19 Şubat 2015 Perşembe

YÜZDE ELLİYİ EVLERİNDE TUTMUYOR ARTIK


Özgecan’ın modern yaşam tarzı, görünüşü karşısında azgınlaşan ilkel benlik saldırıya geçti. Tecavüze yeltendi, Özgecan’ın direnişiyle karşılaştı. Evinde zor tutulan yüzde elliden biri olan katil; önce bıçakladı, sonra arabayla ezdi, Özgecan can vermeyince de benzin döküp yaktı.

Kar yağdı, doğa beyaz örtüsünü kuşandı. Kar, çocukların da gençlerin de yüreğindeki gençlik, yaşam cevherini soldurmayan orta yaşlıların da heyecanlandığı bir doğa olayıdır. Kartopu oynamak, kardan adam yapmak, karda yürümek herkesin can atarak istediği bir şeydir. Kar, insanın içinde coşkun ırmakların akmasını sağlar. Duygularını harekete geçirir.

Kadıköy Yeldeğirmeni’nde de kar coşkusunu yaşamak isteyen bir grup genç kartopu oynamaya başlar akşamın alaca karanlığında kızlı erkekli. Atılan kartoplarından biri esnaf kılığındaki saldırganın camına gelir. Cam kırılmaz bile... Saldırgan canlı bir bomba... Patlamak için fırsat kollamakta... Önce sopayla, sonra bıçakla saldırır kızlı erkekli gruba. Saplar bıçağı gazeteci Nuh Köklü’nün yüreğine. Can verir oracıkta Genç Gazeteci.

Saldırganı delirten dükkânının camına kartopu gelmesi midir? Bizce hayır! Onu delirten kızlı erkekli kartopu oynayanlardır. Onu bıçakla saldırmaya iten kartopu oynayanların mutluluğudur. Onu delirten kızlı erkekli atılan kahkahalardır.

Yaşamı boyunca mutlu olamamış, karşı cinsle eşit bir ilişki içinde kahkaha atamamış bir kişinin içinde yıllarca bastırdığı duyguların patlamasıdır bu. Mutluluğun, sevginin ne olduğunu bilmeyen biri, mutluluk tablosu karşısında ezilir, afallar, o tabloyu yok etmeyi düşünür.

Yaşamı boyunca karşı cinsten sevdiği biriyle el ele, özgürce, yüreği coşarak bir dakika bile yaşamayan bir kişi yapamadıklarını başkalarının yaptığını görürse kıskançlıktan kudurur.

Yeldeğirmeni’nde evde zor tutulan yüzde elliden bir kişi çağdaş yaşama karşı kışkırtıla kışkırtıla barut fıçısı olmuştur. Ve sonunda patlamıştır.

Nuh Köklü, karlar üzerinde can verirken TBMM’de iktidar partisinin eli sopalı fedaileri, iç güvensizlik yasasını kabul ettirmek için muhalefet milletvekillerine meydan dayağı atmaktaydı.

RTE’nin evlerinde zor tuttuğu yüzde elli, evlerinden çıkmaya başladı. TBMM’de, Yeldeğirmenin’de, Tarsus’taki dolmuş’ta ölüm saçarak... Allah bin beterinden saklasın Türk halkını!
                                                           Adil Hacıömeroğlu

                                                           19 Şubat 2015

3 yorum:

  1. Özgür düşüncenin , insanca duyguların baskı altında tutulduğu kapalı toplumlarda , insan sevgisinden yoksun ruh hastası insanlar yetişir. Özgecan'ı hunharca katleden cani gibi. Kar yağışının keyfini çıkarma şenliğindeki kızlı erkekli insanların mutluluğunu çekemeyip , onlara bıçakla saldırarak , Gazeteci Nuh Köklü'yü öldüren esnaf bozuntusu cani gibi... RTE 'nin '' Evde zor tutuyorum . '' sözü ile aslında kışkırtmak istediği kesimden insanlar bunlar. Ve baskıcı anlayışın duygularını körelttiği kötücüllerdir bunlar. Halkımızı böyle sapıklardan korumak , bu insanlık dışı anlayışı da yok etmek gerek.. Sn. A. Hacıömeroğlu , bu konuyu ayrıntılarıyla aktarmış okurlara.. Teşekkürler !
    ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil
  2. Türkiye çok ısınıyor.. seçim öncesi elde tutulan kozlar, seçim sonrası sel gibi boşalacak, Allah aklımızın önünü açsın, ona çok ihtiyacımız var,

    YanıtlaSil
  3. Süleyman Şah türbesinin temsili olarak Suriye'deki uluslarası antlaşma gereğince Türk toprağı sayılan kesimden taşınması çok yönlü bir yanlıştır : Önce , kendi toprağımızı terk etmektir . Suriye topraklarına da tecavüz suçu vardır bunda. Bir başka yanlış da PYD , PKK ve IŞİD gibi terör örgütlerini '' MUHATAP '' kabul etmiş görünmesidir. Ülkemizin dış politikasında yeni bir '' fiyasko''dur bu. Konunun ayrıntılı anlatımını okurlara sunduğu yazısı için sayın Adil Hacıömeroğlu 'na teşekkürler .
    özgen kara

    YanıtlaSil