27 Mart 2012 Salı

CHP KONGRELERİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK



 CHP’de olağan kurultay süreci başladığından büyük bir hızla ilçe kongreleri yapılmakta. Genellikle bir tek blok listenin çıktığı kongreler hayal kırıklığı yaratmakta. Demokratik yarışmanın olmadığı, düşünsel tartışmaların yapılmadığı, siyasal projelerin görücüye çıkamadığı kongreler kişisel çekişmelerin ötesine geçemiyor.
Kılıçdaroğlu genel başkan seçildikten sonra sürekli “parti içi demokrasi” vurgusu yaptı. Önceki yönetimi “parti içi demokrasi”yi uygulamamakla suçladı. Baykal- Sav yönetimini partiyi merkezden yönetme, farklı seslere tahammül edememekle yargıladı yeni yönetim. Parti içi demokrasinin uygulanacağı konusunda kesin sözler verildiğinden tabandaki demokratik beklentiler her geçen gün arttı. Bu durum, demokrasi umudu yarattığından heyecan vericiydi. İnsanoğluna yapılabilecek en büyük kötülük, umutlarının boşa çıkarılmasıdır.
26-27 Şubat günleri art arda “demokrasi şöleni” adı altında yapılan tüzük kurultaylarında ”tüzükteki antidemokratik maddelerin” değiştirildiği söylendi. Bizzat genel başkanın ağzından blok listelerin yerini, çarşaf listelerin alacağı vurgulandı. Çarşaf liste uygulaması, demokrasi muştusu demek.
Üyelerde yaratılan demokrasi umudu, katılım demek. Katılım da partinin tabanda güçlenmesi, elbirliğiyle çalışması, her gün seçim varmış gibi devinim içinde olması demek. Demokratik bir yarışın tabanda başlaması; üyeleri bir yandan dinamik tutarken bir yandan da onların siyasal açıdan gelişmesine önayak olur. Böylece de özgüveni artmış, tartışma kültürü çoğalmış, ikna yeteneği ve sabrı gelişmiş üye görüntüsüne ulaşılır. Kendini geliştirmiş kişi sloganlarla değil, düşüncelerle halkın karşısına çıkar. Suçlamak yerine, çözüm üretir.
Demokratik yöntemlerle oluşturulacak yönetimler parti içi dedikoduyu önler. Adalet duygusu, hakkaniyet insanları işbirliği yapmaya götürür. Hakkı olmayanın bir yerlere gelmesi tabanda kabul görmez, benimsenmez. Bu nedenle de insanlar, hep haksızlığa uğradım, düşüncesiyle yönetimin vereceği görevlerde isteksizlik gösterir. Görev, iğreti bir işmiş gibi algılanır.
Atama yönetimlerin kendi delegeleriyle seçim kazanması, içeride görece bir mutluluk, kısa bir sevinç yaratsa da ülke genelinde bir başarının, sevincin habercisi olamaz.
Ben de geçen hafta sonu Bakırköy ilçesinin kongresindeydim. Eski tas, eski hamam. Çarşaf liste hak getire. Çarşaf liste olmasın, diye öyle yoğun çaba gösterildi ki şaşırmamak elde değil. Demokrasi beklentisiyle salon hınca hınç dolu. Faaliyet raporu hakkında delegelerin konuşmaları başlamadan yeterlilik önergeleriyle adeta susturuluyor insanlar. Konuşmanın, tartışmanın kime ne zararı olur ki? Bu konuda öne sürülen gerekçeler çok gülünç. Siyaseti; konuşamayan, konuşturulmayan bir parti tabanı var. Üyeler, parti kongrelerinde konuşamayacak da nerede konuşacak? Aylarca bu kongreler bekleniyor. Yine “sen, ben, bizim oğlan” mantığı. Kulislerde üç beş kişinin belirlediği yönetimler.
Demokrasi mi? Bir başka bahara… Derin hayal kırıklıkları altında kongre salonlarını terk ediyor delegeler.
Genel merkezin demokrasi vurgusunun tabanda hayal kırıklığı yaratması, CHP’ye kan kaybettiriyor. Hem de tahminlerin ötesinde. Geçmişiyle hesaplaşarak ve tarihsel misyonundan uzaklaşan CHP, bir de parti içi demokrasi vaadini yerine getiremezse seçmen nezdinde büyük bir itibar kaybına uğrar.
Bir çiçekle yaz gelmez. Demokrasi, bahar gibidir; bağrında bin bir çiçek açar, bin bir dal yeşerir.
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           23 Şubat 2012
                                                          Twitter.com@AdilHaciomerogl
Not: 26 Mart 2012 tarihli Kent Yaşam Gazetesinde yayımlanmıştır.
                                                          

7 yorum:

  1. CHP'de yaşanınlar partinin iktidar olması için çalışmalar değildir. Yapılanlar; ülkedeki harami düzeninden pay kapmak için siyaset yapanların rant kavgasıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katılıyorum, yaşananlar ve seçilenler ispatıdır.

      Sil
  2. KENDİ GÜCÜNE İNANMAMAK,BİR BAŞKASINI DAHA GÜÇLÜ YAPAR.CHP,ATATÜRK,TEN SONRA ATTIĞI HER YANLIŞ ADIMLA BİRAZ DAHA KÜÇÜLÜRKEN,DİĞERLERİ DAHADA BÜYÜDÜ.GELİNEN NOKTA TAMAMEN TESADÜF DEĞİL,CHP İÇİNDEKİ YANLIŞLARIN ESERİDİR.NE YAZIKKİ YANLIŞI VATANDAŞ GÖRÜRKEN,BU İŞE SOYUNANLAR GÖRMEMEK İÇİN UĞRAŞMAYA DEVAM ETMEKTELER.BOŞ VAATLER İNANCI YOK ETTİ,HİÇ KİMSE ESKİSİ KADAR CHP,YE YÜREKTEN İNANMAMAKTA GÜVENMEMEKTE..AT,I ONLAR TESLİM ETTİ,BİRİLERİDE ÜSKÜDARI GEÇTİ..VATANA MİLLETE HAYIRLI OLSUN DEMEKTEN BAŞKA BİRŞEYİMİZ KALMADI..ELLERİNİZE SAĞLIK ADİL BEY.SAYGILARIMLA..

    YanıtlaSil
  3. Adil bey yazınız mükemmel teşekkürler....çıkar kavgası bitmeli daha güçlü bir CHP için ne yapmalıyız olmalı amaç ;buna mecburuz daha geç olmadan ATAMIZA olan bağımız sözde olmamalı biran önce bize bıraktığı emaneti için uğraş vermeliyiz.......gelecekten umudumuzu kaybetmeden ATAMIZ bu ülkeyi yoktan var etdiğini unutmadan.....evet başka TÜRKİYE....yok.....!fatma öztürk....izmir....

    YanıtlaSil
  4. EVET ESKİ HAMAM ESKİ TAS.BADANA BOYA YAPILIYOR.DAHA FAZLASINI YAZMAK İÇİMDEN GELMİYOR???????????????????YÖRÜK MEMED

    YanıtlaSil
  5. Sn.Hacıömeroğlu; gözlemleyip dile getirdiğiniz demokrasi sorunumuz ne yazık ki bir gerçektir. Esasen demokrasi ve yasalar ne kadar çağdaş ve iyi olursa olsun, toplumumuzun zayıf siyaset (buna dinden kaynaklanan biat da diyebiliriz) kültürü kolay aşılamıyor. Toplumdaki bünyevi bu zihniyet sorunu nedeniyle; ne CHP kongrelerinde kolay kolay birşey değişir, ne de ülkenin yasama-yönetim faaliyetlerinde! Bu zorlu sorun; gerçek aydınların, emperyalizmin iflah olmaz uşaklarını yenmesiyle aşılabilecektir. Bu da uzun, zorlu bir mücadeleye işaret etmektedir. Talip Zeki OKUR

    YanıtlaSil
  6. Merhabalar, 12 Eylül ün yerleştirdiği ve ürettiği tümden örgütlenmeyi hiçe sayan birey ve anlayışı CHP'nin organizasyonlarında gözükmekte ve yaşanmaktadır. Dağınıklığı toparlayacak ve parti için bunu yapacak unsurlar ise genel küresel çıkarlar adına engellenmektedir. CHP bugünkü zihniyeti buna yol vermektedir. çünkü bir gün ona da verilecek iktidar olma hayali gerçekleşene kadar kulübesinde beklemeye mahkumdur.bu nedenle bireylerin kendi özünde devrime gereksinimi vardır ve bo öz dönüşümü sağlayacaktır. zira hiç bir şey durağan değildir. değişmeye mahkumdur.

    YanıtlaSil