3 Nisan 2015 Cuma

CHP’DEN NEDEN AYRILDIM?


2004’ten beri CHP üyesi olduğum CHP’den ayrıldım, neden?

Kılıçdaroğlu’nun  CHP Genel başkanı olmasıyla partinin geleneksel Kemalist çizgisinde önemli değişikler oldu. Gerçi daha önceleri parti politikalarında küçük çapta sapmalar olsa da genel çizgi fazla değişmedi. Kısacası eksen kaymadı.

Deniz Baykal’a yapılan bir kaset komplosuyla iş başına gelen Kılıçdaroğlu ve yönetimi, öncelikle partiden söz ederken YCHP demeye başladılar. Bu söylemle partinin geçmişle, tarihte oynadığı rolle ilişkisi kesilmeye çalışıldı. CHP, bu yolla köksüzlüğe tutsak edildi. Buna koşut olarak Kılıçdaroğlu’nun “Biz, 1930’ların CHP’si değiliz.” demesi YCHP’nin tarihiyle hesaplaşmasının açıkça ilanıydı.

YCHP’nin tarihiyle bağları koparılınca dünya görüşü de farklılaştı. Emperyalizmle savaşım için kurulan parti, iktidar olmak için ABD’ye şirin görünme yolunu seçti. Bu da emperyalizme açık bir teslimiyet olmakta. Zaman zaman bazı YCHP sözcüleri, ABD ile diyaloglarının gelişmesinin önemini ballandıra ballandıra anlattılar.

Atatürk’e, İnönü’ye ve kurucu kadrolara karşı AKP-PKK sözcüleri fırsat buldukça saldırıya geçtiler. Cumhuriyet’in kurucu, önder kadroları katliamcılıkla suçlandılar. Hem de haksızca... Tüm tarihi belgeler, Cumhuriyet kurucularını aklarken YCHP Lideri Kılıçdaroğlu “Dersimli Kemal’im!” diyerek bu suçlamalara haklılık kazandırdı. Bu söylemiyle Cumhuriyet’in yanında değil, Cumhuriyet yıkıcıları AKP-PKK’nın yanında saf tuttu.

AKP’nin “açılım” adı altında başlattığı Türkiye’yi bölme planına ses çıkarmadığı gibi “Avrupa yerel yönetimler özerklik şartını” kabul edeceklerini söyleyerek açık destek verdi. Kimi zaman AKP ile “açılım” konusunda yarışması Atatürk’ün CHP’sinin kimlerin elinde oyuncak olduğunu göstermekte. Oysa “açılım” adı verilen “çözüm planı” tamamen ABD tarafından hükümete dayatılan BOP kapsamında bir yaptırımdır. “Açılım” denen bölünme projesinin karşısında olması gereken parti CHP olmalıydı. Ancak ne yazık ki tarihsel misyonuna ters bir tutum takındı.

Cumhuriyet Devrimi, Ortaçağ düzeni ve onun destekçisi sömürgeciliğe karşı yapıldı. Çünkü çağdaşlaşma savaşımı, bu iki gerici gücü alt ederek başarıya ulaşır. YCHP yönetiminden bazı kişiler; zaman zaman Seyit Rıza, Şeyh Sait, Said-i Nursi gibi emperyalizmin açık desteğini alarak Cumhuriyet’e savaş açan feodal düzenin temsilcilerini savundular. Anadolu gericiliğinin simgeleri olan bu kişilere mağduriyet sıfatı kazandırmak için uğraşanlar oldu ne yazık ki. Bu, YCHP yöneticilerine, kimi milletvekillerine yakışmadı. Kendilerince halk dalkavukluğu yaparak her kesimden oy alma kurnazlığı, onları gericiliğin kucağına attı. Bazı milletvekilleri daha ileri giderek tekke ve zaviyelerin açılması için görüş açıklamaları ise anlaşılır gibi değil.

Cumhuriyet Devriminin en önemli dayanaklarından biri de ulusal endüstridir. Cumhuriyet kurucularının bin bir emekle kurdukları sanayi tesisleri bir bir satılırken YCHP yönetiminin genellikle suskun kalması anlaşılamaz. “Niye sattın?” sorusu yerine “Neden ucuza sattın?” denmesi özelleştirme konusunda iktidarla aynı doğrultuda olduklarının bir göstergesi.

Türkiye de sanayi, tarım, hayvancılığın yok edilmesi; üretim yerine tüketimin yeğlenmesi; dışa bağımlı sıcak paraya dayalı bir ekonomik düzenin geçerli olmasının mimarı Kemal Derviş’tir. Kılıçdaroğlu’nun daha seçimler yapılmadan Derviş’i ekonomiden sorumlu bakan ilan etmesi, iktidara geldiklerinde AKP’nin uygulamakta olduğu ekonomik düzenin aynen süreceğinin egemen güçlere duyurusudur. Derviş’in ekonomik anlayışı halkı gönence ulaştırmaktan çok, asalak bir zümrenin varsıllaşmasına yöneliktir. Derviş’in ekonomik anlayışı Türkiye’nin dışa bağımlılığını artırmak yolundadır. CHP’nin emperyalizme karşı olan tarihsel anlayışına Derviş’in ekonomik anlayışı uyar mı?

Atatürk, daha TBMM’nin açıldığı ilk günlerde emperyalizme ve kapitalizme savaş açmıştı. Ulu Önder şunu çok iyi bilmekteydi ki: Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasal bağımsızlık olmaz. Bunun içindir ki Lozan’da kapitülasyonların kaldırılması için günlerce ter döktü Türk heyeti. Bundandır ki, ulusal endüstriyi kurmak için olağanüstü bir çalışma, özveri göstermiştir Cumhuriyet kurucuları.

Ulus devlet anlayışı, Türkiye’yi bir arada tutan en önemli öğedir. Bu konudaki en küçük sapma, Türkiye’yi geri dönülmez karanlıklara sürükler. Bu nedenle YCHP yönetiminin zaman zaman “açılım” kapsamında ulus devletin temel ilkelerinin tartışılmasına taraf olması kabul edilemez. Bu durum, Türkiye’ye yapılan küresel saldırıları yoğunlaştırır; halkı böler, ulusu dağıtır. Bir CHP üyesi olarak böyle bir aymazlığa ortak olamazdım.

CİA’nın yan kuruluşunun TR 705 kodlu haber elemanının (Buna halk dilinde ajan ya da casusu denir.) CHP’de genel başkan yardımcısı olmasının hiçbir haklı açıklaması yapılamaz. CHP yönetimi, emperyalist istihbarat örgütlerinin haber elemanlarının yer aldığı değil, emperyalizme karşı kahramanca savaşanların yer alacağı bir yer olmalı.

Burada, bir köşe yazısının sınırları içine sığmayacak kadar yanlışlar yaptı YCHP yönetimi. Bunların hiçbiri, Atatürk’e bağlı yurttaşlarca kabul edilemezdir.

Atatürk: “İki büyük eserim var: Biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir.” Demişti. Ne yazık ki Atatürk’ün iki büyük eseri de Cumhuriyet Karşıtlarını işgali altındadır. Bu nedenle hem Türkiye Cumhuriyeti’ni hem de Cumhuriyet Halk Partisi’ni kurtarmak için, onları yeniden Atatürk çizgisine getirmek için CHP’den ayrıldım. Amacım, tüm yurtseverlerin Atatürk’te ve altıokta birleşmelerini sağlayarak Cumhuriyet’i yeniden kurmaktır.
                                   Adil Hacıömeroğlu
                                   3 Nisan 2015





2 yorum:

  1. CHP gözümden düşeli epeyce zaman oldu. Yazdıklarınızı ve fazlasını adım adım takip edip zaman zaman şaşkınlık, zaman zaman isyan içinde ''nereye gidiyor bu CHP'' deyip durdum. Ne var ki alternatif yok.

    YanıtlaSil
  2. Sadece CHP nin değil Herşeyin sonu geldi aslında, yeni bir başlangıca doğru gidiyoruz sanki

    YanıtlaSil