15 Mart 2013 Cuma

İMRALI TUTANAKLARI-3


                                               
İmralı tutanaklarının içeriğine kimseden itiraz gelmedi. “Şurası yanlış, burada saptırma, abartma var.” denildiğini duymadık. Tüm itirazlar, basına yansımasına... Bu nedenle tutanaklarda anlatılanları doğru kabul etmek gerek.
            İmralı tutanaklarını okumayı sürdürelim.
            “Metiner, ‘Sıkıştı’ diyor. Yanlış söylüyor. Sıkışma yok. Darbeyi önledim. Bir darbe var. Fakat derinliğini tam fark edemiyorum. MİT’i düşürseydiler, Türkiye’de tüm kaleler düşmüş olacaktı. Hakan Fidan tutuklansa, sonra sıra Başbakan’a gelecekti. Benim bu süreci canlandırmam, darbeyi engelleme sorumluluğu… Darbeyi önleyebileceğimi fark ettim ve süreci başlattım.” Bölücü başı, Başbakan’a yapılacak darbeyi önlediğini söylüyor. Bu sözlerden anlaşılacağı üzere kalkan oluyor RTE’ye. Bir yazgı birliği, dostça bir özveri, aynı ideali paylaşan kişilerin dayanışması söz konusu. Koruma güdüsü, tek yanlı olmaz. Eğer Öcalan Başbakan’a karşı bir darbeyi önlüyorsa, RTE’den de benzer korumaların yapılmış olması olasıdır.        
            Şu işe bakın ki iktidarıyla muhalefetiyle siyasetçiler ve devler kurumları Hakan Fidan olayında uyurken(!) bölücü başı İmralı’dan darbeyi fark ederek önlüyor(?).
 “Tüm kaleler” sözüyle anlatılmak istenen nedir? “Kale” sözüyle kast edilen AKP döneminde dönüştürülmüş devlet kurumları olduğu anlaşılmakta. Demek ki bunlar, AKP ile PKK’nın ortak “kale”leri. Her iki tarafın da “kale”leri savunma güdüsü söz konusu. Cumhuriyet kalelerinin yıkılmasında irticacılarla bölücüler kol kola.   
            Öcalan “darbe” konusuna ilişkin sözlerini şöyle sürdürüyor: “Savcının… 7 Şubat MİT’e darbesi… Ben darbeyi sezdim. Cezaevi müdürüne ‘Hakan Bey’i (MİT Müsteşar’ı Hakan Fidan’ı kastediyor.) yalnız bırakmamak gerekir’ dedim. Sözlü, yazılı iletişime geçtim. Beş ay önce tekrar kanal açıldı, diyalog başladı.”  
            Öcalan, ömür boyu hapis cezası almış değil mi? Dünyanın en büyük teröristi, İmralı’da soyutlanmış olarak cezasını çekmiyor muydu? Tutanaklarda açıklananlara bakılınca PKK liderinin soyutlanması söz konusu değil. Çünkü istediği zaman devletin üst kademelerindeki kişilerle kolayca iletişim kurabilmekte.                                                                    
            Bölücü başının Fidan aşkının nedeni ne? Niçin yalnız bırakmak istemiyor Fidan’ı? Aralarındaki bağlılık dikkat çekici. Anlatılanlardan anlaşılıyor ki açılım birlikteliği bir dava arkadaşlığına dönüşmüş. Aynı cephede olmanın dayanışmacılığı var ortada. Herkes verilen rolü, hakkıyla yerine getirmek zorunda; mevki ve sorumluluklar ne olursa olsun. Yoksa deliğe süpürülme tehlikesi var.
            Sam Amca rolleri dağıtmış. Hükümet, bölücü örgüt, medyanın satılmış kalemleri, beyazcamın bülbülleri herkes aldığı görevi yerine getirmek üzere canla başla çalışmakta. Nereye kadar bu çaba? Millet duvarına tosladıklarında her şey biter. Takke düşer, kel görünür. Millet kendi evlatlarıyla emperyalist başkentlerden rol isteyen piyonları fark ettiği gün, Türkiye’nin bayram günüdür.
                                                           Adil HACIÖMEROĞLU
                                                           11 Mart 2013 
                                              

             

4 yorum:

  1. Annemin ilk gençlik yıllarımdaki sürekli uyarılarını şimdi anlıyorum. Tecrübe denilen altın bilezikle beni kötülüklerden korumaya çalışıyordu..Umudumu diri tutuyorum, ülkemin girdiği depresyondan çıkması için çabalıyorum. Annem gibi bende gençleri, çocukları tecrübemle korumaya çalışıyorum...

    YanıtlaSil
  2. Bravo Adil bey. Elinize, yüreğinize sağlık. Çok doğru, güzel bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
  3. Apo MOSAD olsa bu kadar derinlikli bilgiyi elde edemez. Bu kadar istihbari bilginin nereden geldiği aşikar. Tabi aynı zamanda talimatlar da. Bu defa amaca ulaşacaklar sanki. Çalışma biçimleri akp nin amaca ulaşmak için her yol mübah felsefesine dönüştü. Sizin de yazınızda belirttiğiniz üzere her koldan atağa geçilmiş durumda bir süredir. Medyasıyla, terör ayağıyla, üst düzey diplomatları ve iktidar ayağı ile hedefe dört nal ilerlemekteler. Tüm bunlara bizim toplumumuzun duyarsızlığı, korkaklığını da eklerseniz malesef önlerinde kendilerini durdurmaya yönelik hiç bir engel görünmüyor şu an için. Keşke gönlümüzün istediği olsa da o millet duvarı tez elden örülmüş olsa. Ama!...

    Adnan Yiğiter

    YanıtlaSil
  4. Erdinç Şener17 Mart 2013 11:12

    Yine harika bir yazınız Hocam...Yüreğinize sağlık..Tüm bunlar toplumun gözü önünde yapılırlen halk neden bu kadar derin uykuda anlamak mümkün değil..

    YanıtlaSil