14 Nisan 2014 Pazartesi

CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI


Yerel seçimler yapıldı, sıra cumhurbaşkanı seçimine geldi. 30 Mart’tan itibaren kamuoyunda adaylık tartışmaları aldı yürüdü. Yandaş ve merkez medya şimdiden iki adaya odaklanmış durumdalar: Gül ve Erdoğan...
Yandaş ve merkez medya sanki AKP adayının kazanması garantiymiş gibi cumhurbaşkanı seçiminin Gül ile Erdoğan’ın kendi aralarında anlaşmasıyla olup biteceği izlenimi yaratmaktalar. Hani, Türkiye’de sandık vardı? Millet iradesi her şeyin üstündeydi hani?
AKP yandaşlarına göre millet iradesi, Gül ve Erdoğan’ın iradesi. Onlar, kendi aralarında karar verdiler mi iş tamam. Köşk’e oturacak kişi, sandıktan değil, bu iki zat-ı muhteremin dudakları arasından çıkar. Millet de bu karara uyar.
Aslında AKP yöneticileri “millet iradesi” diye diye milleti, iradesiz duruma getirmekteler. Milletin kararını, AKP lideri belirlemek istemekte. Basın propagandasıyla yurttaşları koşullandırmaktalar. Anlayacağınız millet iradesine ipotek koymaktalar.
AKP, cumhurbaşkanı adayı konusunda yoğun bir biçimde çalışırken muhalefet ne yapmakta? Muhalefet, bu konuda ne yazık ki ne yapacağını bilmiyor. Her zaman olduğu gibi seçime beş kala kazanma olasılığı zayıf bir aday gösterirler ve Köşk’ü altın tepside AKP’ye sunarlar.
Atatürk’ün Çankaya’sını AKP işgalinden kurtarmak için ne yapmalı? Muhalefet kimi aday göstermeli?
Öncelikle şu anda basında adları ortaya atılan ve muhalefetin desteklediği söylenen cumhurbaşkanı adaylarından hiçbiri kazanmak için yeterli değiller. Bu adaylardan birinin gösterilmesi durumunda AKP adayı, seçimi çok rahat kazanır.
AKP’nin gerileyeceği, yenileceği, iktidardan düşeceği seçim cumhurbaşkanlığı seçimidir. Konuyu muhalefet çok ciddiye almalıdır. Öncelikle hem halkın geleceği ile ilgili hem de Cumhuriyet için muhalefet sorumlu davranmalı. AKP destekçisi köşe yazıcılarının, dünyadan habersiz sözde liberal aydınların önerilerine kulak asmamalı. Çünkü bu kişilerin önerileri muhalefeti kaybettirip AKP’nin yolunu açmak içindir.
Muhalefet, doğru aday gösterdiğinde seçimi kazanır. Köşk’e Cumhuriyet değerlerine bağlı bir cumhurbaşkanı oturur. Bu adayın nitelikleri ne olmalı?  Öncelikle aday gösterilecek kişi, Cumhuriyet değerlerini ve yaşam biçimini özümsemiş ve yaptığı çalışmalarla toplumun güvenini kazanmış olmalı. Siyasetten gelmeli. Ancak bu kişi, siyasetin yeniklerinden değil; galiplerinden olmalı. Siyasal yaşamında yenilgisi olmamalı. Yalnız üyesi olduğu partinin gücüne dayanarak değil, kendi gücüyle de seçimlerden utkuyla çıkmalı.
Cumhurbaşkanı adayı olacak kişi, yönettiği yeri marka durumuna getirmiş biri olmalı. Hem ulusal hem de uluslar arası saygınlığı olan bir cumhurbaşkanı adayına kim oy vermez ki? Cumhurbaşkanı adayı, halkın değerlerini iyi bilmeli. Tarih, kültür, sanat, siyaset, edebiyat, bilim, teknik konularında bilgili olmalı. Üretken, yaratıcı örnek bir insan yakışır Çankaya’ya.
Evet, yukarıda saydığım ve yer darlığından sayamadığım birçok özelliğin olduğu cumhurbaşkanı adayım Prof. Yılmaz Büyükerşen’dir. Neden mi?
1999’dan beri seçimlerde yenilmemiştir. Partisi DSP, yüzde bir buçuk oy alıp çöktüğünde Yılmaz Hoca, yüzde elliyi aşkın oy alarak belediye başkanlığı koltuğunu korudu. Daha sonra girdiği iki seçimde de partisinden daha çok oy aldı. Her türlü siyasal görüşün oy verdiği biri oldu Yılmaz Hoca.
Bugün dünya çapında kaç kentimiz marka değeri taşır? Tabi ki Eskişehir başta gelir. Her gün onlarca tur otobüslerinin uğrak yeridir Eskişehir. Yönettiği kentte istihdam yaratan ender belediye başkanlarındandır. Üstüne üstlük bir Cumhuriyet beyefendisidir.
Prof. Yılmaz Büyükerşen’e hem CHP hem de MHP tabanları tam destek verir. AKP tabanından önemli bir destek alır. BDP’nin modernleşmeci laik kesiminin de oy verebileceği biridir.
CHP, şapkadan tavşan çıkarmayı bırakıp kendi değerini fark etmeli. Seçim yenilgileriyle siyaset mezarlığında olan kişilerden medet ummasın. Geçmişin iflas etmiş sağ politikacılarını parlatmaya çalışmasın. Onları parlatacak zımpara da cila da bulunmaz. Hele yaşamı boyunca girdiği her seçimde yenilmiş kişileri gündeme bile getirmesin. Bu süreçte Cemaat tuzağına da düşmemeli CHP, 30 Mart’ta olduğu gibi.
MHP yönetimi, sorumlu davranmalı. Parti çıkarlarını bir kenara itip Türk Milletinin geleceğini ön planda tutmalı. Çünkü Cumhuriyet değerlerini savunan birinin Çankaya’ya çıkması tüm bölücü planları iflas ettirir.
Milletin birliği, vatanın bütünlüğü hem CHP’nin hem de MHP’nin önceliği olmalı. Vatan varsa partiler olur. Millet varsa siyaset yapılır. Halk varsa yaşam sürer. Cumhuriyet olursa adam gibi, başı dik yaşanır bu cennet vatanda.
Atatürk’ün dediği gibi: Cumhuriyet fazilettir. Atatürk’ün koltuğuna da erdemli kişiler yakışır.
                                                                       Adil Hacıömeroğlu
                                                                       14 Nisan 2014


4 yorum:

  1. Adil Bey,

    Ben de bu değerlemenize katılırım.

    Saygılarımla,

    Şeref EREN

    YanıtlaSil
  2. Cumhurbaşkanlığı ; AKP açısından bakınca ATAMAYA dayalı bir kurum gibi gösteriliyor halka . AKP karar verecek ; halk da seçim sandığında bu kararı onaylayacak. Bu arada muhalefetin ne yapmakta olduğu bilinmiyor. Zaman geçecek , kısacık bir süreye sıkıştırılacak muhalif aday nasıl propaganda yapabilir ? İşte bu noktada Sayın A. Haciömeroğlu , Türkiye'de saygınlığını kanıtlamış olan Eskişehir belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen'in adaylığını öneriyor. Büyükerşen ; Atatürkçü , cumhuriyet değerlerine bağlı , bütünleştirici kişiliği ile yurtseverlerin , demokratların heyecanla karşılayacakları bir kişilik sahibidir. Burada kendi adıma birkaç söz : Ülkemizde SOLCU kavramını , hâlâ dini inançtaki '' SOLDA OLAN MELEK GÜNAHLARI YAZAR ; solculuk , günahkârlıktır '' savsatasına bağlanıyor ve ülkemizin büyük kesiminde bu sapkınlık kasıtlı olarak yaygınlaştırılmıştır ( öğretmenliğimde çeşitli yörelerden gözlemlerim bu ; bir yıl öncesinde de Doğu bölgesinde aynı görüşün değişmediğini , sürdüğünü gözlemledim ; Hulki Cevizoğlu da bir TV konuşmasında bu anlamda sözleriyle dikkatimi çekti.). Sağ söylemi olan partiler ve siyasetçiler , bu savsataya bağlı olarak epeyce oyu çantada keklik olarak görüyorlar. İşte bu noktada , SOLCU diye nitelendirilecek Büyükerşen'in kazanması öyle kolay olamayacak kanısındayım. Bunu söylerken , içten üzüntü duyuyorum elbet ; ama AKP' den kurtuluş önceliğimiz olacaksa , bu yolun Sayın Büyükerşen'le çıkmazda olacağı kanısındayım. Sayın A. Haciömeroğlu dostumuzun bu yürekli çıkışına saygı duymaktayım ; kendi adıma endişemi belirttim. Yanılmış olmayı çok isterim. Teşekkürler !.. ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil
  3. Benim adayım Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk 'tür.Sn.Öztürk ' ün bakış açısı dinciliğin panzehiridir.AKP biter, dincilik bitmez.7 senelik zaman dilimi bir ülkenin tarihinde çok önemli bir süre değildir. 7 sene sonra, dincilik daha da güçlü ve kurnaz bir aday çıkartır.O zamanda herkes eşek düşmüşe döner ama iş işten geçer.
    Sn.Öztürk , cumhuriyet ve İslam Değerlerini zihinlerde ve yürekler de birleştirdi. Cumhurbaşkanlığı için Türkiye ' nin ona ihtiyacı var...

    YanıtlaSil
  4. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Yılmaz BÜYÜKERŞEN bu görevi başarıyla yerine getirebilir. Kendisine güvenimiz tam.

    YanıtlaSil