31 Mart 2013 Pazar

ABD İSTİYOR, AKP-PKK UYGULUYOR 1



            Haftalardır Türk kamuoyu 21 Mart’a kilitlendi. Sanki tılsımlı bir el o gün dokunacak Türkiye’ye ve her şey güllük gülistanlık olacakmış gibi bir beklenti yaratıldı. Terör bir anda kesilip atılacak, ülke olağanüstü bir dönüşümle çağ atlayacaktı. Günlerce medyadan beyin yıkama propagandaları yapıldı. AKP-BDP cephesi, anayasanın değiştirilemez maddelerinin ülkenin gelişmesini nasıl tıkadığını anlatmak için bin takla attılar. Herkesin beklediği bölücü başının mektubu en sonunda Diyarbakır’da okundu.
            Okunan metin, Türkiye’nin bölünme fermanıydı. Ferman kimden mi geldi? Tabi ki ABD’den. Taşeronlara da fermanı okuyup uygulama görevi verilmişti.
            Bölücü başının yazdığı söylenen metin de Öcalan’a ait bir tek sözcük bile yok. Konuşmanın biçim ve içeriğine, planlanmasına bakıldığında tipik bir AKP grup konuşması havasında. Anlatımda kullanılan imgeler, karşılaştırma öğeleri, örneklemeler, tanımlamalar, topluma verilmek istenen iletilere bakıldığında RTE’nin salı konuşmalarından farksızdı. Yine yazıda kullanılan dil, cümle kuruluşları, vurgular RTE’nin geleneksel konuşma biçeminin yansımasıydı. Buradan hareketle bu metinin Erdoğan’ın danışmanlarınca yazıldığını kolaylıkla söyleyebiliriz. Kimler tarafından yazıldığının çok da önemi yok, önemli olan AKP ve PKK’nın ruh ve amaç birlikteliğinin olmasıdır. İşte, bu metin de bunu yansıtmakta.
            İmralı tutanaklarıyla 21 Mart Nevruz metnini karşılaştırdığımızda dil, anlatım biçimi gibi özellikler bakımından zerre kadar bir benzerliğin olmadığını görürüz. Bu demektir ki ABD, RTE’ye dikte ettiriyor, RTE de Öcalan’a.
            Nevruz metninde İslami vurgu öne çıkmakta. Bu, Sünni İslam birlikteliğini kurmak için yapılan bir açılım. Kime karşı bu Sünni cephe? Başta tüm Ortadoğu halklarına karşı, özelde ise Şii-Alevi inanca sahip olanlara. Parası Katar ve Suudi Arabistan’dan, militanlığı ise AKP-PKK’dan bir cephe oluşturulmakta. Kürtleşen Alevilerin bu noktada konumlarını gözden geçirmelerinde yarar var. AKP-PKK Sünni ittifakının Alevilere tavrının nasıl olacağını tahmin etmek güç değil. Toplumumuzda geçmişte yaşanan bazı olumsuz olaylar uyarıcı olmalı.
            21 Mart’tan sonra AKP çevrelerinin telaşı gözden kaçmamakta. Çünkü bölünmeye gittiği açıkça belli olan bir açılım sürecini halka kabul ettirmek neredeyse olanaksız.
            PKK çevresinde de bir tereddüt oluşmakta. Önümüzdeki günlerde örgütü sorgulayıcı bir tartışmanın olması beklenebilir. Kandırılan ve yıllarca dağda bayırda eylemsel bir özveri ile örgüte tabi olanlar, PKK’nın BOP’un piyonu olduğunu görmeye başlayacaklarına umudum tamdır. İşte, bu noktadan sonra derin tartışma ve ayrılıklar gündeme gelecektir. Aynı şey AKP’de de olacak. İslam’ı kullanarak Müslümanlara karşı Haçlı Seferine çıkmanın bedeli AKP için ağır olacak. Yıllarca aldatılan kitlelerin uyanması, din simsarlarının sonunu getirecek.
            21 Mart ülkemiz için bir dönüm noktası olacak. BOP’un piyonlarıyla yurtseverlerin halk tarafından iyi anlaşılmasını sağlayacak. Kürtlerin yüzlerini Ankara’ya dönmesinin yolu 21 Mart ihanet metniyle açılmıştır.
                                                           Adil HACIÖMEROĞLU
                                                           22 Mart 2013
            Not: 1 Nisan 2013 tarihli Ulus Gazetesinde yayımlanmıştır.
            Yazılarımın tümünü, http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

            

2 yorum:

  1. lBir dizin aklıma geldi salt eşitlik yoktur ama HAK-ADALET vardır.Tüm yaşamımızı ÜTOPİK amaçlara adarsak gerçeği yakalayamayabiliriz.KOLLEKTİVİZMİamaç edinen hukuksal değil siyasal tercihte kominal hatta ilkel komin düzeyini layık görenlern başvurduğu yöntemlerdir ama CHP içinde solculuk adına kollektivizmin hukukunu anayasal vatandaşlıkta görenlerin çokluğuna baktığımızda hep denize düşen bizlerin yılanlara sarılması hakmıdır.ULUSAL EGEMENLİĞİN bağımsızlığımızın temeli olan ve OSMANLIDA bile SEVR ANLAŞMASINDA muhataplarınca TÜRKİYE ve TÜRK HALKI olarak resmedilen biçim 100 yılı aşkın süren bir süreçtir.TÜRK EGEMENLİK HAKKI olan %85 TÜRK arak kendini betimleyen şahsiyetleri siz eşitsiniz diyerek toplayıp atmak tarihimizle akılsızca oynamaktır.İRADEYİ MİLLİYE daha sonra HAMİYETİ MİLLİYEYE dönüşmüş ve ULUS olarak CUMHURİYETLE karşımıza çıkmıştır.Şimdi moda oldu kurtuluş savaşı verimedi,MUSTAFA KEMAL EMPERYALİSTTİ FİLAN İDDİALARI AYYUKA ÇIKMIŞKEN NEYİN EŞİTLİĞİNDEN BAHSEDİYORUZ Kİ?Kanım donuyor TELEVİZYONLARI İZLERKEN YOK EFENDİM ATATÜRKÜN MAL VARLIĞI SORGULANMALIYMIŞ ,O BİR İNGİLİZ MUHİPİYMİŞ,EMPERYALİSTMİŞ FİLANBiz neredeyiz ve nasıl yanıt verilecek şaşırıyorum.Zamanında bunlara MECZUP denirdi şimdi İKTİDAR ZILGITÇILARI olmuşlar.ŞAŞKINIM.YÖRÜK MEMED

    YanıtlaSil
  2. Atı alanın Üsküdar'ı geçtikten sonra, tüm kesimlerin gerçeği görüp aslına dönmesi neyi geri getirebilir. Mimarın projeyi tamamlayıp ABD deki malikanesine çekilmesinden sonra PKK lısı gerçeği görmüş ne yazar, Alevisi uyanmış ne yazar, AKP lisi kandırıldığını görmüş ne yazar. Ülkem bölündükten sonra birilerinin hatalarının farkına varmalarının ne önemi kalırki. Birileri ittifak kurmakta ne kadar da başarılı olabiliyor. Ama bizler yok olmaktaki ülkemizi korumak adına bile birliktelik sağlayamıyoruz. Çok yazık ve çok acı.

    YanıtlaSil