9 Ocak 2014 Perşembe

CEMAAT KARŞISINDA DİZLERİ TİTREYENLER


RTE’nin başdanışmanı, “Cemaat, orduya kumpas kurdu.” İtirafında bulununca Gladyo’nun tertiplediği Ergenekon ve balyoz davalarındaki yargılamaların geçersizliği ortaya çıktı. Bunun üzerine Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu, güzel, akılcı, uygulanabilir bir öneriyle kamuoyunun karşısına çıktı. Cumhurbaşkanı, başbakanla aradın da TBMM Başkanı Çiçek ve CHP Genel başkanı Kılıçdaroğlu ile görüştü. Adalet Bakanı yoğun(?) işlerini gerekçe göstererek görüşmeyi erteledi.
Feyzioğlu, 5 Temmuz 2012’de kapatılan ÖYM’lerin verdikleri kararların geçersiz kabul edilmesini öneriyor. Mantıklı bir öneri… Kapatılan bir mahkemenin yargılama yapması akıl dışı, hukuk dışı…
Sanıkların normal mahkemelerde yargılanmasını istemekte Feyzioğlu. Bununla ÖYM’lerde çöreklenmiş Cemaatçi yargıç ve savcılar devre dışı bırakılmış olacak. Tertip açığa çıkacak.
Tutukluluk süresi iki yıl olsun, demekte Metin Feyzioğlu. Bu ne demektir? Tutukluluk süreleri çoktan iki yılı aşmış yurtseverlerin salıverilmeleri demektir. Bu da mantıklı ve güzel..
“Mağduriyetler giderilsin, tutuklular serbest bırakılsın.” Önerisi yerindedir. Uydurma belgelerle ve suçlamalarla zindanlara atılan yurtseverlerin haklarının iadesi anlamındadır. Buna karşı çıkmak, ne yurtseverlilikle ne de adalet duygusuyla bağdaşır.
“Hukuka aykırı verilen kararlardan hâkimler sorumlu olsun.” Hâkimlerin haksız kararlarında tazminatlar, devlet tarafından ödeniyordu. Bu öneri gerçekleşirse hâkimler yaptıkları yanlış uygulamaların cezasını kendileri çekecekler. Bu, önemli bir yaptırımdır.
Yukarıda Sayın Feyzioğlu’nun önerilerini kısaca özetledik. Bu öneriler Cemaat yargısını hedef almakta. Bir noktada Amerikancı Gladyo’nun tasfiyesi için güzel bir başlangıç adımı. Hükümet, bu konuda tereddütler yaşasa da buna mecbur. Güçlü bir kamuoyu desteği, bu önerileri yaşama geçirir.
Metin Feyzioğlu, hukuksal çözümlerini kamuoyu ile paylaştıktan sonra Silivri Tutukevine gitti. Görüştüğü kişiler tertibin hedef aldığı kurumlar açısından önemlidir. Simgesel değeri, temsiliyetleri önemli tutuklularla görüştü: Org. İlker Başbuğ, Hava Org. Bilgin Balanlı, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Gazeteci Tuncay Özkan. Tabi bu görüşmeler, birçok siyasetçinin hoşuna gitmedi.
Peki, Hüseyin Çelik’in zehir zemberek açıklamasına ne demeli? AKP, Cemaat’le büyük bir kavgada… Ancak kavganın yerini ve yönünü Cemaat belirlemekte. Saldıran Cemaat, savunma yapan AKP… Bu kavga AKP’yi hızla yiyip bitirmekte. Çelik’in saldırgan, suçlayıcı konuşması Cemaat’e zeytin dalı. Saldırılardan vazgeçmesi için Cemaati bitirecek Feyzioğlu’nun önerilerine karşı saldırmayı seçiyor. Amacı yaranarak aman dilemek… Cemaat’e cepheden bir saldırıdan çekinmekte AKP yöneticileri. Çünkü düşmanlarını iyi tanıyorlar… Hangi silahları kullanacaklarını iyi biliyorlar…
MHP Genel Başkanı Bahçeli, grup toplantısında Feyzioğlu’na yükleniyor. Her zamanki gibi yırtınırcasına bağırıyor ki sesi ABD’den duyulsun, diye. Bu bağırış, Atlantik’in gücü karşısında diz çökmekten başka bir şey değil. Cemaat karşısında titreyen dizlerini bağırarak gözden kaçırmak istemekte.
BDP’nin durumu zaten ortada… Onlar Atlantik cephesindeki yerlerinden zerre kımıldamıyorlar. ABD’nin kontrol ettiği bir güçle savaşmaları doğalarına aykırı. Onların da hedefi, ABD gibi Türkiye’de milli devleti yıkmak.
CHP’nin bu konuda yalpalaması anlaşılır gibi değil. CHP Genel Başkanı, bugün Bursa’da yaptığı konuşmada “Şimdi yolsuzluk dosyalarını kapatmak için unutmayın bunu bu tuzağa düşmeyin. Yolsuzluk dosyalarını kapatmak için buraya balıklama atladılar.” demekte. Tümceler çok açık değil. Kurulan tuzak ne, balıklama atlanılan ne? Bu soruların yanıtı yok tümcelerde, ama gündemi izleyenler bu anlatım eksikliğini tamamlamaktalar zihinlerinde. Bundan da anlaşılıyor ki Kemal Bey, Cemaat’e karşı açıkça tavır alamıyor.
CHP Genel başkan yardımcısı Toprak ise Feyzioğlu’nu AKP’ye “alet olmak” ile suçlamakta. Ne yazık ki Erdoğan Toprak’ın siyasal edebiyatında Cumhuriyet düşmanı ve ABD işbirlikçisi Cemaat yok.
Şu Türkiye’nin haline bakın. İktidarıyla muhalefetiyle ABD’ye, Cemaat’e teslim bayrağını çekmiş. Milyonlar, Anıtkabir’de yürürken gözleri kör, kulakları sağır, dilleri bağlı bu siyasetçilerin Türkiye’yi olumlu bir yöne taşımaları olanaklı mı? Bu Cemaat korkusu nedir? Neden gözler hep Okyanus ötesinde? Cumhuriyet’i yeniden kurmanın yolu, devlet içinde yuvalanmış Galadyo’dan kurtulmaktır öncelikle. Bu yargı sistemiyle suçsuzlar aklanıp suçlular cezalanır mı hiç?
Silivri’yi boşaltmadan Türkiye’de yolsuzluklardan hesap sorulamaz, demokrasi yolunda olumlu adımlar atılamaz.
Siyasal partilerin yönetimlerinin aksine tabanları, ezici bir çoğunlukla Cemaat’e karşı mücadeledeler. Halkın büyük çoğunluğu, ABD’den kurtulmadan Cumhuriyet’in korunmayacağının bilincinde. Kavga, AKP ile Cemaat arasında değil; Türk Millet ile ABD ve onun işbirlikçileri arasında. Bu kavgada doğru yerde yer alamayan siyasetçiler de tasfiye olacak. Zaten AKP ve Cemaat çoktan bavullarını hazırladı bile…

                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           9 Ocak 2014


1 yorum:

  1. Metin Feyzioğlu'nun ERGENEKON , BALYOZ gibi uydurma delillerle oluşturulmuş yargılamaları ve mahkûmiyetleri geçersiz sayıp , yeniden adil yargılama girişimi ve bu erekle yetkililerle yaptığı görüşmeler , adalet yolunda yeni umut ışığı doğurmuştur. Ne var ki ; Hüseyin Çelik'in itirazı , CHP ' nin cemaatten çekinir görünümü ; MHP ' nin karşı duruşu oyun bozanlık olarak çıkıyor karşımıza. İşte bu konuda ayrıntılı görüş ve uyarılar taşıyan yazısı ile karşımızda Sayın A. Haciömeroğlu..Teşekkürler!.. ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil