12 Temmuz 2016 Salı

THKO SAVUNMASI


1968 Devrimci Gençlik Hareketi denince akla ilk gelen kişi hiç şüphesiz ki Deniz Gezmiş’tir. Eylemci kişiliğiyle ve liderlik yeteneğiyle bugün de gençlik üzerinde çok büyük etkisi vardır. Günümüzde Deniz Gezmiş’in görüşleri çok fazla bilinmemekte ne yazık ki... Bir eylemci olarak sempati toplamakta. Deniz Gezmiş’in örgütünün adı, THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu)... THKO’luların idam ve öldürülmelerden önce savundukları düşünceler, “THKO Savunma”sında var. Denizlerin düşüncelerini sağlıklı bir biçimde anlamak için “Savunma”larını okumak gerek.
68’liler Birliği Vakfı, “THKO Savunma” adlı kitabı yayımladı. THKO’luların düşüncelerinin birinci elden anlatıldığı bir kitap. Bu nedenle Denizleri merak edenlerin ve gerçekleri öğrenmek isteyenlerin okuması gereken bir kitap. Kitabın dili yalın ve akıcı. Herkesin sıkılmadan okuyacağı bir yapıt. Savunma, konusunu iyi bilen bir öğretmenin anlatım tekniğiyle yapılmış. Bu nedenle sıkıcı değil. Türkiye’nin emperyalizmle ilişkilerini irdeleyen bir tarih kitabı niteliğinde.
Deniz Gezmiş, kişisel savunmasında: “Türkiye’de gaflet, delalet ve hatta hıyanet içinde bulunanlar varsa, bunlar ancak Amerikan Emperyalizmi iş yapan çıkarcılardır. (THKO Savunma, sf. 15)” Savunmasının başında Deniz Gezmiş’in Atatürk’ten atıfla söze başlaması dünya görüşünü ve örnek olarak gördüğü kişileri, düşünceleri anlamak açısından önemlidir.
“Bu memlekette Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz. (Savunma, sf. 17) diyerek sürdürmekte savunmasını Deniz Gezmiş. Mustafa Kemal’in “istiklali tam prensibinin” kendilerince sürdürüldüğünü söylemekte. Böylece de devrimci köklerinin bu topraklarda bulunduğunu vurgulamakta.
“Hilafetin tekke ve zaviyelerin kapatılmasına açıkça karşı koymuşlar I ve II. TBMM’deki bazı milletvekillerinden söz edilmekte. AH). 1925 Şeyh Sait isyanı ile şanslarını denemişler. 1926’da İzmir’de Atatürk’e suikast düzenlemişler, fakat başaramamışlar. (Savunma, sf. 28)” Bu bölüm, Hüseyin İnan’ın kişisel savunmasından alınmış. Tekke ve zaviyelerin açılmasını “Demokrasinin gereğidir.” diyerek savunup Şeyh Sait’i halk önderi olarak gösteren aymazlar, Hüseyin İnan’ın adını ağızlarına alırken hiç mi utanmıyorlar?
“1961 Anayasası için hayatlarını ortaya koyan 27 Mayıs ihtilalinin öncüleri vatan haini ilan edilmek üzeredir. İhtilalin başı Cemal Gürsel Amerikan hapları ve iğneleri ile çoktan öldürülmüştür. (Savunma, sf.36)” 27 Mayıs devrimini darbe olarak gören tatlısu demokratları, AB’ci solcuların Hüseyin İnan’ın bu sözlerini iyi anlamaları gerek.
“Tüm ezilen uluslar bağımsızlık ve kurtuluş için silaha sarılmış olup, çağımızın canavarı emperyalizme karşı mücadele etmektedirler. Bugün ezilen halkların tek ve ortak düşmanı emperyalizmdir. (Savunma, sf. 40)” Demek ki tüm ezilenlerin emperyalizmi yenmeleri için birleşmeleri gerekmekte. Etnik köken siyaseti yapmak, ulusu bilmek bu savaşı engeller. “Biji Serok Obama!” diyerek emperyalizme karşı savaşılamaz. Ancak bu yolla ezilen haklara zarar verilir ve emperyalizme hizmet edilir.
“19 Mayıs 1919; emperyalizme, padişahlığa, hükümete ve köhnemiş devlet yapısına karşı Mustafa Kemal ve arkadaşları önderliğinde yürütülen devrimin başlangıcıdır. (Savunma, sf. 59)” 19 Mayıs’ı bu kadar güzel tanımlayan az bulunur. İşte, devrimci değerlendirme de böyle olur.
ABD’li senatör Upshow, 18 Ocak 1927 tarihinde Lozan Antlaşması ile ilgili bir açıklama yapar. Bu açıklama emperyalist küstahlık doludur. İşte bu sözlere THKO Savunmasında yanıt verilir.
“Amerikan Senatörünün Hunhar Timurlenk, Sefih Müthiş İvan ve Kafatası piramidi üzerinde oturan Cengiz Han’a benzettiği kişi emperyalizme karşı Türkiye Halkının Ulusal Kurtuluş Savaşına önderlik eden Mustafa Kemal’dir. Amerikalı politikacıya göre uygar uluslara onursuzluk getiren antlaşma, Lozan Antlaşmasıdır. Gene ona kalırsa Lozan’da Türkiye’nin konferans masasına oturtulması, Amerika’nın yüce ülkülerinden uzaklaşmasına sebep olmuştur. Kemalist Türkiye’nin suçu, bir Ulusal Kurtuluş Savaşını başarıyla vermiş olması ve kapitülasyonları kaldırmasıydı. (Savunma, sf. 77)
“...Dil bir sınıfın ya da zümrenin değil, tüm ulusun malıdır. (Savunma, sf. 192)”
“Emperyalistler bir ülkeyi sömürge haline getirirken, başta kendi dillerini halka öğreterek, ulusal dili ortadan kaldırmaya çalışırlar. (Afrika’da, Latin Amerika’da Fransız, İngiliz ve İspanyol sömürgecilerinin yaptığı gibi) çünkü ulusun kendi öz dilini koruması ve yabancıların diline rağbet etmemesi, giderek sömürgeciliğe karşı maddi bir direnme doğurur. ( Savunma, sf. 193)”
Yukarıda yer verdiğimiz dil konusundaki alıntılar belleklerde yer etmeli. Denizler, Güzel Türkçemizin korunmasının tam bağımsızlık için olmazsa olmaz olarak görmekte.
Savunma’da, ulus olmanın koşulu olarak “dil ve toprak birliği, iktisadi bütünlük, ortak ruhi şekillenme, tarihi olarak teşekkül etmiş istikrarlı birlik” gösterilmiş. “Irk, ulusal birliği meydana getiren öğelerden biri değildir. Biyolojik bir etkendir. Hiçbir biyolojik etken, toplumların tarihi evriminde bir rol oynayamaz. (Savunma, sf. 194)” denerek günümüzün ırkçı, etnik milliyetçi sahte solcularına ders verilmekte.
“Emperyalistler sömürge ülkelerdeki tahakkümlerini haklı göstermeye çalışmak ve halkları birbirine kırdırmak için, ırkçılık temalarını geliştirir. (Savunma, sf. 194)” THKO’lular, yıllar öncesinden günümüz Türkiye’sinin ve Ortadoğu’nun fotoğrafını çekmişler gibi bu sözlerle.
“Ulusumuzun benliğini kaybetmesi ve uyanmaması için her türlü Amerikan ilacını vermekten geri kalmıyorlar. Fakat bütün bunlara rağmen, gene de bir gün ulusun direneceğini ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin istedikleri gibi olamayacağını hesaplayarak gerekirse çıkarlarını korumak için son çare olarak Amerikan Ordusunu kullanmak için böyle bir durumda Amerika’nın müdahale edebileceği şekilde antlaşma imzalanmıştır. (Savunma, sf. 202)” Bu tümcelerde de görüldüğü gibi, Türk Ordusu her şeye karşın dost kuvvettir. TSK karşıtlığını solculuk, devrimcilik, ilericilik sanan sahte solcularının Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla herhangi bir benzerliği var mı?
“Amerikan emperyalizmi gayrı millidir. (Savunma, sf. 206)” sözleri Denizlere ait. “Milli, ulusal, ulusalcı, milliyetçi, ulus devlet (milli devlet)” sözcüklerinden öcü gibi korkan emperyalist yönlendirmeli bazı solcuların Savunma’yı dikkatle okumalarında yarar var. Çünkü bu sözcükler, sıkça kullanılmakta Savunma’da.
Emperyalizme karşı saf tutmayan ezilen ulus solcuları, egemen güçlere piyon ve yem olurlar. Türkiye gibi yarı sömürge bir ülkede emperyalizme karşı çıkmadan solcu da ilerici de devrimci de olunmaz.
Deniz Gezmişlerin maceracı çizgide birtakım eylemler yapmaları onların devrimci özlerini değiştirmez. Kitlelerden kopuk maceracı eylemleri onaylamak olanaksız. Denizleri yalnızca bu maceracı eylemlerden ibaret saymak büyük bir yanlış. Devrimin bireysel değil, kitlesel bir eylem olduğu gerçeği apaçık ortada. Bu nedenle günümüz gençleri Denizlerin maceracılıklarını değil; onların Milli Demokratik Devrim (MDD) çizgisinde ifadesini bulan antiemperyalist, antifeodal, ulusalcı, Kemalist Devrimi tamamlama ülkülerini örnek almaları yerinde olur.
Deniz Gezmiş, günümüz gençlerinin birçoğu için görüngüdür (fenomendir), tıpkı Che Guevara gibi. Fenomenleştirilen devrimciler; ne yazık ki kapitalistlerce düşünceleri, ülküleri unutturularak ticaret metasına dönüştürülmekte. Şapka, tişört, çantalara fotoğrafları basılı satılmakta. Denizlerin gerçek düşünceleri gençlere öğretilirse böyle bir tehlike de söz konusu olmaz. Çünkü devrimcilik fotoğraf baskılı tişörtlerle değil düşüncelerle olur. Bu nedenle Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının düşüncelerini öğrenmek için “THKO Savunma” kitabı okunmalı. Hem de her görüşten kişilerce...
                                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                                       12 Temmuz 2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder