23 Şubat 2015 Pazartesi

SEN, KİMİN TOPRAĞINI KİME VERİYORSUN?


AKP Hükümeti, Suriye’deki Türk toprağı Süleyman Şah Türbesini boşalttı. Bu geri çekilme, başarı gibi sunulmakta kamuoyuna. Cumhuriyet tarihinin en büyük siyasal başarısızlığından da Davutoğlu gibi yapay bir kahraman yaratılmak istenmekte.

Süleyman Şah’ın mezarı, Fransa ile yapılan 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşmasıyla Türkiye toprağı sayıldı. Bu antlaşma imzalandığında yurdun büyük bölümü işgal altındaydı. Henüz Türk devletinin sınırları belli değildi; ama Suriye’deki ata yadigârı bir toprak parçası karşılıklı bir antlaşmayla kazanılmıştı. Herkesin anlayacağı bir biçimde söylemek gerekirse İstanbul, İzmir, Edirne, Kars, Muğla, Çanakkale, Bursa, Uşak, Aydın, Antalya,, Denizli, Hatay, Boğazlar... ve Mersin’in ne olacağı belli değilken Süleyman Şah’ın mezarının egemenlik hakkı Türkiye’nin olmuştu. Bu nedenle bu vatan parçasının tarihsel, simgesel değeri Türk Ulusu için büyüktür. Tabi anlayana...

1921 Ankara Antlaşması, TBMM hükümetinin büyük başarısıdır. Bu antlaşmayla emperyalist bağlaşma parçalandı. Sovyetler Birliği’nden sonra Fransa ile de düşmanlık bitti, dostluk başladı. Güney sınırlarımızı kabaca çizen bu antlaşma bağımsızlığa giden yolda önemli bir dönüm noktasıdır.

Suriye, uluslararası antlaşmalar gereğince egemen bir devlettir. Sınırları bellidir. Şu anda Suriye’nin yasal temsilcisi Esat yönetimidir. Şam yönetiminin izni olmadan ülke topraklarına yapılacak her müdahale yasadışı tecavüzdür. AKP Hükümetinin, askeri bir operasyonla Türbe’yi boşaltması uluslararası hukuka aykırıdır. Bu nedenle Suriye topraklarına yapılan bir askeri eylemden Şam yönetimi önceden bilgilendirilmeliydi.

Bugün Suriye’deki karışıklığın birinci kışkırtıcı suçlusu ABD ise ikincisi de AKP’dir. Bu karışıklığın en çok zarar verdiği ülke de Türkiye’dir. Uzun vadede de yine en çok zararı Türkiye görecek bu durumdan. Doksan dört yıldır vatan toprağı olan bir yer terk edilmiştir.

Türbe’yi boşaltan askeri birlik, YPG/PKK bölgesinden geçerek Suriye’ye gitmiştir. Yol boyunca IŞİD’in kontrol ettiği topraklardan ilerlemiştir konvoy. Her iki terörist grubun da Türk birliğine ateş etmemesi ilginçtir. Harekâttan her iki terör grubunun da önceden haberdar olması güçlü bir olasılık. Anlaşmalar karşılıklıdır. AKP Hükümeti, bunun karşılığında YPG/PKK ve IŞİD’e ne vermiştir? Hangi güvence, iki terör örgütünü orada seyirci kılmıştır?

TSK’nın (AKP ve Cemaat’in tüm darbe, kumpaslarına karşın) bölgede hala caydırıcılığının yüksek olduğu tartışılmaz bir gerçek. Ancak gece vakti yapılan bir harekâtta riskler de çok büyük.

Şimdi, gelelim türbenin taşınmasına...

Yandaş ve merkez medya naaşların, “manevi değerlerin” taşındığından söz etmekte. Öncelikle şunu belirtelim ki sandukaların içinde Süleyman Şah ve iki askerinin naaşları yok! O sandukalar simgeseldir. İslam inanışına göre gömülen kişilerin naaşları tabutlarda bekletilmez.

“Manevi değerlerin taşınması" konusuna gelince... Hem de manevi değerler, çelik koruyucularla taşınmış. Bu kadar anlamsız, yanlış bir anlatım olamaz. TV’ler şaşkın ördek örneği, AKP’nin bu yanlışını aklayacaklar ya akılları sıra ne dediklerinin farkında değiller. “Manevi değerler” adından belli manevidir. Yani soyuttur. Bunlar, eşya değil ki çelik kutulara konulup taşınsınlar.

“Efendim, bayrağımız hiç inmemiş. Anında Suriye Eşmesi adlı köyde hemen göndere çekilmiş.”Antlaşmalarla senin olan toprakta şu anda bayrağın var mı? Yok! Kimi kandırıyorsunuz böyle sözlerle?

Türkiye sınırına sıfır kabul edilebilecek bir yer çevrilerek türbe yapılacakmış. Peki, bu işte Suriye’nin rızası var mı? Yok! O zaman işgalci durumuna düşer Türkiye? Daha önce Türbe’nin yerinin iki kez değiştirildiğini söylemekte AKP sözcüleri. Evet, değişti; ama Türkiye ve Suriye’nin karşılıklı rızalarıyla. Anlaşılacağı üzere Ankara Antlaşmasına zarar vermeden. Şimdi siz ne yapıyorsunuz? Ankara Antlaşmasının özüne darbe indiriyorsunuz?

Süleyman Şah Türbesi’nin taşınması her bakımdan yanlıştır. Hem vatan toprağı terk edilmiş hem de terör örgütlerine ödünler verilmiştir. Terör örgütünü muhatap almak bile büyük bir ödündür. Unutulmaya..

Erdoğan-Davutoğlu dış politikası, Süleyman Şah Türbesi’nin duvarlarına çarparak Fırat’ın sularına gömüldü. Akılcılıktan, faydacılıktan, öngörüden, tarihsel bilinçten yoksun ve macera dolu bir dış politika anlayışının başarı olasılığı zaten yoktu.

Bakalım sırada ne var? Hangi Ulusal değerimizden vazgeçecek AKP?
                                               Adil Hacıömeroğlu

                                               23 Şubat 2015

2 yorum:

  1. Sırada Ankara var.

    YanıtlaSil
  2. İşçisi, işvereni,zengini,fakiri,kadını,erkeği,genci,yaşlısı velhasıl tüm toplum kesimlerinde yoğun şekilde varolan menfaatperestlik, nihayet Türkiye ye bunu da yaptırdı. Yalan değil gerçek Yeni Türkiye...

    YanıtlaSil