1 Mayıs 2012 Salı

KİŞİNİN FİKRİ NE İSE ZİKRİ DE ODUR

      Son günlerde dindar, kindar gençlik yetiştirme çalışmaları tüm hızıyla sürmekte. Bu çalışmalar süredursun biz son günlerde ülkemizden ve dünyadan basına yansıyan bazı olayları anımsayalım.

     "Kocalar karıları öldükten sonraki ilk altı saatte ölü karılarıyla seks yapma hakkına sahip olsun! " Bu öneri, İslamcı partilerin çoğunlukta bulunduğu Mısır parlamentosuna sunuldu. Ölülerle sevişmeye bilimde ölüsevicilik (nekrofili) denir. Ölüsevicilik sapık bir cinsel davranıştır.

     Yukarıdaki öneri ilk kez ortaya atılsa insan, gülüp geçer, böylesi kişilere "Deli!" der. Ancak böyle değil. Ölüsevicilik konusu, Mayıs 2011'de Faslı İmam Zamzami Abdül Bari tarafından gündeme getirilmiş. Faslı imam, "Evliliğin ölümden sonra da geçerliliğini sürdürdüğünü, kocaların olduğu kadar kadınların da ölen eşleriyle seks yapma hakkına sahip olduklarını" söylemiş. İnsanın inanası gelmiyor, ama gerçek. Dünyada bu kadar çok sorunun olduğu, insanlığın can çekiştiği bir zamanda İslam adına yola çıkanların düşündüklerine bakın.

     Mısır parlamentosundan ikinci örnek: Kızların evlenme yaşı on dörde indirilsin. Tüm dünyada çocuk evliliklerinin ayıp ve insanlık suçu olarak görüldüğü, önlenmesi için de olağanüstü bir çaba gösterilen bir konuda demokratikleşen Mısır'ın geldiği noktaya bakın. Küçük yaşta kızlarla evlenme isteği, sübyancılık değil midir?

     "İslam dünyasının en itibarlı eğitim kurumlarından Mısır’daki El-Ezher Üniversitesi’nin Hadis Bölümü Başkanı Prof. İzzet Atiya, 'Kadınlar, aynı işyerindeki erkekleri emzirirse, akrabaya dönüşür, tacize uğramaktan kurtulur.' fetvası verdi." Bu profesöre ne demeli, bilmiyorum. Ancak ABD desteğiyle demokratikleşen ve "Arap Zemherisi" yaşayan Mısır'da nelerin tartışılarak yapılmak istendiğinin farkındayız sanırım. Demokrasi böyle bir şey işte! Kişi, bilinçaltında ne kadar sapıklık varsa ortaya dökerek tartışmaya açar...

     Bir örnek de bizden... Gülsek mi, ağlasak mı bu ilkelliğe?

    "Üç erkek kardeş karnı ağrıyan annelerini hastaneye getirdi. Acil serviste görevli Doktor Cemil Kürkçü kadın hemşireler yemekte olduğu için, hastaya erkek görevlinin iğne yapmasını istedi. Ancak kadının üç oğlu da doktora karşı çıktı. Önce üç kardeşten biri doktora saldırdı. Aldığı yumruk darbelerinden dudağı patlayan doktor, işine devam etmeye çalıştı. Çok geçmeden hastanın diğer iki oğlu da doktoru darp etmeye başladı. Yüzünde ve vücudunda darptan dolayı ezikler olan doktora iş göremez raporu verildi." Gözaltına alınan saldırgan kardeşler, yargılanmak üzere serbest bırakıldılar; doktor ise memleketi Yozgat'a gitti.

     En yaşamsal konu olan sağlık da bile böylesi sapkınlıkların akla gelmesi nasıl bir çarpık düşüncedir? Erkek sağlık görevlisinin annesi yaşında bir kadına iğne vurmasına hangi art niyetli düşüncelerle karşı çıkılır? Hangi yaşta, hangi konumda olursa olsun bir erkeğin bir kadına cinsel istek duyabileceğini düşünmek nasıl bir ruhsal rahatsızlıktır? Hele bir insanın sağlığı söz konusu olduğunda bu tür sapkınlıkları aklından geçirmesi nasıl bir bakış açısıdır?

     Kişinin fikri ne ise zikri de odur. Kendisi nasıl düşünüyorsa, başkalarını da kendi gibi sanır.

    Karşı cinsten ayrı yaşamayı toplum yaşamının her alanına taşıyan bir siyasal zihniyetin halkımızı getirdiği durum budur. Sürekli kadın ayrımcılığı üzerinden siyaset üreten; kadını, erkekleri tahrik eden, yoldan çıkaran varlıklar olarak gösteren bir politik anlayışın yaratmakta olduğu "kindar gençlik" kendini göstermekte bu tür olaylarla. Her gördüğü kadını çiftleşme aracı sanan bir sapkınlığın nerelere ulaşabileceğinin göstergesi bu olay.

    Cinsellik; duygudan, beğeniden, vicdandan, insani olmaktan soyutlandırılmakta. Kadını, metalaştırılmakta, bu feodal-köleci anlayış da din diye, inanç diye topluma benimsetilmeye çalışılmakta. İnsanlığını, vicdanını yitirmiş bir düşüncenin kimseye yararı olamaz; ancak topluma büyük zararları olur.

                                                                       Adil Hacıömeroğlu
                                                                          30 Nisan 2012
                                                          twitter.com@AdilHaciomerogl



5 yorum:

  1. Kadın ile erkeği ayrı yaşamaya zorlamak,malesef cinselliği tabulaştırıp gençliği eğitmemek en büyük hata ondan sonra sapık insanlar toplumu

    YanıtlaSil
  2. Geri kalmış toplumların en büyük sorunu gelir seviyelerinde ki düşüklük ve yönetenlerin bu durumdan faydalanmaları sonucunda oluşturdukları sistemin ürünleri. Aynı zaman da gözden kaçan en büyük sorun akademik ortamın yozlaşmış bir kurum olması ve bu yüzden oralardan mezun olanların toplum adına hiçbir şekilde faydaları olmadığı gibi zaraları olmasının sebebi veridkleri öğretimden ve yozlaşmış eğitim anlayışlarındandır,akademik monarşi kırılmadıkça bu sistemden çıkmış adalet,tıp,hukuk,eğitim bozuk olacaktır. Bu durum malesef ki bundan önceki hükümetler tarafından da desteklenen bilinçli politikalardır. Bu yüzden yukarıda yazdıklarınız bu şekilde güç kurmayı hedeflemişlerin dayatmalarıdır.
    düşünmnek ve paylaşmak dileğiyle...

    YanıtlaSil
  3. Yuh nasıl bir zihniyettir bu altı saat içinde ölmüş karınla olmak mı?Daha fazla yorum yazamıyacağım yazık dünya insanımıza.Bu zihniyetler devam ettiği müddetçe kimbilir daha neler gelir bizim şu kel başlarımıza..

    YanıtlaSil
  4. o kafalarının içinde beyin mi var var,ot mu var,dimağım duruyor böyle şeyleri duymakla...güzelim dinimizi kendi sapık düşünceleri ile kirletip aşağılıyorlar...reziller,insan müsvetteleri...

    YanıtlaSil
  5. Bu yazıyı okuyabilmesi için, Darwin 2. kez hayata gelme fırsatı yakalasa gidip; "Yanılmışım üstad. İnsan diye bir yaratık zaten gelişmemiş anlaşılan. Sanırım ben Maymunun türlerinden birini incelemişim" derdi herhalde; Harun Yahya namlı Adnan Oktar'ın elini öperken.
    Harun ÖZÜDOĞRU

    YanıtlaSil