20 Temmuz 2016 Çarşamba

TAM DA ATLANTİK SİSTEMİNDEN ÇIKMA ZAMANI

                        
FETÖ’cü cuntanın arkasındaki gücün ABD olduğu çok açık. ABD yöneticilerinin ve sözcülerinin açıklamaları bu konuda tartışmaya yer bırakmıyor. Ayrıca ABD’de yönetime yakın gazetelerin FETÖ’ye sempatileri de açıkça görülmekte.
Türkiye ile ABD yıllardır birbirleriyle savaşmakta. Bu savaşta ABD, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne, ulusal birliğine saldırmakta. Ülkemizin her alanda zayıflatıp çökertmek için topyekûn bir saldırının tarafıdır ABD. Bu savaşta, ABD’nin müttefikleri İsrail ve AB’dir. Türkiye ise bu savaşta meşru müdafaa içindedir. Türk Milleti, vatanına sahip çıkma savaşı vermekte.
ABD, saldırılarını 1950’den beri devlet içine odaklanmış Amerikancı Gladyo çetesiyle sürdürmekte. Bu süreç içinde yüzlerce aydınımız, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri sırasında binlerce gencimiz Amerikancı Gladyo çetesince katledildi. FETÖ adı verilen çete, Gladyo’dur. Türkiye’nin Kemalist birikimi, Gladyo tarafından yok edilmeye çalışıldı. Cumhuriyet kurumları, tek tek ortadan kaldırılmaya başlandı. Türkiye’nin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri hunharca sömürüldü. Sanayimiz çökertildi. Tarım ve hayvancılığımız yok edildi. Kültürel yaşamımız yozlaştırıldı. Ulusumuz mezhep ve etnisite temelinde ayrıştırıldı. Kardeşi, kardeşe düşman yaptılar.  
ABD silahlı saldırısını, otuz yılı aşkın bir zamandır PKK ile sürdürmekte. Son zamanlarda ise IŞİD devreye sokulmuştur. ABD piyonu PKK, IŞİD ve FETÖ çetelerinin ortak hedefi, Türkiye Cumhuriyetini ortadan kaldırmaktır. Bu çeteler, Tük milletinin birliğini ortadan kaldırmak ve vatanımızı parçalamak için ABD’nin kullandığı taşeronlardır. Bu taşeronlar üzerinden ABD-Türkiye savaşı amansızca sürmekte.
Yetmiş yıldır kesintisiz bir savaşın içinde olan ABD ve Türkiye’nin dost olması olanaklı mıdır? Dost görünümlü bir düşmanlığın Türkiye’ye verdiği zararlar saymakla, anlatmakla bitmez. Bu durumda Türkiye’nin ABD ve Atlantik sistemiyle ilişkilerinin yeniden ve sağlıklı bir biçimde ele almasının zamanı gelmedi mi?
15 Temmuz’la yükselmekte olan ABD karşılığı ve vatanseverlik duygusu Türkiye’ye, Atlantik’le ilişkileri yeniden düzenlenme olanağı vermekte. Türkiye ilk olarak NATO’dan çıkmalı. Ülkemize bugüne kadar hiçbir yararı görülmeyen, ancak zararının çok olduğu herkesçe bilinen bir askeri ittifakta bulunmanın anlamı yoktur. Bu bağlamda ABD ile imzalanan tüm askeri antlaşmalar tek yanlı olarak feshedilmeli. Ülkemizdeki ABD v e NATO askeri üsleri kaldırılmalı. Böylece Türkiye, ayağındaki prangalardan ve kendi topraklarında düşmanın askeri gücünü barındırma yükünden kurtulmalı.
Türkiye, öncelikli olarak AB bağımlılığını yok etmeli. AB ülkelerinin ülkemizi aşağılayıp şamar oğlanı muamelesi yapmasına son verilmeli. Ekonomik ve siyasal olarak rahat soluk almamız için Avrasya ülkeleriyle yeni ittifakların oluşması için çaba gösterilmeli.
Gümrük Birliği’nden çıkılmalı. Türk ekonomisini perişan eden bir bağımlılıktan ivedilikle kurtulmalı Türkiye.
FETÖ, PKK, IŞİD ve benzeri çetelerinin saldırılarını önlemek, yurdumuz üzerindeki emperyalist planları boşa çıkarmak istiyorsak yukarıda önerdiğimiz köktenci kararları almak vatanseverlik görevidir. Milli devleti olmayan bir ülkenin emperyalist saldırılara karşı koyması olanaksızdır. Eğer milli devletiniz yoksa PKK, IŞİD, FETÖ gibi çetelerin oyuncağı olursunuz. Bugün yapılmakta olan Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ve toplanacak Bakanlar Kurulunun birincil konusu yukarıdaki önerilerimizi görüşmek olmalı. Yoksa havanda su dövmek, emperyalizme ve onun çetelerine güç kazandırır. Milletimizin bağrına saplanmak istenen hançeri engellemenin yoludur milli devleti oluşturmak. Bundan başka bir çözüm yolu olası olanaksızdır. Çözüm içimizde, devletimizin kuruluş ilkelerinde. Bunun tersine bir tavır takınmak, FETÖ’cü darbe kalkışmasını önleyen Türk Milletinin emeğine yazık etmektir. Gün, Atlantik sistemini alt etme günüdür. Ya Türk Milletinin yanında olacağız ya da Atlantik sistemine ve onun çetelerine (FETÖ, PKK, IŞİD...) hizmet edeceğiz. İvedilikle karar verme zamanıdır.
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           20 Temmuz 2016



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder