30 Haziran 2015 Salı

NEDEN YCHP?



Dostlarımızın birçoğu, son zamanlarda yazılarımda neden CHP değil de YCHP adını kullandığımı sormakta. Hatta bazıları, sitem etmekteler… Özellikle sosyal medyadaki okurlarım, bu adlandırmayı sert bir biçimde eleştirmekteler…

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki YCHP adlandırması bana ait değil, bu tanımlama partinin genel başkanı dâhil, birçok genel merkez yöneticilerince dile getirilmiştir. Burada amaç, Atatürk’ün CHP’si ile bağları koparmaktır.

            YCHP yöneticilerinin düşüncelerine, siyaset anlayışlarına katılmıyorum. Ancak durmuş saat bile günde iki kez doğruyu gösterir, düşüncesinden hareketle yeni CHP tanımına katılıyorum.

Genel merkez yöneticilerinin “Biz artık yeni CHP’yiz demeleri, doğru bir tanımlamadır. Çünkü partinin siyasal ve ideolojik anlamda Atatürk döneminin CHP’si ile yasal birkaç zorunluluk dışında hiçbir ilişkisi yoktur. Bu nedenle YCHP adlandırmasını benimsedik ve uzun süredir yazılarımızda bu adı kullanmaktayız.

“Biz Atatürk’ün CHP’si değiliz.” sözü Kılıçdaroğlu’na aittir. Yine “1930’ların CHP’si değiliz sözünü de Kılıçdaroğlu söylemiştir. Partinin genel başkanı, “Ben Dersimli Kemal’im!” diyerek Cumhuriyet’in devrimci ruhuna meydan okumuştur. Cumhuriyet’in devrimci ruhundan arınmış bir CHP olur mu?

Atatürk’ün CHP’si devrimciydi. Atatürk “arasız devrimler” diyerek Türkiye’nin gelecekteki siyasal anlayışına da yol göstermişti. Çağın dayattığı sorunları devrimlerle aşma amacını koymuştu CHP’nin önüne büyük kurtarıcı. Ülkenin siyasal tıkanıklığa uğradığı anlarda, toplumsal sorunların çözümsüzleştiği durumlarda “arasız devrimler” ulusun geleceğini yönlendirecek, kurtuluşun yolunu açacaktı.  Ne yazık ki CHP, 1938’den bu yana yavaş yavaş bu devrimci özünden uzaklaştırıldı. Hele son dönemde devrimci CHP, belleklerden silinmeye çalışıldı. Son günlerin moda söyleyişiyle YCHP yöneticileri, Atatürk’ün CHP’si ile araya mesafe koymaktalar.

Atatürk’ün CHP’si antiemperyalistti. CHP, emperyalizme karşı bir savaşı örgütlemişti. Emperyalizmin isteklerine boyun eğen değil, bu isteklere karşı duran bir siyasal örgüttü. Oysa YCHP, iktidar olma umudunu, emperyalist merkezlerin onayıyla sağlamaya çalışmakta. Atatürk’ün halkçılık programı yerine, emperyalizmin sol ayağı olan sosyal demokrasiyi kabul ederek küresel sömürü sisteminin bir parçası olmayı yeğledi.

CHP’nin ideolojisi altı oktur. Altıok’un ifade ettiği düşüncelerin çağın gerisinde kaldığını söylemek ya da savlamak, Türk Devrimi’nin inkârıdır. Daha açık bir deyişle Türk Devrimi’ni ortadan kaldırmak isteyen güçlere şirin görünme çabasıdır. Özellikle laiklik ilkesini “katı laikçilik” diyerek bir kenara itmek Türk Devrimi’nden vazgeçmektir. Böylesi bir aymazlık, ulusun dağılmasına neden olur. Bu da Türkiye’nin bölünmesi demektir.

Altı oku göğsünü gere gere savunamayan bir partinin adı ne olursa olsun CHP olamaz.

Atatürk ve arkadaşları, yani CHP’nin kurucuları hiçbir konuda halka yalan söylemediler, yurttaşı asılsız vaatlerle aldatmadılar. Yaptıkları her devrimin, her yeniliğin arkasında durdular. Gericilikle uzlaşmadılar. Tersine gericiliğin vatan topraklarından kökünü kazımak için amansız bir savaşım yürüttüler. Devrimci bir bakışla Türkiye’yi, gerici taassuptan kurtarmanın çarelerini aradılar.

Seçimden önce gerici ve emperyalizmin işbirlikçisi AKP’ye söylenmedik ağır söz bırakmayan YCHP yöneticilerinin seçimden sonra Cumhuriyet düşmanı bu partiyle koalisyon kurmak için can atmaları CHP’nin hangi anlayışına uyar? Tabi kafanı sandığın içine sokup devrimcilikten vazgeçersen sırası geldiğinde de gericiliğin payandası olursun çaktırmadan.

Başta Atatürk olmak üzere Cumhuriyet kurucularını savun(a)mayan bir partinin adı CHP olsa dahi CHP olamaz. CHP, Atatürk’ün partisidir. Bu nedenle bugünkü CHP ile aradaki farkı belirtmek yurtseverlik ödevidir. Kurtuluş mücadelesine önderlik eden, devrimleri gerçekleştiren, yurtta ve dünyada barışı savunan CHP’nin Atatürkçü kalıtına sahip çıkmalı. YCHP’nin geçmişini inkâr eden ve emperyalizme teslimiyet içeren politikalarından ayrı tutmalı CHP’yi. Hele Cumhuriyet’i korumaktan başka bir düşüncesi olmayan ve Atatürk’e bağlı CHP’nin özverili üyelerini, YCHP’den ayırmalı.

“Yeni” sözcüğü “değişimi, gelişimi” anlatan güzel bir sözcük, önad. Ne yazık ki AKP gericiliği sözcüklerimizin anlamsal içeriklerini boşaltmakta. “Yeni” sözcüğü de bu dönemde asıl anlamının karşıtı olabilecek anlamlarda kullanılmakta. “Yeni Türkiye” denerek egemen olan gericilik, “yeni” sözcüğünün anlamı arkasında saklandırılmakta. Yine Cumhuriyet gazetesinin başına “yeni” getirilerek devrimci, Kemalist özünden, tarihsel yükümlülüklerinden arındırılmakta. CHP’nin başına da “yeni” sözcüğü getirilerek gericilikle uzlaşmasına kılıf bulunmak istenmekte.

Devrimci olan yenidir. Emperyalizme, gericiliğe, bölücülüğe karşı durmak yenidir. Etnik bölünmeleri, mezhepçi siyaseti savunmak eskidir. Demokrasi adı altında halkı tutsak eden bir düzeni savunmak adına “yeni” desen de eskinin eskisidir. Bu nedenle yenilik, özünde süreklilik ve bulunan Atatürk Devrimi’ndedir. Tabi, bunu savunacak yürekli kişiler varsa…

                                               Adil Hacıömeroğlu

                                               26 Haziran 2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder