31 Ekim 2012 Çarşamba

CUMHURİYET ADAM OLMAKTIR



            Cumhuriyet yasaklandı...

Yere düşen bayrak çiğnendi. Bayrağı en yüksekte tutmak için göğsünü gererek yürüyen kadınlara tazyikli su sıkıldı. Bayrağa sarılan gazi yerlerde sürüklendi. Bebek arabasıyla Ulus’a gelen iki yaşındaki yavrucak biber gazıyla tanıştı. Babasının omzunda, ulusumuzun en büyük bayramını kutlamaya gelen çocuk biber gazıyla gözyaşı döküp tazyikli suyla yıkandı…

Ankara’ya Cumhuriyet kutlamaya gidenleri taşıyan otobüslerde suç aleti olarak Atatürk posteri ve Türk bayrağı arandı. Ceset torbası olmayan otobüsler alıkondu…

Ellerinde Türk Bayrağı taşıyanlara illegal örgüt üyesi terörist muamelesi yapıldı…

Olmaz, demeyin. Bunların hepsi 29 Ekim’de yaşandı, hem de fazlasıyla… AKP ve RTE’nin emir verdiği polislerce Cumhuriyet kutlamalarına saldırıldı. Bayrağa cop indi. Bayrak tutan aydınlık insanların üstüne panzerler yürüdü.

Günler öncesinden AKP hükümeti, ulusun kendi bayramını kutlamasına izin vermeyeceğini açıkladı. TGB, ADD, Eğitim İş önderliğindeki demokratik kitle örgütleri eski meclisin önünde en büyük bayramı kutlama kararı aldı. RTE, istihbarat aldıklarını ve yasadışı örgütlerin mitinge gelip olay çıkaracağını söyledi. Daha sonra ise mitinge katılan derneklerin illegal olduklarını grup toplantısında haykırdı. Bu dernekler, sendikalar İçişleri Bakanlığının izniyle kurulmadı mı? Evet. Peki, RTE’ye bağlı bakanlık illegal mi ki bu derneklere açılış izni verdi?

İllegal örgütlerin Cumhuriyet’in olduğu yerde ne işi var? İnsanların beşikteki bebekleriyle gittiği bir yerde illegalite olur mu? Türk Bayrağını canından aziz bilenlerin toplandığı bir yerde teröristin ne işi var? Yandaş basınla AKP sözcüleri son günlerde 2007’deki Cumhuriyet mitinglerini dillerine doladılar. Milyonların toplandığı mitingleri öcü gibi göstermeye çalışmaktalar. Daha önce bu konuda çok yazdık, dilimiz döndüğünce anlattığımızdan ayrıntılara girmeyeceğim. O mitinglere katılanların o anda sigara bile içmediğini, yüz binlerin toplandığı alanlarda bir tek yankesicilik olayının olmadığını söylersem yeterli sanırım. O mitingler ülkemizin aydınlık yüzüydü. Bundan sonra da farklı bir şey olmaz Cumhuriyet adına yapılacak işlerde.

Ankara’da bir milyonu aşkın kişi toplandı. İstanbul’da gece yalnızca Kadıköy’de bir milyon kişi yürüdü. Bakırköy, Beşiktaş, Beylikdüzü, Avcılar ve diğer ilçelerde yürüyen on binler de var. İzmir’de en büyük bayramımızı beş yüz bin kişi kutladı. Aydın, Manisa, Bodrum, Trabzon, Adana, Antalya, Bursa, Yalova, Hatay, Gaziantep, Kayseri, Kahramanmaraş, Çorum, Ayvalık, Datça, Marmaris, Şanlıurfa, Edremit… Batıdan doğuya, kuzeyden güneye bir millet bayraklarıyla sokaklarda, alanlarda Cumhuriyet Bayramını kutladı.

Kendi yandaşını millet olarak görüp milyonlarca özgür bireyi “seçkinler” olarak nitelemek hangi sığ kafanın işidir? RTE, milletin kullardan değil, özgür bireylerden (yurttaşlardan) oluştuğunu öğrenmeli. Öğrendiğinde de tüm AKP yöneticilerine ve yandaş kalemşorlarına öğretmeli. Kullar ümmeti, köleler ise feodal klanları oluşturur.

İlk TBMM’den Anıtkabir’e yürüyenler sorumlu, sağduyulu yurttaşın nasıl olabileceğinin örneğini de gösterdiler tüm dünyaya. Burada TGB’nin hakkını teslim etmek gerek. 19 Mayıs yürüyüşünden sonra yazdığım “19 MAYIS COŞKUSU” başlıklı yazımda şunları yazmıştım: “TGB mitinginde olumluluk adına her şey vardı. Yaratıcılık ve sağduyu ön plandaydı. Alışılagelmişin ötesinde bir miting. Katılanları her adımda heyecanlandıran bir düzenleme. Bu gençler çok farklı… 1968 ve 1978 deneyimlerinden ders çıkaran, çağı iyi yorumlayan bir gençlik var karşımızda. Bundan sonra daha başarılı yapacaklarından eminim. Türkiye’yi birleştirecek ulusal ruh, TGB’lilerin yüreğinde bağımsızlık ateşi olarak alev alev yanmakta. Bu ateşin sönmesi olanaksız.”

Dün Ankara’da meydana gelen olayları yabancı birisi izlese Türkiye’ye işgal kuvvetlerinin saldırdığını düşünür. Çünkü Türk bayraklarını taşıyanların hunharca saldırıya uğraması görüntüsü bundan başka bir şey anlatmaz. Polislerin “Emir kuluyuz, ekmeğimizi kazanıyoruz.” açıklamaları inandırıcı değil. O yere düşen bayrak ekmeğini, aşını, kanını, canını feda edenlerce dalgalanmakta. Unutmayın ki Cumhuriyet’imizin kurucusu Atatürk düşman bayrağını bile yere düşürmemiştir. Bayrak; bir ulusun onuru, namusu, bağımsızlığının simgesidir.

Atatürk, cumhuriyetin ne demek olduğunu soran bir milletvekiline; “Cumhuriyet adam olmaktır.” Diye seslenmişti meclis kürsüsünden. Dün Ankara’da tazyikli su ve gaz bombası karşısında bayrağı yere düşürmeyenler, cumhuriyetin adam olmak olduğunu kanıtladılar. Bayrağa saldıran ve saldırtanlar mı? Yoruma gerek var mı?

Yurttaşlarımız ekmek ve bayrak yere düşünce çiğnenmesini istemez. Alıp öpüp yüksek bir yere koyar ekmeği ve bayrağı. Bayrağı yere düşürtenlere çok yazık, çok…

Cumhuriyet kutlayanlara Ankara’da AKP iktidarı biber gazı attı, su sıktı; Nusaybin’de ise PKK, bayram sevinciyle evlerine dönen öğrencilerin servislerini taş yağmuruna tuttu. Cumhuriyet’e karşı BOP’çuların işbirliği… Amaçları ne olabilir ki?

29 Ekim’de BOP’çuların barikatları yıkıldı. Bu AKP’nin yıkılışını hızlandıracak. Bir millet uyanıyor, tıpkı 1919’da olduğu gibi.
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           30 Ekim 2012
 Not: Daha önce TGB ile ilgili yazdığım aşağıdaki iki yazıyı okumakta yarar var.
Yazılarımın tümünü, http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.




6 yorum:

  1. Başlık yazıya tam oturmuş. Yazı da ise 29 Ekim günü yaşananlar anlatılmış. Kaleminize sağlık. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  2. Herşeye rağmen bu kadar güzel insanın bir ararya gelmesine çok mutlu oldum dilerim bu duyarlılık devam eder.

    YanıtlaSil
  3. Dilerim adam oluruz. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  4. Harika olmuş. Yazarımızın eline sağlık.

    YanıtlaSil
  5. 19 mayısta törenlerin iptal edilmesini duyduğum andan itibaren astığım bayraklarım bugüne değin asılı durmakta idi. Dolayısıyla renkleri soldu. 29 Ekimde yeni bayraklar alarak astım. Ancak eski bayrakları yakmanın mı, toprağa gömmenin mi, ya da başka ne yapılabilir bilemedim. Ve onları da katlayıp yerine koydum. İşte bir Cumhuriyetçi ile bir polis arasındaki fark. Çok basit olarak...Ve son olarak üzgünüm hala Atatürk heykellerinin önüne çelenklerimizi koyamıyoruz. Bunlar da gene Cumhuriyetin valileri. Bu arada Resepsiyona eşleriyle birlikte katılan komutanlarımız için bir yazı bekliyoruz sizden hocam. Sevgiler...
    Adnan Yiğiter

    YanıtlaSil
  6. Yazınız,anlayabilenler için çok anlamlı.Sizi kutluyorum.Elinize ve düşüncelerinize sağlık...

    YanıtlaSil