14 Şubat 2014 Cuma

YÜREK ÇAĞLAYANIN AKTIĞI YER


Durgun, küçük derecikler sessizce akar nehre. Dereler besledikçe nehir coşar, yatağına sığmaz olur. Aşılmaz engelleri aşar. Dağları deler, vadiler yaratır kendine. Dağ çiçeklerinin kokusunu ovalara taşır. Ovanın bereketini de denizlere.
Coşkun akan bir nehre gem vurulmaz, önüne set çekilmez. Bentler yapılsa da akışını durdurmak için, işe yaramaz. Nehrin coşkusu, içinde sakladığı güç bentleri aşar kavuşur denizine.
Dağlardan kopup gelen bir nehir, içinde olağanüstü bir erke taşır. Sınırsız bir kavuşma isteğiyle akar yatağında. Onu, denize kavuşmak dinginleştirir. Denizine bin bir türlü çiçekle koşar. Kavuşma isteği, bin bir damlaya ayrılır. Her damla, bir sevda yükü taşır omuzlarında. Damlalar, omuzlarındaki yükün ağırlığını hissetmez bile. Bu nedenledir ki damla, uzaklara serpilse de dingin bir arzuyla süzülür ana gövdeye.
Arılar, en güzel balları nehrin suyuyla beslenen çiçeklerden yapar. Onun içindir ki sevgili bal dudaklıdır.
En güzel, iç serinletici rüzgârlar nehir yataklarında eser. Cennet çiçeklerinin kokusunu getirir denizine. Bunun içindir ki âşık koynundaki yar, en güzel kokar.
Nehir bin bir türlü pınarla beslenir. Her pınar, bir aşk iksiri sunar ana gövdeye. Âşıkların damarlarındaki hızlı kan akışının her geçen gün daha çok artması bundandır.
Nehri besleyen derelerin bazıları volkanların delişmen közlerini sürükler sabırla. Bundandır ki yüreğe giren ateş bir türlü sönmez, söndürülemez.
Birbirinden güzel kelebekler, kuşlar kanat çırpar sularının üstünde. Kendi renklerini yansıtır suya onlar. Her su damlasında onların kanat çırpıntısı, yürek çarpıntısına dönüşür. Bu nedenledir ki âşık olanın yürek atışı, hızlıdır.
Her sabah gün ışığı ilk kez nehrin sularında yansır. Akşama değin bin bir renge girer sular. Ay, geceleyin suda görür aksini. Yârin yüzü bunun için güneş gibi aydınlık, ay gibi güzeldir.
Su kıyısındaki ağaçlarda her mevsim kuşlar şakır. En güzel şarkıları suya söyler onlar. Yârin sesi, bunun için şakırdar her ağzını açtığında. Dil konuşmaya başladığında dişler, piyanonun tuşlarına dokunur gibi olur yâr. Sonsuz bir ezgidir, kulakta sesi. Sonsuza dek dinlense de her seferinde daha çok zevk veren bir ezgi...
Nehir, denizine kavuşmak için bazen ivedi davranır. Yüksek kayalardan atlar. Çağlayan olur kayalıklarda. Çağıl çağıl, köpük köpük, damla damladır. Çağlaması, sesli bir fısıltı gibidir, ardı arkası kesilmeyen. En güzel sözcükleri fısıldar denizinin kulağına. Deniz coşar, dalga dalga olur. Köpüklerden duvak yapar başına. Nehrin tatlı suları, akar denizin köpüklü, dalgalı kıyısından içeriye doğru. Yüzgörümlüğü dağ çiçeklerinin kokusu, kuşların şakırtısı ve en güzel ballardır.
Sevda, yürek çağlayanının sesidir. Bir yürek çağlamaya görsün, dinmez rüzgârların tutsağı olur. Yürek çağlayanı, denizine kavuştuğunda bayramdır her ikisine de. Kavuşmanın günü mü olur? Çağlayan akacak durmaksızın, dört mevsim, her gün, her saat, her dakika, her saniye...
                                                 Adil Hacıömeroğlu
                                                14 Şubat 2014





2 yorum:

  1. mükemmel... yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Sevi ; insanın yüce duygusudur. Bu yazıda doğal güzelliklerden süzülen çağrışımlarını bulmaktadır. Coşkun ırmakların denize , sevgiliye kavuşma ereğiyle , geçtiği yerlerin çiçek kokularını taşıması ; arıların en güzel çiçeklerden sevgili gibi tatlı bal üretmesi ; yanardağ'ın , âşık kalbinin yanışı gibi lav püskürtmesi ; ağaçların , kuşların sevi rengini yansıtması v.b... 14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ için güzel anlatımlı , coşkulu akan bir yazı bu. Teşekkürler Sayın A. Haciömeroğlu ; yüreğinize sağlık! ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil