13 Eylül 2016 Salı

BELEDİYELER TÜRK MİLLETİ’NİN DEĞİL Mİ?


Belediyelerin amacı, sınırları içinde yaşayan yurttaşlara hizmet etmektir. Bu hizmetin çerçevesi de “Belediye Kanunu”nda anlatılmaktadır. Ne yazık ki birçok belediye, yurttaşa hizmet yerine yandaşa, eşe dosta hizmet alanı durumuna getirilmiştir. Bu da yetmemiş gibi bazı belediyeler, terör örgütlerinin destekçisi durumuna düşürülmüş durumda. Yerel hizmet yerine, terör örgütüne hizmet öncelik kazanmış.
            Açılım süreci boyunca Güneydoğu’da birçok kent, cephaneliğe dönüştürüldü. Evler, caddeler, sokaklar her yer terör örgütünce kazılarak bombalar, patlayıcılar saklanmış. Şehirler arası yollara tonlarca patlayıcı madde gömüldü. Tonlarca patlayıcının iş makinesi olmadan toprağa gömülmesi olanaksız. Patlayıcılar gömüldükten sonra iş makineleriyle asfaltlama yapıldı. Böylece patlayıcılar özenle saklandı. Bu işi de bölgede yapacak tek güç belediyeler... Anlaşılacağı üzere son yıllarda verdiğimiz her şehidin kanının dökülmesinde birçok belediyenin payı var. O zaman şu soru akla geliyor: Bu belediyeler, Türk milletine mi ait, yoksa kanlı terör örgütüne mi?
Bölgedeki belediyelerin yaptıklarının bazılarını 12 Eylül 2016 tarihli Aydınlık Gazetesi’nden özetleyelim...
5 Ocak 2016’da Mardin Dargeçit Belediyesi’ne ait traktörde cephanelik yakalandı.
28Haziran 2016’da Şırnak Belediyesi’nde 119 tane havan topu ve tabanca ele geçirildi.
10 Temmuz 2016’da Mardin’de sekiz ton bombayla saldıran kamyon, Mazıdağ Belediyesi’ne aitti.
Dağdaki teröristlere yemek servisi yapan belediye mi istersiniz; öldürülen teröristlerin adlarını parklara, caddeler verenler mi?
Birçok HDP’li (DBP) belediye terörist cenazelerini kaldırdı. Hatta teröristler için mezarlık yaptıranlar da var.
Birçok belediye su, kanalizasyon, yol... gibi hizmetleri yapmadıklarına göre bütçelerini nereye harcıyorlar dersiniz? Devletin verdiği ödenekler, halktan toplanan vergiler teröristlere veriliyor. Ve bu paralar, halkın canına kıymak için kullanılmakta.
HDP’li Sırrı Süreyya Önder, 26 Nisan 2014’teki İmralı görüşmesinde Öcalan’a belediye başkan adaylarını Kandil’in belirlediğini söylüyor. Adayları, Kandil belirleyince belediyeler de Kandil’deki teröristlere hizmet ediyor. Bu da şaşırtıcı değil.
PKK’lı ve FETÖ’cü teröristleri destekleyen belediyeler görevden alınınca ilk sert karşı çıkış, ABD’nin Ankara büyükelçisinden geliyor. Bu da şaşırtıcı değil tabi ki...
“Hükümetin bazı seçilmiş yerel yetkilileri terörizmi destekledikleri iddiasıyla görevden alma ve yerlerine kayyum atama kararını takiben Türkiye’nin Güneydoğu’sundaki çatışma haberlerinden endişe duyuyoruz.” açıklamasını yapmakta Amerikan elçisi. Bu açıklama tehdit kokmakta. PKK saldırılarının artacağını söylemekte ABD elçisi endişe duyarak(!).
ABD’yi tehditkâr bir duruma sokan nedir? Ne olacak? Kendisine hizmet eden belediye yönetimleri görevden alınınca adamlarını savunmakta.
Unutmayalım savaş, ABD ile Türkiye arasında. PKK, FETÖ, IŞİD... Amerika’nın silahlı güçleri. Kurtuluş Savaşı sırasında ülkemizin her hangi bir yerinde düşman güçlerine bağlı belediye başkanı olabilir miydi? Olamazdı tabi... Şimdi ABD’ye bağlı belediye başkanları niçin olsun? Belediyeler, Türk Milleti’nin değil mi?
Görevden alınan belediye başkanlarını savunan kim olursa olsun ABD safındadır. Söyleyin bakalım, nerede duracağız? Türk Milleti’nin yanında mı, yoksa Amerika’nın ihanet hattında mı?
                                                           Adil Hacıömeroğlu
                                                           13 Eylül 2016




1 yorum:

  1. Fetö ve pyd\PKK Amerika nın öncü birlikleridir.Bu öncü taburların hakkından gelmezsek, peşinden gelecek Amerikan deniz piyadeleri ,Irak'da olduğu gibi, Türkiye sokaklarını kaplar .Durum ciddidir ve romantik demokrasi edebiyatıyla, oy hesabıyla, üstesinden gelinemez.
    Avrasya Birliği ile bütünleşmek mecburiyeti doğmuştur.

    İktidara ;

    Belediyelerde asılı Kürtçe tabelaların kaldırıldıktan sonra yeniden asılması da yanlıştır. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti 'nin resmi dili Türkçe' dir. Almanya 'da 3 milyon Türk yaşıyor, üstelik dinler de farklı, Almanya daki resmi dairelerin tabelasında hem Almanca hem Türkçe mi kullanılıyor?

    Ana muhalefete;

    W harfinin milli abc' ye eklenmesi gündeme geliyor, ana muhalefet, siz hiç wc de ihtiyaç gidermediniz mi? diye soruyor. PKK nın taleplerini, bir yörenin masum kültürel talepleri gibi doğal insani istekler gibi gösteriyor.Anayasadan taviz vermemenin, ulusal Birliği ayakta tutmanın tek yolu olduğunu sanki bilmiyor. Böyle bir kritik dönemde çok yetersiz kalıyor.

    YanıtlaSil