14 Aralık 2013 Cumartesi

SUDA BOĞULUR, KARDA DONARIZ


Türkiye’nin neredeyse tamamına kar yağmakta. Dondurucu soğuklar tüm yurtta egemen. Kar yağacağı haberleri verildikçe okullar tatil edilmeyi beklemekte. Çalışanların durumu ise perişan durumda. Büyük kentlerde trafik keşmekeşi yaşanmakta. Köy ve kasabalarda kışa teslim oluyor yurttaşlarımız.
İnsanlar perişan olur da hayvanlar olmaz mı? Sokak hayvanları aç biilaç kapı önlerinden ayrılmamakta. Kuşlar, pervane kelebekleri gibi pencerelerin, balkonların önünde dönmekte sabahtan akşama kadar. Onların zorluğunu anlayamayan kişi, doğayla dost olabilir mi? Bir dilim ekmeği, bir avuç bulguru, azıcık yemeği köpeklerden, kedilerden, kuşlardan esirgemek yakışık alır mı bu soğuk günlerde.
Kar, aslında olağanüstü güzellikte bir doğa olayıdır. Karlı bir çam ağacının güzelliği hiçbir şeyde yoktur. Kar yağışı izlemek, doyumsuz bir zevk. Karda oynamak, çocukları da büyükleri de mutlu kılar. Saçaklarda buzdan oluşan sarkıtlar, seyrine doyulmaz bir doğa olayıdır. Karda yürümenin verdiği iç sıcaklığını duyumsamayanlar, yaşamlarında önemli bir şeyi eksik bırakmış sayılırlar.
Ailede, okulda ya da eğitimle ilgili diğer kurumlarda kişiye doğaya karşı savaşım öğretilmemekte ülkemizde ne yazık ki? Her doğa olayı, güzelliğinin yanı sıra tehlikeleri de içinde barındırır. Korkuya dayalı bir toplum yaratan eğitim sistemi, doğaya karşı güçlü durmayı öğretmez. Doğa olayları halkımız için ne yazık ki korkulacak olaylardır. Oysa gelişmiş ülkelerde durum böyle değildir. Kar yağdığında neredeyse her evin önünde bir kardan adama rastlanır. İnsanlar kayaklarıyla, kızaklarıyla işin keyfini çıkarırlar. Büyük, küçük ayrımı olmadan herkes kartopu oynar. Kar ve kış spora, eğlenceye dönüşür bir anda.
Ülkemizde yetişkinlerin oyun oynaması yadırganır. Çoğu kişilerce hafiflik olarak algılanır bu durum. “Koskoca adamsın, boyundan bosundan utanmıyor musun? Çocuklar gibi oynamak sana yakışıyor mu?” gibi sözlerle büyükler oyundan alıkonur.
Nerdeyse ülkemizin dörtte üçünde kış boyu kar görürüz. Buralarda yaşayan kaç kişi kayakla kaymasını bilir? Kaçına çığdan korunma yolları öğretilmiştir? Kaç kişi, donmaya karşı önlem alma konusunda yetkindir? Ne kadarımız, karlı ve buzlu bir yolda düşmeden yürümenin nasıl olacağı konusunda bilgi sahibiyiz?
Kar ve kışın bu kadar yoğun yaşandığı bir ülke olarak kış olimpiyatlarına neden doğru düzgün bir sporcuyla katılamıyoruz?
Yalnızca karla ilgili midir halkımızın bu eğitimsizliği? Tabi ki değil. Ülkemizin üç yanı denizlerle çevrili. Birçok gölümüz, göletimiz, akarsuyumuz var. Ne yazık ki su sporlarında başarılı bir sporcumuz bile yok. Denizi, gölü olmayan ülkeler, olimpiyatlarda dünya şampiyonları çıkarır. Biz, hayranlıkla izleriz onları.
Yaz sıcaklarında serinlemek için suya girer yurttaşımız. Boğulur suyun serinliğinde. Toplumun büyük çoğunluğu yüzme bilmez. Bilenler de üstün körü öğrenmişlerdir, tehlikeli durumlarda teslim olurlar suya.
Denizlerimizdeki canlıları, halkımızın çoğunluğu tanımaz. Ne işe yaradıklarını bilmez. Bir şeyi tanımayan onu sevemez. Kişi, sevmediği bir varlığı koruyamaz.
Deniz taşımacılığında geriyiz. Hiçbir denizimizde kıyı boyunca rahatça yolculuk yapacağımız olanaklardan yoksunuz. Bu nedenle de karayolu taşımacılığı gelişmiş. Hem pahalı hem de dışa bağımlı.
Suyla iç içe yaşayan Türkiye’de balık yenmez doğru dürüst. Zaten insanların çoğu, balıkları tanımaz. Bu nedenle de denizin göremediğimiz bölümü, bizim için bir bilinmezdir.
Sudan yararlanmayı bilmeyen ve onu tanımayan toplum, ancak suyu kirletir. Kıyıdaki kentlerin lağımları denize akar. Çöpler, oraya dökülür. Vapura binenler, yiyecek artıklarını denize atar. Denizin güzelliğini bilmeyenler, onu çöplüğe çevirmekte.
Okullarda yüzme ve diğer su sporlarıyla kayakla kaymak öğretilmeli. Doğaya karşı savaşma ve doğayı koruma konusunda bilgilendirilmeli çocuklar. İçinde yaşadığı güzellikleri fark edemeyen, doğadan doğru yararlanmasını bilmeyen, hayvan ve bitkilerle dost olarak yaşamasını beceremeyen bir toplumuz ne yazık ki...
Kör bir yazgının eline teslim olmuş insanlar geleceği doğru kurabilir mi? Doğadaki dostlarıyla ortak yaşamı beceremeyen toplumlarda demokrasi gelişebilir mi? Doğadaki her canlının yaşam hakkına saygı duymak; karda donmamaktan, suda boğulmaktan kurtulmayla olur.
                                               Adil Hacıömeroğlu
                                               13 Aralık 2013


2 yorum:

  1. Erdinç Şener14 Aralık 2013 22:04

    Her zaman ki gibi yine müthiş bir yazıya imza atmışsınız Sayın Hocam...Alt yapısı eksik kaynakları hor kullanılan ve önlem alınmayan yetersiz ve bilgisiz eğitimsiz personelle yaşanan bu olumsuzluklar doğaldır..

    YanıtlaSil
  2. Ülkemiz ; Balkanların nitelik yönüyle ( kristal özelliği ) en güzel kar yağışına sahiptir. Kış sporlarına çok elverişlidir ; ama bu konuda eğitim yoktur , insanlar beceri sahibi değildir ; kış turizmi potansiyeli kullanılmamaktadır. Kayak , buz pateni gibi sporlarda , dünya yarışında ülkemiz yer alamıyor.Yazın da serinlemek için girdiği sularda boğulanlar oluyor. Ülkemizde suların da , karlar gibi, zevkini yaşayamaz insanlarımız. Doğanın daha birçok nimetini kullanamayan bir toplumuz. Sayın A. Haciömeroğlu ,çoğumuzun usundan geçmeyen bu önemli konuya açıklık getiren yazısı ile karşımızda. Teşekkürler! ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil