10 Nisan 2014 Perşembe

AKP’NİN 17 ARALIK STRATEJİSİ


17 Aralık sabahı başlayan rüşvet ve yolsuzluk operasyonu ilk başta AKP yönetimini şaşırttı. Ne yapacaklarını, ne diyeceklerini bilemediler bir süre. Hatta AKP yöneticilerinden doğru dürüst açıklama bile yapılmadı kamuoyuna. Herkes kendi derdine düştüğünden bir süre üst yönetim arasında ilişki bile koptu diyebiliriz.
İçişleri bakanlığına bağlı polisler, bakanın oğlunun evini arayıp para kasalarına el koymaktayken bile Bakan Bey, ne olduğundan haberdar değil. Günün ilk yarısında hükümet duruma egemen değildi. İktidar böyle de muhalefet nasıldı? Muhalefet de durumu tam olarak kavrayamadı. Sandılar ki akşama, hükümet istifa ederek çekilir. Cemaat’in komplolardan gelen gücü muhalefetin başını döndürdü. Bu gücün karşısında iktidarın fazla dayanamayacağı düşüncesi, muhalefet sözcülerinin tavırlarında görülmekteydi. Zaten bu süreçte muhalefetin geliştirdiği strateji, Cemaat’in gücüne dayalıydı. Kısacası muhalefete göre Cemaat, AKP’yi yıpratacak; onlar da iktidar partisine karşı güçlenecekler.
AKP’nin şaşkınlığı uzun sürmedi. Bunda muhalefetin tavrı önemli rol oynadı. Muhalefetin Cemaat operasyonlarına tam desteğini gören AKP, kendi stratejisini ortaya koydu.
AKP, öncelikle Cemaat operasyonlarının dış destekli olduğunu öne çıkardı. Gülen’in ABD’de yaşaması, bu savı destekledi. Türkiye halkının en nefret ettiği ABD ve İsrail’i Cemaat’in dış desteği olarak ortaya koyarak RTE, toplumdaki antiemperyalist yönelimi kucaklamaya çalıştı. Konu emperyalizme karşı mücadele olduğuna göre bunun adı da “İstiklal Savaşı” olmalıydı. İşte, RTE’nin beyazcamlara çıkıp “Cemaat’e ve dış destekçilerine karşı yeni bir İstiklal Savaşı verdiklerini” söylemesi, operasyonun etkisinin kırıldığı andır. Bu sav, İstiklal Marşı ve bayrağın yer aldığı reklamlarla pekiştirildi. AKP, hakkı olmadığı halde 1919 değerlerini sahiplenerek Cemaat kuşatmasını savdı. Nedense YCHP yönetimi, 1919 ruhunu köhnemiş bulduğunu sık sık açıklamaktaydı.
Cemaat’in peş peşe ses kayıtları açıklaması toplumda ters tepti. Topluma, “Benim seçtiğim hükümete karşı dış odaklarca ses kayıtları yoluyla komplo kuruluyor.” düşüncesi egemen oldu. AKP’den kopmakta olan seçmen kitlesi, dış destekli olduğunu düşündüğü bir siyasal operasyon karşısında hükümetini savunma refleksi gösterdi. Hükümetine ve AKP’ye sahip çıktı.
Yolsuzluklara gelince... AKP’ye oy veren seçmenlerin büyük bir çoğunluğu, hükümet üyelerinin yolsuzluk yaptığına inanmakta. Ancak bu yolsuzlukların hukuk çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğini düşünmekteler. 30 Mart öncesi ve sonrasında AKP’ye oy veren birçok yurttaşla konuştum. Onlara: “Neden AKP’ye oy veriyorsun?” sorusunu yönelttim. Hemen hepsinin yanıtları benzerdi. Dışa karşı milli bir refleksti asıl neden. CHP ve MHP yönetimlerini de bu noktadan suçlamaktaydılar. Birçok yurttaş CHP ve MHP’nin tavrı için “Kendi düşünceleri ve uygulayacakları projeleri yok, Cemaat’in dış desteklerinin kuyruğuna takılıyorlar.” demekteler.
Ne gariptir ki Cumhuriyet’i kuran, ulusal bağımsızlığımızı kazanmamıza öncülük eden CHP ile milliyetçiliği dilinden düşürmeyen MHP; iktidarın yaptığı bir algı operasyonuyla dış odakların yanında gösterildi. Bu algı operasyonuna karşı CHP ve MHP yönetimleri ne yaptı? Hiçbir şey...
CHP ve MHP yönetimleri umutlarına tamamen ses kayıtlarına bağladılar. Cemaat, AKP’ye vuracak, muhalefette güçlenerek seçim kazanacak. Anlaşılacağı üzere seçim başarısını kendi çalışmalarına değil de Cemaat operasyonlarına bağlayan bir muhalefet...
CHP yönetimi, kendi parti tarihinden gelen gücünün farkında değil. Dün AKP’ye kalem sallayan kimi köşe yazıcılarını CHP’nin seçim otobüsünün üzerinde görmek iç acıtıcı. Yıllardır AKP değirmenine su taşıyan sözde aydınlar, CHP’ye iyi rüya görürler mi?
Cemaat ve AKP, Cumhuriyet’imizi yıkarken ulus devletimizi parçalamanın eşiğine getirirken ABD’den sonsuz destek aldılar. CHP, halka bunu anlatmalı. AKP’nin ABD ve İsrail’le kol kola girerek Türkiye’yi nasıl Ortaçağ karanlığını ittiğini, Ortadoğu’yu nasıl kan gölüne döndürdüklerini anlatmalı.
AKP’nin algı operasyonunun rüzgârına kapılarak birtakım liberal yazıcıların yönlendirmesiyle kuru yaprak misali sağa sola uçuşarak politik başarı kazanılmaz. Önce kendi gücüne güvenmeli CHP. Kendi gücüne, tarihine, adaylarına güvenerek halkı kucaklamalı 1919 ruhuyla.
                                                           Adil Hacıömeroğlu

                                                           10 Nisan 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder