25 Temmuz 2013 Perşembe

SENİ LEYLEKLER Mİ GETİRDİ EFENDİ?


Son günlerde din adına konuşanların bazıları saçmalamayı gelenek durumuna getirdiler neredeyse. Konuşmalarını akla, mantığa, bilime uydurmak olanaksız. İnsan, zaman zaman sormadan edemiyor. “Bu adamların akılları başlarında mı?” diye.
Saçmalıklar dizisinin son halkası TRT’nin beyaz camından eklendi. Tasavvufçu (?) olduğu söylenen biri, Ramazan söyleşisinde hamile kadınlara yönelik saldırgan sözler sarf etti. Tasavvufçuluk ve saldırganlık yan yana gelir mi? Kin ve nefretin olduğu yerde tasavvuftan söz edilebilir mi?
Hamileliği davul çalarak ilan etmek bizim terbiyemize aykırıdır. Böyle karınla sokakta gezilmez. Her şeyden önce estetik değildir. Yedi sekiz aydan sonra anne adayı biraz hava almak için beyinin otomobiline biner, biraz dolaşır. Sonra akşamüstü çıkarlar. Şimdi ise maşallah, kanatlısı kanatsızı televizyonlarda uçuşuyor. Ayıptır ayıp. Bunun adı realizm değildir. Bunun adı terbiyesizliktir.” Bu sözler ramazan söyleşisiyle halkı dinsel telkinler versin diye TRT’de konuşturulan Ömer Tuğrul İnançer’e ait. Hamile kadınlara hakaret dolu tümceler, günümüz dünyasında kabul edilebilir mi?
AKP’liler ve yandaş basın son günlerde kadınların yaşamın içinde olmasını hazmedemiyorlar. Bu nedenle kadınların evlere hapsedilmeleri konusunda özel bir çaba göstermekteler. Onları aşağılamak, ikinci sınıf kişiler olduklarını söylemek konusunda yarışmaktalar bu muhteremler.
Neymiş efendim, “Hamile kadın sokakta gezmemeliymiş.” Neden? “Estetik değilmiş” de ondan. İnsan, nasıl bakarsa öyle görür. Sen, çevrendeki çirkinliğe, estetik dışılığa alışmışsan ve iyinin, güzelin ne olduğundan haberin yoksa estetik olanı nasıl anlayacaksın? Hamileliğin doğal bir mucize olduğunu, doğal mucizelerin de estetik yüklü olduğunu söylemeye gerek var mı?
Bu sözlerde hamileliğin, cinsel ilişki sonrası oluştuğu vurgusu var. Aslında ayıplanan, yanlış bulunan bu. Hamile kadının karnını görerek cinsel çağrışım yapmak, nasıl bir ruh durumudur? İnsanların cinsel ilişki dışında çoğalma biçimi henüz keşfedilmemiş. Ha, mitoz bölünmeyle çoğalan bazı insansı canlılar varsa, bundan haberimiz yok. Doğanın insana verdiği özellikleri ve yetenekleri reddetmek, yasaklamak, onları ayıp kabul etmek kadar mantıksız bir şey var mıdır? İnsanın sorası geliyor: Seni leylekler mi getirdi efendi?
Muhterem: “Hamile kadın, beyinin otomobiline binip dolaşsın biraz; ya da akşamüstü çıksınlar.” Buyuruyor. Yani saklana saklana gezecek sokaklarda. Akşam karanlığında hırsız gibi dolaşacak çevrede, kimseye görünmeden. Sanki kötü bir şey yapmış birisiymiş gibi. Karanlıkta, yarasalarla hırsızlar dolaşır kuytu yerlerde kimselere görünmeden. Kadın, dünyaya bir can getirecek; yeryüzünün en mucizevî olayının kahramanı olacak ve bundan da utanacak öyle mi?
Bazı kişilerin beyinlerinde, yüreklerinde sapkınlık olabilir. Mısır’daki Musricilerin ölü eşle sevişme yasası çıkarmak için nasıl bir uğraş verdiklerini unutmadık henüz. Eskiden sapık düşünce ve hayalleri olanlar, bunları açığa vuramazlardı. Son yıllarda ne yazık ki her türlü sapık düşünce açıklanır oldu. Önemli olan, budur.
               Tasavvuftan söz edilince aklımıza Yunus Emre geldi. “Bir kez gönül yıktın ise/ Bu kıldığın namaz değil/ Yetmiş iki millet dahi/ Elin yüzün yumaz değil” diyor Koca Yunus. Büyük Ozan, gönül yıkmanın çok kötü olduğunu söylemekte. On binlerce kadının, genç annenin gönlünü yıktınız Sayın İnançer. Hem de Ramazan gibi birleştiriciliğin önemli olduğu bir zamanda gönülleri tarumar ettiniz. Azcık da olsa Yunus’a kulak verin. Verin ki tasavvuf denen deryadan bir damla nasiplenirsiniz belki.

              
                                                                            Adil Hacıömeroğlu
                                                                            25 Temmuz 2013



1 yorum:

  1. Kadınları İNSAN değil , kafeste saklanacak SEKS KÖLESİ sayan bu zihniyetteki insanlar ; kendi anneleri , kız kardeşleri , kızları için nasıl bir tutum içindeler ?!! Bunlar hiç mi bilimden , uygarlıktan haberdar değiller ? Adil Haciömeroğlu'nun YERGİSEL nitelikli yazısı karşımızda : Teşekkürler!

    YanıtlaSil