30 Kasım 2014 Pazar

TUNCELİ’Yİ BIRAK, SARAYBURNU’NA GEL


Başbakan Davutoğlu, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin Dersim isyanı konusunda söylediği sözlerden çok rahatsız oldu. Özellikle Seyit Rıza’ya “terörist” demesi, Davutoğlu’nun ağırına gitmiş olmalı. Bahçeli’ye “Bu sözlerini Tunceli’de söyleyebilir misin?” dedi başbakan. Bahçeli de Tunceli’ye giderek aynı sözleri orada da söyledi.

Davutoğlu’nun tıpkı ustası RTE gibi iki de bir muhalefet partilerini kışkırtarak bazı illerimize gidemeyeceklerini söylemesi büyük bir kışkırtmadır. Eğer bir muhalefet ya da iktidar lideri Türkiye’nin bir iline özgürce gidemiyorsa bu iktidarın suçudur.

Devlet Bahçeli ve partilileri, Tunceli’ye büyük bir koruma ordusuyla gittiler. Adeta kuş uçurtulmadı. Tıpkı cumhurbaşkanı ve başbakanın ziyaretlerinde olduğu gibi. Güvenlik güçlerinin basireti, Tunceli halkının sağduyulu davranışı büyük olayları önledi.

Bir ülkede seyahat özgürlüğü yoksa demokrasiden söz edilebilir mi? Türkiye’nin bazı illerine etnik kökenleri ya da görüşleri farklı yurttaşlar, gidemiyorsa bunun sorumlusu iktidardır. Bazı illerimizde hükümet, kamu güvenliğini neredeyse tamamen bölücü örgüte terk etmişse bunun sorumlusu başbakandır.

Bahçeli’nin Tunceli’ye gitmesi, Davutoğlu’nu tatmin etmemişe benziyor. Bu kez Hakkâri’ye gitmesini istiyor MHP Genel başkanından. Anlaşılacağı üzere kışkırtma tüm hızıyla sürdürülmekte başbakanca.

Bizim de yurttaş olarak başbakan ve ustası RTE’den bir isteğimiz var. Binlerce kişiden oluşan koruma ordusu olamadan Taksim Meydanı’nda yürüyebilir misiniz? Koruma ordunuz olmadan Boğaz’da ya da İstanbul’un herhangi bir yerinde bir öğün yemek yiyip çay içebilir misiniz?

RTE ve Davutoğlu’ndan isteğimiz yalnızca İstanbul’la ilgili değil. Ankara’da sabahleyin koruma ordunuz olmadan konutunuza en yakın fırından ekmek almaya gidebilir misiniz?

İzmir’de Kordonboyu’nda eşlerinizle el ele tutuşup gezebilir misiniz?

Koruma ordunuz olmadan Türkiye’nin her hangi bir parkında, kahvehanesinde ya da meydanında partinizin politikalarını beş dakika savunabilir misiniz?

Büyük illeri geçtim. En çok oy aldığınız illerde korumasız dolaşabilir misiniz özgürce? Erdoğan memleketi Rize’de, doğup büyüdüğü Kasımpaşa’da korumasız sokağa çıkabilir mi?

Ey Davutoğlu, sen memleketin Konya’da Mevlana Müzesine yürüyerek gidebilir misin? Hodri meydan! Kışkırtmayı bırakın da neden sokağa çıkarken koruma ordusuna gerek duyduğunuzu açıklayın. Üstelik her geçen gün koruma ordunuz büyümekte. Acaba neden?

Erdoğan ve Davutoğlu’na çağrımdır. Gelin, Sarayburnu’nda oturup çay içelim Boğaz’ın, Haliç’in, Marmara’nın eşsiz güzelliğini seyrederek. Üstelik Atatürk’ün saraylara sırtını dönüp Anadolu’ya baktığı heykeli de var orada.

Korkmayın çaylar benden... Helalinden kazandığım emekli maaşımdan ödeyeceğim çay paralarını. Hadi, buyurun!
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           30 Kasım 2014




2 yorum:

  1. RTE ; duyarlı anlardaki duyarsız kışkırtmalarıyla dikkat çekerdi ; camide içki , türbanlıya darp ,muhaliflerein etnik , felsefi özelliklerini aşağılama gibi iftira ve sataşmaları bilenen yönleridir. Davutoğlu da RTE eliyle tahta oturtulduğundan , RTE'ye borcunu öder gibi onun izinden gidiyor. İftiraları , karalamaları , kışkırtmaları aynı dozda sürüyor. Devlet Bahçeli'yi kışkırtıp , gittiği Tunceli'de kargaşa çıkarması bu kapsamdadır. Yetmedi ; bir de Hakkari'de aynı kargaşa çıksın diye Bahçeli'nin oraya gitmesini istiyor. Devleti yöneten kişilerin kışkırtıcılığı insanın kanını dondurur . Bu kişiler her yurttaşın yurdun her yerinde serbest ve rahat gezebilmelerini sağlamakla sorumludur. Bu sorumluluğu duymadan bir de çatışma ortamı yaratmaktır Davutoğlu'nun yaptığı. Konunun ayrıntlı anlatımını bize sunan Sn. A. Haciömeroğlu'na teşekkürler !
    ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil
  2. Neden şöyle bir tartışma yapılmıyor? Şu ilin genci en iyi üniversiteye gidebilir de bu ilin genci, şu sebeplerden ötürü ilkokul dan öteye geçemez? Böyle bir tartışma yapıcıdır ve Türkiye kazanır. Halbuki kışkırtıcıların amacı yapmak değil yıkmak, yıkıldıktan sonra da enkazdan akılsıra bir pay kapmak. Hiç düşünmüyorlar ki Cumhuriyet değil yıkılmak çizik bile alsa oturdukları haram sarayların altında kalırlar.

    YanıtlaSil