22 Temmuz 2013 Pazartesi

DEVİN GÖLGESİNDEKİ CÜCELER


Gezi Direnişi’nin tüm yurda kök saldığı ve Taksim Komünü’nün yaşama geçirildiği şanlı günlerde Türkiye Basketbol Birinci Ligi’nin de finali oynandı. Tarih 15 Haziran’dı. Final serisini Galatasaray kazandı. Galatasaraylılar, yirmi üç yıl sonra gelen şampiyonluğun mutluluğunu yaşamaktaydılar. Ulusal takım oyuncusu Cenk Akyol da öyle.
Final serisinin son maçında Banvit’le karşılaşmıştı Galatasaray. Maç bitiminde televizyon kameraları sporcuların sevinçlerini görüntülemek için yarışmaktaydılar. Birden mikrofonlar yıldız oyuncu Cenk Akyol’a uzatıldı. Akyol, NTV mikrofonunu diğerlerinden ayırıp yere attı ve sevincini anlattı. Tüm izleyenlerle duygularını paylaştı genç sporcu.
Cenk Akyol, NTV’ye karşı tavrını “Tüm Türkiye’nin üzüntüyle takip ettiği Gezi Parkı olayları sırasında sessiz kalan bir televizyon kanalına kendi özgür irademle konuşmama hakkımı kullandım. Konuşmak kadar bazen konuşmamak da demokratik bir tepkidir, saygısızlık değil.” sözleriyle açıkladı.
Türkiye’nin en büyük ikinci toplumsal olayını (Birincisi Kurtuluş Savaşı’dır.) görmezden gelerek yemek programı yayımlayan NTV’ye karşı böyle bir tavrın gösterilmesi sorumlu yurtsever bir bireyin yapması gerekendir. İktidar yanlısı yayın yapmayı “özgür gazetecilik” diye yutturan bir televizyon kanalının yanlışını yüzüne vurmak yurttaşlık görevi.
“Sen misin iktidar yanlısı televizyona konuşmayan, o zaman ulusal takımada giremezsin.” Düşüncesiyle Cenk Akyol ulusal takım kadrosuna alınmadı. Formunun zirvesinde olan bir oyuncunun kadroda olmaması herkesi şaşırttı. Akyol da şaşırdı tabi ki. İlgilileri aradı, aldığı yanıt ise ilginçti. “Devlet” Akyol’un Avrupa Şampiyonasına katılmasını istememişti. Sportif nedenlerle değil, siyasal tavırla başarılı bir sporcu ulusal takımın dışında bırakılıyordu.
AKP camiye, okula, kışlaya, yargıya, polise, sanata, kültüre, bilime siyaseti bulaştırır da spor bunun dışında kalır mı? AKP; her alanda olduğu gibi sporda da Türkiye’yi bölmekteydi. Bu nedenledir ki son yıllarda dopingli sporcular artmış, başarılar ise azalmıştır. Ülke çıkarlarını, dar kafalı particilik uğruna harcayan bir zihniyetten başka bir tavır beklenemezdi zaten.
Cenk Akyol, gösterdiği duyarlılıkla “dev adam” olduğunu kanıtladı. Spor tarihinde ve Türkiye’nin onurlu bir direnişinde saygın yerini aldı. Kahramanlar zor günlerde ortaya çıkar. O da diktatörlüğe karşı özgürlüğün, halkın yanında yerini aldı. Akyol’u ulusal takıma almayanlar mı? Onlar tarihe yüreksiz cüceler olarak yazıldılar. Kişi, duygu ve düşünceleriyle birey olur. Ahlaklı sporcu, ahlaksızlığa, haksızlığa karşı çıkıp formasını terletendir.
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           20 Temmuz 2013



1 yorum:

  1. Adil Bey, değindiğiniz konu belki de herkesin gene kafasını kuma gömmeyi tercih ettiği nokta. merak ediyorum, bu gezi ruhu Cenk Akyol'a neden uğramadı? Masaya üç kez vurduğunda mı anlayacağız ruhun geldiğini?
    Belki benimki bir tür paranoya ama milli atletlerimizin her başarılarının ardından ilaçlı çıkmasına aklım ermiyor. Her birisinin spor yaşamı teker teker söndürülüyor. Peki bu çocuklar bu kadar aptal olabilir mi sizce,göz göre göre bu ilaçları kullansınlar?

    YanıtlaSil