5 Ekim 2013 Cumartesi

İHANET PAKETİ 7


Cumhuriyet’e ihanet paketinde önemli bir konu da nefret suçlarının cezalandırılmasının söz konusu edilmesi. Nefretten kastedilen nedir pakette?
“Belirli suçlar: kişinin dili, ırkı, rengi, cinsiyeti, engelliliği, siyasi düşüncesi, dini veya mezhebi nedeniyle işlenirse cezası daha da ağırlaşacak.” demekte başbakan. Söyleyene bakın! Kim söylüyor bunları? Cemevini ibadethane kabul etmeyen RTE. Farklı mezhepten olan siyasal karşıtını, miting alanında yuhalatan biri nefret söyleminin en büyüğünü yapmıyor mu? Esat’ı, mezhep farklılığı nedeniyle Münafık Kardeşlere hedef gösteren RTE değil mi?
Tek parti döneminden söz ederken küfürlü ve saygısız bir dil kullanarak yalanlarla o dönemi karalayan Polinezya başbakanı mı?
Gezi Direnişçileriyle ilgili akla hayale sığmaz iftiralarla kışkırtmalarda bulunan Mikronezya’nın okyanus balıkları mı?
“Yüzde elliyi evlerinde zor tutuyorum.” Diyerek halkın bir bölümünü, Gezi direnişçilerine karşı kışkırtarak ülkesini iç savaşa sürükleyen Kuzey Kutbundaki rengeyiği sürüsünün çobanı mı?
Nefret söylemi, ayıptır. İnsanlık suçudur. Eğer Türkiye’de nefret suçlarına ceza verilse başbakan, alacağı cezalarla dünya rekoru kırarak tüm ömrünü hapiste geçirmek zorunda kalır.
Peki, nefret suçlarına ceza derken asıl amacı nedir RTE’nin? Asıl amacı, laikliği, Türkiye’nin bütünlüğünü, Cumhuriyet değerlerini savunanları “Nefret suçu işliyorlar.”diyerek hapishanelere doldurmak.
Suriye’de “Allah-u ekber” diyerek kafa kesip ciğer yiyen El Kaidecileri eleştirdin mi, yandın! Dine karşı nefret söylemi var, denilerek mahkemeye. Zaten mahkemelerin durumu malum...
Pakette, yaşam tarzına saygı gösterilmesi için düzenlemeler olacağı söylenmekte. “Yaşam tarzı” derken neyi kastetmekte başbakan?
“Yaşam tarzına saygıyı TCK ile güvence altına alıyoruz. Dini inancının gereğinin yerine getirilmesinin engellenmesini de ceza kapsamına alıyoruz. Dini ibadet ve ayinlerin bireysel olarak engellenmesini bu kapsama alıyoruz. Bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan tercihlerine müdahale edenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası getiriyoruz.” diyor RTE.
“Yaşam tarzı” denince aklına yalnızca din gelmekte. Çünkü aklı fikri dini temelere dayalı bir yönetim kurmak, günlük yaşamı tamamen din kurallarına göre düzenlemek. Oysa insanların günlük yaşamlarında bir tarzı var. Bu umurunda değil hazretin. Beşiktaş İskelesinde vapurdan inen mini eteklilere, parkta öpüşen sevgilileri ahlaksız olarak gören bir başbakan, hem yaşam tarzına müdahale edip hem de nefret söyleminde bulunmuyor mu?
Yukarıdaki değişiklikler amaç; dinsel yaşam tarzını yerleştirmek, yasalarla koruma altına almaktır. Bu yolla laik düşünceleri ve yaşam tarzını savunmayı yasaklamaktır.
Paket; Ortaçağ feodallerinin, karanlık dehlizlerdeki dini-dar tüccarların, uşaklığı beceri sanan irticacı ve bölücü işbirlikçilerin ihaneti için emperyalist efendiden gönderildi. Efendi gönderince, işbirlikçiye de paketi açmak kaldı.
Not: Yazılarımın tümünü, http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.                                                      
                                                   Adil Hacıömeroğlu

                                                                        5 Ekim 2013              

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder