR YURTTAŞ OLDUĞUNUZ KESİN.SON YILLARDA EĞİTİMLE İLGİLİ OKUDUĞUM EN GERÇEKÇİ DEĞERLENDİRMEYDİ.GELECEK NESİLLERİN ÇAĞDAŞBİR DÜNYADA YAŞAMALARINA OLAN İNANCIMI YİTİRDİM.YAKIN BİR GELECEKTE TAŞLANARAK ÖLDÜRÜLECEK SOSOYAL YAŞAMDANÇALIŞMA HAYATINDAN SOYUTLANACAK ÇOCUK YAŞTA EVLENDİRİLECEK İKİNCİ SINIF İNSAN SAYILACAK BİR KISIM KADINLARIMIZ ATEŞE KOŞAN KELEBEKLER GİBİ CELLATLARINA KOŞUYORLAR.DİN İLE KANDIRMANIN ULAŞTIĞI BU BOYUTU DÜŞÜNDÜKÇE KAHROLUYORUM.BELKİ BANA ÇOK KARAMSAR OLDUĞUMU SÖYLEYECEKSİNİZ AMA BEN ŞUNA İNANIYORUM BU GÜN BİR REFERANDUM YAPILSA VE ŞERİATI İSTERMİSİNİZ DİYE SORULSA %70 EVET ÇIKAR BU ÜLKEDE.EN DERİN SEVGİ VE SAYGI SUNUYORUM DEĞERLİKARDEŞİM.

    YanıtlaSil