23 Ekim 2013 Çarşamba

CHP ADAYI KİM OLACAK 1?


Günlerdir kamuoyunun tartışmaya zorlandığı bir şey var. Başta İstanbul olmak üzere CHP’nin büyükşehir adayları kim olacak? Bu tartışma, yapay bir gündemi de doğal olarak oluşturmakta. CHP’liler adaylar üzerinden fal bakmayı sürdürürken AKP de Cumhuriyet’i yıkım görevini tam gaz yapmakta. CHP, yapay gündemlere boğulurken Türkiye’nin asıl sorunları gözden kaçmakta.
CHP’nin bir yerel yönetimler modeli yok. Olmayınca da kişilerin kahramanlıklarıyla(!) amaca varmak istiyorlar. Önce doğru model gerekli. Siz, doğru modeli uyguladığınızda kimin aday olacağı çok önemli değil.
İnsanların yaşadığı kentleri, insanların mutluluğuna dayalı yönetmek, planlamak, yaşam alanları oluşturmak CHP belediyelerinin görevi olmalı. Yalnızca başkanlara dayalı bir sistem var belediyelerde. Belediye meclisleri, kentle ilgili yaşamsal konularda çoğu zaman yetkilerini başkana devretmekte. Bu da tek adam yönetiminin oluşmasının önemli nedeni olmakta. Kentle ilgili konular ne grup toplantılarında ne de mecliste tartışılmıyor. Tartışmanın olmadığı yerde ortak akıl ve katılımcılık olmuyor. Ortak aklın, katılımın olmadığı yerde de demokrasi olmuyor.
Birçok belediye yönetimi, yerel yöneticiliği boş arsalara inşaat yapmak olarak anlamakta. Bu nedenle de kentlerde yeşil alanları mercekle aramaktayız. Yaşlanan kent nüfusuna yönelik çalışmalar yok denecek kadar az. Apartman dairelerinde kafes kuşları gibi büyüyen çocuklara yönelik çalışmalar neredeyse yok. Kadınlara yönelik çalışmalarsa göstermelik.
Hangi partiden olursa olsun seçilen belediye yönetimi, genellikle yüklenicileriyle gelmekteler yönetime. Bu nedenle de çoğu belediyede hizmet denince akla taş döşemek geliyor. Döşenen kaldırım taşları o kadar hızlı sökülüyor ki yerinden halkın bunu takip etmesi olanaksızlaşıyor. Türkiye’nin neredeyse hiçbir yerinde elli yıllık kaldırıma rastlamak olanaksız. Alt yapı yatırımlarının günü kurtarmak için yapıldığı gözlerden kaçmamakta. “Evladiyelik” diyebileceğimiz yatırımlar yok. Tüm yurttaşların bildiği belediye yatırımsızlıklarını saymamız gereksiz
Ne yazık ki Özal’la başlayan ranta dayalı belediyecilik anlayışı, tüm partileri etkilemiş durumda. Halka hizmet yerine göstermelik davranışlarla seçmene şirin görünme anlayışı egemen oldu yerel yönetimlerde. Kente yarar sağlayan değil, yandaşı varsıllaştıran bir anlayış benimsendi. Son otuz yılda belediye başkan ve meclis üyelerinin mal varlıklarındaki artışlar gözle görülmesine karşın, devletin denetim organlarının sessizliği, yargının yolsuzluk iddiaları karşısındaki ilgisizliği dikkat çekicidir. Hangi kentte kime sorarsanız sorun belediyelerde yolsuzluğun olduğunu söyler. Hatta hangi konularda, kimin, nasıl yolsuzluk yaptığını bile anlatır sokaktaki yurttaş. Buna karşın bunları görmesi gereken ilgili orunların suskunluğu hayret vericidir. Partilerin yönetim organlarının sessizliği, akıllara çok farklı senaryoları getiriyor.
Yerel yöneticilerden öyleleri vardır ki sokağa çıkacak yüzleri yoktur. Buna karşın yine seçimlerde aday olarak atanırlar. Bu, halk iradesinin kötüye kullanılmasıdır. Yıllardır yöneten kişilerin yeniden seçilme inadı nedendir acaba? Milletvekilliği, bakanlık yapmış kişilerin belediye başkanı olmak istemelerindeki amaç hizmet etmek midir? Evet, burada bir hizmet vardır, ama halka değil.
Gerçekten halka hizmet ettiğine inanan siyasetçi görevi bittiğinde köşesine çekilmeyi bilendir. Görevi, meslek durumuna getiren siyasetçiden korkmak gerek. Çünkü bu tip politikacılarda kişisel hırs ve çıkarcılık, toplumsal çıkarların üstüne çıkmıştır. Bunlar siyasette veren değil, alan kişilerdir.
CHP, sağ partilerin soygun düzeninin taklitçisi olamaz. Kentleri betona, taşa teslim eden bir anlayışın tutsaklığından kurtulmalı. Yönettikleri kentlerde bir ağaç gölgesi bırakmayan kişilerin başarılı gösterilmesi tuzağına düşmemeli. Doğru kentleşme, düzgün bir demokrasinin temelidir. Kent demek, uzlaşma demektir. İnsanların bir arada yaşamasının alanıdır kentler. Kültürün, sanatın, bilimin boy attığı kentlere sözcük dağarcığı yüzü geçmeyen siyaset papağanlarının aday olarak gösterilmesi yurttaşlara hakarettir. Bu, böyle biline...

                                                                       Adil Hacıömeroğlu
                                                                       22 Ekim 2013



2 yorum:

  1. Merhaba Adil Bey,
    Ne yazıkki halkımız papağansever bir halktır ve sonucu da bu tutum belirliyor.

    YanıtlaSil
  2. Mustafa Sarıgül aday olacak, partiye geri döndü...

    YanıtlaSil