1 Eylül 2016 Perşembe

EFKAN GİTTİ, SIRA FİDAN’DA MI?

                                   
FETÖ, 17 Aralık 2013’te RTE’ye saldırdı. RTE, bu saldırıyı iki kişiyle savuşturdu. Birincisi, MİT Müsteşarı Hakan Fidan... İkincisi de İçişleri Bakanı Muammer Güler’in istifasıyla bakanlık koltuğuna oturan Efkan Ala... RTE’ye siper olan bu iki kişi bürokrat kökenli. İkisi de Milli Görüş geleneğinin siyasal mücadelesi içinde pişmemiş kişiler...
Dikkat edilirse içişleri Bakanlığı ve MİT gibi iç güvenliğin iki önemli koltuğunda, iki bürokrat oturdu en kritik günlerde. Anlaşılacağı üzere RTE, canını, malını, koltuğunu, geleceğini iki Milli Görüşçüye değil de iki bürokrata emanet etti. Bundan da anlaşılacağı üzere RTE’nin iki önemli dayanağı Ala ve Fidan... Yeni İçişleri Bakanı Soylu’nun da Milli Görüş geleneğinden gelmediğini söyleyelim.
Efkan Ala, bakanlık görevi sırasında FETÖ ile ödünsüz bir mücadele veriyor algısı yarattı kamuoyunda. Ancak bakanlığının kılcal damarlarına dahi işlemiş bir terör örgütünü temizlemek çok da kolay değildi. Temizlik çalışmasına karşın umulmadık yerlerden FETÖ’cüler çıktı ortaya. Kimi zaman vali, kimi zaman da emniyet müdürü olarak karşımıza çıktı FETÖ’cüler. Tabi Efkan Ala’nın içişleri bürokrasisinden geldiği unutulmamalı. Yıllarını bakanlık içinde geçiren birinin FETÖ’cüler konusunda bilgi sahibi olmaması düşünülemez.
Ala’nın neden görevinden ayrıldığı şimdilik muamma. Ancak çok yakın zamanda bu muammanın çözüleceği de kesin. RTE’nin FETÖ ile savaşında dayandığı önemli bir destek yıkıldı. Bakalım ikinci desteği ne olacak?
MİT Müsteşarı Hakan Fidan, 7 Haziran seçimlerinden beri ortalıkta yok! Var da yok... Fidan’ın RTE’den izinsiz milletvekilliği adaylığı, ikilinin arasındaki güven ilişkisini sakatladı. Bunun onarımı çok güç... Bundan da anlaşılacağı üzere RTE’nin bürokrat kökenli ikinci dayanağı da sallantıda. Gölgesinden bile şüphelenen, korkan bir RTE’nin bundan sonra işi zor.
RTE, kişisel kaygılar ve ideolojik saplantılarla müttefiklerini tüketmekte. Korku ve saplantılar yüzünden zayıfladığının farkında değil. 15 Temmuz’dan ders çıkarmadığı görülmekte. FETÖ ile mücadeleyi kişisel bir dava olarak anlamakta. Bu da onu, bir dizi yanlışın içine sokmakta. TSK’ya karşı düşmanca tavrı anlaşılacak gibi değil. Orduyu zayıflatacak hamleler yaptı. Bunlar da en çok FETÖ-ABD’ye yaradı. Oysa 15 Temmuz gecesi RTE’yi de Türk devletini de kurtaran TSK idi. Bu gerçeği bilmeden davranması, kendi sonunu hızlandırmakta.
RTE’nin 15 Temmuz’dan sonra Gezi Parkı’nda Topçu Kışlası yapma ısrarı ve Haydarpaşa Hastanesinin adını “II. Abdülhamit” olarak değiştirmesi anlaşılır gibi değil. Cumhuriyet değerleriyle kavga etmeyi sürdürmesi, ABD-FETÖ’yü güçlendirmekte. Bu yalın gerçeği bile görememekte. Devletin kurucu değerlerini yok etme çabasıyla kendi kuyusunu kazdığının farkında değil. Devlet, kurucu değerlerden uzaklaştıkça ABD-FETÖ güçlenir. Daha önce de söylediğimiz gibi RTE-AKP 15 Temmuz’da yıkılış sürecine girmiştir. Bu yıkılış süreci, RTE’nin bileşeni muhalefeti de siyasal çöplüğe gömecek.
Milletle kavga edenler, milletin başında duramazlar. Bu gerçeğin ışığında diyebiliriz ki tarihin tekerleği geri dönmez, kısa süreli patinajlar kimseyi umutsuzluğu sevk etmesin.
                                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                                       1 Eylül 2016

1 yorum:

  1. AKP nin yerine kim gelecek? Millet kimi seçecek? AKP nin alternatifi hazır mı? Yarın seçim olsa kim seçilir? Bu soruların cevabı yok.

    YanıtlaSil