2 Ekim 2012 Salı

GÜL MÜ, ERDOĞAN MI?



    TBMM’nin 1 Ekim’deki açılışında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün konuşması yeni bir tartışma başlattı kamuoyunda. Tabi bu tartışma da yapay gündemin oluşmasına neden oldu. Kamuoyu yine gerçek gündemi tartışamıyor. Peş peşe gelen zamlar, Barzani’nin AKP kongresinde konuşması ve karşılanması, terör saldırıları, Suriye politikasındaki fiyasko… gibi konuların hepsi unutuldu; yapay bir biçimde Gül-Erdoğan çekişmesine odaklanmakta toplum.
            
    Gül TBMM’deki konuşmasında “Seçimlere yasal olarak katılmış, halkın oyunu almış, milletvekili sıfatını taşımaya hak kazanmış herkesin, haklarında kesin yargı kararları ortaya çıkana kadar yasama faaliyetine katılması gerektiğini düşünüyorum.” diyerek tartışmayı başlattı. Bu sözlere RTE’ nin yanıtı şöyle oldu: “Sayın Cumhurbaşkanımızla bir polemiğin içerisine girmek istemem. Bizim bu düşünceyi paylaşmadığımız ortada zaten. Çünkü bu insanlar arazide çalışarak milletvekilliğini kazanmış olan insanlar değiller. Onlar zaten o dönemde içerideydiler ve o dönem içerideyken tersten dönüp parlamentoya gelme gayreti içindeydiler.” Gerçeği tartışacak niyeti de cesareti de olmayan medyanın büyük bölümü, bu sözleri büyük bir tartışmaymış gibi el alması da ilginç.
            
    Gül’le Erdoğan cumhurbaşkanlığı seçiminde karşı karşıya gelir mi? Bana göre gelmez. Neden mi? Bu iki isim, yılların dava arkadaşıdır. Yola birlikte çıktılar, şu ana kadar da birlikte yürüdüler. Laik Cumhuriyet kurumlarının ortadan kaldırılması için el ele verdiler. Ortadoğu’da ABD politikalarını uygulamada aralarında en küçük bir çelişki ya da fark ortaya çıkmadı.
            
    Gül, ABD ile iki sayfa, dokuz maddelik anlaşma yaptığında RTE karşı çıktı mı buna? Hayır! Başbakan olunca bu anlaşmayı yaşama geçirmek için var gücüyle çalıştı. Irak’a Haçlı orduları bomba yağdırırken aralarında farklılık oldu mu? Hayır! Yurtseverler, Silivri ve Hasdal zindanlarında rehin alındığında aralarında tutum farklılığı ortaya çıktı mı? Hayır!
            
     Peki, Gül’ü Çankaya’ya kim atadı? Tabi ki RTE hem de “Abdullah Gül kardeşim adayımızdır.” diyerek. Demek ki Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığına giden yol RTE’ den geçer. Yıllarca süren bir dava arkadaşlığı kardeşliğinde birbirine silah çekmek yoktur. Çıkarları uğruna her türlü boyaya giren, arkadaşını yarı yolda bırakmayı alışkanlık durumuna getiren, düşüncelerinden dönmeyi değişim olarak niteleyen omurgasız köşe yazıcılarının anlayacağı bir konu değildir dava arkadaşlığı. Yıllarca Cumhuriyete karşı bilenen bıçaklar kından çıkmış, amaca yönelmiş. Şimdi koltuk uğruna birbirine bıçak çeker mi bu iki isim? Yok, efendim eşleri anlaşamıyormuş! Ey, köşe yazıcıları biraz akıl ve mantık… Birazcık da olsa gerçekleri görün!
            
    Durup dururken Gül-Erdoğan çekişmesi varmış gibi göstermenin ikinci nedeni de cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP’linin alternatifi, yine AKP’li olur algısını toplumun bilinçaltına yerleştirmektir. RTE’ nin karşısına çıkacak olası adayların yolunu kesme çalışmasıdır bu. İlk kez halkın seçeceği cumhurbaşkanlığında AKP’nin işi göründüğü kadar kolay değil. Seçimi yitirme olasılığı yüksek. Yeter ki muhalefet partileri bu oyunu görsün, bu yapay tartışmaya katılıp ortalığı bulandırmasınlar.
            
     Cumhurbaşkanlığı seçimlerine iki yıl var. Şu anda ülkemizin halletmesi gereken önemli sorunları çözüm beklemekte. Terörü, çöpten ekmek toplayarak kanını doyuranları, bankaların soyduğu yurttaşları, Silivri tutsaklarını, yıkılan Cumhuriyet kurumlarını, Suriye’yi, mülteci durumuna düşen Hataylıları, Akçakalelileri ve yağmur gibi yağan zamları… tartışalım.
            
    Böylesi yapay tartışmalara girmeyerek AKP’nin oyunu bozulmalı. Ülkemizi, otokratik yönetimden kurtarmalıyız. Özellikle laik ve demokratların Gülcü ya da Erdoğancı olarak saf tutmaları gaflettir.
            
     Gül mü, Erdoğan mı? Tabi ki ikisi de değil. Yüreğinde Atatürk, usunda laiklik, hedefinde çağdaşlık, ülküsünde Cumhuriyet olan yurtsever biri olmalı Çankaya’da.
                                                                       Adil Hacıömeroğlu
                                                                       2 Ekim 2012
            Not: Yazılarımın tümünü http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

5 yorum:

  1. Alıştıra alıştıra olması için önce partili cumhurbaşkanı dedi. Sonra kurmaylarından bu söze yine alıştırıcı bir açıklama geldi. Partili olursa cumhurbaşkanı yarı başkanlık sisteminin uygulamalarının hayatiyet kazanacağı bir yapı oluşacak diye. Derken yarı başkanlık sistemini uygulamaya koyacak yine alıştıra alıştıra. Bu arada izleyici sayımız artarak devam edecek elbette. Halen olduğu gibi bu duruma da çıtı çıkmayacak olan bu halka bakıp, bakın halk sistemi beğendi, benimsedi deyip tamamıyle başkanlık sistemine geçişi sağlayıp eyaletlere de bölündüğümüz zaman izleyici kitlemizin kına zamanı da gelmiş olacak ki, yakacakları yerin bile kendilerine ait olması şüphe götürür olacak.
    Saygılarımla
    Adnan Yiğiter

    YanıtlaSil
  2. .. Hâlâ bir şeyler öğrenme arzusu içinde olan beynimin, tükenen bilgi dağarcığına bilgiler ekleyen yazılarınızı büyük bir ilgi ile okuyorum hocam..
    İnanıyorum ki, o makamı hak eden, bu konuda herkesin yüreğinde yatan aslandan çok, akıl süzgeçinden geçen bir isim vardır mutlaka..
    Keşke bunu herkes, kepimiz dile getirip fikir üretebilsek..
    Anlatılan belgesel yazı ve sonucunun(!) doğruluğu, bana bir fıkra hatırlattı..
    En iyi o anlar düşüncesinden yola çıkarak bir ayyaşı içki ekspertizi yapmışlar önüne de 5 minik kadehte şarap sunmuşlar ve en kötüsünü söyle demişler.. ayyaş ilk kadehten bir damla tadıp "BU!" demiş. olur mu diğerlerini tatmadın itirazları yükselince de "bundan daha kötüsü olamaz" demiş..

    YanıtlaSil
  3. Kimi konularda yapay bir görüş ayrılığı ortaya konsa da ; A. Gül ile RTE , gerçekte aynı ideolojinin , aynı dünya görüşünün ikizleridir : Teokrat , küresel güçlerin ülkemizdeki uygulayıcısı ; ulusalcılığı reddeden ,demokrasiyi rafa kaldıran anlayış sahibi kişilikler... Sayın Adil Haciömeroğlu dostumuz , bu gerçeği kanıtlayan yazısı ile karşımızda. Teşekkürler dostumuza!..

    YanıtlaSil
  4. Bir mahalle kalabalığı içerisinde çelik çomak oynayan iki kişiden herhangi birinin savurduğu çomak kimin gözüne saplanacağı meçhuldur.

    YanıtlaSil
  5. Kadir KÖKSAL7 Ekim 2012 16:24

    Yüreğinize Sağlık net bir ifadeniz olmuş elbette tartışmasız ATATÜRK.

    YanıtlaSil