4 Temmuz 2012 Çarşamba

ARALIKSIZ ÖLÜMLER


                                               
            
        Son yıllarda ülkemizde gün geçmiyor ki kazadan, doğal felaketten, terörden, töre cinayetlerinden bir ölüm olayı olmasın. Dünyada bu kadar sık pisipisine ölüm sanırım bir tek ülkemizde görülmekte.
            
       Gölette yüzerken boğulanlar mı, baraj sularında yitip giden aileler mi? Hangisinden söz edeceğimizi bilemiyoruz. Deniz sezonu açılır. Denizde boğulan boğulana.

Düğün dernek kurarız, yakınlarımızla dost ve akrabayla eğlenip mutlu olalım diye çılgınca patlatılan silahlara hedef oluruz. Birden mutluluk al kanlara bulanarak acıya dönüşür. Futbol takımımız şampiyon olur, silahımıza davranır, balkonda sevinç yaşayan komşumuzu keklik gibi avlarız.

Başkentte hem de TBMM’nin yanı başında yürüyen yurttaş, yol çökünce derinliklerde yitip can verir. Dişinden tırnağından artırdığı parayla zar zor, borç harç aldığı apartman dairesinde mutlu bir uykuya dalan aile; gece yarısı bilinmedik bir nedenle çöken enkazın altında ölüme yakalanırlar.

Deprem olur; kentlerimiz, kasabalarımız, köylerimiz başımıza yıkılır. “Yaraları saracağız.” der yetkili ilgisizler. Yaralar sarılmak bir yana gittikçe kanar. Deprem fırsatçıya fırsat yaratır. Sağlam, dayanıklı konutlar yapıyoruz, deyip yeni varsıllar yaratılır.

Yangın olur, itfaiye gelene kadar her yer kül olur. İnsanlar kentlerin göbeğinde göz göre göre can verir. İnşaat şantiyesinde naylon çadırda göz açıp kapanıncaya kadar küle döner; umutlar söner yangının yerine. Ekmek parası uğruna, yaşamlar yitirilir gözü dönmüş varsıllaşmanın kanlı çanağında.

Töre deriz, namus deriz… Cehalet silahının Ortaçağ kokan namlusu, ölüm kusar gencecik bedenlerin üstüne. Umursamaz küresel emperyalizme dalkavukluk yapan Vahdettin torunları. Toplumu eğitip aydınlatmak; bilisizliği, feodal düzeni tarihin tozlu sayfalarına gömmek işlerine gelmez. Çünkü yarasalar gecenin kör karanlığında kan emer.

Hemen her gün teröre kurban veririz aslanlarımızı. Bir ayda yirmi beş şehit veririz. Ocaklar yanıp tutuşur. Anne karnındaki bebekler bile yetim kalır. Emperyalizmin tetikçisi bölücü örgütü neredeyse kutsama yarışına girer iktidarı, muhalefeti, basını… Ufuksuz, idealsiz, yüreksiz kimi “aydıncıklar” şehit kanlarını hiçe sayarak sözde çözümler önerirler. Çözüm dedikleri de okyanus ötesinden gelen reçeteler.

Samsun’da yağmur, sele dönüşüyor; sel, felakete. AKP hükümetinin vitrini olan TOKİ’ nin konutlarında insanlar can veriyor. Uzun süre TOKİ’ yi yöneten Şehircilik Bakanı konutların yapımında hata yok, diyor. O zaman hata kimde? Neden evleri sel bastı? Neden insanlar pisi pisine can verdi? Dere yataklarına ev yapılmayacağını en bilgisiz kişi bile bilir. Sizin de bilmediğinizi sanmıyorum. Bilmediğinizden değil; kâr ve popülist siyaset hırsı sizi dere yataklarına sürüklemekte. Dokuz yurttaşımızın hesabını kim verecek? Son yıllarda TOKİ yüklenicilerinin büyük servet sahibi olmaları her şeyi anlatmıyor mu?

Geçtiğimiz yıllarda İstanbul’da Ayamama taşmış birçok can kaybına neden olmuştu. RTE, televizyonlara çıkmış bağıra çağıra Ayamama Vadisindeki tüm yapıların yıkılacağını söylemişti. Biz yıkılmasından vazgeçtik, yeni yapılar yükseldi dere yatağından. Cemaatin meşhur okulunun dereye paralel iki ayrı yapısı adeta suların önünde baraj gövdesi gibi yükselmekte.

Her gün insanların pisipisine öldüğü bir ülkede yapay gündemlerle halk, hâlâ aldatılıyorsa ve buna muhalefet partileri de alet oluyorsa buna ne denir? Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar çok ölümün olması durumunda hükümetler ayakta duramaz. Muhalefet partileri gündem arıyorlar. İşte, size gündem! AKP’yi yıkmak, ülkemizi bir beladan kurtarmak istiyorsanız son yıllarda hükümetin sorumsuzluğundan meydana gelen ölümlerin hesabını sorun yeter.
                                                                       Adil Hacıömeroğlu
                                                                       4 Temmuz 2012

3 yorum:

  1. Ülkemde rahatsız olmayan aydınlar varsa halk kimin ardından gidecek önce aydınları uyarmak lazım gelir bence

    YanıtlaSil
  2. Bizim ülkede meydana gelen olumsuzlukların onda biri bir başka ülkede gerçekleşse hükümet bir gün bile ayakta duramaz.ban bunu hiç anlayamıyorum????
    Olayları çok güzel aktardınız.Elinize yüreğinize sağlık...

    YanıtlaSil
  3. Saygın Öğretemenim. Geçtiğimiz günlerde yazdım, yineleyeyim.
    Sizin de Belediye Meclisi Üyesi olduğunuz (ve bu görevi büyük bir saygınlıkla yerine getirdiğiniz) dönemde (1995-2000) Bakırköy Devlet Hastanesine bir ek yapı yapıldı, Bakırköy Belediyesince. Doğumevi Binasıdır bu yapı. Bu yapının önünde, bilge önder ATATÜRK'ün bir yontusu (heykel) duruyor. Yontunun ön tarafında ATATÜRK'ün bir özdeyişi yazılıdır.
    MEMLEKET VE MİLLETİ KURTARMAYA ÇALIŞANLARIN
    AYNI ZAMANDA İŞLERİNDE BİRER NAMUSLU UZMAN VE BİRER ÂLİM OLMALARI GEREKİR!" 27 EKİM 1922 günü söylenmiş bu tümcenin üstüne söylenebilecek ne var? Saygın ulusumuz, başını iki elinin arasına alsın ve derin derin düşünsün. Kimleri seçti, seçiyor, seçecek kendiini yönetmesi için! Sizi mi, sizin gibi yurtseverleri mi; yoksa bencilleri, çıkarcıları, haksızkazanç peşinde koşanları mı? Artık bir karar versin; üstelik bu kararı da doğru, yerinde bir karar olsun!
    Elinize, kaleminize sağlık. Erinç içinde kalın!
    (Bakırköy Belediyesinin önceki memurlarınden) Tarık KONAL.

    YanıtlaSil