5 Mayıs 2014 Pazartesi

50.CUMHURBAŞKANLIĞI TÜRKİYE BİSİKLET TURU


Cumhurbaşkanlığı bisiklet turu, 27 Nisan 2014 günü Alanya-Alanya etabıyla başladı. İlk günden beri tüm etapları televizyondan izledim. Son etap olan İstanbul-İstanbul’u da bitiş çizgisinde izleme fırsatı buldum.
Çocukluğumdan beri Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turuna ilgi duyarım. Yıllardır sürdürülen uluslararası bir spor organizasyonu. Türkiye’nin yüz akı bir spor geleneği bu. Böyle yarışmalar ülke tanıtımı için bulunmaz fırsat. Özellikle turun yapıldığı iller, ilçeler bu fırsatı çok iyi değerlendirmeli.
Ne yazık ki spor basınının futbol dışındaki yarışmalara ilgisi çok az. Uluslararası bir bisiklet turunun spor basınında yer bulamaması çok ilginç. Böyle olunca da yurttaşların, özellikle gençlerin ilgisi çok alt düzeyde kaldı bu yarışmada. Dünya çapında şampiyon bisikletçiler katılıyor bu yarışmaya her yıl. Bu yıl yirmi takım katıldı bisiklet turuna. Bunlardan yalnızca birisi Türk takımı: Torku Şekerspor...
Basın ilgisiz olur da iş dünyası ilgili olur mu bisiklet sporuna? Olmaz tabi ki... Türkiye’de futbol dışındaki sporlar iş dünyasının ilgisine gereksinim duymakta. Spora ekonomik yatırım gerekmekte. Bu nedenle spor, bir sosyal sorumluluk alanı görülerek işadamlarının desteklerini beklemekte. Genç nüfusun yoğun olduğu ülkemizde spor, bir istihdam alanı olarak da düşünülmeli.
Basın ilgisiz, işadamı duyarsız... Siyasetçi nasıl? Siyasetçi, usulen işin içinde. Cumhurbaşkanı Gül, ilk etapta açılışta vardı. Ancak bitişte yoktu. Oturduğu orunun adına düzenlene bir yarışmada alınteri akıtan, emek harcayan, dağları tepeleri aşan, yağmura direnen, sıcağa dayanan sporcuların sevincine ortak olmalıydı Sayın Gül. Günler öncesinden belli olan yarışma programına göre ayarlamalıydı kendini Abdullah Gül. Ülke açısından bu denli önemli olan ve tanıtım fırsatı yaratan bu bisiklet turunun kapanışını yapmak önemli bir ulusal görevdi.
İstanbul-İstanbul etabı için erkenden kalktık. Kahvaltımızı yaptıktan sonra televizyonun karşısına geçtik. Sultanahmet’ten başlayan yarışmayı izlemeye koyulduk. Bisikletçiler, sahil yoluna indiler. Buradan Boğaziçi Köprüsü’ne yöneldiler. Sırasıyla Fatih, Beyoğlu ve Beşiktaş ilçelerinden geçtiler. Halkın ilgisi yok denecek kadar azdı. Sporcular, Anadolu yakasına geçtikten sonra evden hızla çıktık. Önce Bağdat Caddesi’ne gittik. Cadde, kalabalık değildi. Bir Pazar sabahının mahmurluğunda geçti bisikletçiler oradan. Önümüzden son bisikletçi de geçince sahile indik. Sahil, her zamanki gibiydi. Yarışı izlemeye gelenler çok azdı. Bitiş çizgisine yaklaştıkça kalabalık artmaktaydı. İzleyicilerin çoğu sabah yürüyüşüne gelenlerden oluştuğundan neredeyse kimsenin elinde bir bayrak bile yoktu.
Yarışın önemli bir bölümü Kadıköy sınırları içinde geçti. Varış çizgisinde Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu’na rastladık. Gösterişsiz bir durumdaydı. Şimdiye kadar gördüğümüz siyasetçi tipinden uzaktı. Yanında gereksiz, kuru kalabalık ve çevresinde “Başkanım! Başkanım!” diye dolaşan dalkavuk takımı yoktu. Abartılı koruma ordusu da bulunmuyordu yanında. Çağdaş bir yöneticinin yapması gerektiği gibi halkın içindeydi. Bu görüntüsüyle siyasete yeni bir tavır getirmekte Nuhoğlu. Bu tavrın örnek olmasını dileyelim.
Halkın, bisiklet yarışına ilgisinin azlığından söz ettik. Bu konuda halkı bilgilendirmeyen medya ve Spor Bakanlığı baş sorumludur. İBB, böylesine bir kent tanıtımını ıskalamıştır, tıpkı Antalya, Muğla, Aydın, İzmir belediyeleri gibi. Küçük bir yatırımın açılışı için yere, göğe reklam afişi asan belediyeler, iş Türkiye’nin uluslararası tanıtımına gelince reklamı unuttular ne yazık ki... Seçim zamanı onlarca araçla gereksiz anonslarla, müzik yayınlarıyla gürültü kirliliği yapanlar; bir tek araçla bisiklet turunu duyurmadılar halka.
Yarış, Şaşkınbakkal sahilinde bitti. Ödül töreni sırasında İstanbul Valisinin yuhalandığını söyleyelim unutmadan.
Gelecek yıl, tur etaplarının geçtiği tüm belediyeler omuz vermeli yarışmaya. Halkın ilgisini çoğaltmak için ne gerekiyorsa yapmalılar. Kent demek yalnızca inşaat ve arabalar değil. Kentin içinde spor da var, kültür de. Spor izleyiciliği, bir kültürdür.
Yeni seçilecek Cumhurbaşkanı da spora ilgi göstermeli. Hele bir yarışma kendi adına yapılıyorsa onu kucaklamalı sonuna kadar. “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.” özdeyişini, bir kez olsun usundan çıkarmaz. Bir cumhurbaşkanının ülkesinin tanıtımından daha önemli ne görevi olabilir ki?
                                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                                       5 Mayıs 2014

1 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı. Kaleminize sağlık Sn. Hacıömeroğlu. Tabii rant sağlayan bir spor değil bisiklet sporu. Futbolla yapılan cebelleşme gibi olmuyor maalesef. Spor gelişmişliğin en güzel göstergesidir. Bizler de ilgilenmeyerek gelişmişlik derecemizi ortaya koyduk böylelikle. VATANSEVER

    YanıtlaSil