3 Nisan 2015 Cuma

OPERASYON BAŞARILIYMIŞ


31 Mart 2015 günü, yani Türkiye’nin baştan aşağı karanlığa tutsak olduğu gün, Berkin Elvan cinayetini soruşturmakla görevli savcı Mehmet Selim Kiraz iki terörist tarafından rehin alındı. Böylece karanlık gün kuytusunda, karanlık bir eylem Türkiye’yi iyice kararttı.

Mehmet Selim Kiraz, Berkin davasının beşinci savcısı. Dava süresince ilk kez Berkin’in katillerine Savcı Kiraz zamanında yaklaşıldı. Berkin’i vuran polis ya da polislerin belirlenmesine ramak kalmıştı. Şimdi olayı daha iyi aydınlatmak için bu son tümceden hareket etmeli. Gizli bir el, yani Gladyo savcı Kiraz’ın Berkin’in katiline ulaşılmasını istemedi. Sonuç: Savcı Kiraz öldürülerek susturuldu...

Rehin alma olayında kuşatmayı yapan polis her zaman avantajlıdır. Çünkü içerideki teröristlerin cephanesi sınırlıdır. Yaşamak için ekmeğe ve suya gereksinimleri vardır. Yine birçok insani gereksinmeleri karşılamak zorundalar. Zaman geçtikçe sinirler gerilir ve yorgunluk başlar. Saatlerin ilerlemesi, eylemcilerin kendi amaçlarına ulaşmadaki umutsuzluğunu artırır. Giderek çözülmeler başlar.

Emniyet güçlerin asıl amacı, teröristler canlı yakalamak olmalı. Canlı yakalanan her terörist, önemli bir bilgi kaynağıdır. Bilgi, istihbaratın temelini oluşturur. Bu da terör örgütünün çökertilmesi için altın fırsattır.

Baskını yapan teröristler konuşmak için bazı kişileri çağırdılar. Bu önemli bir fırsattı polis için... Çünkü bu yolla teröristlerle diyalog geliştirilebilirdi. Bu yolla eylemcilerde kısmi rahatlama, gevşeme sağlanabilirdi. Bu olanaklar iyi kullanılmadı ne yazık ki...

Savcı Kiraz’ın odasından iki el silah sesi geldikten sonra operasyonun başladığı söylenmekte. İki el ateş edilmişse savcıya. Vücudundaki beş kurşundan ikisi teröristlerin silahından çıkmışsa diğer üçü hangi silahlardan ateşlenmiş?

Teröristler, iyi korunan ve daha önce de silahlı saldırıların olduğu adliye binasına silahlarıyla nasıl girdiler? Yalnızca avukat cübbesini ellerine alıp kravat takarak içeri girmek olanaklı mı? Kapıdaki güvenlikçilere hangi kimlik kartını gösterdiler. Eğer silahlar üzerlerindeyse şüphe yaratmadılar mı? Yoksa silahlar başka bir kapıdan ya da pencereden mi içeri sokuldu? İki terörist, içeriden yardım aldı mı? Bu ve benzer soruların yanıtları verilerek kamuoyu rahatlatılmalı.

Adliye baskını, AKP’ye yaramıştır. Neden mi?

Berkin cinayetinde suçlulara ulaşmak isteyen savcı susturuldu.

Yandaş basına, Haziran Direnişine saldırma, saptırma fırsatı verilmiştir.

İktidar öteden beri avukatların adliyeye girişlerinde üzerlerinin aranması için yasalar çıkarmaya çalışıyordu. AKP’ye bu antidemokratik yasa için fırsat sunulmuştur.

AKP iktidarı, baroları budamak için sinsi planlar kurmaktaydı. Adliye baskını eylemiyle baroları linç kampanyası başlatılacak kamuoyunda...

Adliye baskınına nereden bakılırsa bakılsın AKP’nin lehine bir eylem. Bu terör örgütünün adında “devrimci, halk, kurtuluş...” sözcükleri de olsa solculukla, devrimcilikle, halkla hiçbir ilişkisi yok! Devrimciler halka karşı sorumludurlar ve taşeronluk yapmazlar.

Bir de işin en gülünç yanı, hükümet sözcülerinin operasyonu başarılı bulmaları... Rehin savcı da teröristler de öldü. Bu nasıl başarıdır?

Adil Hacıömeroğlu
2 Nisan 2015


1 yorum:

  1. Türkiye, yurtdışında üst düzey ve kritik görevdeki kamu görevlilerini koruyamayan bir ülke olarak biliniyor.. Hatırlanacağı üzere geçmişte bir danıştay baskını yaşamıştık, aynı karanlık güç o vakit farklı renkte piyonlar kullanmıştı, Türkiye gibi, biri yer biri bakar ülkelerde terör ve terörist eksik olmaz, devletin terörle mücadelede daha dikkatli olması gerekir...

    YanıtlaSil