31 Aralık 2012 Pazartesi

BÖLÜCÜLERİ ACINDIRMAYI GÖREV EDİNEN BAKAN


                        
            Ağlamaktan sorumlu bakan, yaptığı açıklamayla yine gündeme damgasını vurdu. AKP’li yöneticilerin laik cumhuriyete karşı o kadar çok kinleri var ki bitmek tükenmek bilmiyor. Her olumsuz durumda devleti suçlama, suçluyu masum gösterme alışkanlığı var bu yöneticilerde.
            
      Arınç’ın şu sözleri dikkat çekici. “Ben bir BDP’li kadın milletvekiline çok kızıyordum, beddua ediyordum. Halen milletvekili bu insan, ama onunla ilgili bir hatırayı dinledim. Şimdi artık kızmıyorum. Çünkü on yedi yaşındaki bir genç kızken Diyarbakır Cezaevi’nde o kadar ahlaksızca işkenceye maruz kalmış ki o kadar kendini zorlamışlar ki ben de aklıma gelse dağa çıkardım.”

12 Eylül’de yalnız Diyarbakır’da işkence yoktu, Türkiye’nin neredeyse tüm cezaevlerinde işkence ve kötü muamele vardı. O dönemde içeriyi düşüp de kötü davranışlarla karşılaşmamış kişi yok denecek kadar azdır.     Bölücülerin kendi davalarına haklılık kazandırmak için “Diyarbakır Cezaevi efsanesi” yaratmasına yardımcı olmak, devlet görevindeki bir siyasetçiye yakışmaz.

İşkencenin ve kötü muamelenin karşısında olmak yüreği olan her insanın görevidir. Dünyanın neresinde olursa olsun işkence lanetlenmeli. Ancak bu durum mağdurlara, yeni mağdurlar yaratma hakkını da vermez. İntikam hırsıyla davranmak, çağdaş insanın yapması gereken iş değil. Dağa çıkıp askeri, polisi, sivil yurttaşları şehit ederek işkencecilerden hesap sorulmaz. Hesap, hukukla sorulur.

Türkiye’nin onlarca cezaevinde benzer muameleyle karşılaşanlar dağa çıkmıyor da Diyarbakır’dakiler neden çıkıyor? Bülent Arınç, Diyarbakır’da işkence görenlerin dağa çıkmasını hak görüyor da Metris, Mamak, Erzincan ve onlarca ilimizdeki cezaevlerinde yatan tutuklara bunu neden hak görmüyor?

Arınç’ın açıklamasındaki son tümce ilginçtir. Bu tümce, bir dil yanlışının eseri değilse üzerinde durulmalı. “Ben de aklıma gelse dağa çıkardım.” Siz neden dağa çıkıyorsunuz Sayın Arınç? BDP’li bayan milletvekiline yapılan işkence nedeniyle mi; yoksa siz de geçmişte işkence gördünüz de bunun için mi?

Yine Sayın Bakan “ Öğrenci yurdunda namaz kılan üç arkadaş. Biri Durmuş, biri Yakup, biri Abdullah Öcalan. Beraber namaz kılarlardı.” sözleri de çok ilgi çekici. Sanki Öcalan namazı bırakmış da terörist başı olmuş. Tabi burada devlet kurumları da suçlanmakta inceden inceye. Arınç, ikide bir namaz kılanların ve imam hatiplilerin kötü işler yapmayacağını vurgulamakta; domuz bağlarıyla insan öldürenlerin beş vakit namaz kıldıklarını unutarak. Böylesi genellemeler yapmanın dindar kişilerle din kisvesi altında kötü işler yapanları birbirine karıştırdığını da söylemeliyiz burada.

Ağlamaktan sorumlu bakan, Kışanak ve Öcalan örnekleriyle PKK’lıları şirin gösterme çabası içinde. PKK’lı teröristlerin durumuna, bir takım masum gerekçelerle haklılık kazandırma peşinde Sayın Bakan. Onları acındırarak affın yolunu açmakta hazret. Tabi bunu yaparken suçluyu da övmüş oluyor. Senin görevin bölücüleri acındırmak mı, yoksa bölücü terörle mücadele etmek mi?

TCK’ya göre suçluyu övmek suç. Kişilere hukuk dışı yollar göstermek, onları suça teşvik etmek de suç. “…dağa çıkardım.” sözüyle dağa çıkmayı özendirip yol göstermekte. O zaman savcıların ağlamaklı bakana dava açması gerekmiyor mu?

Başta Öcalan olmak üzere PKK’lıların affı için uygun zemin oluşturulmakta. Bu nedenle de kamuoyunu hazır duruma getirmek için hükümet kanadının olağanüstü çabası var. 27 Aralık günü RTE , PKK/BDP’ye çok sert çıkışlarda bulundu; esti, gürledi. Bu fırtına, bir takım gizli görüşmeleri örtmeye yönelik bir çaba.

Terör örgütüne af demek, siyaset kurumunun bölücü şiddet karşısında diz çökmesi demektir. Bu da bölgemizde yeni siyasal gelişmelere yol açacaktır. Bölücülerin koruyucusu ABD boş durmamakta. Ancak burada hesap edilmeyen tek şey, Türk Ulusu’nun gücü…
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           28 Aralık 2012
Not: 31 Aralık 2012 tarihli Ulus Gazetesinde yayımlanmıştır.
Yazılarımın tümünü http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.
                                    

4 yorum:

  1. PKK bölücü örgütüne ve onun yandaşı siyasetçilere şirin görünmek üzere , onların terör eylemlerini ve teröre karşı duruşlarını haklı gösterme aymazlığında bulunan BÜLENT ARINÇ ; bir yandan devleti küçük düşürmekte , öte yandan TERÖR ÖRGÜTÜNÜ HAKLI BLUP ÖVME suçu işlemektedir. Bu durum ; PKK ve ÖCALAN için bir af çıkış yolu hazırlığı kuşkusunu da doğuruyor. Ayrıca : '' ÖCALAN ve arkadaşları namaz da kılıyordu . '' söylemi ile ; '' İmam Hatipliler terör olaylarına katılmazlar . '' söylemleriyle , bir yandan temiz dindar insanları rahatsız edici , öte yandan '' HİZBULLAH '' katilleri ve terör olaylarındaki diğer DİN OKULU MEZUNU katilleri masum gösteren tutum içindedir. Ulusumuz ve bölgemiz için tehlikeli planlara kapı aralayacak olgudur bunlar. Sayın Adil Haciömeroğlu dostumuzun bu önemli yazısı , bu özetlenen düşünceleri ayrıntılı biçimde vermektedir. Teşekkürler !
    ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil
  2. Bir kimse hakkında etraflıca araştırmadan hüküm vermek , beddua okumak , sonra yanlış yaptığı gerekçesiyle fikrini değiştirmek , hele ki bu kanıya varanın elinde güç varsa ne vahim sonuçlara varılabileceğini gösterir . Peki bu şekilde yanlış kanılarla mağdur durumda olanlar hakkında adil bir yargıya nasıl ulaşılır . Habur olayını biliyoruz " o bir hataydı" dendi . gereken tepki gösterilmemiş olsaydı ne olacaktı . Dini inanç kişinin içinde yaşanır , namaz kılıyor diye bir kişi hakkında nasıl hüküm verilebilir , Allah bu yetkiyi kullarına vermiyor . Teşekkür ederim , kaleminiz daim olsun ...

    YanıtlaSil
  3. zorâki NİKAH.1909 geri geldi sanki.NOTRADAMUSUN TÜRKİYE KEHANETİNİ PAZARLIYANLAR VE YARDAKÇILARIDİN KİSVESİ ALTINDA ULUSAL BİLİNCİ VE DEVLETİ YOKETMEĞE YEMİN ETMİŞLER.DURUM BU AMA KİMSE KİMSEYE MAALESEF GÜVENEMİYOR VE GÜVENMİYOR.BARİ DİNİME KÜFREDEN MÜSLÜMAN OLSA TEPKİSİ???????????YM

    YanıtlaSil
  4. İki bin yıldır,kızılderililerinde Türk olduğunu varsayarsak tüm Türklere karşı sanki bir toplu kıyım var.27 mayıs dahil yurdumuzdaki tüm ihtilaller insanlarımızın ayrışması için hep dışardan kotarılmış.Ve bu millette ne yazıkki bunu yemiş.Dünyaya hakim dört sarıbenizli ailenin her istekleri teker teker yerine getirilmiş vede halen getirilmekte.Hergün önümüze yeni senaryolar konmaktadır.Sanırım bu millet artık ölü toprağını üzerinden atmak üzere.Kim ne derse desin benim Türk milliyetçisi ve Türk devrimcisi ve hatta Türk alevisi kardeşlerim büyük resmi gördüler.Bir uyanıştır diriliştir başladı.Ben ümitliyim kenetleneceğimizden.Yalnız bu kan ve gözyaşına sebeb olanlar çok büyük panik içindedirler sanırım.Ya vazgeçecekler yada bundan sonraki senaryoları daha titiz seçeceklerdir.Bu emperyalizmin kanlı çanak yalayıcılarının en çok korktuğu şey Türk'ün dünyaya hakim olmasıdır.Korkunun ecele faydası yok bu başlarına gelecek.Aman kardeşlerim uyuma zamanı değil.Belki farkında değilsiniz fakat bir çok şey sizin bizim direnişi ile engellendi.

    YanıtlaSil