21 Temmuz 2015 Salı

SURUÇ’TA BOMBAYI KİM PATLATTI?

                                    

20 Temmuz 2015 sabahı Türkiye, Suruç’taki patlamayla uyandı. Bayram sonrası ilk iş gününde terörün kanlı eli otuz iki yurttaşımızın yaşamına son verdi. Yüzü aşkın da yaralı var.

İç ve dış medya,  patlama olur olmaz hemen işin sorumlusunu da açıkladı. IŞİD… Olay yeri incelemesi yapılmamış. Patlayıcının özellikleri ortaya çıkmamış. IŞİD, eylemi üstlenmemiş. Ama iç ve dış medya olayın faili konusunda hemfikir. Sanki patlamayı gerçekleştirenler, önceden dört bir yana haber salmış gibi…

Bir eylemi, kimin yaptığını ya da yaptırdığını anlamak için olayın sonucuna bakmalı. Bu eylemden kimin ya da kimlerin çıkar sağladığını görmeli.

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, Suruç’ta patlayan bombanın hedefi Türkiye’dir. Amaç, Türkiye’nin güvenliğini tehdit etmektir. Türkiye’de çatışmacı bir ortam yaratarak ve halkı hedef alan kanlı eylemler yaparak PKK’nın işini kolaylaştırmaktır. PKK’nın kanlı eylemlerine zemin hazırlamaktır.  Bölgesel ayaklanma çıkarmak için halkı kışkırtacak ortam yaratmaktır amaç. Suruç’taki patlama, PKK’yı kuzu postuna sokma eylemidir.

Suruç’taki bomba, Suriye’nin kuzeyinde açılmakta olan ihanet koridorunun amaca ulaşması içindir. İkinci İsrail’in kurulması amacıyla var olan engelleri temizlemek için otuz iki gencin yaşamına son verilmiştir. İhanet koridorunun önündeki en büyük engellerden biri Türkiye’dir. Türkiye, izin vermediği sürece İkinci İsrail kurulamaz. Bu nedenle Türkiye’nin ABD planları karşısında diz çöktürülmesi gerekir. Suruç’ta patlayan bomba, ABD’nin Türkiye’ye tehdit iletisidir. Önemli olan Türk tarafının bu iletiyi nasıl okuyacağıdır. Buna karşı alınacak tutum, Türkiye’nin de Ortadoğu’nun da yazgısını belirleyecek niteliktedir.

Gelelim, HDP yöneticilerinin konuyla ilgili açıklamalarına…

Suruç patlamasının ardında HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın ilk açıklaması ilginçtir. “Halkımız, siyasi kurumlarımız, sivil toplum örgütleri, belediyeler, meslek örgütleri gibi bütün toplumsal yapılar kendi güvenlik tedbirlerini de geliştirmelidir.” Bu açıklamayla HDP, kendi güvenlik örgütünü oluşturmak istediğini açıkça söylemekte. Çağrıda bulunduğu kurumlara ve kişilerin silahlanmalarını istemekte. Peki, kime karşı bu silahlanma? IŞİD’e karşı mı? Ya da IŞİD’i piyasaya süren ABD’ye karşı mı?

Hiçbiri değil tabi ki… PKK/HDP’nin silahlanma isteği, Türkiye’ye karşıdır. Amaçları, durumdan vazife çıkararak kendilerini mazlum göstererek silahlanmalarının haklı zeminini oluşturmaktır. Kendilerince kuracakları devletin parçalarını bir araya getirmektir.

Suruç patlamasının ikinci gününde Demirtaş, TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırmakta. Niçin mi?

“Birincisi, çözüm süreci. Çözüm süreci eğer parlamentonun dahiliyle, alacağı kararla selamete kavuşursa barışı sağlamamız daha kolaylaşacak. İkincisi, Türkiye’nin Rojava bölgesiyle ilişkileri… Dış politika ve IŞİD tehdidi de üçüncü gündem maddemiz olmalı.” demekte Demirtaş.

Eğer, Suruç’a bombayı IŞİD atmışsa (Büyük bir olasılıkla öyledir.) bunun çözüm süreciyle ilişkisi nedir? Demek ki HDP, bu katliamdan kendince yararlı bir sonuca gitmek istemekte. Bölünme sürecinin hızlanarak bir üst aşamaya girmesini istemekteler. Bölünme sürecinin TBMM’ce onaylanması için Suruç bombası sarılmakta bölücüler.

Türkiye’nin güneyindeki egemen devlet Suriye’dir. Düzeltilmesi, TBMM’nin ağırlığını koyması gereken ilişki, Ankara ile Şam’ın yakınlaşması ve teröre, bölücülüğe karşı işbirliği yapmasıdır. TBMM’nin bölücülerce Rojava adı verilen ihanet koridoruyla ilişkileri düzenlemesi demek, kendi varoluşunu inkârdır. Demirtaş, bu önerisiyle Türkiye’nin kendi meclisince bölünmesi için karar vermesini istemekte. Kısacası ihanete ortak aramakta.

Demirtaş’ın TBMM’nin olağanüstü toplanması için öne sürdüğü üçüncü madde de diğerlerine hizmet etmekte. Türkiye’yi de diğer Ortadoğu ülkelerini de asıl tehdit eden ABD-İsrail’dir. IŞİD ise bu tehditte ABD’nin küçük bir piyonudur, tıpkı PKK gibi.

IŞİD, yaptığı eylemlerle İkinci İsrail’in sınırlarını çizmekte. İhanet koridorunun oluşması için taşeronluk yapmakta. Bu konuda AKP hükümetlerinin aymazlıkları, Türkiye’ye zarar vermiştir, verecektir de… Türkiye, kendi toprak bütünlüğünü, güvenliğini, varoluşunu hedef alan planların içinde olmamalı. ABD-İsrail cephesine karşı durmalı. En kısa zamanda Şam’a dostluk elini uzatmalı. Ortadoğu ve Türkiye’de barış emperyalist planlara karşı çıkarak sağlanır. Emperyalistlerden rol bekleyenler, barışa hizmet edemezler.

Bombacını adresini arayanlar farklı yerlere bakmasınlar. Bomba, ABD-İsrail planıdır. Sahnede görünenlerse PKK ve IŞİD.

                                                Adil Hacıömeroğlu
                                               21 Temmuz 2015









1 yorum:

  1. Doğru, gerçekçi, net ve anlaşılabilir bir yazı... Kutlarım...

    YanıtlaSil