2 Ocak 2014 Perşembe

ÇEŞİN HELAL


Baharla birlikte toprağa tohumlar atılır. Sebzeler, özel alanlarda özenle ekilir toprağa. Hayvan gübresi taşınır sırt sepetleriyle. Gübrenin yetmediği yerde kül devreye girer. Fasulye, salatalık, kabak ocaklarında usta kazmalarla iyice ufalanmış toprakla kül ve gübre özenle karıştırılır.
Yeni doğmuş bir bebeğe hazırlanan kundak gibidir sebze ocakları. Her avuç toprak, büyük bir bolluğun anası olarak düşünülür. Toprağın içinden taş, çer çöp, ne varsa ayıklanır. Tohumlar, besmeleyle toprağın koynuna bırakılır. Toprak ana, tohumu bereketli göğsünde besler.
Günler geçmek bilmez. Çocuklar günde birkaç kez salatalık ocaklarına gider, bakar yeşermiş bir tohumu görmek umuduyla. İlk yeşertiler akşam yemeklerinin konusu olur. Yüzler güleçtir tüm ailede.
Kabakların kocaman sarı çiçekleri göründüğünde doyulmaz bir görünüm ortaya çıkar. Salatalıklar, fasulyeler diplerine dikilen sırıklara aşkla sarılırlar. Onların ki özlemle kucaklaşmadır, doğa ananın koynunda.
Baharla birlikte doğa canlanır. Erik, armut, kiraz, vişne ve elmalar birbirleriyle yarışırlar çiçeklenmek için. Erik birinciliği kimseye kaptırmaz. Baharın müjdecisidir. Bazen yanılır, erkenden çiçeklenir. Aldanır güneşe. Oysa kış bitmemiştir daha. Bir mart karı erik çiçeklerini yakar. Meyvesiz kalır güzelim erik ağaçları.
Bir sabah kalkar bakarsınız ki ağaçlarda çiçekler meyveye durmuştur. Sebzeler, şenlenmiştir. Çocuklar da büyükler de merak içinde tarladaki sebzenin, ağaçtaki meyvenin olgunlaşmasını bekler.
Köyde yaşayanlar için en heyecan verici an, mevsimin ilk meyve ve sebzesinin olgunlaştığını gördüğü zamandır. İlk olgunlaşan sebze ya da meyveyi görüp tadan kişi ise çok şanslıdır. Takipçiliğin, gözlemciliğin, sabrın sonunda ilk meyveyi ya da sebzeyi yemek ona nasip olur. Bu hak, önemli bir ödüldür. Böyle bir ödülü kazanan çok mutludur.
İlk olgunlaşan ürünü gören “Müjde!” diye bağırır. Gördüğü meyve ve sebzeyi kopararak bahçe sahibinin yanına gelir. Ürünün sahibi, “Çeşin helal!” der. Yani ürünü, yiyene helal eder. “Çeşin”, “çeşni” demek, “tadımlık, tatmak” anlamındadır.
Mevsimin ilk meyvesini, komşusunun yemesi karşısında duyulan sevinç tarif edilemez. Paylaşmanın, ikramın verdiği gurur büyük bir mutluluk kaynağı.
Yıllar geçtikçe o güzelim köyler terk edildi. Emek, beş para etmez oldu. Meyvelerin ikram edileceği komşu bile kalmadı neredeyse. Coşku ve mutlulukla “Çeşin helal! Diyecek insanları aramakta Doğu Karadeniz’in rüzgârlarla soluklanmış, yağmurlarla bereketlenmiş köyleri.

                                      Adil Hacıömeroğlu                                                                                                                                        2 Ocak 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder