1 Ekim 2012 Pazartesi

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ


                                               
            30 Eylül Pazar günü yapılan AKP Kongresine Aydınlık, Birgün,  Cumhuriyet, Evrensel, Sözcü, Yeniçağ gazeteleri alınmadı. “Özgürlük, demokrasi!” diye diye bir diktatörlüğün nasıl kurulduğunu bir türlü anlamayıp fark etmeyenler AKP’nin bu tavrını da sessizlikle karşıladılar.
             
         Muhalif gazetelerin giremediği kongre salonunda basın özgürlüğünü engelleme adına ikinci bir olay daha oldu. Cumhuriyet Gazetesinin Ankara temsilcisi, Habertürk televizyonu tarafından aranıyor kongrede yorum yapmak için. O da koşturarak kongre salonuna gidiyor. Tam canlı yayına girilecekken AKP’nin basından sorumlu genel başkan yardımcısı, birini gönderip bu kişinin konuşmamasını istiyor. Demokrat(?) genel başkan yardımcısı, eğer Utku Çakırözer konuşursa kongre sonrasında konuk olacağı televizyonun izlencesine katılmayacağını söylüyor. Yani tehdit ediyor televizyonu. Sonuç mu? Gazeteci konuşturulmuyor. Habertürk yöneticileri, bir siyasal şantaja, tehdide boyun eğiyorlar. “Biz gazeteci arkadaşımızı konuşturacağız. Söz verdiğiniz izlenceye katılmamanız sizin sorununuz.” diyemiyor özgür(!) basının yöneticileri.
            
       “Basın özgürlüğü” sözü, dillerden düşmüyor. Demokrasinin vazgeçilmezinin “özgür basın” olduğunu herkes söyler. Özellikle de basın kuruluşları ve kendini fasulye gibi nimetten sayan yanardöner köşe yazıcıları. Muhalif basının “m”si yok AKP kongresinde. Kimsede “tıs!” yok.

Hani, demokrattınız? Hani, özgürlükten yanaydınız? Hani, özgür basını olmayan ülkede demokrasi olmazdı?

Demokrasi, muhalefetin özgürce düşüncelerini dile getirdiği tek yönetim biçimidir? Diktatörlüklerde muhalefet olmaz, iktidarı eleştirenlerin sesi kısılır. Diktatörle demokrat bir siyasetçiyi birbirinden farklı kılan en önemli ayrım şudur: Diktatör sürekli pohpohlanmaktan, övülmekten, hatta kendine tanrısal özellikler yüklenmesinden hoşlanır. Demokrat siyasetçi ise eleştirilerin kendini geliştireceğini düşünür, karşıtlarının düşüncelerine ve söz söyleme haklarına saygı gösterir.

AKP iktidarını eleştiren altı gazetenin haber alma hakkı engelleniyor. Anlı şanlı basın organları susuyor. Neden mi? Gırtlaklarından iktidara bağımlılar. Kiminin patronu enerji ihalesi peşinde, kimi ise vergi borçlarının affedilmesi için bin takla atmada. Bazıları içi boşaltılan bankasını devlete kakalamak için uğraş vermekte. Ne demiş atalarımız: “Gâvurun ekmeğini yiyen, gâvurun kılıcını sallar.” İktidarın ekmeğini yiyip semirenlerin, basın özgürlüğünü savunmaları olanaksız. Bu nedenledir ki işi yalnızca gazetecilik olan basın patronlarına gereksinim var. Tabi en iyisi halkın patron olduğu gazetelerin çoğalması.

AKP ülkemizin birliği, dirliği için mücadele eden altı gazeteyi salona almıyor; ama bölücü örgütün koruyucusu Barzani’yi kongre kürsüsünden konuşturuyor. İşte, AKP demokrasisi! İşte, AKP’nin özgürlük anlayışı! Yoruma gerek var mı?
                                                             Adil Hacıömeroğlu
                                                             1Ekim 2012
Not: Yazılarımın tümünü http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz

3 yorum:

  1. Hocam bakın benden size söylemesi. Siz de artık yer altına inseniz iyi edersiniz. TBMM nin sayfası da bu öbekte. Dolayısıyla sizin yazdıklarınızı bizim yorumlarımızı yakinen takib ettiklerinden şüphem yok. İktidarın ağzınıza acı biber sürmesi yakındır. Şaka bir yana yazınız bana 2002 seçimlerine partiler hazırlanırken İranlı diplomat bir hanımın yolladığı ileti geldi. Ne olur çok dikkatli olun diye yazıyordu. Ben bu filmi ikinci kez görür gibiyim diyordu. Bize de şimdiki rejim daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük söylemleriyle geldi. Şimdi bakıyorum bir partinin lideri de aynı söylemlerle seçim kampanyasını yürütmekte diye bizleri uyarıyordu. Bizde elimizden geldiğince bu iletiyi yaydık. Ama sonuç malum. Tüm bunları bilen insanlar için akepe nin bu uygulamaları çok normal geliyor. Aksini düşünmek zaten gaflet olur. Önemli olan bunları sadece biliyor olmanın yetmediği. Yetecek olan uygulama ne ise onu becerebilmeli.
    Saygılar
    Adnan YİĞİİTER

    YanıtlaSil
  2. '' Ak parti Türkiye'yi normalleştiren bir partiymiş,yüzde 99'la bile iktidar olsalar %1'in hakkını koruyacaklarmış boyunlarının borcuymuş'' mış ta muşta...masallar dinliyorsunuz boşbaşkandan...kısacası Yaşasın Tayyip bey demokrasisi..!
    pkk destekçisini Türkiye seninle gurur duyuyor diye alkışlayan bir zihniyet bu ülke için vatan hainidir...Kaleminize sağlık saygılar...

    YanıtlaSil
  3. Kamuoyu herkes bilmeliki bunlar kararlarını almış ihanete dönük ne biliyorlarsa nasıl saklayıp gizleyeceklerse asla deşifre olmak istemiyorlar.İçeride bulunan gazeteciler dışarıda kalanlara neden omuz vermediler bölünmüşlük her daim maşalar üzerinden yapılır.ETİKET.İçeri alınmayanların ulusalcılığının tartışılmayacağı,içeride bulunanlarında hesabının mutlaka hesabının sorulacağı.....

    YanıtlaSil